Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5581
2023/5042
18 Eylül 2023
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 09.06.2022
SAYISI: 2014/744 Esas, 2022/464 Karar
DAVACIDava ret
Davacı vekili
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından takibe konulan bono altındaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, senette lehdar olan dava dışı ... ile 10.05.2006 tarihinde adi ortaklık sözleşmesi yaptıklarını, bu sözleşme kapsamında dava dışı ...'a 25.000,00 TL'lik teminat senedi verildiğini, arkasına da teminat senedi olduğunun yazıldığını, takibe konu senette böyle bir ibare olmadığını, senet üzerindeki imzanın müvekkili imzasına benzetilerek atılmış olabileceğini, takibe konu senetteki imza müvekkiline ait olmadığı gibi senet arkasına teminat olduğu ve takibe konulamayacağı yazılı bulunduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 20.02.2009 tarihli dilekçesi ile dava konusu takiple ilgili olarak 20.000,00 TL'lik kısmın ödendiğinden bahisle bu miktarın ödeme tarihinden itibaren icra dosyasında istenilen orandaki faizi ile istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
İstanbul 33. Asliye Ticaret Mahkemesince 19.07.2013 tarih, 2011/106 E. ve 2013/179 K. sayılı kararı ile Adli Tıp raporu uyarınca davanın, ispatlanamadığından reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 18.02.2014 tarih, 2013/18051 E. ve 2014/3059 K. sayılı kararında, davaya dayanak oluşturan ve davacının keşideci sıfatıyla yer aldığı 25.000,00 TL tutarlı bono ile ilgili olarak davacı keşidecinin şikâyeti üzerine resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı davalı ... hakkında İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/476 E. kayden dava açıldığı ve yargılamanın sürdüğü, ceza davasında yapılan yargılama sonucunda verilecek karar, bu menfi tespit davasının sonucunu etkileyeceğinden, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (mülga 818 sayılı Kanun) 53 üncü ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi uyarınca mahkemece ceza davasının sonuçlanması ve kesinleşmesinin bekletici mesele yapılarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/476 E., 2015/441 K. sayılı dosyasında sanık ... ve Sanık ... aleyhine 10.08.2006 tarihinde açılan resmi belgede sahtecilik davasında 10.11.2015 tarihli karar ile sanıkların müsnet suçtan beraatlerine karar verildiği, kararın temyiz edildiği, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 23.09.2021 tarih, 2021/350 E. ve 2021/7198 K. sayılı ilamı ile sanıklar hakkındaki davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, 23.09.2021 tarihinde kararın kesinleştiği, Adli Tıp Raporu'na göre dava konusu senetteki borçlu imzasının ...'in eli ürünü olduğunun tespit edildiği, yargılama sırasında ihtiyati tedbir kararı verildiği gerekçeleri ile davanın reddine, takip konusu alacağın %40'ı oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, ceza davasında düşme kararı verilmemiş olsaydı, düzenlenen iddianame çerçevesinde sanıkların cezalandırılmasının mümkün olacağını zira, iddianamede, hukuk mahkemesinde alınan raporda senetteki imzanın davacıya ait olmadığının belirlendiği, imza davacıya ait olsa bile senet üzerinde tahrifat yapıldığının belli olduğu tespitlerine yer verildiğini, dosyada alınan ilk bilirkişi raporunda senetteki imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiğini, Adli Tıp Raporundaki incelemenin yetersiz olduğunu, senetteki imza ve yazının aidiyeti hususunda dayanak gösterilmediğini, senedin arka kısmında yazıların bulunduğu, senedin bir kısmının kesilmek suretiyle bu yazıların senedin geçerliliğini etkileyecek şekilde bertaraf edilmesinin senette tahrifat olduğunu gösterdiğini, Adli Tıp Raporundan alınan rapora üstünlük tanınamayacağını, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, yargılama sırasında icra dosyası borcunun ödenmesi sebebiyle, istirdata dönüşen davada kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı hakkında kambiyo senedine dayalı başlatılan icra takibine dayanak senetteki imzanın davacıya ait olmadığı ve senette tahrifat yapıldığından bahisle borçlu olmadığının tespiti ile icra dosyasına ödenmiş paranın istirdatı talebine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
-
Mülga 818 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesi.
-
6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi.
-
Değerlendirme
1.Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
- Davacının, davaya konu icra takibindeki bono ile ilgili olarak 05.05.2008 tarihli ihtiyati tedbir kararından önce 11.02.2008 tarihinde Gaziosmanpaşa 2. İcra Müdürlüğünün 2006/3060 talimat sayılı dosyasına mahsup edilmek üzere 20.000,00 TL'nin alacaklı vekiline ödendiği anlaşıldığından ihtiyati tedbir tarihinde, takip konusu miktarın ödenmeyen kısmı 9.580,00 TL olup Mahkemece ihtiyati tedbir kararının bu miktar üzerinden verilmesi gerekirdi. Bu durumda davalı alacaklı icra takibinde 25.000,00 TL bono bedeli ile 4.580,00 TL işlemiş faiz talep ettiğine göre ödenen miktara göre 9.580,00 TL'den dolayı alacağını geç almış olduğundan Mahkemece 25.000,00 TL üzerinden icra tazminatına hükmedilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi ve 5236 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 5236 sayılı Kanun’un 16 ncı maddesi ile değiştirilmeden önceki 438 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Davacı vekilin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
-
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm kısmının (2) numaralı fıkrasında yer alan "... (11.832,00 TL) ibaresi çıkarılarak yerine (3.832,00 TL) ibaresi yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY
Dava, İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2006/12954 E. sayılı dosyasında takibe konu edilen, davacının düzenleyen, lehdarının ..., yetkili hamilinde davalı olduğu 09.10.2005 tanzim, 30.12.2005 vade tarihli 25.000,00 TL bedelli bono nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı, lehdar ... ile aralarında 10.05.2006 tarihli ortaklık sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme kapsamında lehdara 25.000,00 TL tutarlı bonoyu teminat olarak verdiğini, senedin teminat olduğunu hususunun bononun arkasına yazıldığını, başka bir bono vermediğini, icra takibine konu bononun arka yüzünde "teminat" şerhinin bulunmadığını, bu nedenle takibe konu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını, lehdarın kayınbiraderi olan hamilin, kötü niyetli icra takibi yaptığını bildirerek bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Takibe konu bonodaki imzanın davacıya ait olduğu bilirkişi raporları ile sabittir.
Senedin ön ve arka yüzünde damga pulları ilsak edilmiş olup, Adli Tıp Uzmanı bilirkişi ...tarafından düzenlenen 05.05.2008 tarihli raporda "senedin mevcut durumuna göre pulların aynı bant üzerinde ön ve arka yüze yapıştırıldığı, ancak pullar ile senedin birleşme hattında pullar kaldırıldığında; senedin bu kısımdan muhtemelen maket bıçağı ile kesildiği ve senedin baş tarafına A4 kağıdından kesilmiş dokusu senet kağıdından tamamen farklı ve kenarları düzensiz daha sert ve kalın bir kağıt parçasının eklenmiş olduğu", mütalaa edilmiş, keza Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 09.04.2013 tarihli raporunda da " ... senedin sol kenarının kesilmiş olup, sol kenarın arka yüzünde imza/paraf bakiyeleri bulunduğu" bildirilmiştir.
C.Başsavcılığınca yapılan hazırlık soruşturması sırasında tanık olarak dinlenen ..., 13.01.2009 tarihli beyanında "senedin güvence olarak verildiğini, senedin davacı tarafından doldurulduğunu, daha önce senette pul ve iki imza olur iken, bu hususu avukata sorduğunu, avukatın bir imza olsa, pulda olmasa olur dediğini, takibe konu senedin bu senet olduğunu" bildirmiştir.
09.10.2005 tanzim tarihli dava konusu bononun sol kenarının ön ve arka yüzlerine damga pulu yapıştırılmış olup, 07.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4962 sayılı Yasa'nın 12 maddesi ile damga pulu zorunluluğu kaldırılmıştır.
Yasa'nın yürürlüğünden 2 yıl sonra düzenlenen bonoya, damga pulu yapıştırılmasının haklı ve makul nedeni davalı tarafça ispatlanmamıştır.
Kaldı ki davalı tanığı ...'in 13.01.2009 tarihli beyanından, bononun tanziminde damga pulu olmadığı anlaşılmaktadır.
Adli Tıp Kurumu'nun 09.04.2013 günlü raporu ile özellikle ...tarafından düzenlenen 05.05.2008 tarihli raporda da görüldüğü üzere bononun sol kenarı kesilmiş, yerine A4 kağıda yapıştırılmış ve üzerine de önlü arkalı damga pulu ilsak edilmiştir.
Tüm bu hususlar karşısında, dava konusu bononun teminat olarak verildiği, bu hususun bononun sol arka yüzüne yazıldığı, bononun teminat olduğuna ilişkin bölümün bonodan kesilerek yerine A4 kağıdı yapıştırıldığı ve bu kısmın yasal zorunluluk ve gerek olmamasına rağmen damga pulu yapıştırılmak suretiyle kapatıldığı, bu suretle dava konusu bononu teminat olarak verildiği anlaşılmaktadır.
Davacının bononu teminat olarak verildiğine ilişkin iddiası bu suretle ispat edilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kararın onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:34:44