Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1426
2023/4719
7 Eylül 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/2186 Esas, 2021/1918 Karar
HÜKÜM: Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 4. Tüketici Mahkemesi
SAYISI: 2020/162 E., 2021/353 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...’ın 30.04.1980 tarihinde davalı banka şubesinde o zaman 8 yaşında olan kızı davacı ... için %3 faiz oranlı mevduat hesabı açtırdığını ve bu hesaba 500,00 TL yatırdığını, bu hesabın müvekkilince unutulduğunu, 2012 yılında müvekkillerinin eline hesap cüzdanının geçmesi üzerine davalı bankaya başvurularda bulunulduğunu, ancak mevduatın akıbeti hakkında bilgi verilmediğini, davalı bankanın Bankacılık Kanunu’nun 76 ncı maddesi uyarınca yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi ilgili Yönetmeliğin 8 inci maddesi uyarınca mevduatın zamanaşımına uğrayacağına dair iadeli taahhütlü mektupla uyarma görevini de yerine getirmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL’nin 30.04.1980 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek vadeli mevduat faizi, temerrüde düşürüldüğü 02.03.2012 tarihinden itibaren ise temerrrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00 TL olan alacak taleplerini 227.929,42 TL olarak ıslah ettiklerini bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın hesap cüzdanında yazılı olan 500,00 TL eski TL olup şimdiki para birimi ile değerinin 0,0005 TL olduğunu, dava konusu hesabın açıldığı tarihin üzerinden yaklaşık 35 yıl geçtiğini ve bu süre zarfında hesaptaki tutarın çekilmemiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hesaptan para çekmek için hesap cüzdanı ibrazının zorunlu olmadığını, Bankacılık Kanunu gereğince son işlem tarihinden itibaren 10 yıl süre ile aranmayan her türlü mevduat Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredildiğinden davacı tarafın hesaptaki tutarı 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde çektiğinin anlaşıldığını, hesapla ilgili belge saklama yükümlülükleri 10 yılla sınırlı olduğundan ödeme belgelerinin bankada bulunmadığını, davacının hesaptaki parayı çekebileceği azami tarih 30.04.1990 olduğuna göre müvekkilinin belgeleri saklama süresinin 30.04.2000 tarihinde dolduğunu, ayrıca hesabın açılış tarihinde yürürlükte olan 1958 tarihli 7129 sayılı Bankalar Kanunu’nun 31 inci maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, söz konusu kanun hükmü uyarınca müvekkilinin hesap sahibine ayrıca bir bildirim yapma yükümlülüğünün bulunmadığını, bu yükümlülüğün daha sonra çıkarılan kanunla getirildiğini, zamanaşımının dolduğu 1990 yılında bildirim yapılmış ise bildirime ilişkin belge saklama yükümlülüğünün de 2000 yılında dolduğunu, talep edilen faize, ayrıca hesap cüzdanının gerçekliği konusunda itirazlarının olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu hesaba ilişkin bilgi ve belgelere ulaşılamamış ise de bankaların dava konusu işlemleri de kapsayan belge ve kayıt saklama yükümlülüğünün gerek 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 42 nci maddesindeki ve gerekse Yönetmeliğin 17 nci maddesinde 10 yıl ile sınırlandırıldığı işlem tarihin üzerinden 35 yılı geçen bir hesap ile ilgili olarak bankanın kayıt ibraz etmesinin beklenemeyeceği ve açıklanan düzenlemeler gereğince hesabın TMSF'ye devrolmuş olması halinde bile miktar itibariyle davalı bankanın davacı tarafı mektup veya ihtarla bilgilendirme yükümlülüğü olmadığı, bu nedenle de dava konusu mevduat ile ilgili olarak davalı bankaya herhangi bir sorumluluk yüklenemeyeceği, dava konusu hesap ve alacağın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davacıların davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin hesabının vadeli hesap olup her yıl kendiliğinden yenilendiğini, davalının evrak saklama yükümlülüğünün devam ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bilirkişinin hesabına göre müvekkilinin hesabının 2000 yılı itibariyle 4.031.253,94 TL olduğunu, bahsi geçen kanuna atıf yapıp mevduatın 500,00 TL olduğunun kabulü ve hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, Yargıtay kararlarına göre bankanın borçtan sorumlu olduğunu, bilirkişinin avans faiz oranlarını da yanlış tespit ettiğini, raporlar arasında çelişki olduğunu ve giderilmediğini, 30.04.1980 yılında bankaya yatırılan bedellerin müvekkilleri tarafından çekilmediğini, davacı ...'in 1972 doğumlu olup 1990 yılında reşit olduğunu, davalı vekilinin beyanına göre saklama tarihinin ise 30.04.2010 olacağını, 2010 yılındaki evraklara ulaşılamamasının manidar olduğunu, kararın kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğini, ancak vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesi yönünde karar kurulduğunu, maddi hatanın düzeltilmesi gerektiğini, tavzih taleplerinin reddedildiğini, yeniden hüküm tesis edilerek karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu hesabın açıldığı 30.04.1980 tarihinde davacı ... reşit olmadığından zamanaşımı reşit olduğu tarihten itibaren başlayacağından zamanaşımının başlangıç tarihinin 12.08.1990 olduğu, davacının reşit olduğu tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımının 12.08.2000 tarihinde dolduğu, hesap cüzdanında %3 faiz oranı yazılı ise de hangi vadede %3 verildiği belli olmadığından avans faizi(bulunmayan dönemler için TCMB mevduat faizi) oranında faiz anaparaya eklenmek suretiyle zamanaşımının dolduğu yıl sonunda hesabının 2001 yılı itibariyle 6.853.131,70 TL (eski) olarak hesaplandığı, Eski TL tutar 6.85 YTL ye tekabül ettiği, dava konusu hesaba ilişkin başkaca bir bilgi bulunmadığı, zamanaşımının dolduğu davalı bankanın saklama yükümlülüğünün 10 yıl olduğu, zamanaşımı süresinin dolduğu tarihte yürürlükte bulunan 17.10.2000 tarihli Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) kararı ile hesap sahibine bildirim için sınırın 25.milyon TL (eski) olduğu gözetildiğinde bankanın hesap sahibine taahhütlü mektupla bildirim yükümlülüğü olmadığı, dava konusu mevduat zamanaşımına uğradığından fona devir edildiği, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin kararda isabetsizlik görülmediği, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği halde davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olduğundan davalı vekilinin vekâlet ücreti takdirine ilişkin maddi hataya ilişkin istinaf nedeninin yerinde olduğu gerekçesiyle kararın kaldırılarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, 500,00 TL vekalet ücretinin davalı lehine davacılardan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 7129 sayılı Bankalar Kanunu, 3182 sayılı Bankalar Kanunu, 4389 sayılı Bankalar Kanunu.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:38:53