Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/2121

Karar No

2023/5801

Karar Tarihi

12 Ekim 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Şanlıurfa İl Özel İdaresinden kiraladığı taşınmazda bulunan su kaynağını doğal kaynak suyu şişeleme tesisi kurulması ve işletilmesi kapsamında, Halk Bankası A.Ş. Gaziantep Şirehan Şubesine yatırım kredisi talebinde bulunduğunu,, davalı banka yetkililerinin kredinin kullandırılacağını bildirdiklerini, daha sonra davalı bankanın kredi talebini sebep göstermeksizin reddettiğini, davalı banka yetkililerinin kredinin kullandırılacağı konusunda müvekkilinde güven duygusu oluşturmuş olmaları nedeniyle müvekkilinin dava dışı şirketlerle sözleşmeler imzaladığını, ancak kredinin kullandırılmaması nedeniyle işletmenin faaliyete geçemediğini, bu nedenle müvekkilinin menfi ve müspet zarara uğradığını ileri sürerek 30.000,00 TL müspet zarar, 30.000,00 TL menfi zarar olmak üzere toplam 60.000,00 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında kurulmuş bir sözleşmenin bulunmadığını, banka şube müdürünün kredi talepleri hakkında karar verme gibi bir yetkisinin bulunmadığını, kredi taleplerinin genel müdürlük tarafından değerlendirildiğini, talep edilen krediye teminat olarak gösterilen 5 ayrı taşınmazdaki ekspertiz incelemelerinin banka tarafından yaptırıldığını, raporlarda talep edilen kredi tutarlarını karşılık zayıf nitelikte teminat vasfı taşıdıklarının tespit edildiğini, projenin fizibil görülmediğini, her bankanın kendi ticari politikaları çerçevesinde kredi taleplerine cevap verme hakkının olduğunu, menfi ve müspet zararın sözleşmesel ilişkiye dayalı olarak talep edilebileceğini, ancak davacı ile kredi sözleşmesi bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, uyuşmazlığın sözleşme öncesi sorumluluk (culpa in cotrahendo) esaslarına göre çözülmesi gerektiği, sözleşme öncesi sorumluluk ilkelerinin sözleşme görüşmesine girişen taraflara bir kısım yükümlülükler yüklediği, taraflardan birinin bu yükümlülüklerine aykırı davranarak açıklaması gereken hususları açıklamama, yanlış bilgi verme, gereken dikkati göstermeme, sözleşme yapma niyeti bulunmaksızın görüşmeye girişme veya görüşme sürdürme yüzünden karşı tarafa bir zarar verirse sözleşmenin görüşülmesi sırasında kusurlu davranan tarafın, diğer tarafın zararını tazmin etmesi gerektiği, (Oğuzman, Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 11. Bası, C. 1, s. 488) bu sorumluluğun hukuki niteliğinin haksız fiil sorumluluğu olduğu, bu nedenle zararın ve kusurun ispat yükü zarar gördüğünü iddia eden kişi üzerinde olduğu, iddia, savunma, aldırılan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davalı banka "kredi komitesi" tarafından kredi teklifinin proje bazında uygun görülmediği, buna mukabil davacı şirketin teminatların güçlendirilmesi amacıyla bazı taşınmazların ekspertizinin yaptırılarak tekrardan kredi talebinde bulunulduğu, bu talebin de davalı bankanın kredi komitesi tarafından uygun görülmeyerek kredi talebinin reddedildiği, özel hukuk hükümlerine göre kredi tahsis eden bankaların kredi kullandırılması mahiyetindeki icabı kabul etmesinin takdirinde olduğu, ancak kredinin verilmesine yönelik taahhütte bulunması halinde davalının, davacının kusuru oranında zararını karşılaması gerektiği, somut olayda davalıya atfı kabil bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dosyada mevcut delillerin gözardı edildiğini, davalı bankanın müvekkili şirkete kredinin onaylanacağına yönelik güven verdiği hususunun dosyadaki evraklar ile ispatlandığını, mahkemece iki kişiden oluşan bilirkişiden ek rapor alınması gerekirken tek bilirkişiden rapor alınmasının doğru olmadığını, müvekkili şirketin davalı bankaya kredi almak için başvuruda bulunduğunu, bu başvuru sonucunda müvekkilinin ipotek teminatına esas olmak üzere ekspertiz raporları davalı banka tarafından yaptırılmak üzere tapu kayıtlarını davalı bankaya verdiğini, davalı bankanın şubesinden müvekkiline kredinin 2.850.000,00 TL onaylandığının beyan edildiğini, ancak müvekkilinin bu kredinin yetmeyeceğini, 3.200.000,00 TL'lik kredi gerektiğini belirttiğini, bunun üzerine banka yetkilisinin müvekkili şirket yetkilisine kredi limitinin istediği miktara çıkması için teminat olarak verdiği ipotek miktarını arttırması gerektiğini söylediğini, bunun üzerine müvekkili şirketin ikinci ipotek ekspertizi yaptırıp verdiği teminat miktarını arttırdığını, ayrıca davalı bankanın şube müdürünün Genel Müdürlükte kredi onayında sıkıntı yaşanmaması için bir miktar paranın bankaya yatırılmasını tavsiye etmesi üzerine 3.200.000,00 TL'nin davalı bankaya yatırıldığını, davalı bankadan istenen kredi miktarı kadar bedelin yatırılmasının bankanın müvekkil şirkete kredinin çıkacağına dair verdiği güveni gösterdiğini, müvekkili şirketin kredinin onaylandığını sanarak bir sürü harcama ve sözleşme yaptığını, müvekkilinin çıkma ihtimali belli olmayan bir krediye istinaden bu kadar yüklü paralar ödemesi ve sözleşmeler yapması hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, yerel mahkemenin eksik inceleme ve yanlı olarak hazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verdiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması talebiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre davacı şirketin davalı bankadan yatırım kredisi talep ettiği, davalı bankanın davacının kredi başvurusunu kabul etmediği, davalı bankanın sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde kredi sözleşmesi yapıp yapmayacağına karar verme hakkına sahip olduğu, davacının sözleşme önerisinin kabul edilmemesi nedeniyle davacıya kusur atfedilmesinin mümkün olmadığı, dosya kapsamında davacının menfi ya da müspet zarar talebini haklı gösterecek herhangi bir delil bulunmadığı, buna göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvuru talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, kredi talebinin reddedilmesinden kaynaklanan müspet ve menfi zarar talebine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkararistinaftemyizincelenenvı.kararınkararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:20:24

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim