Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1704
2023/5407
28 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/1583 Esas, 2021/1793 Karar
HÜKÜM: Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2018/213 E., 2019/284 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili hakkında takip başlatıldığını, senedin "TL" kısmının boş olarak düzenlendiği ve senedin kuruş kısmında "145.000" ibaresi, yazı ile yazılan kısmında ise sadece yüzkırkbeş ibaresi yer aldığını, alacaklı tarafından kuruş kısmında yazılı 145.000 kuruş ifadesi TL olarak kabul edilmiş ve takibin 145.000,00 TL üzerinden başlatıldığını, müvekkilinin davalıya bu miktarda bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin mal varlığı araştırıldığında da bu miktarda bir iş hacminin olmadığının anlaşılacağını, tüm bu nedenlerle 143.550,00 TL miktarında borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu bonoda rakamla yazılı kısmında "145.000" yazılı iken yazı kısmında ise "yüzkırkbeş" TL yazıldığını, bonoyu borçlunun kendisinin düzenlediğini, müvekkilinin dikkatsizliğinden ve bilgisizliğinden faydalanmak üzere böyle bir hile yaptığını, senet düzenlendikten sonra müvekkilinin uyarısı üzerine "iki meblağ da aynı zaten rakamla yazılı olan miktar geçerli" diyerek müvekkilini bu konuda ikna ettiklerini, her ne kadar senette rakam ile yazı bölümlerinde farklı değerlerin bulunması durumunda tahrifat olmaması koşulu ile yazı ile yazılan kısma itibar edilmesi gerekir denmiş ise de söz konusu farklılıktan kastın senedin çelişkili değerler ihtiva etmesi olduğunu, dava konusu bonoda bulunan miktarlar birbiriyle örtüşmekte aslında çelişki ihtiva etmediğini, öyle ki yazı ile yazılan "yüzkırkbeş" ibaresi aslında rakam ile yazılan "145.000" iradesini açıkça belli ettiğini, kaldı ki yazı ile yazılan miktarda bir bononun düzenlenmesi pek olağan karşılanacak bir durum olmadığını ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ki bonoyu borçlunun kendisi düzenlediğini, bono değerinin "yüzkırkbeş" olması gerekmiş olsaydı borçlu rakamla yazılan kısma da "145" yazacağını, aşırı şekilcilikten ötürü müvekkilinin hak kaybına uğramaması için davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, takip dosyasına konu 03.01.2017 tanzim tarihli 01.06.2017 ödeme tarihli bononun rakam kısmında 145.000 TL, yazı kısmında "yüzkırkbeş"olarak belirtildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 675 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca yazıyla gösterilen miktarın göz önünde bulundurulması gerektiği düzenlenmiş ise de, bononun düzenleme tarihindeki Türk Lirasının değeri dikkate alındığında alım gücü olmayan "yüzkırkbeş" TL üzerinden bono düzenlenmesi hayatın olağan akışına uygun olmayacağından bunun maddi hata sonucu yazıldığı kanaatine varıldığından davanın reddine, davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin ise icra takibinin durdurulması yönünde tedbir kararı verilmediğinden bu talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi tarafından borçlu olmadığının tespitine yönelik olarak yeterli inceleme yapılmadığı, takibe konu senet üzerinde şekli inceleme yapıldığı, borcun varlığı konusunda araştırma yapılmadığı, senedin ticari ilişki sonucu verilmediğini, mahkemece borcun niteliğinin araştırılmadığını, ayrıca senedin davacının elinden zorla alındığını, senedin tanzim tarihi, lehdar ismi, ödeme tarihi, ödeme ve keşide yeri yazılmadan eksik düzenlendiğini, öncelikle bonoda zorunlu unsurların bulunmadığını ve geçersiz olduğunu, taraflar arasında davaya konu bononun bir borç ilişkisinden kaynaklanmadığını, zorla imzalatıldığı için savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, soruşturmanın bekletici mesele yapılmasını, bonoda rakam ve yazı ile gösterilen değerler arasında fark bulunduğunu, bu nedenle icra takibinin geçici olarak durdurulmasını ve yerel mahkeme kararının kalddırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamı içerisindeki bilgi ve belgeler, ilk derece mahkeme gerekçesinde dayanılan deliller ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, yerel mahkeme kararını usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
TTK 676/1. maddesi hükmüne göre, bonoda hem yazı hem rakamla bedel gösterilip de iki bedel arasında fark bulunması halinde yazı ile gösterilen bedel üstün tutulur.
Dava konusu bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılmış, davacı takibin dayanağı bonoda düzenleyen, davalı lehdar olup, bonoda rakamla gösterilen bedel "Kuruş" hanesine 145.000 olarak yazılmış, TL kısmı boştur. Yazı ile bedel "yüz kırk beş TL" olarak yazılıdır. Bu durumda rakamla olan "145.000 kuruş" ile yazı ile gösterilen "yüzkırkbeş TL" arasında fark bulunmakta olup, aynı cins yazılmayıp biri kuruş diğeri TL olduğu gibi, bu husus nazara alınmadığında da TTK 676/1. maddesi hükmü uygulandığında bedel kısmında tahribat olmadığından yazı ile gösterilen bedelin üstün tutularak nazara alınması gerekir ki bu da 145 TL'dir. Kanunun, belirtilen madde metninde iki bedel arasında fark bulunması hali düzenlenmiş, bu farkın maddi hataya dayalı olması halinde madde hükmünün uygulanamayacağına dair bir düzenleme yer almadığı gibi, bu şekilde aynı rakamların var olduğundan yola çıkarak maddi hata olarak nitelendirilirse madde hükmünün uygulanırlığı da kalmayacaktır. Hayatın olağan akışına aykırılık hali, her somut olayın özeliğine göre, istisnai hallerde, açıkça belirlenebilen durumlarda uygulanabilecek bir durumdur. Bono bedelinin ne miktar üzerinden düzenleneceği taraflar arasındaki ilişkide taraflarca kararlaştırılacak bir durum olup, hayatın olağan akışından hareketle kambiyo senedinde bulunması zorunlu olan bedel unsurunun ve TTK 676/1. madde hükmünden ayrılarak yazı ile gösterilen bedelin farklı yorumlanması doğru değildir.
Dava, kambiyo senedine dayalı icra takibindeki bononun bedel unsurunun yazı ve rakamla farklı gösterildiği iddiasıyla kambiyo senedinden borçlu olmadığı iddiasına ilişkin menfi tespit davası olduğundan bu davada kambiyo senedinin şekli unsurları, kambiyo hukuku kuralları tartışılacak olup, gerçek borç miktarı taraflar arasındaki temel ilişkiye dayalı alacak veya menfi tespit davasında tartışılacaktır.
Açıklanan gerekçelerle, davacının sair temyiz itirazlarının reddi ile, taleple bağlı kalınarak talep edilen miktar bakımından menfi tespit davasının kabulü gerektiği gerekçesiyle kararın bozulması görüşünde olduğumuzdan onama kararına katılamıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:27:48