Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/2746

Karar No

2023/5131

Karar Tarihi

20 Eylül 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.09.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat Cemre Tatar Kılıç dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankanın Bolu şubesi müşterisi olduğunu ve şahsi hesabı bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin muhtelif bankalarda kendi adına ve kardeşi ile müşterek bir kısım hesaplarının bulunduğunu, davacının kardeşi M. Tamer Çizmecioğlu tarafından müvekkilinin şahsi USD hesabından usulsüzce paralar çekilip ödemeler yapıldığını, bu şekilde 04.12.2007 ile 13.10.2010 arasında toplam 326.620,00 USD zarara uğratıldığını, bankanın gerekli özeni göstermediğini ve müşterek hesap olmamasına rağmen yetkisiz kişinin talimatıyla hareket ettiğini, usulsüz olan bu ödemeler nedeniyle davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davalı bankanın takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın hakdüşürücü süre içerisinde açılmadığını, dava konusu hesabın ortak hesap olduğunu, hesabın ortak hesap olmadığını davacının ispatlaması gerektiğini, her iki müşterinin imzasını içeren 13.10.2010 tarihli talimatın da hesabın ortak olduğunu gösterdiğini, hesabın uzun yıllar davacı ve kardeşi tarafından ortak hesap olarak kullanıldığını, ortak hesap olmadığı varsayımında dahi uzun süre itiraz edilmemesinin zımni kabul olarak nitelendirilmesi gerektiğini, davacının uzun süre sessiz kalmasının da icazet sayılacağını savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının müşteri sıfatı ile imzaladığı 05.07.2007 tarihli Bireysel Müşteri Sözleşmesi gereği, davalı banka tarafından USD vadesiz mevduat hesabının açıldığı ve dava dışı kardeş M. Tamer Çizmecioğlu'nun davalı banka şubesine verdiği talimatlar ile 28.12.2007 ile 18.05.2009 tarihleri arasında toplam 326,620,00 USD tutarlı havalelerin yapıldığı, taraflar arasındaki sözleşmede müşterek hesap ile ilgili herhangi bir hüküm bulunmadığı, davalı bankanın resen hesabı ortak hesap haline getirdiği, temerrüdün takip tarihi itibariyle gerçekleştiği, takip tarihi itibari ile davalının toplam 324.620,00 USD borçlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; banka uygulamasında ortak hesabın, öncelikle bir müşteri adına açılıp diğer müşterinin ortak olarak eklenmesiyle oluşturulduğunu, 13.10.2010 tarihli talimatın hesabın ortak kullanıldığını gösterdiğini, bu nedenle dava konusu işlemlere davacı ve kardeşinin muvafakatının bulunduğunu, hesabın ortak hesap olmadığı varsayımında dahi uzun süre itiraz edilmemesi nedeniyle ortak hesap olarak kabul edilmesi gerektiğini, dava konusu bazı havale işlemlerinin davacının kendisi adına başka hesaplara ve ortak oldukları şirket hesabına yapıldığını, davacı ve kardeşinin farklı tarihlerde aynı hesaptan verdikleri talimatların alıcısının aynı kişiler olmasının, ortak yürüttükleri işin takibi amacına hizmet ettiğini gösterdiğini, davacının iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, bireysel müşteri sözleşmesinde yalnızca davacının imzasının olduğu, sözleşmede hesabın ortak hesap olduğuna dair bir hüküm bulunmadığı, ancak aynı gün verilen talimatlarla aynı kişiye ödemeler yapıldığı, aynı hesaba aylık olarak yapılan bu ödemelerin bir kısmında davacının, bir kısmında ise dava dışı kardeşinin yazılı talimatları ile işlem gerçekleştirildiği, yine ödeme istemini içeren 13.10.2010 tarihli talimatın davacı ve dava dışı kardeşi tarafından imzalandığı, aynı tarihli hesap kapatma talimatının da her iki kişinin imzasını içerdiği, son işlemden sonra icra takibinin 6 yıl sonra yapıldığı, yüksek hacimli işlemlerden davacının 6 yıl süreyle hiç haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yapılan işlemlerden davacının haberdar olduğu ve hesabın ortak hesap olarak fiilen kullanıldığı, davacının kardeşi tarafından yapılan işlemlere muvafakatının olduğu, yapılan işlemlere icazet verdiğinin kabulü gerektiği, hesap ortak olarak kayıtlı olmasa da müşterek hesap olarak kullanıldığının sabit olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili adına açılan hesabın şahsi hesap olduğunu, ancak banka tarafından müşterek hesap denilerek yıllarca aldatıldığını, müvekkilinin çok sayıda bankada çok sayıda hesabı bulunduğu için tüm işlemleri takip edemediğini, kardeşi Tamer tarafından müvekkili hesabına yada şirket hesabına ödeme için verilen talimatların bir borcun ödenmesi olarak kabul edilebileceğini, sesiz kalarak işlemlere icazet verildiğinin kabul edilemeyeceğini, bankanın ağır kusurlu olduğunu, yetkisiz kişinin talimatlarıyla işlem yaparak zarara sebebiyet verdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davacıya ait mevduat hesabından bilgisi dışında davacının kardeşi M. Tamer Çizmecioğlu'nun yazılı talimatlarıyla yapılan para transferleri nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, hesabın müşterek hesap olup olmadığı ve yapılan işlemlere davacının izaret vermiş sayılıp sayılamayacağına ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince tüketici mahkemelerinde tüketici tarafından açılan davalar harçtan muaf olduğundan, davacıdan alınan temyiz başvuru harcı ve temyiz ilam harcının isteği halinde davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

20.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizincelenenvı.kararınkararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:32:42

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim