Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1338
2023/4650
5 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/2091 Esas, 2021/1857 Karar
HÜKÜM: Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2020/391 E., 2020/670 K.
Taraflar arasındaki davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile ticaret siciline tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Numara 7 Ofis Yönetimi...Ltd. Şti. tarafından müvekkili kuruma 01.11.2019 tarihinde yapılan başvuruyla; davalı şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresinde faaliyet göstermediği bildirilerek adres değişikliğinin resen tescil edilmesinin talep edildiğini, bunun üzerine müvekkili Kurum tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 33 üncü ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapılarak davalı şirket ve yöneticisine ayrı ayrı gönderilen ihtarnamelerle, yeni adresin 30 gün içinde tescil ettirilmesi, ettirilemiyorsa bunun sebebinin açık ve anlaşılır bir şekilde bildirilmesinin ihtar edildiğini ancak adı geçenlerin bu ihtara herhangi bir cevap vermediğini ileri sürerek davalı şirketin yeni adresinin tespitine ve ticaret siciline tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, kural olarak şirketin sicile bildirdiği adreste faaliyet göstermesi ve adres değişikliğini sicile bildirerek tescil ettirmesi gerektiği, şirketin tescilli adresinde bulunmamasının bu adresi terk ettiği anlamına gelmeyeceği gibi Mahkemelerce de yeni adresinin araştırılarak bulunmasının mümkün olmadığı, şirketin kendi iradesiyle adres değişikliğini beyan etmemesi halinde Mahkemelerce şirketin iradesi yok sayılarak başka bir deyişle şirket yerine geçecek şekilde bir adresi şirketin yeni adresi olarak tayin etmesinin ve şirketi buna zorlamasının mümkün olmadığı, şirketin faaliyet adresinin ancak ortaklar kurulu kararıyla değiştirilebileceği, adresini değiştirdiği halde bunu bildirmeyen şirketin bu durumun sonuçlara katlanacağı, somut olayda, davacı kurumca, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin on birinci fıkrasına göre işlem yapılarak davalı şirketin ticaret sicilden resen terkin edilmesi gerektiği, bu imkan varken yeni adresin Mahkeme kanalıyla tespitinin istenilmesinde hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin 01.07.2015 tarihinden sonra gerçekleşen olaylara uygulanma imkanı bulunmadığını, somut olayda, müvekkili kurumun, davalı şirketin yeni adresini tescil ettirmediğini dava dışı şirketin başvurusu üzerine 2019 yılında öğrendiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin, 01.07.2015 tarihinden sonra meydana gelen işlemlere ilişkin olarak uygulanma olanağının olmadığı, somut olayda, dava dışı şirketin, davalı şirket ile arasındaki hizmet sözleşmesinin 30.09.2016 tarihi itibariyle sona erdiğini, sözleşme bitiş tarihi itibariyle müvekkiline haciz işlemi yapılmasından dolayı mağdur olduklarını, davalı şirketin adres değişikliğinin resen yapılmasını davacıdan talep ettiği, davacının şirkete ihtarname göndererek adres değişikliğini bildirmesini istediği, davalı tarafından herhangi bir cevap verilmeyince, iş bu dava ile davalının yeni adresinin tespiti ve tescilinin istendiği, 6102 sayılı Kanun'un 32 inci ve Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 34 üncü maddesine göre, sicil müdürlüğünün tescil için aranan şartların var olup olmadığını, mevcut bir durumda değişiklik olup olmadığını re'sen incelemesi gerektiği, bu kapsamda davacının, şirketin başka bir adreste faaliyet gösterip göstermediğini araştırması, araştırma sonucunda şirketin adresinin tespit edilmesi durumunda yukarıda anılan aynı Kanun'un 33 üncü ve Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 36 ıncı maddesine göre işlem yapması gerektiği ancak davacı Kurumca belirtilen şekilde bir araştırma yapılmaksızın dava erken açıldığı gibi Ticaret Mahkemelerinin adresinden ayrılan bir şirketin nereye taşındığını tespit ve yeni adresi tescil gibi bir görevinin de bulunmadığı, öte yandan, limited şirket tip anasözleşmesinin 4 üncü maddesine göre, tescil ve ilan edilmiş adresinden ayrılmış olmasına rağmen, yeni adresini süresi içinde tescil ettirmemiş şirket için bu durum fesih sebebi olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre ise şirket sözleşmesinde öngörülen sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesi halinde şirketin sona ereceği, bu hale göre, davacı Kurumca, yukarıda belirtildiği şekilde inceleme ve araştırma yapılması bu araştırmadan sonuç alınamaması halinde ise zikredilen ana sözleşme hükmü ve 6102 sayılı Kanun'un 636 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince Ticaret Bakanlığı tarafından şirketin feshi davası açılması gerektiği, bu imkanlar varken şirketin yeni adresinin tespitinin talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi sonuç olarak isabetli ise de gerekçenin isabetli olmadığı, davanın anılan gerekçeyle reddi gerektiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı şekilde müvekkili Kurum'un resen araştırma yapmakla yükümlü olduğu belirtilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 32 inci maddesine göre müvekkili Kurum'un resen araştırma yetkisi ve görevi bulunmadığını, anılan Kanun hükmüyle, Ticaret Sicil Müdürlüklerine şekli ve sınırlı bir inceleme yetkisi tanındığını, esasen temyize konu kararda belirtildiği şekilde bir araştırma yapılmasının Kurum'un organizasyon yapısı itibariyle mümkün de olmadığını, öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, Ticaret Bakanlığı tarafından fesih davası açılması gerektiği belirtilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 210 uncu maddesine göre Bakanlığın ancak kamu düzenine ve işletme konusuna aykırılık teşkil eden durumlarda fesih davası açma yetkisi bulunduğunu, somut olayda sayılan koşulların söz konusu olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin yeni adresinin tespiti ile ticaret siciline tescili istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 32 inci, 33 üncü, 210 uncu, 636 ıncı ve geçici 7 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:39:26