Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1961
2023/5949
18 Ekim 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün önlenmesi ve ticari ünvanın terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince gerekçeye yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin "Sabancı" çekirdek unsurlu ticaret unvanının, müvekkili markaları aleyhine iltibas, marka tecavüzü ve haksız rekabet yaratması nedeniyle söz konusu durumun tespiti ve önlenmesi ile davalı unvanının sicilden terkinini,ticaret unvanının ve tescilsiz "sabancı" ibaresinin tüketiciyi yanıltacak, ürünler arasında ilişki kurulmasına neden olabilecek ve/veya haksız rekabet yaratacak suretteki kullanımının lıer türlü yayınlar, hizmetler ve mallar, ürünler; ambalajlar; ilan, reklam, broşür, afiş vc sair her türlü tanıtım malzemesi; basılı kağıtlar, faturalar ve sair her türlü ticari evrak, alan adları da dahil olmak üzere internet üzerinde,Türkiye'de ve yurt dışında kullanmasının önlenmesine, davalının "sabancı" inşaat ve malzemeleri emlak makina gıda ve turizm sanayi ve ticaret limited şirketi" ticaret unvanının ve tescilsiz "sabancı" ibaresinin kullanıldığı ilan, reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemesinin; basılı kâğıtlar, faturalar ve sair her türlü ticari evrakın ve bu şekilde bastırılmış olan materyalin dahi bulundukları yerlerden toplanarak emin bir yerde muhafaza altına alınmasına, hüküm kesinleştiğinde imhasına, www.sabanciinsaat.com.tr alan adının iptaline, www.sabancigavrimenkul.com alan adlı internet sitesine erişimi engellemesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin kurumsal yönetim anlayışı ile inşaat işleri, mimari projeler ve mühendislik danışmanlık hizmetleri ile Türkiye genelinde elde ettiği başarıları sonucunda sektörün önde gelen firmalarından olduğunu, şirketin tarihçesinin 1980 yılına dayandığını,şirket ortaklarından Barış Sabancı’nın babası olan Ali Haydar Sabancı tarafından 1980 yılında kurulan Sabancı İnşaat isimli işletmenin, işlerinin Ali Haydar Sabancı’nın oğlu olan Barış Sabancı tarafından devir alması ile şirketleşme yoluna gittiğini, Barış Sabancı ve eşi Derya Eker Sabancı tarafından 2002 yılında Sabancı İnşaat ve Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olarak kurulduğunu,Nuray Civelek’in ortaklığa dahil olması ile başarılarını devam ettirdiğini, 2002 yılında dava konusu ticaret unvanını tescil ettirerek kullanmaya başladığını,“sabancı inşaat” ibaresinin ise 1980 yılından beri işletmesinde kullandığını, davacı her ne kadar tanınmış marka olduğunu iddia etse de, davalının çalıştığı faaliyet alanı olan inşaat işleri, uygulamaları ve proje ekimleri, mühendislik danışmanlık hizmetleri konusunda davacının tanınmış marka olmadığını, davacının davalının fâaliyet alanlarında hiçbir zaman markasını kullanmadığını, ülkemizde çekirdek kısmında “SABANCI” ibaresi bulunan yüzlerce şirket bulunduğunu, öte yandan davacının unvanının çekirdek kısmı SABANCI olmayıp HACI ÖMER SABANCI olduğunu, davalının ise HACI ÖMER ibaresini hiçbir şekilde kullanmadığını, davalının tescil ile elde ettiği yasal hak uyarınca bir kullanımda bulunduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun (6769 sayılı Kanun) gereğince davacının kullanım ispatı yapmasının da mümkün bulunmadığını, zira davacının belirtilen markayı hiçbir zaman inşaat sektöründe kullanmadığını, markanın 37 ve 42 nci sınıf anlamında eşya listesinde belirtilen faaliyetler yönünden davalının eskiye davalı kullanım ve öncelik hakkı bulunduğunu, hiçbir zaman faaliyet yapılmayan bîr alanda haksız olarak tescilli oldukları iddiası ile keşide edilen ihtarname ve açılan davanında kötü niyetli olduğunu, marka kullanımının tamamen yasal ve iyi niyetli bir kullanım olduğunu, web sitesi ve yaptığı işler ve başarıları ile her daim gündemde iken davacı şirketin 15 yılı aşkın süredir bir hak talebinde bulunmayıp 15 yıl sonra ileri sürdüğü iddianın tamamen mesnetsiz olduğunu, davacının iddialarını kabul etmemekle birlikte sessiz kalmak suretiyle hak kaybının da bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bir aile şirketi olarak ülkemizde bilinmesi ve tanınması nedeniyle çok tanınmış markalarda karıştırma ve tüketicinin aldanma ihtimalinin de bulunmadığı, hakkaniyete ilişkin genel düzenlemesi ışığında davacının sübut bulmayan davasının reddinin gerektiği, somut olayda davacının ayrıca uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığı, zira davalının ticari sicile tescil tarihinin 2002 yılı olduğu, davanın ise kayden 14.09.2017 tarihinde açıldığı, somut olayda SABANCI ibaresinin 37 ve 42 nci maddesi sınıflarda yer alan “inşaat hizmetleri ve mühendislik hizmetleri" bakımından marka hakkının tescilsiz de olsa kullanım hakkının davalı yana ait olduğu, davacı yanın davalı yanın kullanımlarından sonra adına yaptırmış olduğu marka tescilleri sebebi ile davalının kullanımlarını engelleyemeyeceği, davalı eyleminin marka ihlali yada haksız rekabet teşkil etmeyeceği, unvan terkini ile sair taleplerin yerinde olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı müvekkili Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş. (Sabancı Holding)'nin Sabancı Topluluğu'na bağlı şirketleri temsil eden ana şirket olduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde 02.04.1996 tarih ve 170885 sayı ile 35, 36, 38, 41 ve 42. sınıflarda tescilli “SABANCI”, 06.01.2015 tarih ve 2015 00400 sayı ile 35, 04, 06, 39, 40, 36, 19, 17, 22, 12, 24, 23, 37, 34, 42, 41, 43, 09, 11, 16, 07, 18, 25 ve 44. sınıflarda yer alan mal ve hizmetler üzerinde tescilli “SABANCI”, 10.09.2015 tarih ve 2015 74396 sayı ile 01 ila 45. sınıflarda yer alan mal ve hizmetler üzerinde tescilli “SABANCI" markalarının sahibi olduğunu, T/01590 sayı ile tanınmış marka olarak koruma altına alındığını, müvekkilinin aynı zamanda, www.sabanci.com ve www.sabanci.com.tr alan adlarının da 1996 yılından beri sahibi olduğunu, davalının ticaret unvanındaki SABANCI ibaresini müvekkili ile özdeşleşen yazı fontu ile büyük puntolarla, unvansal kullanımı aşar şekilde öne çıkararak kullandığını, mahkemece alınan bilirkişi raporu eksik ve hatalı olduğundan itiraz ettiklerini ancak itirazlarının dikkate alınmadan karar verildiğini, mahkemenin 6769 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin (c) bendi uyarınca hiçbir karar vermediğini, tanınmış markaya tecavüz iddialarının değerlendirilmediğini, mahkemenin davalı kullanımlarının davacı markasının itibarından haksız bir yarar elde etme veya itibarına zarar verme veya ayırt edici karakterini zedeleme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirmediğini, müvekkilinin markasının inşaat ve mühendislik sektöründe tanınmış olması gibi bir zorunluluk bulunmadığını, davalı kullanımında SABANCI ibaresinin unvansal kullanımı aşar bir şekilde kullanıldığının ifade edildiğini, davalının tescilsiz kullanımlarının müvekkilinin markasından haksız yararlanma sonucunu doğuracağını ve ayırt edici karakterini zedeleyeceğini, müvekkilinin doğrudan inşaat hizmetleri ve mühendislik hizmetleri üzerinde faaliyeti olmasa bile SABANCI markasının tanınmış marka olması nedeniyle geniş kapsamda, farklı hizmetler ve sektörlerde de korunacağını, davalının 1980 yılına kadar geriye giden kullanımları ispat iddiasıyla sunulan dokümanların, dava yönünden kabul edilebilir olmadığını, dokümanların hiçbir yerinde "Sabancı İnşaat" ibaresinin kullanımının yer almadığını, davalının birçoğu unvansal kullanımlardan bahisle bu ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğunun kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin ÇimSA ve AkçanSA iştiraklerinin çimento sektöründe faaliyette bulunduğunu, inşaat sektörü ile bağlantılı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı alan adlarına ait Bilişim Teknolojileri Kurumu (BTK) raporlarından www.sabanciinsaat.com.tr alan adının davalı şirket adına 13.09.2011 tarihinde, www.sabancigayrımenkul.com alan adının 30.05.2013 tarihinde tescil edildiği, davacının www.sabanci.com.tr alan adının, 12 Kasım 1996 tarihinde tescil edildiği, alınan 20.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda; davalı yana ait ticaret unvanının Sabancı İnşaat ve Malzemeleri Emlak Mak Gıda ve Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. şeklinde olduğu, 22.08.2002 tarihinde İzmir Ticaret Odasına kaydı ile ilgili ticaret unvanı kullanımı bakımından faaliyet alanının ağırlıklı olarak arazi ve arsa sahipleri ile anlaşarak kat karşılığı veya sözleşmeyle belirlenecek şartlara göre bedel karşılığı arsa arazi satın alarak veya sözleşmelerle kendisine tescil edilecek arsa veya arazi üzerine her türlü mesken işyeri işhanı toplu konut v.s, inşaatları yapmak ve ana mukavelesindeki diğer hususlarda iştigal etmek şeklinde belirlendiği, dosya kapsamındaki delillerden 2002 yılından bu yana ilgili hizmetler bakımından kesintisiz olarak ticari faaliyetlerini sürdürdükleri, hizmetlerin ağırlıklı olarak 37 ve 42 nci sınıflarında yer alan sırasıyla "inşaat hizmetleri ve mühendislik hizmetlerinde" yoğunlaştığını, davacı yanın ticaret unvanının çekirdek unsuru HACI ÖMER SABANCI iken davalı yanın ticaret unvanının çekirdek unsuru SABANCI olduğu 2007 yılından önceki döneme ilişkin olarak davacı markasının tanınmışlığı ile ilgili dosyada herhangi bir bulgunun bulunmaması nedenleri ile davalı yanın ticaret unvanının terkininin gerekmeyeceğini, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden davacı yanın 02.09.2004 tarihi itibari ile SABANCI ibaresi ile ilgili olarak 37 ve 42 nci sınıflarda yer alan inşaat hizmetleri ve mühendislik hizmetleri bakımından hak sahibi olduğunun anlaşılmadığı, ilgili alanlarda SABANCI ibaresi ile davalı yandan eski herhangi bir kullanımlarının varlığının tespit edilemediğini, davacının farklı sektörlerde HOLDİNG şemsiyesi altında 2002 yılından önce ve sonra çok ciddi ticari faaliyetlerde bulundukları ve Türk ekonomisine yön veren kurumların başında geldiklerinin tespit edildiği, davalının Sabancı Ailesini ve Hacı Ömer Sabancı Holding'i ve işletmelerini ticaret unvanını tescil ettirdiği 22.08.2002 tarihinden önce bilmesi gerektiğinin tespit edildiği, ibraz edilen Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 05.05.2010 tarihli 2007/431 E. ve 2010/197 K. sayılı kararında da, davacı markasının yurt içi ve yurt dışında çeşitli sektörlerde ve geniş coğrafyada kullanılarak tanınmış hale geldiği tespit edildiği dosyaya sunulan faturalarda, davalı tarafça ticaret unvanının ticaret sicilde tescil edildiği şekilde kullanıldığı, markasal kullanım bulunmadığı, davalı tarafça 2008 yılında ticaret unvanının üzerine S şekil logosunun eklendiği, kullanımın davacı tanınmış markasına yakınlaştırma olarak değerlendirilemeyeceği, faturalardaki kullanımın unvan kullanımı mahiyetinde bulunduğu, kullanım şekli itibarıyla da unvan tescilinde davalının kötü niyetli olmadığı kanaatine varıldığı, 2002 tescil tarihinden itibaren davalının ticaret unvanının yoğun bir şekilde kullanıldığı, davalı adına www.sabanciinsaat.com.tr alan adının 13.09.2011 tarihinde tescil edildiği, 14.09.2017 dava tarihine kadar, davacı tarafın bu kullanıma ses çıkarılmadığı, taraflar aynı sektörde faaliyet göstermiyorsa da, ticaret sicilinin aleni olması nedeniyle basiretli bir tacir olan davacının, davalının ticaret unvanını bilmesi gerektiği, davalının bu unvan ile ticari faaliyetini sürdürdüğü, yatırım yaptığı, davalı alan adının tescil tarihinden itibaren de 6 yıldan fazla bir zaman geçtiği, davacının ticaret unvan kullanımı ile alan adı kullanımına sessiz kaldığı, bunca zaman sonra dava açılmasının iyi niyetli kabul edilemeyeceği, ticaret unvanı ve www.sabanciinsaat.com.tr alan adı terkini talebinin reddi yerinde olduğu, davalının www.sabancigayrımenkul.com alan adının 30.05.2013 tarihinde tescil edildiği ve dava tarihine kadar 5 yıllık süre dolmamışsa da, davacının ticaret unvanının çekirdek kısmı olan Sabancı ibaresinin yanına faaliyet alanını gösterir şekilde "inşaat", "gayrımenkul" ibarelerini getirerek alan adı olarak tescil ettirmesinde hukuken korunması gereken yararının bulunduğu, www.sabancigayrımenkul.com alan adının terkini talebinin reddine karar verilmesinin de yerinde olduğu, mahkemenin kararının gerekçesinin, davalı delilleri arasında sunulan faturalardaki kullanımlarında markasal kullanım olmadığı ticaret unvanı kullanımı niteliğinde bulunduğundan, bu kullanım davalıya SABANCI ibaresi üzerinde 37 ve 42 nci sınıflarda yer alan “inşaat hizmetleri ve mühendislik hizmetleri" bakımından, öncelik hakkı vermeyeceğinden, mahkemenin bu yöndeki gerekçesi yerinde olmayıp, davacı vekilinin gerekçeye yönelik istinaf başvurusunun yerinde olduğu, davalının tescilsiz olarak "SABANCI" ibaresini kullanımının davacı markalarına tecavüz ve haksız rekabet yarattığı ileri sürülmüşse de, davalının bu ibareyi tescilli ticaret unvanı dışında markasal kullandığı yönünde delil sunulmadığı, davalı kullanımının ticaret unvanı kullanımı şeklinde olduğu, mahkemece davalının bu ibare üzerinde önceye yönelik hak sahibi olduğuna dair gerekçesi yerinde değilse de, sonuç olarak davanın reddine karar verilmesi yerinde olmakla, davacı vekilinin gerekçeye yönelik istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 37 ve 42 nci sınıflarda "SABANCI" markası hakkında öncelik hakkı olduğunu, taraf şirketlerinin faaliyet alanlarının birbirinden farklı olduğunu, Türkiye'de ticaret sicil kayıtlarında "Sabancı" çekirdek unsurlu ticaret ünvanın çokça kullanıldığını, faturalara dayalı değerlendirmenin hatalı olduğunu, faturalarında "SABANCI" ibaresinin büyük puntolarla yazılarak markasal kullanım yapıldığını internet sitesinde markasal kullanımla ticaret unvanının üzerine S şekil logosunun eklendiği, aynı kullanımın faturalarda da markasal olarak yer verildiğini, davacı markasal kullanımına ait işaretin davacı markalarından farklı olduğunu, 2002 yılından bu yana fasılsız inşaat ve mühendislik sektöründe faaliyet gösterdiğini, davacının ticaret ünvanı ve internet kullanımlarına uzun süre sessiz kaldığını, ticaret ünvanının çekirdek unsurlarının iltibas ve karışıklık tehlikesine sebebiyet vermediğinden davacının istinaf başvurusunun kısmen kabul kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti önlenmesi ve ticari ünvanın terkini ve internet alan adının silinmesi istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
556 sayılı Markanın Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 7 ve 8 inci maddeleri
- Değerlendirme
1..Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde davacının uzun süre sessiz kalarak hak kaybına uğradığı, zira davalının unvanının sicile tescil tarihinin 2002 yılı olduğu, davanın ise kayden 14.09.2017 tarihinde açıldığından somut olayda SABANCI ibaresinin 37, ve 42 nci maddesi sınıflarda yer alan “inşaat hizmetleri ve mühendislik hizmetleri" bakımından tescilsiz de olsa marka kullanım hakkının davalı yana ait olduğuna karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise davalı delilleri arasında sunulan faturalardaki kullanımların da markasal kullanım olmadığı ticaret unvanı kullanımı niteliğinde bulunduğu, bu kullanımın davalıya SABANCI ibaresi üzerinde 37 ve 42 nci sınıflarda yer alan “inşaat hizmetleri ve mühendislik hizmetleri" bakımından, öncelik hakkı vermeyeceğinden mahkemece davalının bu ibare üzerinde önceye yönelik hak sahibi olduğuna dair gerekçesi yerinde görülmeyerek davacı vekilinin gerekçeye yönelik istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. İstinaf mahkemesince, davalı kullanımının ticaret unvanının logo kullanımı şeklinde olduğundan mahkemece davalının bu ibare üzerinde önceye yönelik hak sahibi olduğuna dair gerekçesi yerinde görülmediği ancak sonuç olarak davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğuna karar verilmiş ise de dosyaya sunulan faturalarda davalının ticaret unvanını ticaret sicilde tescil edildiği şekilde kullandığı gibi internet sitelerinde ve faturalarda ticaret unvanının üzerine S şekili eklenmiş ve bu kullanım logo kullanımı niteliğinden ziyade markasal kullanım niteliğindedir. Davacı, davalının tescilsiz kullanımının davacı markalarına tecavüz ve haksız rekabet yarattığını ileri sürmüşse de, markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil edebilmesi için aynı zamanda davalı kullanımının aynı veya benzer davacı markasına yanaşır ve tecavüz eder şekilde kullanılmış olması gerekir. Bu nedenle davalının internet sitelerinde ve faturalardaki kullanımlarının ve davalı eyleminin marka ihlali ya da haksız rekabet teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Davalının gerekçeye ilişkin temyiz itirazının kabulüyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:17:41