Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1469
2023/5224
21 Eylül 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2018/3484 Esas, 2021/2253 Karar
HÜKÜM: Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2015/1182 E., 2018/515 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; kendisinin Öz Otomat Tic ve Mak. San ve Tic. Ltd. Şti.'nin sahibi ve yetkili müdürü olduğunu, şirkete ait olan 05.10.2015 ve 20.10.2015 tarihli her biri 70.000,00 TL bedelli iki adet çeki kaybettiğini, konuyla ilgili ticaret mahkemesinde çeklerin iptali için dava açtığını ve suç duyurusunda bulunduğunu, ancak çeklerin daha sonradan davalı tarafından bankaya ibraz edildiğini ve takibe konulduğunu, kendisinin ve şirketinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, çekte kendisinden sonraki ciranta ile ilgi ve alakasının bulunmadığını, ciro silsilesinin kopmuş olduğunu, ciro silsilesinde yer alan M. Halis Yaşarer'in çekleri kendisinden almadığını belirterek borçlu bulunmadığının tespitine ve takiplerin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin alacağına karşılık dava konusu çekleri...'dan aldığını, çeklerin ciro silsilelerinde bir kopukluk bulunmadığını, müvekkilinin iyi niyetli meşru hamil olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının çeklerin iptali için dava açtığı, incelenen ticari kayıtlarda davacı ile davalı arasında bir ticari ilişki bulunmadığı, davalının bu çeki elinde haklı hamil olarak bulundurmasının bir nedeni ve dayanağı bulunmadığı, davalının çeki...'dan devralmasının da hukuki dayanağının olmadığı, davalı tarafından dosyaya sunulan 02.09.2014 tarihli protokol kapsamında davalının alıcı olarak yer aldığı, satıcının Ronami Tekstil olup bu firma adına kayıtlı taşınmazları satacağını taahhüt ettiği, buna karşılık satıcı...'ya 150.000,00 TL'yi protokolün imzası anında nakden ödeyip kalan kısmı da ödeyeceğine dair taahhütte bulunduğu, gayrimenkul satış sözleşmesi vaadinin noterde yapılması gerektiği, bu nedenle davalının iyi niyetli hamil olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu çekler nedeniyle davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının icra müdürlüğüne müracaat ederek borcunu kabul ettiği ve dört taksitte ödeyeceği konusunda taahhütname imzaladığını, çekin ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığını, davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olduğunu, ödeme halinde davanın istirdat davasına dönüşeceğini, davacının davasını istirdat davasına dönüştürmediğini, davacının müvekkilinin senedi iktisap ederken davacının zararına hareket ettiğini ispatlaması gerektiğini, oysa bu hususun ispatlanamadığını, zaten taraflar arasında başka ciroların bulunduğunu, müvekkilinin çeki elinde bulundurma sebebini kanıtlama yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının öncelikle senedin bedelsizliğini ispat etmesi, akabinde davalı hamilin senedi alırken davacı zararına hareket ettiğini ispatlaması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip ve dava konusu çeklerin ciro silsileleri incelendiğinde herhangi bir kopukluk bulunmadığı, davacının çekin kaybedildiğini ve davalının da çekin iktisabında ağır kusurlu ve kötü niyetli olduğunu usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığı, mahkemenin davalının çeki...'a devralmasının hukuki dayanağı bulunmadığı şeklindeki gerekçesinin bir bakıma ispat külfetini davalıya yükler nitelikte bulunduğu, ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, davacının davaya konu her iki icra dosyasına da alacaklı vekiliyle birlikte 13.06.2006 tarihinde müracaat ederek borcunu kabul ve ödeme taahhüdünde bulunduğu, davacının davasının reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davalı vekilince ayrıca kötü niyet tazminatına hükmedilmesi istenilmiş ise de; ihtiyati tedbir kararı verilmediğinden davalı vekilinin tazminat talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın reddine, koşulları bulunmadığından davalı vekilinin tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; icra dosyasındaki ödeme taahhüdünün icra baskısı ile yapıldığını, kabul edilmemesi gerektiğini, ciro silsilesinin kopuk olduğunu, çekin çalındığını, davalının delil olarak dayandığı protokolün kesin delil niteliğinde olduğunu, avukat olan davalının geçersiz sözleşmeye taraf olduğunun kabul edilemeyeceğini, davalının kötü niyetle çeki devraldığını, ispat yükünün davalıda olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:32:03