Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/4117
2023/4934
13 Eylül 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/738 Esas, 2023/722 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2022/148 E., 2023/6 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı tasfiye memuru tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tasfiye memuru tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından Technofurn Mobilya Teknolojileri Tic. Ltd. Şti. aleyhine işçilik alacakları talebiyle İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesinin 2020/356 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, dava dışı şirketin 16.10.2020 tarihinde tasfiyesinin gerçekleştiğini ve son tasfiye memuru olarak ...'in atandığını, 05.11.2021 tarihinde ise şirketin ticaret sicilden re'sen terkin edildiğini yapılan yargılama sırasında öğrendiklerini, devam eden davada taraf teşkilinin sağlanması açısından İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesi tarafından şirketin ihyası için dava açmak üzere kendilerine süre verildiğini, İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesinin 2020/356 E. sayılı dosyasındaki işlemler ile sınırlı olmak üzere dava dışı Technofurn Mobilya Teknolojileri Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiğini ve sonuca bağladığını, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, yasal şartlar oluşmuşsa yapılan işlemle ilgili tescil kararı verdiğini, aksi halde gerekçe göstererek tescil talebini reddettiğini, ihyası istenilen şirketin prosedürlere uygun olarak tasfiye edildiğini, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan tasfiye sürecindeki eksik yada erken sonuçlandırılan tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olacak herhangi bir işlem yapmadığını, tasfiye sürecinde eksik olarak yapıldığı iddia edelin işlemlerin muhatabının tasfiye memuru olduğunu, bu nedenle müvekkilinin yasal hasım konumunda olduğundan yargılama masraflarının üzerlerine yüklenmemesi gerektiğini savurak davanın reddine istemiştir.
Davalı tasfiye memuru cevap dilekçesinde; 29.09.2020 tarihli Genel Kurul Kararı ile tasfiyesi tescil edilen ihyası istenilen şirkete 16.10.2020 tarihinde tasfiye memuru olarak atandığını, tasfiyesine karar verilen şirketin 05.11.2021 tarihinde tasfiye işlemleri tamamlandığını, şirketin Türk Ticaret Kanununa uygun olarak terkin edildiğini, şirketin muhasebe kayıtlarının usülüne uygun olduğunu ve tasfiye sonu bilançosunun da gerçeği yansıttığını, terkine engel bir durumun söz konusu olmadığını beyanla davacı tarafından haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi uyarınca tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklıların şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebileceği, dava dışı şirketin ticaret sicilden resen terkin edilmesinden dolayı davada taraf teşkilinin sağlanamadığı, taraf teşkilinin sağlanması açısından davacıya süre verildiği, İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesinin 2020/356 E. sayılı mahkemesinde açılan işbu ihya davasının sonucunun beklendiğinden davacının hukuki yararı bulunduğu gerekçesiyle İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesinin 2020/356 E. sayılı dosyasındaki işlemlerle sınırlı olmak üzere ihyasına, tasfiye işlemlerini yerine getirmesi için şirketin son tasfiye memuru olan ...'in tasfiye memuru olarak atandığı, bu şirketin tasfiyesinin davacı tarafça açılan işçilik alacağı davası devam ederken gerçekleştirildiği, bu nedenle tasfiyenin bu şekilde gerçekleştirilmesinde ve işbu davanın açılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle tasfiye memurunun kusurunun bulunduğu, davalı ... Sicil Müdürlüğü'nün yasal hasım olması ve davalı ... Sicil Müdürlüğüne atfedilecek bir kusur ve ihmalinin bulunamadığından yargılama giderlerinden davalı tasfiye memurunun sorumlu tutulması gerektiği, davalı ... Sicil Müdürlüğünün sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı tasfiye memuru istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı tasfiye memuru istinaf dilekçesinde özetle; şirketin ihyası ve ek tasfiye işlemlerine konu olarak gösterilen İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesinin 2020/356 E. sayılı dosyasının 15.10.2020 tarihinde açıldığını, söz konusu davanın tasfiye işlemlerine başlandıktan sonra açıldığını, tasfiyeye giren şirketle ilgili tebligatların tasfiye memuruna yapılması gerektiğini, söz konusu İş Mahkemesinin tebligatının tarafına yapılmadığını, bu sebeple tasfiye işlemlerine söz konusu iş dosyasına tarafının dahil edilemediğini, söz konusu dava açıldıktan 1 gün sonra tasfiye memuru olarak atanması sebebiyle İş Mahkemesince hata yapılarak tebligatın usulsüz olarak tasfiye halindeki şirkete yapıldığını, (Danıştay 7. Dairesi 2000/6448 E., 2002/508 K. sayılı kararı) bu bakımdan usulsüz olarak yapılan tebligat neticesinde kusurlu sayılmasının hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, söz konusu işlemlerde hiçbir kusurunun bulunmadığını, bu sebeple aleyhine hükmedilen yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, söz konusu şirketin tasfiye sürecinin tarafınca kanuna ve usule uygun olarak tamamlandığını, görevini hakkıyla yerine getirdiğini, kusurlu sayılarak aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesini kabul etmediğini, mahkeme tarafından ihya kararı verilmesinin haksız olduğunu, söz konusu iş davasının tasfiye işlemlerine başlandıktan sonra açıldığını, tasfiye işlemlerine başlanması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, tasfiye memuru olarak atandıktan sonra tarafına tebligat yapılmadığından işlem yapamayacağı için kusurlu sayılamayacağından bahisle aleyhine hükmedilen yargılama gideri ve vekâlet ücretinin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenilen şirketin 05.11.2021 tarihinde tasfiye neticesinde davalı ... Sicil Müdürlüğünce terkin edildiği, ihyasına karar verilen şirket aleyhine, davacı tarafça İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesinin 2020/356 E. sayılı dosyası ile 15.10.2020 tarihinde işçilik alacakları davası açılmış ve dava dosyasının derdest olduğu, mahkemece davacının şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davalı tasfiye memurunun 29.09.2020 tarihli karar ile atandığı, bu tarihten sonra açılan İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesinin 2020/356 E. sayılı dosyasında ihyası istenen şirket vekili tarafından cevap dilekçesi sunulduğu, şirketin davadan haberdar olduğu, buna rağmen tasfiye işlemlerinin tamamlandığı, davalı tasfiye memurunun davanın açılmasına sebebiyet vermesi nedeniyle yargılama giderleri ile vekâlet ücretinden sorumlu tutulmasında da bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkeme kararının gerekçesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı tasfiye memuru temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı tasfiye memuru temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi.
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı tasfiye memuru temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:36:53