Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5943
2023/5974
18 Ekim 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili hakkında 30.04.2009 vade tarihli 184.000,00 TL bedelli senede dayanılarak icra takibi başlatıldığını, davalının tefeci olduğunu, müvekkilinin 2007 yılında 6 ay sonra % 10 faizi ile ödenmek üzere 65.000,00 TL borç para aldığını, almış olduğu paranın 64.000,00 TL'lik kısmının çek ile ödediğini, geri kalan 1.000,00 TL'nin borç ve faizi için 80.000,00 TL daha senet düzenleyerek davalıya verdiğini, ancak faiz alacağı olarak kararlaştırılan 80.000,00 TL bedelli senedin müvekkili tarafından ödenemediği için davalıya 184.000,00 TL bedelli senet verdiğini, kendisine ait Denizli İli, Tavas İlçesi, Samanlık Mahallesi, Kaypıncak Mevkii, 338 ada, 1 parselde bulunan 3 no.lu bağımsız dükkanı 184.000,00 TL bedelli senet borcu ile davalının davacıya vermeyi taahhüt ettiği 100.000,00 TL karşılığında devretmeyi kabul ettiğini, taşınmaz devrinin gerçekleştiğini, ancak davalının taşınmaz ve 184.000,00 TL bedelli senet karşılığı vermeyi taahhüt ettiği 100.000,00 TL bedeli müvekkiline ödemediğini, bunun üzerine davalının Denizli 3. İcra Müdürlüğünün 2009/12285 E. sayılı dosyası ile 184.000,00 TL bedelli senedi icra takibine koyduğunu, müvekkilinin bu senet borcunu ödemesine rağmen davalı tarafından senedin icraya konulduğunu, müvekkilinin davalı hakkında Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına tefecilik suçundan suç duyurusunda bulunduğunu ve davalı hakkında Denizli 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/132 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, 2012/777 Karar sayılı ilam ile davalının tefecilik suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini ileri sürerek takibin dayanağı senet nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kurum temsilcisi cevap dilekçesinde; kayıtsız ve şartsız borç ikrarı içeren bononun hangi sebep ve ne amaçla düzenlendiğinin önem arz etmediğini, sebepten soyut olan bonodaki alacağın tefecilikten kaynaklandığı iddiasının dinlenebilir bir iddia olmadığını, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu ve senede karşı senetle ispatın zorunlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava ve takibe konu senedi ödeme iddiasında bulunan davacı tarafın iddiasını ispatlayamadığı, ceza dosyasında buna ilişkin herhangi bir belirleme de yapılmadığı, ayrıca davalı alacaklının tefecilik suçundan ceza almış olmasının ödemeyi ispata yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ceza mahkemesi kararıyla senedin tefecilik nedeniyle alındığının sabit olduğunu, müvekkilinin davalıya 1.000,00 TL borcunun bulunduğunu, ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bononun arkasındaki temel ilişkiden bağımsız borç ikrarı içeren senetlerden olduğu, kural olarak bonoya dayalı bir alacağın ödendiğinin ispat yükü borçluya ait ise de, tefecilik nedeniyle düzenlenen bonoların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 27 nci maddesine göre, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olduğundan kesin olarak hükümsüz olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/4083 E. 2021/4099 K. sayılı 26.04.2021 tarihli ilamında da açıklandığı üzere, ceza davası sonunda tefeciliğe ilişkin maddi vakıa kesinleştiğinden 6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin birinci fıkrası (818 sayılı Borçlar Kanununun 20 nci maddesinin birinci fıkrası) hükmü uyarınca, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı sözleşmeler geçersiz olacağından, dava konusu bono hukuken geçerli olmadığını, davacının yargılama aşamasında istinaf dilekçesinde davalıya 1.000,00 TL borçlu olduğunu kabul ettiğinden takip konusu bononun 183.000,00 TL'sinden davacının sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne, Denizli 3. İcra Müdürlüğünün 2009/12285 E. sayılı takip dosyasına dayanak 30/04/2009 vade tarihli 184.000,00 TL bedelli bononun 183.000,00 TL'sinden davacının borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu bononun tefecilikten kaynaklandığına ilişkin gösterilen Denizli 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/391 E. 2016/610 K. sayılı dosyasında davacının taraf olmadığını, müşteki sıfatı olmamasına rağmen tanık olarak dinlendiğini ve eldeki dosyadaki iddialarıyla benzer anlatımlarda bulunduğunu, ceza dosyasında, 184.000,00 TL bedelli dava konusu bono ile ilgili bir değerlendirme ve/veya hüküm bulunmadığını, bu nedenle de sadece ceza dosyasına istinaden menfi tespit talebinin kabul edilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, ceza dosyasında ve eldeki menfi tespit davasında, davacı borçlu tarafından nakit para alındığının kabul edildiğini ancak bunun ödendiği, çekle ödendiğinin iddia edildiğini, ancak davacı tarafça böyle bir çek veya çek bilgisi dosyaya sunulmadığını, çünkü böyle bir ödeme bulunmadığını, senetteki yazı ve imzalara bir itiraz olmadığını, senedin sebepten mücerret olduğunu, senede karşı senetle ispat kuralları yok sayıldığını, sözde tefecilik iddiasıyla verildiği iddia edilen senedin 80.000,00 TL'lik bir senet olduğunu ancak dava konusu senedin 184.000,00 TL bedelli olduğunu, yani iddia edilen bonoların da farklı olduğunu, davacının iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sözde bakiye 1.000,00 TL borç için 184.000,00 TL senet düzenlendiği iddiasının inandırıcı olmadığını, bononun tanzim tarihinin 30.04.2008, vade tarihi 30.04.2009 olup icra takibi 16.12.2009'da kesinleştiğini, menfi tespit davasının ise bundan 5 sene sonra açıldığını, 1.000,00 TL'lik borç için 184.000,00 TL'lik senet veren birisinin, 5 sene beklemesinin düşünülemeyeceğini, senet bedelinin ödendiği iddiasının ancak yazılı belgeyle ispatının mümkün olduğunu, emsal Yargıtay içtihatlarına göre de davacının davasının reddi gerektiğini, davacı tarafın tefecilik iddiasını kabul etmemekle birlikte, davacı taraf, tefecilikten kaynaklı olarak aldığı paraya karşılık 80.000,00 TL bedelli senet verdiğini iddia ettiğini, oysa icra takibine ve davaya konu senedin sözkonusu 80.000,00 TL bedelli senet olmadığını ileri sürerek ve re'sen nazara alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C.Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit talebine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:17:41