Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3492
2023/5812
12 Ekim 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 10.10.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat Esra Peker Hasgüler ile davalılar vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 29.04.2017 tarihinde Gökorman markası ile yeni bir projenin satış ve pazarlama faaliyetlerine başladığını, ancak davalıların Gökorman projesinin satış ofisinin hemen karşısındaki Avangarden Sitesi Paris Rezidans B Blok üzerine "Sinpaşla davalıyız dikkat! sormadan almayın, Müracat Sinpaş Avangarden" yazan bir pankart astıklarını, pankartın kaldırılması için ihtiyati tedbir talepli dava açıldığını ve İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/2048 D. İş sayılı dosyasından verilen karar ile pankartın teminatsız olarak kaldırılmasına karar verildiğini, bu kararın icra yolu ile uygulandığını ve İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/538 E. sayılı dosyası ile haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve manevi tazminat davası açıldığını, bu sürecin devamında davalılarca yeniden davacıyı kötüleyen pankartlar asıldığını ve müvekkili şirketin satış ofisinin arkasında yer alan bahçe kısmına ses sistemi yerleştirilerek bu ses sisteminden satış ofisine gelen müşterilerin yatırım yapmamaları için haksız ve gerçeğe aykırı ses yayını yapıldığını, Gökorman projesine gelen müşterilerin davalı tarafça asılan bu pankartlardan ve ses sisteminden yapılan yayından olumsuz etkilendiklerini, davalıların haksız rekabete konu eylemlerini yürütürken düzenli olarak Sinpaş markası üzerinden hareket ettiklerini ve grup şirketlerden olması nedeniyle iki nolu müvekkili şirketin de marka değerinin zedelendiğini, haksız rekabetin sistematik bir hâle gelmesi ve devamlılık kazanması üzerine bu defa İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/558 D. İş sayılı dosyasından yapılan tedbir başvuruları üzerine haksız rekabet teşkil eden pankart ile balonun indirilmesine ve ses yayınının durdurulmasına karar verildiğini, bu kararın da infaz edildiğini ileri sürerek davalıların haksız rekabet eylemlerinin tespitine ve önlenmesine, ayrıca müvekkili şirketlerin bu suretle uğradığı zararın tazmini için 500.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini, davalıların müvekkili şirketler aleyhine yazılı, basılı her türlü afiş, dergi, broşür, balon vb. materyal ve sesli görsel yayınlarının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından 30.03.2017 tarihinden itibaren müvekkili site tarafından yıllardır kullanılan ve üzerinde birçok tesis, çocuk parkı, piknik alanı, yeşil alanlar bulunan iki parsele Gökorman projesi yapılacağından bahisle iş makineleriyle girilerek siteye ait yeşil alanların, piknik alanlarının, su kuyularının vb. alanların bozulduğunu, bu nedenle site yönetimi ile davacılar arasında ihtilaf yaşandığının yazılı ve görsel basında yer aldığını, davacı ... tarafından yazılı ve görsel basında olaya ilişkin açıklamalar yapıldığını, davacıların bu tutum ve davranışları nedeniyle karşılıklı açılmış birçok dava bulunduğunu, rekabet hukuku kapsamında kusurlu olarak başkasına zarar veren teşebbüs yahut teşebbüs birliklerinin zararı tazmin borcu altında olduklarını, haksız rekabetten söz edebilmek için tarafların rakip olmalarının gerektiğini, ayrıca her iki tarafın ticari işletmelerini ilgilendiren bir durumun olması gerektiğini, söz konusu unsurlardan bir veya birkaçının eksik olması hâlinde sorumluluktan bahsedilemeyeceğini, müvekkili site ve temsilcileri teşebbüs olarak kabul edilemeyeceğinden haksız rekabetten söz edilemeyeceğini, bu nedenle görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, hukuk düzeni içerisinde yalnızca gerçek ve tüzel kişilerin taraf ehliyetine sahip olduklarından tüzel kişiliği bulunmayan kişi topluluklarının taraf ehliyetine sahip olmadıklarını, davanın tüm kat maliklerine yöneltilmesi gerektiğini ve tüm kat maliklerinin davaya dahil edilmeleri gerektiğini, haksız rekabetin oluşması için aldatıcı, dürüstlük kuralına aykırı hareket edilmesi ve gerçek olmayan haberlerin yayılması gerektiğini, davaya konu edilen afişte "Sinpaşla davalıyız" ifadesi bulunduğunu ve bu hususun herkesçe bilindiğini, yazının gerçeğin duyurulmasından ibaret olduğunu, diğer afişin ise müvekkili sitenin hâlen içinde bulunduğu koşullar nedeniyle komple satılığa çıkartıldığının duyurulmasından ibaret olduğunu, karşı tarafa herhangi bir saldırının sözkonusu olmadığı gibi herhangi bir şirket isminin dahi zikredilmediğini savunarak görev ve esas yönünden davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama sonunda dosya kapsamında bulunan tüm deliller, alınan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davalıların siteye tahsis edildiği dosya kapsamındaki belge ve bilgilerde yer alan ifadelerden anlaşıldığı ve yeşil alan olduğuna inanarak almış oldukları taşınmazın yeşil alan olarak gösterilen kısmının daha sonra el konularak başka bir amaç için kullanılmak istenmesi üzerine açmış oldukları davaları ve davacı ile aralarındaki husumeti belirten durumu afiş, balon, ses sistemi aracılığıyla ortaya koymalarının haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, burada gerçekte mevcut olan bir durumun yani davacı taraf ile davalılar arasındaki ihtilafın ilanı, duyurulmasının sözkonusu olduğu, bu hâli ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yazıldığı üzere davacının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı açıklamalarla kötülemek şeklinde bir haksız rekabet eyleminin oluşmadığı, davalıların tepki kapsamında konu edilen afiş, balon, ses sistemindeki beyanlarının gereksiz yere incitici olmadığı, bu açıklamaların gerçek olduğu, eleştiri sınırları kapsamında kaldığı, objektif olarak haklı ve makul bir gerekçeye dayandığı, ölçülü olduğu ve üslup olarak bakıldığında incitici olmayıp mevcut durumla ilgili bilgilendirme amaçlı olduğu, dolayısıyla haksız rekabet oluşturmadığı, davacıların müşterilerinin yeni yapılacak olan Gökorman sitesinden ev almaktan vazgeçmelerinin nedeninin, davalıların uyuşmazlık konusu yaptıkları açıklamaları davacının zararı olarak değerlendirilemeyeceği, ev almak isteyen kişilerin alacakları yerle ilgili bir uyuşmazlık bulunup bulunmadığını bilmelerinin en doğal hakları olduğu, davacıların bu uyuşmazlığı açıkça müşterilerine belirtmeleri gerektiği, aksine bilgilendirmeksizin satışın yapılacak olmasının alıcıların ihtilaflı olmadığını zannederek bir yeri almalarına neden olacağından yanıltıcı olabileceği, dolayısıyla davalılar tarafından davaya konu edilen asılan afişler, balondaki yazılar ve ses kaydında belirtilen ifadelerin haksız rekabeti oluşturmadığı, davacının zararına olan bir durumun oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince reddedilen manevi tazminat yönünden nispi vekâlet ücretine hükmedildiğini, oysa AAÜT'nin 10 uncu maddesi gereğince manevi tazminatın tamamen reddi hâlinde tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ve kanuna açıkça aykırı olan bu yönün düzeltilmesi gerektiğini, Mahkemece 01.10.2018 tarihli bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının değerlendirilmeden karar verildiğini, itirazların değerlendirilmeyerek hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, aynı Mahkemenin 2017/538 E., 2018/499 K. sayılı ve 08.05.2018 tarihli kararında daha önceki olaylar nedeniyle haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine karar verildiğini, buna rağmen kesinleşen hükme aykırı ve benzer olayla çelişkili hüküm kurulduğunu, konusunda uzman olmayan bilirkişinin eylemleri hatalı değerlendirdiklerini, raporda yapılan yayın ve afişlerin husumetin duyurulması amacını taşıdığından söz edildiğini, Mahkemece bu görüşlerin aynen karara yansıtıldığını, oysa davalıların bu afişleri asmaktaki amaçlarının müvekkili aleyhine algı oluşturmak olduğunu, bu nedenle müvekkilinin hukuka aykırı davrandığı izlenimi yayılarak bir çok kişinin ev almasının engellendiğini, davalıların amacının yalnızca müvekkili ile aralarındaki ihtilafı duyurmak değil, kamuoyunda ortada haksız olduğu kanıtlanmış bir eylem varmışçasına bir kanı uyandırmak olduğunu, müvekkilinin müşterilerini kaybetmesinin zarar olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davalıların taraflar arasında var olan bir hukuki ihtilafta sanki müvekkili aleyhine karar çıkmış gibi gösterdiklerini, yargılamanın devam ettiği uyuşmazlıkta sanki müvekkili aleyhine karar verilmiş gibi yayın yapma ve afiş asılmasının haksız rekabet oluşturduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... Yapı Endüstrisi ve Ticaret A.Ş. yönünden istinaf başvurusunun incelenmesinde, davacı vekilinin davalıların "Sinpaş" markası üzerinden hareketle haksız rekabete konu eylemlerini gerçekleştirdiklerini ve bu nedenle grup şirketi olan davacının marka değerini zedelediklerini ileri sürdüğü, ancak anılan şirketin inşaat ve taraflar arasındaki uyuşmazlıkla ilgisinin bulunmadığı, bu şirket yönünden haksız rekabet oluşturacak bir eylemin bulunmadığı anlaşılmakla, bu davacı yönünden haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından anılan davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvuru nedenlerinin yerinde görülmediği, davacı ... GYO A.Ş. yönünden istinaf başvurusunun incelenmesinde, “Gökorman” projesi kapsamında taşınmazlarını satışa sunduğu, daha evvelden yapmış olduğu konutların “Avangarden” adıyla satışını yaptığı, yeni projeye dahil edilen bir kısım alanın Avangarden sitesine ait olduğundan bahisle taraflar arasında ihtilaf bulunduğu, dava konusu afişte "Sinpaş ile davalıyız hakkımızı istiyoruz! Parkımızı istiyoruz", "Mağdurlarından Komple Satılık Sinpaş Avangarden Site" ve "Sinpaş'la Davalıyız" ifadeleri yer almakta olup bu ifadelerle davacının satışa sunmakta olduğu projenin hedef alındığı, davalı tarafça taraflar arasındaki kamuoyuna yansımış davalar konusunda bilgilendirme yapıldığı savunulmuş ise de, sözkonusu afişte bu davaların içeriği konusunda herhangi bir bilgilendirme yer almadığı gibi tüketiciler nezdinde davacının yeni projesi konusunda ihtilaf bulunduğu yönünde doğru olmayan bir algı oluşturulduğu, bu durumda bu ifadelerin "...yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla..." kötüleyici nitelikte olduğu, haksız rekabet koşullarının somut olayda oluştuğunun kabulü gerektiği, nitekim aynı taraflar arasında daha önce aynı ibareler nedeniyle İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/538 E. sayılı dosyasında haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile manevi tazminat talebi ile açılan davada Mahkemece haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine, manevi tazminat talebinin reddine ilişkin verilen kararın istinafı üzerine Dairece istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.01.2022 tarihli, 2020/633 E. ve 2022/200 K. sayılı ilamıyla hükmün onandığı, bu durumda, davaya konu edilen ibarelerin İlk Derece Mahkemesinin kabulünde olduğu gibi taraflar arasındaki uyuşmazlık ve davaların açıklanmasına ilişkin olmadığı, pankartlarda yer alan ibarelerin davacı ...Ş. yönünden görüş açıklama kapsamında değerlendirilemeyeceği ve haksız rekabet oluşturduğu sonucuna varıldığı, İlk Derece Mahkemesince davacı ...Ş. yönünden haksız rekabetin tespitine ve önlenmesine karar verilmesi gerekirken bu davacı yönünden davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği, İlk Derece Mahkemesince, davacının manevi tazminat isteminin reddedine karar verildiği, manevi tazminata karar verilebilmesi için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 üncü maddesi hükmünde genel olarak açıklanan kişilik haklarına bir saldırı bulunmasının, hukuka aykırı fiil sonucunda kişilik haklarının zarar görmüş olmasının zorunlu olduğu, davacıların iddia ettiği olayların kişilik hakkını, örneğin hayatını, sağlığını, vücut bütünlüğünü, şeref ve haysiyetini ya da somut olayda iddia edildiği üzere ticari itibarını nasıl ihlal ettiği hususunu somut olarak açıklaması ve bu iddialarını ispat etmesi gerektiği, somut olayda bu olguların varlığı ispat edilemediğinden koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin reddedilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği, davacılar vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verildiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davacı ... Yapı Endüstrisi ve Ticaret A.Ş. tarafından açılan davanın reddine, davacı ...Ş. tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davalılarca Avangarden Sitesi Amsterdam Yalıları 2. Blok D Yalısı üzerine asılan "Mağdurlarından Komple Satılık Avangarden Site" yazılı pankartın, Amsterdam Yalıları 2. Blok ve 3. Blok arasına bahçe kısmına monte edilen ve üzerinde "Sinpaşla Davalıyız" yazılı pankartın ve Avangarden Sitesi Paris Rezidans C Blok üzerine asılan "Sinpaş ile Davalıyız! Hakkımızı istiyoruz! Parkımızı İstiyoruz!" yazılı pankartın kaldırılması suretiyle haksız rekabetin önlenmesine (men'ine), davacı ...Ş.'nin yasal koşulları bulunmayan manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; haksız rekabetin önlenmesine karar verilmesinin hukuka uygun olduğunu, Sinpaş Yapı Endüstrisi ve Ticaret A.Ş. tarafından açılan davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Sinpaş Yapı Endüstrisi ve Ticaret A.Ş.'nin 06.03.2018'de ilan edildiği üzere Sinpaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ve Simgen Yapı Endüstrisi A.Ş.'ye tam bölünmek suretiyle münfesih olduğunu, daha sonra Simgen Yapı Endüstrisi A.Ş.'nin ünvan değiştirerek Sinpaş Yapı Endüstrisi A.Ş. olarak ticari faaliyetlerine devam ettiğini, buna göre huzurdaki dava bakımından Sinpaş Yapı Endüstrisi ve Ticaret A.Ş. ve Sinpaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.'nin aynı tüzel kişilik olduğunu, Sinpaş Yapı Endüstrisi ve Ticaret A.Ş. bakımından davanın reddine karar verilmesi ve müvekkili şirket aleyhine yargılama giderleri ile vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalıların haksız rekabete konu eylemlerini yürütürken düzenli olarak "SİNPAŞ" markası üzerinden hareket ettiklerini, buna göre Bölge Adliye Mahkemesi kararında "Anılan şirketin inşaat ve taraflar arasındaki uyuşmazlıkla ilgisinin bulunmadığı" şeklinde görüş bildirilmesinin gerçeği yansıtmadığını, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dava konusu haksız rekabet teşkil eden eylem nedeni ile müşterileri olumsuz etkilenen ve ürünlerinde olumsuzluğa işaret edilen müvekkili şirketin manevi zarara uğramış olduğunun açık olduğunu, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri neticesinde müvekkil şirketin ticarî haysiyetinin çiğnendiğini, ekonomik yaşam içindeki konumunun sarsıldığını, bu pankartlar nedeniyle müvekkili şirketin zarar gördüğüne dair belgeler sunulduğunu, Yargıtay'ın da bu yönde kararları bulunduğunu, bu sebeple manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin kendi dairesinde görülen, sadece tarafları aynı olan, Yargıtay'da onaylanmış bir başka davaya bakarak kararını vermiş gözüktüğünü, tarafların aynı olmasına rağmen dava konusu olayların, işlenen eylemlerin ve hukuki gerekçelerin tamamen farklı olduğunu, bilirkişi raporunun kararda tartışılmaması ve bilirkişi raporunun aksine karar verilmesinin doğru olmadığını, dosya dışı diğer davada İlk Derece Mahkemesince hatalı kararla haksız rekabet olduğuna karar verilmiş olmasının, bu dosya konusu için emsal veya bağlayıcı olamayacağını, dava konusu olayların ve sonuçlarının, etkilerinin tamamen farklı olduğunu, ayrıca diğer dosyada davalı tarafın hatalı olduğu halde istinaf yoluna başvurmamış olmasının, davacının tazminat talebinin reddine karar verildiğinden kararın kendisine ekonomik olarak zarar vermeyeceğini değerlendirmesinden ve site yönetiminin ilave yargılama giderlerinden kaçınması düşüncesinden kaynaklandığını, somut olayda haksız rekabetin koşullarının oluşmadığını, gerçeğin duyulmasının haksız rekabet teşkil etmeyeceğini (bu hususta neden haksız rekabet oluşturmayacağı konusunda ayrıntılı açıklamalar yapılmış, madde numaraları ile ilişkilendirme yapılmıştır), başka bir davada müvekkillerinin taraf ehliyetlerinin olmadığına karar verildiğini, bir bölge adliye mahkemesince davacı müvekkilinin taraf ehliyeti yokluğuna karar verilirken davalı taraf oldukları derdest dosyada aleyhe hüküm kurulmasının hukuken kabul edilemeyeceğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesi uyarınca haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi, 56 ncı maddesi.
- Değerlendirme
1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2.Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların haksız ve hukuka aykırı olduğu düzenlenmiş, anılan Kanun'un 55 inci maddesinde ise dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ile ticari uygulamaların nelerden ibaret olabileceği örnek olarak sıralanmıştır. Bu çerçevede aynı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendi gereğince; "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek,..." haksız rekabettir. Hükümde kullanılan kötüleme kavramı, genel bir ifade ile bir kişinin ticari hayatı hakkında olumsuz intiba yaratılmasını ifade etmektedir. Kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için beyanın, başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması, yine bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2020 tarihli, 2017/11 39 E. ve 2020/396 K. sayılı kararı). Somut uyuşmazlıkta, "Sinpaş ile davalıyız hakkımızı istiyoruz! Parkımızı istiyoruz", "Mağdurlarından Komple Satılık Sinpaş Avangarden Site" ve "Sinpaş'la Davalıyız" ifadeleri ile ses kaydında kullanılan ifadeler, taraflar arasında ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıklar, bu uyuşmazlıkların basına yansıması, görsel ve işitsel medyada yer alması karşısında içerik ve sonuç olarak haksız rekabet kapsamında değerlendirilemez. Öte yandan Bölge Adliye Mahkemesi kararında emsal olduğu değerlendirilen Dairemizin 12.01.2022 tarihli, 2020/633 E. ve 2022/200 K. sayılı kararı, eldeki dava bakımından hem içerik hem de temyiz edenlerin sıfatı bakımından emsal teşkil etmemektedir. Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1.Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılara iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.10.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:20:24