Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1751
2023/5172
20 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/847 Esas, 2022/191 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Elazığ 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI: 2017/146 E., 2020/55 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin dava dışı Tiyaş Gıda Otm. İnş. Malz. Nak. Taah. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin davalı bankadan kullanmış oldukları kredi sözleşmelerinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak gözüktüğünü, müvekkili şirket yetkilisinin davalı bankaya 22.10.2013 tarihli bir ihtarname göndererek kefalet sorumluluğunun sona erdiğini ve ihtarnamenin tebliğinden sonra kullanılacak kredi ve borçlardan sorumlu olmayacağını davalıya ihtar ettiğini, bu ihtarnamenin 24.10.2013 tarihinde davalı bankanın çalışanına tebliğ edildiğini, ancak davalı bankanın müvekkilinin kefaletini sonlandırmadığını ve ipoteğini fek etmediğini, davalı banka tarafından müvekkiline atfedilen borç miktarının dava dışı Tiyaş Gıda ... Ltd. Şti.'nin davalı bankadan kullandığı nakdi kredi ve teminat mektuplarından oluştuğunu, borca konu edilen krediler ve teminat mektuplarının 2014 yılında kullandırıldığını, müvekkili şirketin davalıya göndermiş olduğu ihtarname uyarınca bu ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihten sonra kullandırılan kredi ve teminat mektuplarından bir sorumluluğunun bulunmadığını, dava dışı Tiyaş Gıda ... Ltd. Şti.'nin mali durumunun önemli ölçüde bozulduğunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 599 uncu maddesindeki şartların mevcut olduğu halde davalı bankanın ihtarnameye cevap vermediği gibi müvekkilinin kefaletini de sonlandırmadığını, söz konusu tarihten sonra çekilen kredileri de müvekkiline yüklediğini, müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını ileri sürerek müvekkilinin 22.10.2013 tarihli ihtarname ile kefaletten dönme hakkını kullandığından bu tarihten sonraki borçlardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı Tiyaş Gıda ... Ltd. Şti. arasındaki kredi ilişkisinden kaynaklı olarak borcun ödenmemesi üzerine kredi teminatında yer alan ipotekli taşınmaz hakkında Elazığ 3. İcra Müdürlüğünün 2016/2501 E. sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlattığını, müvekkili bankaya davacıların kefaletten dönme iradelerini bildiren herhangi bir ihtarname tebliğ edilmediğini, davacı ...'ın verdiği taşınmaz ipoteği ile dava dışı şirkete verilmiş ve verilecek her türlü kredileri, tahsis edilen ticari kredi kartlarını ve teminat mektuplarından doğan borç ve riskleri ödemediği taktirde karşılayacağını kabul ve taahhüt ettiği için kefalet sözleşmesi ve ipoteğin teminat işlevinin halen devam etmekte olduğundan açılan menfi tespit davasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Tiyaş Gıda ... Ltd. Şti. ile müvekkili banka arasında imzalanan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi ve davacıların müşterek ve müteselsil kefil olduğu sözleşmeler uyarınca kullandırılan cari kredilerden ve tahsis edilen ticari kredi kartından kaynaklı müvekkili bankaya ödenmeyen 389.866,92 TL'yi aşan borç bulunduğunu, bunun yanında davacıların müşterek ve müteselsil kefil oldukları dava dışı şirket lehine müvekkili banka tarafından 27.12.2010 tarihinde iki adet 50.000,00 TL'lik, 29.03.2011 tarihinde iki adet 50.000,00 TL'lik olmak üzere toplamda 200.000,00 TL'lik kesin teminat mektubu verilmiş olup iade edilmeyen teminat mektuplarından kaynaklı kredi borçlusu ile davacıların borç ve riskinin halen devam ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı tarafça Sahi Pa Gıda .. Ltd. Şti. yönünden menfi tespit isteminde bulunulmuş ise de, dava konusu olan Elazığ 3. İcra Müdürlüğünün 2016/2501 E. sayılı dosyasında bu şirketin borçluları arasında gösterilmediği, gayrimenkulün mâliki olmadığı, aynı borç nedeniyle başlatılan Elazığ 3. İcra Müdürlüğünün 2016/2502 E. sayılı takip dosyasında Sahi Pa Gıda .. Ltd. Şti.'nin borçlular arasında olmadığı, bu şirkete karşı borçlu sıfatıyla herhangi bir takip başlatılmadığı ve bu davacı yönünden taraf ehliyeti bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, bu davacı yönünden dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerektiği, brahim Kanmaz yönünden ise davacı ...'ın dava dışı borçlu Tiyaş Gıda ... Ltd. Şti. tarafından davalı bankadan kullanılan genel kredi sözleşmelerinin müşterek ve müteselsil borçlu olarak kefil olduğu, kefalet akdinin yazılı şekilde yapıldığı, kefalet akdinde kefil olunan miktarın muayyen olduğu, davacı tarafından kefalet sözleşmesinin yanı sıra sahibi olduğu taşınmaz üzerinde dava dışı borçlunun borcuna teminat olmak üzere davalı banka adına ipotek tesis edildiği, ipotek limitinin 200.000,00 TL olarak gösterildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere ipoteğin dava dışı borçlunun tüm borçlarına şamilen konulduğu, ipotek sözleşmesinde borç tamamen ödenmedikçe bankanın muvafakati olmaksızın ipoteğin fek edilemeyeceğinin taahhüt edildiği, dava dışı borçlu şirketin davalıya olan borcu tamamen ödenmediğinden ipoteğin fekki şartlarının oluşmadığı, borç tamamen ödenmediğinden ve sözleşmede bankanın muvafakati olması zorunlu kılındığından borçlunun tek taraflı irade beyanıyla ipoteğin fekkedilemeyeceği, davacı ...'ın ipotek nedeniyle davalı bankaya karşı sorumluluğu olduğu, dava konusu yapılan icra takibinin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip olduğu, 2016/2502 E. sayılı ilâmsız takipte davacı ...'ın kefalet nedeniyle borçlular arasında yer almadığı ve davacı ...'ın ipotek nedeniyle sorumluluğunun devam ettiği gerekçesiyle bu davacı yönünden de davanın reddi gerektiği gerekçesiyle davacı Sahipa Gıda İnş. Nak. Otm. Taah. Tem. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, davacı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; borca konu edilen kredi ve teminat mektuplarının kefaletin sonlandırılmasına ilişkin ihtarın tebliğinden sonra 2014 yılında kullandırıldığını, ihtarname tebliğ tarihinden sonra kullandırılan kredi ve teminat mektupları ile ilgili müvekkillerinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkillerinin imzaladığı kefalet sözleşmesinden sonra dava dışı Tiyaş Gıda ... Ltd. Şti.'nin ekonomik durumunun kötüleştiğini, bu nedenle müvekkillerinin 6098 sayılı Kanun'un 599 uncu maddesinde düzenlenen kefaletten dönme haklarını kullanmak isteyerek gerekli bildirimlerde bulunduğunu, buna rağmen bankanın müvekkillerinin kefaletini sonladırmadığını ve ipoteği de fek etmediğini, aksine bankanın ihtarname tebliğinden sonra kullandırdığı kredi ve teminat mektuplarından müvekkilini sorumlu tutarak müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, bu nedenle müvekkillerin kefaletten dönme bildirimi sonrası doğan borçtan sorumlu tutulamayacağına dair menfi tespit davası açıldığını, müvekkiline ait gayrimenkulün ipotek edilmesi sebebiyle başlatılmış olan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte de müvekkilinin 24.10.2013 tarihinden sonra doğan borçlardan sorumlu tutulmaması ve ipoteğin fek edilmesi gerektiğini, yine kefaletten dönmeye ilişkin bildirimin sonuç doğurmayacağına ilişkin sözleşme hükümlerinin ve ipotek resmi senedinde yer alan "doğacak borçlardan sorumluluğuna" ilişkin hükmün 6098 sayılı Kanun'un 21 inci maddesi gereğince yazılmamış sayılması gerektiğini, müvekkili şirketin de dava konusu kefalet sözlemesinin tarafı olarak müteselsil kefil konumunda bulunduğunu, davalı tarafından her an müvekkili şirkete karşı da icra takibi başlatılma ihtimali söz konusu iken mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemenin sadece takip talebinde aleyhine işlem başlatılanlarla sınırlı olmak üzere değerlendirme yaptığın belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesinin açık olmaması üzerine hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında davacı taraftan açıklama talep edildiği, davacı vekilinin 15.02.2019 havale tarihli dilekçesi ile menfi tespit talebinin Elazığ 3. İcra Müdürlüğünün 2016/2501 E. sayılı ipotekli icra takip dosyasına ilişkin olduğunu beyan ettiği ve mahkemece de bu yönde değerlendirme yapıldığı, somut olayda, menfi tespit talebi davacılar vekili tarafından Elazığ 3. İcra Müdürlüğünün 2016/2501 E. sayılı icra dosyasına ilişkin olarak talep edildiğinden ve yargılama aşamasında verilen beyan dilekçesi ile davadaki talep bu yönde somutlaştırıldığından, davacı Sahi Pa Gıda .. Ltd. Şti.'nin söz konusu icra takibinde borçluları arasında gösterilmediği ve gayrimenkulün maliki de olmadığından, bu davacı yönünden davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş olmasında, usul ve kanuna aykırı herhangi bir yön bulunmadığı, diğer yandan, dava dışı borçlu şirketin davalıya olan borcu tamamen ödenmediği, davacı ...'ın ipotek nedeniyle davalı bankaya karşı sorumluluğu olduğu gerekçesiyle davacı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda takip tarihi itibariyle dava dışı şirketin takip talebine konu kredi sözleşmesi nedeniyle hangi miktarda borçlu olduğu tespit edilmediği halde mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı ise de bu husus davacılar vekili tarafından istinaf nedeni yapılmadığından ve kamu düzenine de ilişkin olmadığından kaldırma nedeni yapılmadığı, her ne kadar davacılar vekili istinaf dilekçesinde 6098 sayılı Kanun'un 599 uncu maddesi uyarınca kefaletten döndüğü ve bu tarihten sonraki borçlardan sorumlu olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararını istinaf etmiş ise de; davacılar vekilinin yargılama aşamasında mahkemenin ara kararı üzerine verdiği dilekçesinde talebini Elazığ 3. İcra Müdürlüğünün 2016/2501 E. sayılı icra takibi ile sınırlandırmış ve somutlaştırmış olması nedeniyle, Mahkemece bu yönde karar verildiğinden davacılar vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bankacılık işleminden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın takibe konu borç nedeniyle davacıların borçlu olup olmadıkları noktalarında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 599 uncu maddesi ile 21 inci maddesi.
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:32:42