Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/5866

Karar No

2023/5363

Karar Tarihi

27 Eylül 2023

MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2018/951 Esas, 2022/371 Karar

HÜKÜM: Davanın reddi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında imzalanan bayilik sözleşmesi kapsamındaki borçların teminatı olarak şirket yetkilisi davalıya ait taşınmaz üzerinde 100.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, davalı şirketin sözleşmeye aykırı davranarak borçlarını ödememesi üzerine davalılara ihtarname keşide edildiğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibin davalıların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve davalılar aleyhine %40 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; takibe konu ipoteğin teminat ipoteği olduğunu, davacının öncelikle müvekkili şirket ile arasındaki sözleşme gereğince genel mahkemede dava açarak alacağı miktar olarak belirlemesi gerektiğini, alacak belirlenmeden ipotek akit tablosuna dayanarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapılmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkilinin muaccel olmuş bir borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine %40 oranında tazminata hükmedilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemece 15.10.2015 tarih, 2014/429 E. ve 2015/638 K. sayılı kararı ile taraflar arasında düzenlenen ipotek sözleşmesinin bir azami meblağ ipoteği olduğu, rehnin paraya çevrilmesi için borcun muaccel hale gelmesi gerektiği, davacı tarafça davalılara gönderilen 15.10.2010 tarihli ihtarla borcun muaccel olduğu, davacının takip tarihi itibariyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmasının usul ve yasaya uygun olduğu, davacının toplamda 51.658,12 TL alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kabul edilen asıl alacak üzerinden takip tarihi nazara alınarak % 40 oranında hesaplanan icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, reddedilen kısım yönünden takibin kötü niyetli yapıldığı davalı tarafça ispatlanamadığından davalı tarafın ise tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 30.11.2016 tarih, 2016/329 E. ve 2016/15348 K. sayılı kararıyla dava konusu ipoteğin davacı ile davalı şirket arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın teminatı olarak verildiği, mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde davacının davalı şirketten alacağı olduğunun belirlendiği ancak davalının söz konusu alacağa karşılık alacağın temliki ve 3 üncü kişi bayii aracılığıyla ödemeler yapıldığını ileri sürdüğü, bu konudaki belgeleri dosyaya ibraz ettiği, gerek bilirkişilerce gerekse mahkemece bu ödeme iddia ve belgeleri üzerinde durulmadığı, eksik inceleme ile karar verildiğine işaret edilerek bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen ipotek sözleşmesinin bir azami meblağ ipoteği olduğu, rehnin paraya çevrilmesi için borcun muaccel hale gelmesi gerektiği, davacı tarafça davalılara gönderilen 15.10.2010 tarihli ihtarla borcun muaccel olduğunun kabul edildiği, davacının takip tarihi itibariyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmasının usul ve yasaya uygun olduğu, bilirkişilerce taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme ve düzenlenen rapora göre davacının toplamda 51.658,12 TL alacağı olduğu, ancak davacı lehine verilen ve bedeli nakden ödenmek suretiyle terkin edilen ipotek ödemesinin kayıtlarda yer almadığı, resmi senet ile terkin edilen ipoteğe ilişkin olarak davalılarca yapılan 80.000,00 TL'lik ödemenin davacının ticari defterlerine göre alacaklı göründüğü 51.658,12 TL'lik tutardan mahsup edildiğinde davacının herhangi bir alacağının kalmadığının anlaşıldığı, ipotek terkin belgesindeki 80.000,00 TL bedelli ödeme konusunda davacı tarafa yemin deliline dayanıp dayanmadığının hatırlatıldığı ancak davacı tarafından yemin deliline başvurma hakkının kullanılmayacağının açıkça ifade edildiği, davacı takibinde haksız ise de kötü niyetli olarka takibe giriştiği hususunun davalılar tarafından ispat edilemediği ve bu yönde dosya kapsamında bir delil de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, yasal şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

  1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete herhangi bir ödeme yapılmadığı halde ipoteğin kaldırıldığını, 80.000,00 TL'lik ödeme yapılsaydı müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarına işleneceğini, biirkişi raporunda da ödeme yapılmadığının görüldüğünü, mahkemece bozma kapsamında araştırma yapılmadığını, bozma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda da müvekkili alacağının 51.658,12 TL olarak tespit edildiğini, davalının ödeme yaptığı iddiasını ispatlayamadığı, bu konuda belge sunmadığı, 80.000,00 TL'lik ödeme konusunda yemin deliline dayanılmayacağı mahkemeye bildirilmiş olmakla mahkemece müvekkilin lehine olan dosyada mevcut diğer delillerin değerlendirilerek karar verilmesi istenilmiş ise de itirazlarının reddedildiğini, dosyadaki delillerle alacağın ispatlandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

  2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatı taleplerinin mahkemece reddedilmesi yönünden kararın temyiz edildiğini, davacının kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını, haksız ve hukuka aykırı olarak taleplerinin reddedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı kanun) 67 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları.

  1. Değerlendirme

  2. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

  3. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin ise davacının icra takibine girişmesinde haksız olduğu ancak davacının kötü niyeti ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.

  4. 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmünü içermektedir.

  5. Anılan düzenlemeye göre borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına; alacak likit olsun veya olmasın böyle bir alacağa dayalı takibin haksız ve kötü niyetli olması halinde ise istem varsa, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekmektedir. İşbu tazminata hükmedilmesi için takibin haksız olması tek başına yeterli olmayıp ayrıca alacaklının takibi başlatmakta kötü niyetli olması da gerekmektedir. Alacaklının kötü niyetli sayılabilmesi için de takibin haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerekir. Bu hususun ispat yükü de davalı borçludadır.

5.Dosya kapsamına göre davalı tarafın davacıya olan borcunu 2007 yılında ödediği, buna rağmen davacının ödeme tarihinden çok sonra aynı alacak için icra takibi başlatıp, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali davası açma yoluna gittiği, yapılan icra takibinin iyi niyetli olmadığı anlaşıldığından davalılar lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılara iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararcevapyargılamatemyizmahkemev.reddinebozulmasınasonrakikararlarıbozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:29:16

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim