Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1904
2023/5629
5 Ekim 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından dava dışı şirkete ait susam emtiası, taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı nakliyat emtia sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, dava dışı şirketin Nijerya'da mukim bir şirketten susam emtiası satın aldığını, söz konusu emtiaların hasarsız bir şekilde gemiye yüklenerek, 966371404 numaralı konşimento tahtında Nijerya'dan Türkiye'ye taşındığını, emtiaların Mersin Limanında tahliye edildiğini, söz konusu emtianın tahliye işlemlerinin ardından, susam çuvallarının ıslanmış ve küflenmiş olduğu, emtialarda topaklaşma meydana geldiğinin tespit edildiğini, yapılan incelemelerde, meydana gelen ıslaklık hasarının konteynerin tavanındaki delikten içeri su girmesi sonucu oluştuğunun belirlendiğini, hasarın fark edilmesinin ardından, sigortalı şirket tarafından hasara ilişkin olarak davalı şirkete protesto mektubu gönderildiğini, hasarsız bir şekilde gemiye yüklenen emtianın taşıma sırasında hasar görmesi sebebiyle davalı taşıyan sıfatıyla oluşan zarardan sorumlu olduğunu, müvekkilinin hasar nedeniyle sigortalısının uğradığı zarar ve ziyanı tazmin ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1472 nci maddesine göre hukuken sigortalının haklarına halef olduğunu, ödemenin rücuen tahsili için davalı aleyhine başlatılan icra takibinin itiraz sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Nijerya'nın Apapa Limanından Mersin Limanına yapılan dava konusu denizyolu taşımasının, merkezi Danimarka’da bulunan müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, sigortalı şirketin konişmentoya göre gönderilen ve müvekkilinin düzenlediği navlun faturasına taraf olması nedeniyle taşıtan sıfatlarını haiz olduğunu, dolayısıyla taşıyan ile konişmento hamili, taşıtan ve gönderilen sıfatlarına sahip sigortalı arasındaki ilişkilerde konişmento şartlarının esas tutulduğunu, buna göre, dava konusu taşımaya ilişkin ortaya çıkabilecek tüm ihtilaflar bakımından Londra'daki İngiliz Yüksek Mahkemelerinin yetkili olduğunu, uygulanacak hukukun İngiliz Hukuku olarak tayin edildiğini, bu nedenle milletlerarası yetki itirazlarının bulunduğunu, sigortalının zararının ne olduğunun belli olmadığını, yükün kendine has mahiyetinde ileri gelen zararlardan taşıyanların 6102 sayılı Kanun'un 1182 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereği sorumsuz olduğunu, taşıyana süresinde hasar ihbarı yapılmadığını, hasarlı olduğu iddia edilen yük üzerinde tarafların iştiraki ile veya Mahkemeler vasıtasıyla yapılmış bir tespitin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, dava konusunun Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdine davalının Türkiye acentesinin aracılık ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, deniz taşımasından kaynaklanan uyuşmazlıkta, konişmentonun 26 ncı maddesinde düzenlenen yetki klozunun halefiyet hükümlerine göre davacı ... şirketini bağladığı, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyle davalının milletlerarası yetki itirazının kabulüne, mahkemenin yetkisizliği nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; konişmentoya aracılık etsin etmesin Türk acentenin temsil ettiği tacirler bakımından izafeten dava açılabileceğinden konişmentoda yer alan yetki şartlarının her durumda geçersiz olduğunu, Yargıtay ilgili dairesinin son dönemdeki kararlarının da bu yönde olduğunu, yetki şartını içeren klozun geçerli olduğu düşünülse dahi söz konusu klozun, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 20 ve 21 inci maddesi gereği genel işlem şartlarına aykırı olduğundan yazılmamış sayılması gerektiğini, davalının Türkiye'de mukim ve vergi mükellefi bir şirket olduğu, Türkiye'de kendini daha iyi şekilde savunma imkanına sahipken İlk Derece Mahkemesinin davalının milletlerarası yetki itirazını kabul etmesi açıkça 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesine aykırılık teşkil ettiğini, acentenin tahkim/yetki anlaşması yapabilmesi için bu hususta özel yetkisinin bulunması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan borç ilişkisi mevcut olduğu, bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkların yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda tarafların anlaşabileceği, davada münhasır yetki veya ve kamu düzeni sözkonusu olmadığı, yetki şartının bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzasının (cirosunun) yer aldığı gibi konişmentoda gönderilen ve aynı zamanda navlun faturasının tarafı olarak taşıtan sıfatını haiz olduğunun anlaşıldığı, konişmento yükletene verildiği ve konişmentoda yer alan Maersk Line S/A hüküm ve koşullarına itiraz etmemiş olması ve taşıyan ile taşıtan arasındaki hukuki ilişkiler için uygulanması gereken navlun sözleşmesinin bulunmaması nedeniyle onun yerine kaim olarak uygulanacak ve Maersk Line A/S adına acente olarak Maersk Nigeria Ltd tarafından imzalanan kıymetli evrak niteliğindeki konişmento arkasında yer alan ve konşimentonun ön yüzünde "arka sayfada bulunan birden yirmialtıncı maddeye kadar numaralandırılmış şart ve koşullar taşıyanın tarifesine dahildir." şeklindeki şerh karşısında 26 ncı maddede düzenlenen yetki şartı davacının sigortalısının (gönderilen) imzasını ihtiva etmese dahi geçerli olduğu, kaldı ki, yetki şartının bulunduğu düzenlemede davacı taraf sigortalısının imzasının (cirosunun) bulunduğu, bu kapsamda konişmentodaki yetki şartı alıcı/gönderilen ve 6102 sayılı Kanun'un 1472 nci maddesi gereğince onun halefi olan sigorta şirketi için de bağlayıcı olduğu, deniz yoluyla ithalat işiyle uğraşan gönderilen/alıcının taşıyanın "taşıma şart ve koşullarını" basiretli bir iş adamı gibi davranarak incelemiş olması gerekeceği, taşıyıcı tarafından taşıma şart ve koşullarının içeriğinin öğrenilmesine imkân sağlanmadığı kabul edilemeyeceğinden ve taşımanın bu şart ve koşullar altında davalıya yaptırılması nedeniyle bu şart ve koşullar tahtında taşıma da tamamlandığına göre genel işlem koşullarının geçersiz olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı, merkezi Danimarka’da olan ve uluslararası faaliyette bulunan davalı şirketin Türkiye’deki ticari faaliyetleri kapsamında vergisel yükümlülüklerinin gereği vergi kaydının bulunmuş olması uyuşmazlığın yabancılık unsurunu içermesi özelliğini ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler, ayrıca konişmentonun arkasında düzenlenen yetki şartının taraflarca imzalanmamış olması nedeniyle geçersiz olduğunu ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava konusu uyuşmazlığın Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisinde kalıp kalmadığı ve konişmentodaki yetki şartının geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
5718 sayılı Milletler Arası Özel Hukuk Kanunu'nun 24, 29 ve 47 nci maddeleri ile 6102 sayılı Kanun'un 105 ve 1472 nci maddesi.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:24:28