Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5514
2023/5339
26 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2021/50 Esas, 2022/419 Karar
HÜKÜM: Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen itirazın iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan Meytek Tesisler.. Ltd. Şti. arasında muhtelif tarihli kredi çerçeve sözleşmeleri akdedildiğini, diğer davalıların bu sözleşmeleri müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, asıl borçlunun kredi ödemelerini aksatması üzerine hesabın kat edildiğini ve davalılar aleyhine ilamsız icra takibi yapıldığını, takibin, davalıların itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı şirketlerin tüm hesapları blokeli olduğundan söz konusu hesapların kontrol edilemediğini, bu nedenle davacı tarafa yapılan ödemelerin de görülemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.12.2017 tarihli ve 2017/202 E., 2017/820 K. sayılı kararıyla, davacı banka tarafından sözleşme ile davalı asıl borçlu Meytek Tesisler Tek. Bak. Isıt ve Soğutma Sistemleri Ltd. Şti.'ye kredi kullandırıldığı, diğer davalıların sözleşmeyi müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları, sözleşmenin 4.2 maddesinde temerrüt halinde banka tarafından Merkez Bankası'na bildirilen en yüksek cari akdi faiz oranının %100 fazlasının uygulanacağının belirtildiğini, dosyaya getirtilen belgelerden banka tarafından bildirilen en yüksek faiz oranının %36 olduğunu, buna göre ödeme emrinde de sözleşmeye uygun bir şekilde %72 oranında temerrüt faizi uygulandığı, takip sonrasında 29 adet çekin sorumluluk bedelleri ödenerek 37.770,00 TL olarak nakdi alacağa dahil edildiğini, asıl borçlu dışındaki kefillerden çek depo bedeli talebinin sözleşmede hüküm olmadığı için istenemeyeceği, buna göre takip tarihi itibariyle taleple de bağlı kalınarak talep edilebilir asıl alacak tutarının 1.005.550,00 TL, işlemiş faiz tutarının 135.969,98 TL, BSMV tutarının 6.798,50 TL olduğu, buna göre de davalı asıl borçlu Meytek Tesisler... Ltd. Şti. yönünden 600.000,00 TL ipotek tutarının mahsubu ile sorumluluğunun 548.318,48 TL olduğu, asıl borçludan talep edilebilir gayrinakit alacak tutarının 68.370,00 TL olduğu, kefillerin sorumlu olduğu toplam tutarın ise 1.148.318,48 TL olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin asıl borçlu ve kefiller yönünden hüküm fıkrasında ayrı ayrı belirtilen miktarlar üzerinden devamına ve icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin 12.02.2019 tarihli ve 2018/371 E., 2019/208 K. sayılı kararıyla, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Dairemizin 10.12.2020 tarih, 2020/2884 E., 2020/5805 K. sayılı kararı ile "davacı bankanın asıl alacak kaleminin 1.387.555,63 TL olduğunu iddia ettiği, gerek ilk derece gerekse de istinaf aşamasında alınan bilirkişi raporlarıyla tespit edilen asıl alacak miktarı ile davacının talep ettiği asıl alacak miktarı arasında önemli miktarda farklılık bulunduğu, bu hale göre, davacının her iki rapora ilişkin itirazları da gözönünde bulundurularak mahallinde banka kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle davacının itirazlarını karşılayacak ve denetime elverişli olacak şekilde bilirkişi raporu alınarak varılacak uygun sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamında belirtilen hususların açığa kavuşturulması için yeni bir bankacı bilirkişiden rapor alındığı, söz konusu raporun denetime elverişli olmakla benimsendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, takibin asıl borçlu yönünden 1.213.824,96 TL asıl alacak, 135.969,98 TL işlemiş faiz, 6.798,50 TL BSMV'den 600.000,00 TL ipotek bedelinin mahsubu ile 756.593,44 TL nakit alacak ve 112.230,00 TL gayri nakit depo talebi üzerinden kefiller yönünden ise 1.213.824,96 TL asıl alacak, 135.969,98 TL işlemiş faiz, 6.798,50 TL BSMV olmak üzere toplam 1.356.593,44 TL alacak üzerinden ve asıl alacağın 55.470,00 TL'lik kısmına yıllık %30,24 kalan kısmına da %48,48 oranında temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV uygulanmak ve Antalya 7. İcra Müdürlüğü 2016/7938 ve 8. İcra Müdürlüğü 2016/12123 E. sayılı dosyaları ile tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydıyla devamına, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine ve icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda nakdi alacağın eksik hesaplandığını, bilirkişinin tazmin olan 0233 TU000441 numaralı hesaba ait teminat mektubunu hesaplama aşamasında gözden kaçırdığını, alacağın hesabında uygulanan akdi ve temerrüt faizi oranlarının da tümüyle hatalı olduğunu, keza gayrinakdi alacağa ilişkin tespitlerin de doğru olmadığını, bilirkişi tarafından müvekkilinin 87 adet çek yaprağı için depo talebinde bulunabileceği belirtilmiş ise de bu rakama nasıl ulaşıldığının izaha muhtaç olduğunu, bozma ilamında banka kayıtları üzerinden yerinde inceleme yapılması gerektiği belirtilmesine rağmen incelemenin dosya arasında bulunan evrak baz alınarak yapılmasının doğru olmadığını, kefillerin gayrinakdi alacağa ilişkin depo talebinden sorumlu tutulamayacağına ilişkin tespitin hatalı olduğunu zira dosya arasında bulunan genel kredi sözleşmelerininden de açıkça tespit edilebileceği üzere kefaletin asıl borçlunun doğmuş ve doğacak tüm borçlarını kapsadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 inci maddesi.
- Değerlendirme
1.Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın asıl borçlu ve kefillerden tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2.Mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında; davacı bankanın asıl alacak kaleminin 1.387.555,63 TL olduğunu iddia ettiği, gerek ilk derece gerekse de istinaf aşamasında alınan bilirkişi raporlarıyla tespit edilen asıl alacak miktarı ile davacının talep ettiği asıl alacak miktarı arasında önemli miktarda farklılık bulunduğu belirtildikten sonra belirtilen farkın hangi sebepten kaynaklandığının tespiti ve davacının itirazlarının karşılanması için mahallinde banka kayıtları üzerinde inceleme yapılması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde mahallinde banka kayıtları üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmadan dosya içerisinde bulunan evraklara dayalı olarak hazırlanan bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir.
3.Bunun yanında, yukarıda da ifade edildiği üzere davacı banka, davaya konu icra takibinde, 1.387.555,63 TL asıl alacak talep etmiş olup bozmadan sonra alınan ve hükme esas teşkil ettirilen bilirkişi raporunda, asıl alacak 1.213.824,96 TL olarak hesaplanmıştır. Davacı vekili, yargılama sürecinde alınan tüm raporlara itirazında olduğu gibi bu rapora itirazında da aradaki farkın kat tarihi ile takip tarihi arasındaki dönemde tanzim olmaları sebebiyle nakdi alacağa dönüşen teminat mektubu bedellerinin hesaplamaya dahil edilmemesinden kaynaklandığını belirtmiştir. Gerçekten de davacının 20.07.2016 tarihli kat ihtarnamesinde, her ikisi de 100.000,00 TL bedelli olan 2 adet teminat mektubu bedelinin depo edilmesini istediği, anılan teminat mektuplarının 14.11.2016 tarihinde başlatılan takipten önce 19.09.2016 ve 03.10.2016 tarihlerinde tanzim edildiği görülebilmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, sözü edilen teminat mektupları ile ilgili olarak herhangi bir değerlendirme bulunmadığı gibi davacı banka tarafından söz konusu teminat mektubu bedellerinin asıl alacağa dahil edilip edilmediği ve dolayısıyla aradaki farkın da bu nedenden kaynaklanıp kaynaklanmadığı anlaşılamamaktadır.
4.Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dosyaya 127 adet çek yaprağına ilişkin evrakların sunulduğu, bu çek yapraklardan 40 adetinin zorunlu karşılığının kat tarihi ile takip tarihi arasında ödendiği ve bu çek yapraklarına ilişkin gayri nakdi alacağın bu suretle nakdi alacağa dönüştüğü, davacı bankanın takip tarihi itibariyle kalan 87 adet çek yaprağının zorunlu karşılığının depo edilmesini asıl borçlu şirketten talep edebileceği belirtilmişse de davacı vekili rapora itirazında, bilirkişi raporuyla yapılan bu tespitin dayanağının gösterilmediğini, takip tarihi itibariyle borçlu şirket elinde 108 adet çek yaprağı bulunduğunu belirtmiştir.
5.Bu itibarla, mahallinde banka kayıtları üzerinden inceleme yapılarak yukarıda (3) ve (4) numaralı bentlerde belirtilen hususların tereddüte mahal vermeyecek ve denetime açık bir şekilde açıklığa kavuşturulması ve davacı bankanın takip tarihi itibariyle talep edilebileceği nakdi ve gayri nakdi alacak belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
6.Öte yandan, davacı banka, takipte talep ettiği asıl alacağı %36 oranında akdi faiz, işlemiş faizi ise %72 oranında temerrüt faizi uygulayarak belirlemiş olup takip talebiyle, talep edilen alacağın %72 oranında temerrüt faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmadan önce verilen kararla, talep edilen akdi ve temerrüt faizi oranlarının uygun olduğu belirtilerek bu oranlar üzerinden yapılan hesaplama hükme esas teşkil ettirilmiş ve tespit edilen asıl alacağa %72 temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmiştir. Davalılar, İlk Derece Mahkemesinin sözü edilen kararını istinaf etmemiş olup bu suretle belirtilen akdi ve temerrüt faizi oranları bakımından davacı lehine usuli müktesep hak oluşmuştur. Ancak bozmadan sonra alınan ve hükme esas teşkil ettirilen bilirkişi raporunda, bu husus gözden kaçırılmış ve davacı banka tarafından talep edilen akdi ve temerrüt faizi oranın uygun olmadığı, davacı bankanın %24,24 oranında akdi, %48,48 oranında ise temerrüt faizi talep edebileceği belirtilerek bu oranlara göre hesaplama yapılmış ve Mahkemece, yapılan bu hesaplama hükme esas alınarak, belirlenen asıl alacağa %48,48 oranında temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmiştir. Bu itibarla, Mahkemece, davacı lehine belirtilen akdi ve temerrüt faizi oranları bakımından oluşan usuli müktesep hak gözden kaçılarak yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:30:02