Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/5598

Karar No

2023/5145

Karar Tarihi

20 Eylül 2023

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2019/388 Esas, 2022/218 Karar

DAVA TARİHİ: 25.08.2006

HÜKÜM: Kısmen kabul

Taraflar arasındaki alacak ve manevi tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı bankanın Anamur ilçesindeki şubesine 27.12.1991 tarihinde 2.500,00 TL’yi 30.12.1991 vade başı ve 30.12.1992 vade sonu olmak üzere yatırdığını, vade sonunda parayı almak için gittiğinde hesabının boş olduğunun söylendiğini, banka çalışanının birçok kişinin hesabından paraları çekip zimmetine geçirdiğinin tespit edildiğini, aradan geçen zamana rağmen banka tarafından ödeme yapılmadığını ileri sürerek 1991 yılında bankaya % 72 faizle yatırılan mevduattan dolayı alacaklarının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 2.500,00 TL asıl para miktarının ve 1991 yılından itibaren bileşik faiz olarak hesap edilerek 7.500,00 TL faizin, ayrıca 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiş; 17.02.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 6.448,94 TL arttırarak, 16.448,94 TL'nin dava tarihinden itibaren birleşik faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında ve zamanaşımı definde bulunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Mahkemece Verilen Karar

Mahkemece 24.03.2015 tarih, 2014/9 E. ve 2015/160 K. sayılı kararı ile davalı bankanın müşterisi olan davacıya ait 30.12.1991 vade başlangıç tarihli hesapta 2.500,00 TL buluduğu, paranın davalı banka çalışanı ... tarafından bilgisi dışında çekilmiş olduğu, paranın çekildiği tarihinden davanın açıldığı 25.08.2006 tarihine kadar yaklaşık 15 sene geçtiği ve bu sürede ülkedeki ekonomik değerlerin sabit kalmadığı, enflasyon oranının değişime uğradığı göz önüne alınarak, 30.12.1991 tarihinde açılan 2.500.000,00 TL’lik bir yıl vadeli mevduatın yapılan bileşik faiz uygulaması neticesinde 25.08.2006 dava tarihi itibariyle ulaşabileceği değerin 16.448,94 TL olduğu, davacının vadeli hesabındaki bedeli alamamış olması ile mağdur olduğundan davacının kişilik haklarının da zedelendiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 16.448,94 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek birleşik faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 25.10.2017 tarih, 2016/7352 E. ve 2017/5699 K. sayılı kararıyla davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, davacı tarafından 27.12.1991 tarihinde 1 yıl vadeli olarak açılan hesaba 2.500,00 TL yatırıldığı, hesabın banka çalışanı tarafından boşaltıldığı, hakkında ceza davası açıldığı ve banka tarafından davacıya ödeme yapılmadığının dosya kapsamına göre sabit olduğu, ancak söz konusu hesabın vadesinin sürekli olarak yenilenerek devam edeceği yönünde bir mutabakat olup olmadığını ispat yükünün davacının üzerinde olduğu, davacı tarafça böyle bir mutabakatın mevcut olduğu ispat edilemez ise hesabın artık vadesiz hesaba dönüşeceğinin ve vade sonundan temerrüt tarihine kadar mevduata vadesiz mevduat faizi uygulanarak hesaplama yapılması, temerrüt tarihinden itibaren ise değişen oranlarda avans faizi uygulanması gerektiği, diğer taraftan davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir eylemin varlığı kanıtlanamadığı halde davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının T. Emlak Bankası Anamur Şubesinde başlangıç tarihi 30.12.1991 olan bir yıllık vadeli hesabında bulunan 2.500.000 TL' nin talimatı olmaksızın bilgisi haricinde dava dışı banka çalışanı tarafından çekilmiş olduğu, hakkında Silifke Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2006/118 E., 2006/228 K. sayılı dosyası ile dava açıldığı ve banka kayıtlarına göre davacıya ödeme yapılmadığının tespit edilmiş olduğu, davacı ile banka arasında mevcut bir yıllık vadeli hesabın vadesinin sona ermesi neticesinde vadeli hesabın yenilenmesi hususunda davacının talimatı bulunduğunu ispata ilişkin herhangi bir delil ibraz edilmediği, hesap cüzdanında aynı şekilde vadenin yenileneceğine yönelik bir ibarenin yer almadığı, dolayısıyla davaya konu vadeli mevduat hesabının artık vadesiz hesaba dönüştüğü ve faizli bakiyesine vade sonundan itibaren temerrüt tarihine kadar vadesiz mevduat faiz oranı, temerrüt tarihinden itibaren ise değişen oranlarda avans faizi uygulanmasının gerektiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının davalı bankadan talep edebileceği toplam alacak miktarının 47.408,62 TL olduğunun belirlendiği, ancak davacının 17.02.2015 tarihli ıslah dilekçesindeki talebiyle bağlı kalınarak 16.448,94 TL'ye hükmedildiği, davacı taraf manevi tazminat talep etmiş ise de, bu durumun kişilik haklarının ihlaline neden olacağının kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 16.448,94 TL maddi tazminatın 25.08.2006 tarihinden itibaren işleyecek birleşik faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

  1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; manevi tazminatın reddine dair kararın temyiz edildiğini, müvekkili alacaklı olduğu halde manevi tazminat talebinin reddedilmesi nedeniyle müvekkili aleyhine vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

  2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kısmi kabul kararının temyiz edildiğini, mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma kapsamı dışında karar verildiğini, bozma kararına aykırı olarak bileşik faiz uygulanmak suretiyle bulunan miktarın hükme esas alındığını ve devamı için de bileşik faize hükmolunduğunu, vadesiz mevduatın niteliği gereğince herhangi bir neması bulunmadığından bu hesaba faiz işletilmeyeceğini, oysa karara dayanak olan alacak hesabında vadeli dönemin sonundaki meblağa faiz işletmiş bununla da yetinilmeyerek her yıl için hesaplanan faiz anaparaya eklenmek suretiyle faize faiz işletildiğini, Mahkemece verilen kararın bozma kararına aykırı olması itibarıyla usule aykırı olduğu gibi, maddi hukuka da aykırı olduğunu zira bileşik faiz uygulanması yani faize faiz yürütülmesinin Türk Borçlar Kanunu ile açıkça yasaklandığını, Mahkemece bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'un 58 inci maddesi, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 2 nci maddesi.

  1. Değerlendirme

1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.

  1. Dava, davalı banka yönünden ticari iş sayıldığından 3095 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca avans faizine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde birleşik faize hükmedilmiş olması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

  2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “birleşik faiz” ibaresinin çıkartılarak yerine “avans faizi” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

20.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararcevapdüzeltilerektemyizyargılamamahkemev.onanmasınareddinesonrakikararlarıbozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:32:42

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim