Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/4544
2023/5257
25 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2018/2059 Esas, 2020/260 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2016/63 E.,2018/191 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 23.02.2021 tarihli ve 2020/1814 Esas, 2021/1611 Karar sayılı kararı ile bozulmuş, bozma üzerine İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına direnilmiş ve bu kararın da davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.07.2023 tarihli ve 2022/11 220 Esas, 2023/723 Karar sayılı ilâmı ile İlk Derece Mahkemesi'nin direnme kararı ve Dairemizin bozma kararının kaldırılmasına karar verilerek davanın esasına yönelik davacı vekilinin temyiz itirazlarına ilişkin inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu tarafından dosya Dairemize gönderilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilince 2014/93934 sayılı “ESİN GÜRAL” marka başvurusunda bulunulduğunu, anılan marka başvurusuna davalı şirketin “GÜRAL” esas unsurlu markalarına dayalı olarak gerçekleştirilen itiraz kabul edilerek müvekkilinin marka başvurusunun 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesi kapsamında reddedildiğini, bu karara karşı müvekkilince yapılan itirazın ise dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile reddedildiğini, marka başvurusundaki ibarenin müvekkilinin isim ve soy isminden ibaret olduğunu, müvekkilinin babası Rıza Güral’ın davalı şirketin kurucusu ile kardeş olduğunu, uzun yıllar birlikte ticari faaliyetlerde bulunduklarını, firmaların ayrılmasına dair karar sonrasında ortak firmadaki “GÜRAL” markasının davalı şirket tarafından devralınması sonrasında müvekkilinin babası ve ailesi de dâhil olmak üzere diğer aile mensuplarının “GÜRAL” ibaresini marka olarak kullanmasına muvafakat verildiğini, ancak sonrasında davalı şirketin kötüniyetli olarak müvekkili aleyhine işlemler tesis ettiğini, kaldı ki dava konusu markada bu ibareden ziyade müvekkilinin isim ve soy isminin marka olarak tescil edilmek istendiğini, müvekkilinin kendi isim ve soy ismi üzerindeki haklar gözetilmeksizin YİDK kararının tesis edildiğini, taraf markaları arasında iltibas riskinin bulunmadığını, müvekkilinin isim ve soy ismini marka olarak tescil isteminin reddedilemeyeceğini ileri sürerek YİDK’nın 2015/M 12235 sayılı kararının iptaline, tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, markalar arasında benzerliğin bulunduğunu, davacının markasının davalı şirketin seri markalarından biri olarak algılanma ihtimalinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin “GÜRAL” esas unsurlu markalarının tanınmış marka niteliğini haiz olduğunu, davacının isim ve soy isminin “...” olduğunu, bu kapsamda davacının kendi isim ve soy ismini marka olarak tescil etmekten ziyade “GÜRAL” ibaresi üzerinde hak elde etme çabasıyla marka başvurusunda bulunduğunu, davacının “GÜRAL” ibaresi üzerinde herhangi hakkının bulunmadığını, anılan ibare üzerindeki hakkın devir sebebiyle müvekkiline ait olduğunu, davacının yine dava dışı 2011/56720 sayılı marka başvurusu ile de “ESİN GÜRAL” ibaresini marka olarak tescil ettirmek isterken müvekkilinin itirazıyla anılan başvurunun reddedildiğini, davacı ve aile fertlerinin bu şekilde “GÜRAL” ibaresi üzerinde hak elde etme çabası içerisinde olduklarını, bu durumun iyiniyetli bir yaklaşım olmadığını, taraf markaları arasında benzerliğin bulunduğunu, markaların karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğunu, benzer mal ve hizmetlerin tescil edilmek istendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 21.05.2018 tarihli ve 2016/63 E, 2018/191 K. sayılı kararıyla; taraf markaları arasında iltibasa neden olacak düzeyde benzerliğin bulunduğu, her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davacı tarafın isminin ve soy isminin başvuru markasında aynen yer almasının daha önce tescilli olan marka ile iltibas oluşturacak tarzda ise nüfus kayıt hakkının başvuru markası yönünden bir hak oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.02.2020 tarihli ve 2018/2059 Esas, 2020/260 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden kanuna uygun olduğu, Dairemizin 16.12.2019 tarihli ve 2019/1575 Esas, 2019/8229 Karar sayılı kararı ile "Rıza Güral" ibareli marka başvurusunun 19.11.2018 tarihli ve 2017/1701 Esas, 2018/7170 Karar sayılı kararı ile de "Erol Güral" ibareli marka başvurusunun "GÜRAL" ibareli tescilli markalar ile iltibas oluşturacağının kabul edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Dairemizin 23.02.2021 tarih, 2020/1814 Esas ve 2021/1611 Karar sayılı kararıyla ''...Kişinin kendi ad soyadının marka olarak tescili kişilik hakkı kapsamında görülmelidir. 556 sayılı Marka KHK’nın 8/5 (SMK 6/6) maddesinde de kişi adlarının markasal değerine işaret edilmiştir. Dairemizin 16.12.2019 tarih ve 2019/ 1575 E. 2019/8229 K. sayılı kararı ile 19.11.2018 tarih ve 2017/1701 E. 2018/7170 K. sayılı kararlarında da ifade edildiği üzere; ad ve soyadın birlikte yer aldığı markalar ile sadece soyadı yer alan markalar arasında 556 sayılı KHK. 8/1 b maddesi uyarınca karıştırılma ihtimalinin meydana gelmeyeceği kabul edilmiştir. Bununla birlikte bir kişinin ad soyadının tanınmış markalarla bir benzerliğinin bulunması halinde tanınmış marka ile aynı sektörde herhangi bir mal ve hizmet yönünden tescil ettirilmesinin KHK. 8/4 maddesindeki riskleri doğurabileceğinin kabulü gerekir.
Somut olayda davacının marka başvurusunun kendisine ait ad ve soyadı içerdiği, davacının soyadı itibariyle davalı markalarıyla benzerlik ve ayniyet gösterdiği kabul edilse de; bir bütün olarak davacı markasının davalı markalarından farklı olarak bir kişinin ad soyadı olarak algılanacağı, bu itibarla davalı markalarıyla karıştırılma ihtimalinin meydana gelmeyeceğinin kabulü gerekir. Bununla birlikte, mahkemece, davacının marka başvurusu kapsamında bulunan mal ve hizmetler yönünden tescilinin 556 sayılı KHK 8/4 maddesi uyarınca, davalının markalarının tanınmışlık düzeyi itibariyle, en azından bazı mal ve hizmetler yönünden, davacıya haksız yarar sağlayıp sağlamayacağı, tanınmış markanın yüksek ayırt edicilik gücünün zedelenip zedelenmeyeceği ve markanın itibarına zarar verip vermeyeceği risklerinden en az birinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği tartışılarak bir karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçeyle davanın tamamen reddine karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle temyiz eden davacı lehine bozulmasını gerektirmiştir...'' gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, raporlara yapılan itirazların dikkate alınmadığını, müvekkilinin bilinen bir iş insanı olduğunu, raporlarda hukuki değerlendirmelerin yapıldığını, müvekkilinin isim ve soy isminin marka olarak kullanılmasının engellenemeyeceğini, taraf markalarının benzer olmadığını, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, eksik inceleme ve değerlendirme neticesinde hüküm tesis edildiğini belirterek direnme kararını temyiz etmiştir.
C. Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.07.2023 tarihli ve 2022/11 220 Esas, 2023/723 Karar sayılı ilâmı ile ''.. davacıya ait marka ile davalı şirkete ait itiraza mesnet markaların kapsamlarındaki mal veya hizmetlerin benzerliği uyuşmazlık kapsamı dışındadır. Bu anlamda uyuşmazlığın özü taraf markalarındaki ibarelerin karıştırılmaya neden olabilecek düzeyde benzer olup olmadığı noktasında toplanmıştır. Bu itibarla benzer mal ve hizmetlerde tescilli taraf markalarının ibareleri arasındaki benzerliğe ilişkin incelemede uygulama alanı bulan hüküm 556 sayılı KHK'nın 8/1 b maddesi olduğundan aynı uyuşmazlık için ayrıca KHK'nın 8/4 üncü maddesi kapsamında herhangi bir inceleme yapılması mümkün değildir. bozma kararında ilk olarak ad ve soyadın birlikte yer aldığı markalar ile sadece soyadı yer alan markalar arasında 556 sayılı KHK 8/1 b maddesi uyarınca karıştırılma ihtimalinin meydana gelmeyeceği kabul edildikten sonra bu kabule aykırı olarak marka olarak tescil edilmek istenen ad ve soyad ile davalının tanınmış markaları arasında, ibareler arası benzerlik kabul edilmişçesine, markanın tanındığı sektördeki herhangi bir mal ve hizmet yönünden 556 sayılı KHK'nın 8/4 üncü maddesindeki risklerin ortaya çıkabileceğinin kabul edilmesi, yine ibareler itibariyle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı belirtilen davacıya ait marka ile davalı şirket markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin benzer olmalarına rağmen anılan mal ve hizmetler farklıymış gibi 556 sayılı KHK'nın 8/4 üncü maddesi koşulları değelendirilerek bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararının verilmiş olması karşısında, Özel Daire bozma ilamının kendi içinde çelişkili değerlendirmeler içerdiği, bu çelişkilerden anlaşıldığı üzere bozma ilamının açık bir hataya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.Açıklanan gerektirici nedenlere göre açık biçimde maddi hataya dayalı Özel Daire bozma kararı ile İlk Derece Mahkemesinin direnme kararının ortadan kaldırılmasına ve işin esasına ilişkin olarak ileri sürülen temyiz itirazlarının yöntemince değerlendirilmesi ve dosya kapsamına uygun, çelişki içermeyen ve gerekçeli bir inceleme yapılması için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesine karar vermek gerektiği..''' gerekçesi ile direnme kararı yerinde bulunarak bozma nedeni dikkate alındığında karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmalık, davacıya ait “ESİN GÜRAL” ibareli marka başvurusu ile davalı şirkete ait “GÜRAL” esas unsurlu markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalı şirket markalarının tanınmışlık düzeyi itibariyle 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında davacıya ait marka başvurusundaki mal ve hizmetler bakımından davacı lehine haksız yarar sağlama veya davalı şirket markalarının ayırt edici niteliği ile marka itibarlarına zarar verip vermeyeceği risklerinden birinin tartışılmasının gerekli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile aynı maddenin dördüncü fıkrası.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre verilen karar usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:31:19