Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2249
2023/5182
20 Eylül 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/106 Esas – 2022/66 Karar
HÜKÜM: Usulden ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2018/419 E., 2019/1069 K.
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince fer'i müdahil vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, ihyası istenen şirket aleyhine İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün 2018/2236 takip sayılı dosyası ile ile 01.12.2011 ve 17.02.2012 tarihli eser işletme devir sözleşmelerinin iptali dolayısı ile ödenen tutarların tahsili amacıyla 200.000,00 TL asıl alacak üzerinden 26.01.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, icra müdürlüğü tarafından yapılan incelemede borçlu şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesi gerekçesi ile öncelikli olarak ihya kararı alınması yönünde karar verildiğini ve takibin durdurulduğunu belirterek işlemlerin devam etmesi ve taraf teşkilinin sağlanmasını teminen 07.07.2014 tarihinde ticaret sicilinden terkin edilen Unıversal Müzik Yapım Organizasyon Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin bu dosyaya mahsus olacak şekilde ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Ticaret Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 nci hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, dava konusu olayda da, Ticaret Sicil Müdürlüğü, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi ile “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketleri ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliği” hükümleri çerçevesinde işlem gerçekleştiğini, münfesih durumdaki anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin sicil kayıtları ilgili düzenlemelerde belirtilen usulle re’sen terkin edildiğini, davaya konu şirketin mezkur hukuki düzenleme gereğince, hukuka uygun olarak, müvekkili Müdürlük tarafından sicilden terkin edildiğini, dava açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, bu nedenle; “yasal hasım" konumunda bulunan müvekkilinin yargılama masraflarından sorumlu tutulamayacağını, müvekkili yönünden açılan davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin diğer tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Universal Müzik Yapım Organizasyon Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin sicil kaydının 07.07.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen silindiği, terkinden evvel İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/794 E. sayılı dosyasında açılmış bir dava bulunduğunun anlaşıldığı, geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası gereği davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirketlere bu kanun hükmünün uygulanmayacağının düzenlendiğini, terkine karar verilen şirket hakkında davalar var iken şirketin ticaret sicil kaydının silinmesinin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olup, yapılacak tasfiye işlemi de yasaya uygun olmayacağından sadece ihya kararı verilmesi gerektiği, her ne kadar İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/810 E. sayılı dosyasında da Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile sonuçta şirketin tasfiye yönelik olmayacak şekilde ihyasına karar verilmiş ise de söz konusu kararda ilk derece mahkemesi kararının ihyaya yönelik hüküm kısmının istinaf edilmediği, istinaf edilmeyen bu kısımda "İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/794 E. sayılı dosyasında yapılacak işlemler ile sınırlı olmak kaydı ile" ihyasına karar verildiği ve kararın bu şekilde kesinleştiği anlaşıldığından yeniden ve bir dosyaya özgü olmaksızın ihyada davacı tarafın hukuki yararının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile şirketin ihyasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının ihya davası açmasında hukuki bir yararı olmadığını, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/275 E. sayılı dava dosyasında menfi tespit davasının bekletici mesele yapılması taleplerinin reddedildiğini, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesine rağmen talep edilen icra dosyasına has olmak üzere ve ilgili icra dosyasında yapılacak işlemlerle sınırlı olmak üzere hüküm kurması gerekirken, talebi aşarak dava dışı şirketin yolsuz tescilden dolayı ihyasına karar vermesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesine aykırılık teşkil ettiğini, Mahkemece asli müdahale davası yönünden bir karar verilmediğini, gerekçeli karar incelendiğinde, sadece adlarının taraflar hanesinde olduğu ancak taraf beyanlarında gerekçenin izahatında hiçbir şekilde beyan ve talepleri yazılı olmadığı, talepleri yönünden bir karar oluşturulmadığını, müvekkilinin ihya edilmesi talep edilen şirketin münferiden temsil ve ilzama yetkili yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, davalı şirket ile yok hükmünde olduğu kesin hükümle sabit yönetim kurulu kararı ile kendisini müvekkilinin paydaşı olduğu şirketin her konuda ahzu kabz yetkisi ile temsil ve ilzama yetkili olarak atanmış genel müdür olarak gösteren paydaşı ve yönetim kurulu başkanı ...'in birlikte oluşturdukları sahte borç kaydına dayanak yapılarak herhangi bir alacağı olmamasına rağmen dava dışı şirket aleyhine İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün 2018/2236 E. sayılı dosyasından davaya konu icra takibini başlattığını, gerek yasaya ve usule uygun yapılmış bir terkin halinde, gerekse re'sen yapılan terkin işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamına girmemesi ya da maddenin 4 üncü fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde düzenlenen merasime uyulmaması sebebiyle yasaya uygun olmadığından kaldırılması hainde yeniden ihya edilen şirkete tasfiye memuru atanıp atanmayacağı, o şirketin terkin öncesi hukuki statüsüne göre belirlendiğini, tüzel kişiliği gerek sermaye artırımına girmediğinden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 ve 10 uncu maddelerindeki hükümler uyarınca terkin edilen şirketlerin ihyası davalarında, ihyasına karar verilen şirket hakkındaki terkin kaydının ister yasaya uygun ister yolsuz olsun, bu kayıt kaldırılınca eski durumuna rücu edeceğinden, infisah etmiş bir şirket hakkındaki terkin kaydı kaldırılınca münfesih olup tasfiye aşamasına girmiş bu şirkete 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru atanması ile tescil ve ilanı gerektiğini, bu nedenle mahkemenin terkin kararını kaldırması durumunda, dava dışı şirket münfesih konuma geleceğini, bu nedenle dava dışı şirkete 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dışı şirketin paydaşı ve son yasal yapılan genel kurulda seçilmiş yönetim kurulu başkan vekili müvekkilinin tasfiye memuru olarak atanması gerekirken aksi yönde karar verilerek talep gibi müvekkilinin tasfiye memuru olarak atanmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, olmadığı takdirde, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/275 E. sayılı dosyasından verilen kararın sonucunun beklenmesine, asli müdahale davasında talebinin kabulü ile dava dışı şirket hakkındaki terkin kararı kaldırılıp şirketin ihyasına karar verilmesi durumunda, dava dışı şirket münfesih konumuna geleceğinden dava dışı şirketin paydaşı ve son yasal yapılan genel kurulda seçilmiş yönetim kurulu başkan vekili olan müvekkilinin tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; müdahil vekilince ön inceleme duruşmasından önce 17.10.2018 tarihinde başvurma harcı yatırarak aynı teslim tarihli dilekçe ile asli müdahale talebinde bulunarak müvekkilinin tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmesi talep edildiği, davaya asli müdahaleyi düzenleyen 6100 sayılı Kanun'un 65 inci maddesinin ancak yargılama konusu hak veya şey üzerinde kısmen veya tamamen hak iddia edilmesi halinde asli müdahalenin mümkün olduğu, fer'i müdahaleyi düzenleyen 6100 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin ise dava dışı 3. kişinin davanın taraflarından birinin yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla yer alması halinde fer'i müdahalenin söz konusu olduğunun belirtildiği, Mahkemece 3. kişinin müdahale talebi konusunda karar verilmemiş ise de, 3. kişi ... ’un tasfiye memuru atanmasını talep ettiği gözetildiğinde, ancak fer'i müdahil olarak bu davada yer alabileceği, dava dışı 3. kişinin fer'i müdahil olduğu kabul edilerek 6100 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi gereğince ancak katıldığı taraf ile birlikte kararı istinaf edebileceğinden, davacı ve davalı tarafın da mahkeme kararını istinaf etmediği gözetildiğinde fer'i müdahil 3. kişinin tek başına istinaf hakkı bulunmadığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2017/1631 E., 2017/3303 K. sayılı kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2016/4 504 E., 2017/962 K. sayılı kararının da benzer mahiyette olduğu) gerekçesiyle fer'i müdahil vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 352 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Müdahil vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece asli müdahale davası hakkında olumlu yada olumsuz bir karar verilmediğini, Bölge Adliye Mahkemesince müvekkilinin fer'i müdahil olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirket ihyası davasında fer'i müdahilin temyiz hakkının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup müdahil vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:32:42