Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/4484

Karar No

2023/4954

Karar Tarihi

13 Eylül 2023

MAHKEMESİ: İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2020/58 Esas, 2020/334 Karar

HÜKÜM: Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne verilmiştir.

Kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkeme tarafından Dairemiz ilamına karşı direnilmiştir.

Direnme kararının davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2023 tarih, 2022/11 82 E. ve 2023/211 K. sayılı ilâmı ile direnme kararının yeni bir karar niteliğinde olduğuna karar verilerek davalı vekilinin temyiz itirazlarına ilişkin inceleme yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiş olmakla Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 01.04.2004 tarihinde sözleşme akdedildiğini, bu sözleşme uyarınca davalı şirketin reklam, sponsorluk ve diğer tüm tanıtım amaçlı projelerinde ve reklamlarında müvekkilinin sanatçı olarak yer alacağını, sözleşmenin 8 inci maddesine göre sözleşmenin 18 ay süreli olduğunu ve sona erme tarihinden bir ay önce fesih ihtarında bulunulmaması hâlinde sözleşmenin kendiliğinden 18 ay daha uzayacağını, dolayısıyla ihtarda bulunulmaması nedeniyle sözleşmenin 36 ay süreli hâle geldiğini, sözleşme gereğince müvekkiline aylık 850,00 USD ödenmesi gerektiğini, ancak davalı tarafından sadece bir aylık ücretin ödendiğini, müvekkilinin diğer aylarda reklam için hazır beklediğini, fakat davalının iş vermediğini, müvekkilinin sözleşme uyarınca üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, ayrıca sözleşmenin 13 üncü maddesinde davalının edimini yerine getirmemesi hâlinde kayıtsız şartsız 5.000,00 USD cezai şartın ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkili tarafından sözleşme gereğinin yerine getirilmesi için davalı ile defalarca iletişime geçildiğini, fakat netice alınamadığını, bu süreçte müvekkilinin manevi olarak da yıkıma uğradığını ileri sürerek cezai şart ve ücret alacaklarına istinaden şimdilik 10.000,00 USD maddi tazminata ve manevi zarara karşılık 10.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiş; 11.12.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini ücret alacağı için 29.800,00 USD, cezai şart için 5.000,00 USD olmak üzere toplam 34.800,00 USD'ye çıkarmıştır.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde Mahkemenin yetkisiz ve görevsiz olduğunu, davanın Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılması gerektiğini, ayrıca müvekkili şirketin çift imza ile temsil ve ilzam edilmesine rağmen dava konusu sözleşmede tek imzanın bulunduğunu, davacının 2004 yılı Mayıs ayında bir aylık bir dönemde tanıtımlarda görev aldığını ve karşılığında davacıya ödeme yapıldığını, davacının bu dönemden sonra müvekkili şirket ile ilgili reklamlarda ya da başkaca bir tanıtım organizasyonunda görev almadığını, dolayısıyla davacının iddia olunan sözleşme ile ilgili olarak müvekkili şirketten herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A.Mahkemece Verilen ilk Karar

  1. İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.06.2011 tarih, 2011/251 E. ve 2011/196 K. sayılı kararı ile tensiben davalı vekilinin yetki itirazı kabul edilerek Beyoğlu Asliye Hukuk Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş; davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 06.03.2012 tarih, 2011/20752 E. ve 2012/5489 K. sayılı kararı ile taraflar arasında düzenlenen sözleşmede İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunun belirtildiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.

  2. İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.12.2012 tarih, 2012/563 E. ve 2012/351 K. sayılı kararı ile davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş; davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 11.10.2013 tarih, 2013/24127 E. ve 2013/25102 K. sayılı kararı ile karar onanmıştır.

  3. İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 15.01.2016 tarih, 2013/222 E. ve 2016/1 K. sayılı kararı ile; taraflar arasındaki sözleşmenin yetkisiz temsil ile imzalandığı, fakat davalının bir aylık da olsa kısmen ifa ile sözleşmeyi kabul ettiği, bu nedenle sözleşmenin davalı şirketi bağladığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 8 inci maddesinde sözleşmenin 18 ay boyunca geçerli olduğu, sözleşme sona erme tarihinden bir ay öncesine kadar feshedilmediği takdirde otomatik olarak 18 ay daha uzayacağının kararlaştırıldığı, feshe ilişkin bir belgenin sunulmadığı dolayısıyla sözleşme süresinin 36 ay olduğu, sözleşmenin 9 uncu maddesine göre davalının davacıya sözleşme konusu reklamlarda görev alması karşılığında sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren, her ay sonunda 850 USD ödeyeceğinin kararlaştırıldığı, neticede davacının 5.000,00 USD cezai şart ile birlikte toplam 34.800 USD talep edebileceği fakat 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 vd. maddeleri gereğince ücret alacağında hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği gerekçesiyle takdiren 25.000,00 USD ücret alacağı ve 5.000,00 USD cezai şartın toplamı 30.000,00 USD ile davacının söz konusu sözleşmenin feshinden dolayı duymuş olduğu elem ve üzüntü nedeniyle somut olayın özelliğine göre takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

B. Bozma Kararı

Dairemizin 25.12.2017 tarihli, 2016/4839 E. Ve 2017/7572 K. sayılı kararı ile; dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine, davanın taraflar arasında akdedilen 01.04.2004 tarihli sözleşmenin ihlalinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu Mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulüne karar verildiği, ancak, manevi zararın kişilik haklarına vaki tecavüz nedeniyle bir kimsenin duyduğu cismani ve manevi acı ve ızdırabı, elemi ve böylece yaşama zevkinde bir azalmayı ifade ettiği, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 49 uncu (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58 nci maddesi) maddesine göre, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişinin uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir denildiği, şahsiyet haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için 818 sayılı Kanun'un 49 uncu maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi gerektiği, bu şartların ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunması olduğu (Bkz. Prof Dr. Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202 208) somut olayda davacının, davalı tarafın sözleşmeyi ihlal etmesi nedeniyle manevi zarara uğradığı kabul edilmiş ise de bu durumun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 818 sayılı Kanun'un 49 uncu maddeleri anlamında kişilik haklarının ihlaline neden olacağının kabulünün mümkün olmadığı, her sözleşmeye aykırılık manevi tazminat gerektirmeyeceği gibi, davacı tarafça da sözleşmenin ihlal edilmesi nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiği ispat edilemediği, bu itibarla, davacının kişilik haklarına saldırı bulunmadığı, 818 sayılı Kanun'un 49 uncu (TBK 58) maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gözetilmeksizin, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle hüküm davalı yararına bozulmuştur. Davalı vekilinin karar düzeltme istemi Dairemizin 08.10.2019 tarihli ve 2018/1657 E. 2019/6290 K. sayılı kararı ile; “…1 Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere her türlü maddi ve manevi tazminatın yanında cezai şartında ödeneceği konusunda sözleşmedeki düzenlemeye göre, davalı vekilinin sair karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Dava, taraflar arasında akdedilen 01.04.2004 tarihli sözleşmenin ihlalinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ve cezai şart istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafça dava değeri fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000,00 USD maddi, 10.000,00 TL manevi tazminat olarak belirtilmiş ve bu miktar üzerinden dava harçlandırılmış, davanın açıldığı İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce iş bölümü itirazının kabulü ile Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş, dosyanın gönderildiği İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine dair kararın temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 06.03.2012 tarih, 2011/20752 E 2012/5489 K. sayılı ilamı ile karar bozulmuş, bozma sonrası İstanbul 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce 06.12.2012 tarih, 2012/563 E 2012/351 K. sayılı karar ile görevsizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine ve dosyanın görevli İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş, davacı vekilince 11.12.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebi 34.800 USD'ne yükseltilmiş ve mahkemece de ıslahla artırılan bu miktar üzerinden istemin kısmen kabulüne, manevi tazminat isteminin ise, kabulüne karar verilmiştir.

Islah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinde ıslahın tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceği düzenlenmiştir. Yine, mülga 1086 sayılı HUMK'un 84. maddesi de aynı mahiyettedir. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 06/05/2016 tarih ve 2015/1 E 2016/1 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere, her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değildir. Bu durumda mahkemece, davacı vekili tarafından bozma sonrası ıslah edilen miktar üzerinden maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından kararın bu nedenlerle de davalı yararına bozulması gerekirken yazılı şekilde bozulmuş olduğundan, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 25.12.2017 tarih, 2016/4839 E 2017/7572 K. sayılı bozma ilamına yukarıda açıklanan nedenlerin (3) numaralı bent şeklinde ekleme yapılarak bozulmasına karar vermek gerekmiştir…” gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur.

C. Mahkemece Verilen Direnme Kararı

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; manevi tazminata yönelik bozma kararına uyulmuş; maddi tazminata yönelik bozma kararına ise her ne kadar Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 06.05.2016 tarih, 2015/1 E. ve 2016/1 K. sayılı kararı gereği bozmadan sonra ıslah yapılamayacağından bahisle maddi tazminat yönünden karar bozulmuş ise de bozma sonrası 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 177 nci maddesine 22.07.2020 tarihinde 7251 sayılı Kanun ile eklenen ek fıkra gereğince Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslahın yapılabileceği, usule ilişkin hükümlerin derhâl uygulanması gerektiği, dolayısıyla Özel Dairenin bozma ilamında belirtmiş olduğu bozma gerekçesinin Kanun değişikliği ile ortadan kaldırıldığı, zira önceki karar safahatında bozma sonrası tahkikata geçildiği, Kanun değişikliği dikkate alındığında davacının ıslah talebinin dikkate alınması ve talebin ıslah dilekçesi doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen direnme kararına ve 01.04.2021 tarihli tashih kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece derhal uygulama ilkesinin hatalı uygulandığını, somut uyuşmazlıkta ıslah tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6100 sayılı Kanun'un 177 nci maddesinin uygulanması gerektiğini, bu tarih itibariyle de bozmadan sonra ıslah yapılamayacağını, Mahkemece tamamlanmış işlemi geriye dönük ortadan kaldırılarak davacı lehine hüküm kurulduğunu, direnme kararının hatalı değerlendirmeye dayandığını ileri sürerek maddi tazminat yönünden verilen hükmün bozulmasına karar verilmesini istemiş, ayrıca tashih kararı ile hukuken değiştirilmesi mümkün olmayan maddi hata niteliğinde olmayan vekâlet ücretine yönelik hükmün değiştirilemeyeceğini belirterek 01.04.2021tarihli tashih kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C.Dairemizin İnceleme Kararı

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.

D.Hukuk Genel Kurulu Kararı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2023 tarih, 2022/11 82 E. ve 2023/211 K. sayılı ilâmı ile "...Bilindiği üzere; direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için, mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli; gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir.

Mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde, direnme kararının varlığından söz edilemez. Başka bir deyişle mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar, direnme kararı olmayıp yeni hüküm olarak kabul edilir.

Somut olayda ise Mhkemece bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin bozma kararı verilmesinden sonra ilk karar gerekçeleri yanında 6100 sayılı Kanun'un 177 nci maddesine 28.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun ile eklenen ikinci fıkra hükmüne dayanılarak direnme hükmü tesis edilmiştir. Söz konusu düzenleme bozma kararının verildiği tarihte henüz yürürlükte olmadığından Özel Dairece somut olaya etkisi değerlendirilmemiştir. Mahkemenin direnme olarak adlandırdığı temyize konu karar bu nedenle yeni hüküm niteliğindedir.

Hâl böyle olunca; Mahkemece verilen bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye aittir. Bu nedenle, hem yeni hükme yönelik hem de 01.04.2021 tarihli tashih kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir" gerekçesi ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.

E. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık; maddi tazminat miktarının bozmadan sonra ıslah edilip edilemeyeceği hususuna ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177 nci maddesinin ikinci fıkrası.

  1. Değerlendirme

Kural olarak usul hükümleri yürürlüğe girdikleri tarihten sonra meydana gelen uyuşmazlıklara uygulanırlar. Başka bir anlatımla tamamlanmış işlemlere uygulanmaları mümkün değildir. Bunun mümkün olması Kanun Koyucu'nun bu hususu açıkça düzenlemesine bağlıdır. Yargıtay'ın bozma kararından sonra ıslahı mümkün kılan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 177 nci maddesinin ikinci fıkrası 22.07.2020 tarihinde yürürlüğe girmiş, bu hükmün tamamlanmış işlemlere de uygulanacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.

Somut olayda davacı taraf dosyaya sunduğu 11.12.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile neticei talebini artırmış, daha sonra ise (özellikle bozma kararından sonra belli şartlarda ıslahı mümkün kılan 6100 sayılı Kanun'un 177 nci maddesinin ikinci fıkrasının yürürlüğe girdiği 22.07.2020 tarihinden sonra tahkikatın sonuçlanmasına kadar yeni bir ıslah dilekçesi sunma imkânı varken) dosyaya herhangi bir ıslah dilekçesi sunmamıştır.

Davacı tarafın davasını ıslah ettiği tarihte, bozma ilâmında sözü edilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, bozma kararı sonrası ıslah mümkün olmadığından Mahkemece ıslah geçersiz sayılmış ve hukuki işlem bu şekilde tamamlanmıştır. Yukarıda da açıklandığı üzere tamamlanmış işlem olduğundan bozma sonrası ıslahı mümkün kılan ve 22.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun'un 177 nci maddesinin ikinci fıkrasını uygulamak ve geriye dönük önceki ıslah işlemini geçerli hale getirmek de mümkün değildir.

Pek tabiidir ki yeni düzenlemeden sonra davacı 6100 sayılı Kanun'un 177 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki şartlar dahilinde tahkikat bitinceye kadar yeni bir ıslah dilekçesi verebilir. Ancak davacının kanunla bu hakkı elde etmesi tamamlanmış ve mahkemece geçersiz kabul edilmiş eski ıslah beyanını kendiliğinden geçerli hale getirmez. Açıklanan nedenle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının ve 01.04.2021 tarihli tashih kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

13.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadankararcevaptemyizyargılamamahkemev.bozulmasınasonrakikararlarıbozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:36:53

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim