Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/1078

Karar No

2023/5882

Karar Tarihi

16 Ekim 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki patent gasbı ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından herhangi bir hak sahipliği bulunmamasına rağmen ''Akıllı Balans Sistemi'' adlı sistemin hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak adına tescilini sağlamak amacıyla Türk Patent ve Marka Kurumuna 2000/02994 başvuru numarası ile başvurduğunu ve buluşu tescil ettirdiğini, patente konu buluşun hizmet buluşu niteliğinde olduğunu, bu nedenle söz konusu buluşa ilişkin patent isteme hakkının müvekkiline ait olduğunu, davaya konu buluşun davalının müvekkil şirket nezdinde iş sözleşmesi ile çalışmakta olduğu süreç içerisinde bu çalışma gereğince ve müvekkil şirketin deneyim ve çalışmalarına dayanarak ortaya çıkarıldığını, davalı tarafından patentin kötü niyetli şekilde gasp edildiğini, patentin gasp edilmiş olması nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zararlarının doğduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 2000/02994 tescil numaralı patentin müvekkiline devri ile sicilde müvekkili adına tesciline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını, davacı tarafın patentin varlığından haberdar olduğu gibi patentin kullanımı konusunda da sözleşmeler yaptığını, müvekkilinin dava konusu patentin tek ve meşru hamili olduğunu, müvekkilinin fiili anlamada davacı şirketin çalışanı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu olan 2000/02994 B nolu patentin davalı adına kayıtlı ve geçerli bulunduğu, patentin ev tipi çamaşır makinelerinde akıllı balans sistemi adıyla kayıtlı olduğu, hizmet veya çalışan buluşlarında buluşun işverene gerektiği gibi bildirimi, taraflar için önemli sonuçlar doğurduğu, işverenin tam hak talebi yapması ile birlikte buluştan doğabilecek tüm hakların işverene ait olacağı, ancak hizmet buluşu da işverenin tavrına bağlı olarak serbest buluş niteliği kazanabileceği, buluşçu çalışanın bildirim yapmaması ise işverenin zarara uğramasına yol açabileceği ve işveren patent sahiplerine veya başvuru sahiplerine karşı 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 110 uncu, 111 inci maddesine göre dava açabileceği (mülga 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (551 sayılı KHK) 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası, bu davanın süreye tabi olduğu ve kötü niyet halinde koruma süresi dahilinde açılabileceği (6769 sayılı Kanun'un 111 inci maddesinin üçüncü fıkrası), davacı patent konusu buluşun bir hizmet buluşu olduğunu, vaktiyle bünyesinde SGK'lı çalışan davalı ...'nın patent başvurusunu kendi adına yaparak patenti gasp ettiğini ileri sürdüğü, patentin başvuru ve tescil tarihleri itibariyle 551 sayılı KHK'nın hükümlerinin yürürlükte olduğu, uyuşmazlığın patentin geçerlilik süresi dolmadan ortaya çıktığı, patent 20 yıl süreyle geçerli olduğundan, dava konusu patentin henüz ömrünü tamamlamadığı, milli başvurusu 14.04.1999'da yapıldığından, 20 yıllık süresi 14.04.2019'da biteceği, bu bakımından davanın, açıldığı tarih itibariyle mevcut çekişmenin tabii olduğu mevzuata göre inceleneceği, 6769 sayılı Kanun 10.01.2017 tarihli yürürlüğe girmiş olup esas itibarıyla mülga 551 sayılı KHK'yı izlediği, hizmet buluşu çekişmelerinde dava açma süresi ve ilkelerin değişmediği, 551 sayılı KHK'nın hükümlerine göre tescillenen dava konusu patentle ilgili 551 sayılı KHK hükümlerinin uygulanacağı, mülga 551 sayılı KHK'nın işçi kavramını genel kanuna göre daha geniş yorumladığı, davalının başvuru tarihi itibariyle davalı şirkette, SGK'ya kayıtlı olarak çalışanlardan olduğu, bununla birlikte, getirtilen kayıtlardan davalının ilgili üretimde, ARGE biriminde bir teknisyen veya mühendis olduğuna ilişkin açık bir kayıt bulunmadığı, ancak davacı şirket hizmet buluşu iddiasında olup patent sahibi olarak bulunan davalının zamanında bildirim yapmadığını savunduğu, hizmet buluşu yapıldığında, buluşçunun derhal işverene bildirimde bulunmasının zorunlu olduğu, bununla birlikte dava 09.11.2017 açılmış olduğu halde patent başvurusu 14.04.1998 rüçhan tarihli olarak gerçekleştiği, Uluslararası başvurunun ise PCT/TR99/00018 no ile 14.04.1999 tarihinde yapıldığı, her iki aşama bakımından patent başvuru sahibi davalı ... olduğu, patent başvurusu yasal olarak ilana çıkmakta, bültende yayınlanmakta olduğu, diğer taraftan patentin ... tarafından başvuruya konu edildiği şirket yöneticileri tarafından bilindiği, hizmet sözleşmesi kapsamında olsa bile buluşçu tarafından işverene bildirilen ve işveren tarafından sahiplenilmeyen, yasal sürede tescil yoluna gidilmeyen buluşlar da serbest buluş olarak kabul edileceği ve buluşçu işçi tarafından başvuruya konu edilebileceği, dolayısıyla 551 sayılı KHK'nın 13 üncü maddesi uyarınca yasal olarak uyulması gereken 2 yıllık süre geçirildikten sonra bu davanın açıldığı, patent gaspı iddiası 13 üncü maddenin ikinci paragrafı uyarınca patent ilanı tarihinden itibaren 2 yıl içinde ileri sürülmeli, dava edilmesi gerektiği, bununla birlikte kötü niyet halinde davanın, koruma süresi boyunca açılabileceği, davacı, kötü niyet ileri sürmüşse de; buna ilişkin bir kanıt gösteremediği, dinlenen tanıklar da patent başvuru tarihlerine denk gelen olaylar hakkında bilgiler verdikleri, patent üzerinde davalı dışında Sinan Bey'in de çalıştığını, bu projenin TÜBİTAK'tan destek aldığını, patent başvurusundan sonra TÜBİTAK'ın projeye onay verdiğini, patent sürecini kimin takip ettiğini bilmediklerini ifade ettikleri, davalının şirkete düzenli gelmediğini belirttikleri, buluş fikrinin ne vakit doğduğu, netleştiği konusunda kesin bilgiler sunamadıkları, tescilinin Smarteks firmasının faaliyeti sırasında bittiğini, Tulga'nın da bu şirketin müdürü olduğunu ifade ettikleri, ancak şirkete ait yazılı kanıtlarla ...'in şirketteki görev tanımı, patent süreci ile ilgili görevi, şirket yönetim kurulunun patent çalışmalarına ilişkin kararları, ARGE raporları, patent fikrinin filizlenmesi ve gelişmesi ve ilgili olaylar şirket kayıt ve raporları ortaya konmadığı, başvuru tarihinden çok uzun yıllar sonra, aslında, patentin Tulga yanında başka kişilerin de katılımıyla geliştirildiği yönünde soyut bilgiler verildiği, kötü niyet iddiasının tersine tarafların birlikte davrandıklarının anlaşıldığı, yazılı kanıtlarla; iş yeri görevlendirme, iş bölümü kayıtları, iş raporları, yönetim kurulu kararları ile ortaya konması gerektiği, bu bakımdan hizmet buluşunun gaspı iddiasının kanıtsız kaldığı, patent başvurusu tarihi itibariyle işlemlerin şirket yetkililerince bilindiği, bu durumda patent gaspı iddiasının kanıtlanamadığı, tanık beyanlarında kötü niyet olarak nitelendirilecek bir olay bulunmadığı, buna göre gasp iddiasının, gerek sürenin geçirildiği gerekse kötü niyetin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının hizmet buluşu niteliğindeki dava konusu buluşu patent isteme hakkı münhasıran müvekkine ait olmasına rağmen haksız ve kötü niyetli şekilde adına tescil ettirdiğini,bu nedenle 2 yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığını, patentin koruma süresinin devam ettiği süreçte davanın süresi içerisinde açıldığını, davalının dava konusu patenti kötü niyetle kendi adına tescil ettirdiğini, davalının patenti kendi adına tescil ettirmesi için hakkı ve haklı bir gerekçesi bulunmadığını bu konuda patent hakkını nasıl sahiplenebildiğine ilişkin bir açıklama da ortaya koyamadığını, TÜRKPATENT kayıtlarında buluşçu olarak Hüseyin Sinan Kazazoğlu'nun davalı tarafın beyanına dayalı olarak tescil edildiğini, davalının sicil kayıtlarına ilişkin hiçbir açıklama da getiremediğini, bu durumda dahi davalının kötü niyetli olduğunu gözler önüne serdiğini, davalının davaya konu patenti kendi adına tescil ettirmesinden davacının haberi bulunmadığını, yargılama sürecinde dinlenen tanıklarca patentin davalının kendi adına tescil ettirmesine ilişkin müvekkili şirketin herhangi bir bilgisinin olmadığının da açıklandığını, müvekkili tarafından davaya konu buluşa ilişkin ticari faaliyetlerde bulunulduğunu, davalının dava dışı 3. kişilerle patentin kullandırılmasına ilişkin sözleşmeler akdettiğini, müvekkilinin haberi olmaksızın kendisine ait olmayan bu hak üzerinden haksız maddi menfaat elde ettiğini, davalının müvekkiline karşı yazılı olarak buluşa ilişkin bildirimde bulunma yükümlülüğü altında olmasına karşılık bu yükümlülüğünü kasdi olarak yerine getirmediğini, davaya konu buluşun hizmet buluşu niteliğinde olduğunu, davalının müvekkili şirket nezdinde iş sözleşmesi ile çalışmakta olduğunun SGK kayıtları ile ortaya konduğunu, davalının bu çalışması gereğince ve müvekkili şirketin deneyim ile çalışmalarına dayanarak davaya konu buluşun ortaya çıkarıldığının aynı proje kapsamında çalışan tanık beyanlarıyla ortaya konduğunu, buluşun ortaya çıkması sürecinde davalının yanı sıra pek çok çalışanın da katkı ve çalışmalarının olduğunun tanıklarca ifade edildiğini, müvekkili şirketin buluşa ilişkin çalışmalarda bulunduğu TÜBİTAK projelerinin ve desteklerinin olduğunun beyan edildiğini, tüm tanık beyanları ile davalının işi dolayısıyla ve müvekkili şirketin deneyim ve çalışmalarına dayanarak söz konusu buluşun ortaya çıkmasına hizmet ettiğinin doğrulandığını, buluşun hizmet buluşu olması karşısında işveren konumundaki müvekkilinin patent isteme hakkı da dahil olmak üzere buluş üzerindeki hakların gerçek sahibi olduğunu, davalı tarafın bu durumun aksine buluşun kendi adına tescilini haklı gösterir nitelikte bir delil dahi ortaya koyamadığını, davaya konu buluş yalnızca mekanik bir sistem olmadığı gibi müvekkili şirketin faaliyet alanının da yalnızca elektronik sistemlerden ibaret olmadığını, müvekkili şirketin ağırlıklı olarak faaliyet gösterdiği sektörlerden birinin de davaya konu buluşun ağırlıklı olarak kullanıldığı sektörlerden biri olan sanayi tipi çamaşır makineleri sektörü olduğunu, buluşa konu üretimlerin müvekkili şirket tarafından yapıldığının davalı tarafça da açıkça kabul edildiğini, davalının kötü niyetli olarak davaya konu patenti kendi adına tescil ettirdiğini, bu sebeple müvekkili şirketin maddi ve manevi zarara sebebiyet vermesi nedeniyle bu zararları tazminle yükümlü olduğunu, davalının 3. kişilerle lisans sözleşmeleri akdederek lisans bedeli alarak maddi menfaat temin ettiğini, bu durumun bir örneğinin davalının Tolkar Makina Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile akdetmiş olduğu sözleşmeler olup İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/138 E., 2017/90 K. sayılı dosyası kapsamında Tolkar Şirketi'nin ticari defter ve kayıtları üzerinde gerçekleştirilen inceleme neticesinde davalının 860.791,33 euro kazanç sağladığının anlaşıldığını, müvekkilinin patent hakkı gaspedilmeseydi bu kazancın müvekkiline ait olacağını, davalının haksız ve kötü niyetli eylemleri nedeniyle manevi tazminatın da davalıdan tahsili gerektiğinin açık olduğunu, patent gaspı sebebiyle davacı şirketin maddi ve manevi zararlarının davalıdan tahsili gerektiğini, yerel mahkemece verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu patent başvurusunun 14.04.1998 rüçhan tarihli olarak gerçekleştiği, uluslararası başvurunun ise PCT/TR99/00018 no ile 14.04.1999 tarihinde yapıldığı, her iki aşama bakımından patent başvuru sahibinin davalı ... olup davalı adına tescil edildiği, dava konusu patentin milli başvurusu 14.04.1999 tarihinde yapıldığından 20 yıllık süresinin 14.04.2019 tarihinde biteceği, dava tarihinde dava konusu patentin geçerli olduğu ve koruma süresinin devam ettiği, dava konusu patentin başvuru ve tescil tarihleri itibariyle 551 sayılı KHK hükümleri yürürlükte olup 551 sayılı KHK hükümlerine göre tescillenen dava konusu patentle ilgili 551 sayılı KHK hükümlerinin uygulanacağı, 551 sayılı KHK'nın 13 üncü maddesi gereğince patent gaspı ile ilgili talep ve dava hakları patentin ilanı tarihinden itibaren iki yıl içinde ve kötü niyet halinde patentin koruma süresinin bitimine kadar kullanılabileceği, davacı tarafça dava konusu patentin ilanı tarihinden itibaren iki yıl geçtikten çok sonra 09.11.2017 tarihinde dava açıldığı, TÜRKPATENT'den gelen evraklar arasında bulunan dava konusu patentin sahibi ve lisans veren olarak davalı ... ile dava dışı Günkol A.Ş. arasında patent tescil numarası da belirtilerek yapılan Menderes Noterliğinin 25.04.2003 tarih 04503 numaralı ev tipi çamaşır makinası akıllı balans sistemi patent lisansı sözleşmesinde davacı şirketin hissedarı ve müdürü Hüseyin Sinan Kazazoğlu'nun da imzaları bulunduğu, bu sözleşmeden davacı şirketin bu tarihten itibaren dava konusu patentin davalı tarafından başvuru yapılarak davalı adına tescil edildiğinden haberinin ve bilgisinin bulunduğu, ayrıca davalı ile davacı şirketin çoğunluk hissedarı ve müdürü Hüseyin Sinan Kazazoğlu'nun ortak oldukları Semteks Makina ve Teknoloji A.Ş.'nin satışına ilişkin düzenlenen 27.03.2008 tarihli hisse alım sözleşmesinin "patent ve makine tasarımlarının kullanım hakkı" başlıklı 6.2 maddesinde" Tolkar ile Smarteks makinelerinde kullanılan smart balans sisteminin patent ve dizayn haklarının sahibi olan satıcılardan ... arasında bir lisans sözleşmesi akdedilecektir." şeklinde olup, davacı şirketin müdür ve hissedarı Hüseyin Sinan Kazazoğlu'nun da bu sözleşmede imzaları bulunduğu, ayrıca davacı şirket ile dava dışı Tolkar şirketi arasında imzalanan 17.03.2018 tarihli protokolde dayanak başlığı altında ilk sırada Semteks Şirketi 'nin hisse devir sözleşmesi, ikinci sırada ise Tolkar ile davalı Tolga Şimşek arasında akıllı balans sistemi başlıklı patentin kullanım haklarını düzenleyen sözleşmenin gösterildiği, protokolün 3. maddesinde üretim için gereken balans kartının Enko şirketi tarafından üretilmekte olduğunun açık bir şekilde yazıldığı, davacı şirket bu protokol gereği Tolkar ile Tolga Şimşek arasındaki smart balans sistemi anlaşmasının yürürlükte kaldığı süre boyunca tedarik etme garantisi vermeyi kabul ve taahhüt ettiği, hatta davacı şirketin müdürü ve hissedarı Hüseyin Kazazoğlu tarafından İzmir Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2016/138 E., 2017/90 K. sayılı dosyasında davalı ...'in 2008 yılında Tolkar A.Ş. ile yapmış olduğu lisans sözleşmesinden doğan alacağın 1/2'sini talebi istemi ile açtığı davada yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, davacı şirketin müdürü ve hissedarı Hüseyin Kazazoğlu'nun imzaları bulunan sözleşme ve sözleşme hükümlerinden davacı şirketin dava konusu patentin davalı tarafından başvuru yapılarak davalı adına tescil edildiğinden haberi ve bilgisinin olduğu, hatta bu sözleşmelerde davacı şirketin dava konusu patentin gerçek hak sahibinin lisans veren olarak davalı ... olduğunu kabul ettiğinin de anlaşıldığı, bu durumda davalının kötü niyetli olduğunun kabul edilemeyeceği, davalı kötü niyetli olmadığı gibi tarafların birlikte davranarak 2003 ve 2008 yıllarında sözleşmeler yaptıkları, dosyadaki tüm dellillerden davalının kötü niyetli olmadığı, davanın iki yıllık süreden sonra açıldığı sonucuna varılmakla; mahkemece bu gerekçeyle davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek, davaya konu buluşun hizmet buluşu niteliğinde olduğunu, bu nedenle patent isteme hakkı müvekkiline ait iken davalının patenti kötü niyetli bir şekilde kendi adına tescil ettirdiğini ,davalının, müvekkili şirket nezdinde iş sözleşmesi ile çalışmakta olduğunun SGK kayıtları ile ortaya konduğunu, ayrıca söz konusu hususun ve davaya konu buluşun bu süreçte, davalının bu çalışması gereğince ve müvekkil şirketin deneyim ve çalışmalarına dayanarak ortaya çıkarıldığının bizzat aynı tarihlerde ve aynı proje kapsamında çalışan tanıkların beyanları ile de ortaya konduğunu, müvekkilinin patent isteme hakkı da dahil olmak üzere buluş üzerindeki hakların gerçek sahibi olduğunu ve davalının kötü niyetli olarak patenti kendi adına tescil ettirdiğini, ancak İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince bu hususların incelenmediğini, müvekkilinin, davalının davaya konu patenti yalnızca kendi adına tescil ettirmesinden habersiz olduğunu, davalının, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğramasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davalı adına tescilli 2000/02994 nolu patentin davacı şirkete devri, tescili, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

tübitakcevapistinafkarartürkpatenttemyizincelenenvı.kararıkararınmahkemesionanmasınapcttrderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:19:42

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim