Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/1720

Karar No

2023/5409

Karar Tarihi

28 Eylül 2023

MAHKEMESİ: Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2019/1559 Esas, 2022/89 Karar

HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2019/53 E., 2019/135 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı borçlu Beşik Yapı Malzemeleri Nakliyat İnşaat Temizlik Temel Tüketim Ürünleri Taahhüt Pazarlama Ticaret Sanayi Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden adı geçen şirkete nakdi ve gayrinakdi kredi açıldığını ve kullandırıldığını, davalı borçlu tarafın 04.04.2012 tarihli kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladığından borcun tamamından ve işleyecek temerrüt faizi ve ferilerinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, borçlunun kredi hesabının 12.12.2014 tarihinde kat edilerek muaccel hale getirildiğini, kat tarihi itibariyle tespit edilen 223.108,02 TL borç bakiyesinin ödenmesi için 12.12.2014 tarihli ihtarname ile dava dışı asıl borçlu ve bir kısım kefiller ile davalı borçlu ...'a ihtar edildiğini, ihtarnameye rağmen borç ödenmediğinden dava dışı borçlular ile davalı borçlunun temerrüde düştüğünü, davalının kredi sözleşmesinde imzası bulunmasına rağmen imzanın kendisinden hata ve hile ile alındığını bahisle haksız olarak borca itiraz ettiğini, banka alacağının tahsilini temin amacıyla ilamsız icra takibine başlanıldığını , ödeme emrinin tebliğ üzerine davalı borçlunun borca itiraz ederek icra takibini durdurduğu, itirazın haksız olduğunu, belirterek itirazın iptali ile muteriz borçlunun takibi uzatmaya yönelik itirazlarında haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle takip konusu alacağın %20'ından az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı borçlu tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı bankanın müvekkilinden imzanın alınmasında kredi verme sürecinde basiretli davranma yükümlülüklerinde hukuka aykırı bir çok durum gerçekleştiğini, müvekkilinden imzanın hile ile alındığını, kredi ile ilgili yapılan her türlü işlemin usulsüz ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin banka ile borçlu şirket arasında imzalanan kredi sözleşmesine kefil olma gibi bir iradesinin ve beyanının bulunmadığını, itirazlarının imzanın alınış amacı ve bu imzanın alınmasında müvekkilinin maruz kaldığı hileye dönük olduğunu, söz konusu evraktaki yazı karakterlerinin incelendiğinde sözleşmeyi dolduran kişi ile müvekkilinin aynı kişi olmadığının anlaşılacağını, imzanın müvekkilinin dükkanına gidilerek alındığını, müvekkilinin belli bir dönem borçlu şirkete ortak olduğunu, ancak bu ortaklıktan ve yapılan işlemlerden rahatsız olduğunu ve ortaklık payını 2013 yılında devrettiğini, bu devir işleminden sonra banka personeli ile...'in müvekkilinin dükkanına geldiklerini ve şirketle ilgili bir evrakı imzalaması gerektiğini söylediklerini, bankanın müvekkilinin iş yoğunluğundan, tecrübesizliğinden ve bilgisizliğinden yararlanarak hile ile boş kredi sözleşmesine imza alındığını, daha sonrada bankanın kendi iradesine göre sözleşmeyi dolduklarını, banka personelinin kendisine duyulan güveni hilesine araç olarak kullandığını, bankanın basiretli bir tacir gibi davranmadığını, 818 sayılı kanun kapsamında kefillik sözleşmesinin Yargıtay İçtihatlarında da belirtildiği şekliyle şekil açısından geçersiz olduğunu, 6098 sayılı kanun kapsamında da kefillik sözleşmesinde kefilin müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, kefil olduğu miktarını, tarihi açıkça kendi el yazısıyla yazması gerektiğini, müvekkilinden boş bir sözleşmeye imzasının alındığını ,gerçekleştirilen sözleşmenin yasanın koyduğu usul şartlarına da aykırı olduğunu belirtilerek müvekkili hakkında açılan bu mesnetsiz davanın reddine, kötüniyetli banka aleyhine en üst sınırdan kötüniyet tazminatına hükmedilmesine nihayetinde yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı borçlu tarafın 04.04.2012 tarihli kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığından bahisle borcun tamamından ve işleyecek temerrüt faizi ve ferilerinden müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, kredi borçlarının zamanında ödenmediği gibi üç adet çek için toplam 3.600,00 TL banka sorumluluk tutarının ödendiği ayrıca dava dışı borçluya ait dokuz adet çekin sorumluluk tutarlarının ise davacı banka tarafından ödeme riskinin devam ettiği, davaya konu edilen bütün kredilerin ilk açılış ve kullandırım tarihinin ise 07.03.2012 23.08.2013 tarihleri arasını kapsadığı, davaya konu kredi genel sözleşmesinin 04.04.2012 tarihinde imzalandığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği, davaya konu edilen kredi sözleşmesinin ilk düzenlendiği tarihin Eski Borçlar Kanunu döneminde imzalanmış, dolayısı ile sadece kefalet miktarının tutarının rakam ve yazı ile yazılması şekil şartı açısından yeterli olduğu, genel kredi sözleşmesi ile bir krediye kefil olma durumunda, kefil sadece kendi temerrütünün hukuki sonuçları ve kefalet limiti ile sorumlu olduğu, taraflar arasında imzalanan ve genel kredi sözleşmesindeki davalının kefalet limitinin de 26.09.2017 tarihli düzenlenen bilirkişi raporundan daha fazla miktarlı olarak düzenlenmiş olduğu anlaşılmakla, davalı tarafın kefaletin geçersizliğine ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, bu tarihli bilirkişi raporununda usule uygun ve dosya kapsamına uyumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usul yönünden tanık dinlenilmeden, beyanlar doğrultusunda rapor alınmadan karar verildiğini, sözleşme unsurlarının eksik olduğunu, kefalet limitinin belli olmadığını, sözleşmenin müvekkiline 2013 yılında imzalatıldığını, sözleşmenin müvekkilinin iş yerine getirilerek sonradan imzalatıldığını, dava dışı firmaya ilk olarak 2013 yılında kredi kullandırıldığını, bu da sözleşmenin tarihinin sonradan doldurulduğunu ispatladığını, kefil olma iradesini kabul etmemekle birlikte sözleşmenin her sayfasında davalının imzasının bulunmadığını, sözleşmenin müvekkili ile müzakere edilmediğini, okudum anladım şeklinde bir beyanı olmadığını, sözleşmenin 7. sayfasının 10/3.md, 46. sayfasının 36/3 maddesi ve 48. sayfasının 36/6 maddesinin doldurulması gereken hususlar olduğunu ancak bu hususların doldurulmadığını, kamera kayıtlarının ortaya konmadığını, yetkili kisiler huzurunda aydınlatma ödevinin yerine getirilerek bir sözleşme akdedilmediğini, sözleşmenin banka sınırları dışında imzalatıldığını, kredi sözleşmesine ek olarak borçlu ve kefilden alınması gereken " munza senet'in" dosyaya ibraz edilmediğini, müvekkilinden imza alan personelin, müşteriler ile alacak verecek ilişkisine girmek, senet yapıp imzalamak gibi işlemler nedeniyle iş akdine son verildiğini, sözleşmenin incelenmesinde yazı karakterlerinin ve kalem ucu kalibrelerinin farklılığının seçilebilir olduğunu, bunun da hile ile imza alındıktan sonra sözleşmenin doldurulduğunu, müvekkiline yönelik her hangi bir istihbari çalışma olmadığını, bu durumun hileyi ortaya koyan durum olduğunu, müvekkilinin yemin etmeye hazır olduğunu, ancak mahkemenin göz önüne almadığını belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamı içerisindeki bilgi ve belgeler, ilk derece mahkeme gerekçesinde dayanılan deliller ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, yerel mahkeme kararını usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:27:48

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim