Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/9101

Karar No

2023/4627

Karar Tarihi

5 Eylül 2023

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2019/1226 Esas, 2021/247 Karar

HÜKÜM: Kısmen kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ: Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2012/21 E., 2018/1304 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit, alacak ve maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararda davacının davalıdan olan tüm alacağının 47.094,08 TL olarak belirlenmesine, bu miktardan 10.000,00 TL'ye hükmedilmiş olmasına göre davalı vekilince temyize konu edilen toplam miktar 10.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 12.11.2010 tarihinde bayilik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereğince 50.000,00 TL tutarında teminat senedi verildiğini, davalının ihtarname keşide ederek bayilik sözleşmesini feshettiğini ve cezai şartın ödenmesini ihtar ettiğini, ihtarnamenin içeriğinde davalı firma olarak müvekkilinin verdiği bonoların ödemelerini defalarca aksatmış olduğunun ifade edildiğini, ancak müvekkili firmanın muhasebe kayıtlarının, banka havalelerinin, çek ödemelerinin, davalı firmaya borcu olmadığını ve aksine 92.294,62 TL alacağı olduğunu gösterdiğini, davalı firmanın haklı fesih nedenlerinin oluşmadığını, müvekkili firmanın sipariş formlarını davalı firmaya iletmiş olmasına rağmen mal teslimatı yapmaması nedeniyle, müvekkili şirketin satışlarını iptal etmek ve müşterilerine para iadesi yapmak zorunda kaldığını, müvekkili şirketin uğradığı maddi zarar dışında, ticari itibarının da zarar gördüğünü ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla, bayilik sözleşmesinin feshinden doğan 70.000,00 TL tutarında cezai şartın müvekkiline ödenmesine, davalı tarafın uhdesinde bulunan 50.000,00 TL tutarında teminat senedinden borçlu olmadığının tespiti ile taraflarına iadesine, davalı borçlunun taahhüdünü yerine getirmemesinden doğan 10.000,00 TL alacağın ticari avans faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine, davalı tarafın haksız şekilde mal teslimi yapmamasından dolayı iptal edilmek zorunda kalan siparişlerden doğan 1.000,00 TL zararın ticari avans faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine, davalı tarafın uhdesinde bulunan Şekerbank Adana... Şubesi'ne ait 15.01.2012 tarihli, 7.000,00 TL bedelli, 10.03.2012 tarihli, 6.500,00 TL bedelli ve 31.03.2012 tarihli, 5.500,00 TL bedelli çeklere ödeme yasağı konulmasına ve bu çeklerden dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili firmanın mobilya imalatçılığı yaptığını, davacı şirketin müvekkilinin Adana bayisi olduğunu, müşterilerin şikayet mektuplarında hemen hemen aynı şekilde bayiden aldıkları ürünlerin parasını peşin ödediklerini, bayinin teslimat günü geldiğinde kendilerini oyaladığını, siparişlerinin fabrikaya iletilmediğini, sorunları müvekkilinin genel merkezinin çözdüğünü, mağduriyetlerinden dolayı bayiden şikayetçi olduklarını ve bu bayinin feshedilmesini istediklerini açıkça belirttiklerini, davacı bayinin aldığı mallara karşılık müvekkiline verdiği çek ve bonoların birçoğunu gecikmeli ödediğini, bir kısmını hiç ödemediğini, ödeme yasağı konulması talebinin haksız ve kötüniyetli olduğunu, davacının aldığı mallar için verdiği bu çekleri ödemek zorunda olduğunu, yine bayi şirket yetkilisi tarafından ciro edilerek müvekkiline verilen 1 adet bononun sahte çıkması nedeniyle suç duyurusunda bulunduklarını, sözleşme davacı tarafın kusuru nedeniyle feshedildiğinden, cezai şart alacaklısının müvekkili firma olduğunu, teminat senedi yönünden ise, bayilik sözleşmesi gereği, müvekkilinin, bayinin mağazasına konsinye ürünler bırakacağını, konsinye ürünlerin teslim edildiğini ve konsinye ürünlerin sözleşme bitiminde ya müvekkiline iade edileceğini ya da satılmışsa ücretinin ödeneceğini, bu iade yapılmadan teminat senedinin verilmesinin mümkün olmadığını, davacının konsinye ödemelerini, henüz alıp sattığı ürünlerin bir kısmının dahi borcunu ödemediğini, ödemelerini yapmayan, müşterileri sıkıntıya sokarak müvekkili firmanın marka itibarına zarar veren, müşteriler adına sahte evrak tanzim eden bu bayinin bayilik sözleşmesinin feshinin hukuken de ahlaken de yapılacak en doğru şey olduğunu, bayi firma yetkilisinin basiretli bir iş adamı gibi davranmadığını, peşin satış yaptığı halde müvekkiline vadeli evrak yolladığını, sattığı mobilyaların parasını başka yerlere aktararak ödemelerini gününde yapmadığını, evrakların vadesi geldiğinde de sahteciliğe başvurmak ya da parasını aldığı halde teslimat yapamamak durumuna düştüğünü savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflarca dosyaya ibraz edilen faturalara göre, davacı şirketin davalıdan 562.453,92 TL tutarında mal aldığı, fatura bedellerinin davalıya, banka havalesi, çek ve senet olarak toplam 541.548,00 TL olarak ödendiği, davalıya verilen 5 adet toplam 31.250,00 TL bedelli bonoların ise ödenmediği, bu bonolardan 4 tanesinin vadesinin fesihten önce, 1 tanesinin ise fesihten sonra olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin (İ) maddesinde ödeme şeklinin düzenlendiği, sözleşmenin (R) maddesinde ise sözleşmenin şartlarının bir maddesine bile uyulmadığı takdirde, şirketin bayinin bayilik sözleşmesini iptal edebileceği hükmüne yer verildiği, buna göre bedeli ödenmeyen 4 adet bono nedeniyle sözleşmenin ödemelere ilişkin bu maddesinin ihlalinin, haklı bir fesih nedeni olduğunun kabulünün gerektiği, her ne kadar davacı tarafından, dava dışı kişi adına kayıtlı taşınmazın, borca mahsuben davalıya devredildiği iddia edilmiş ise de bu hususta taraflarca kabul edilmiş bir sözleşme bulunmadığı, davalının taşınmaz satışının hisse devrine yönelik olduğunu savunduğu, taşınmaz satış işleminin ve hisse devir işleminin taraflarının farklı olup davacı tarafından taşınmaz bedelinin borçtan mahsup edilmesi yönündeki iddianın ispat edilemediği, davacı şirkete ait cari hesap ekstreleri, ödemelere ilişkin makbuzlar ve banka kayıtları dikkate alındığında, davacının, davalıdan 562.453,92 TL tutarında aldığı mal bedelinin, 541.548,00 TL'lik kısmını ödediği, bakiye 20.905,92 TL'nin ödendiğine ilişkin belge sunulmadığı, davacı tarafından davalıya olan borcun zamanında ödenmediği ve sözleşmenin ihlal edildiği, davalı şirket tarafından sözleşmenin feshinde geciken ödemeler dışında müşterilerden gelen şikayetlerin de fesih nedeni olarak belirtildiği, davalının delil olarak dosyaya 3 adet şikayet dilekçesi sunduğu, davacının bu şikayetlere konu olan siparişlerin, davalı tarafından teslim edilmediğini, mal teslimi yapılmadığı için müşterilere para iadesi yapılmak zorunda kalındığının iddia edildiği, ancak davacının siparişleri davalıya bildirim yükümlülüğü bulunduğu, dosyaya siparişlerin bildirildiği ve buna rağmen mal teslimi yapılmadığı yönünde delil ibraz edilmediği, müşteri şikayetlerinin sözleşmenin feshi için haklı bir neden olduğu, davacının sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini ispatlayamadığı ve buna dayanarak cezai şart talep edemeyeceği, ayrıca davacı tarafından, davalının mal teslimi yapmamasından dolayı iptal ettiği siparişler nedeniyle doğan zararın tazmini de talep edilmiş ise de, iptal edilen siparişlere ve zarara ilişkin bir delilin dosyaya sunulmadığı, davacının, sözleşmenin (P) bendi gereğince, davalıya verdiği teminat senedinin ise, davacıya sözleşme gereğince verilen 30 adet konsinye malların veya bedellerinin iadesinden sonra cari hesabın karşılıklı olarak tasfiye edilmesi halinde talep edilebileceği, davacı her ne kadar, davalıya verdiği 3 adet çekten dolayı borcunun bulunmadığının tespitini talep etmiş ise de, çekin bir ödeme vasıtası olup, kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla düzenlendiğinin kabulü gerektiği, davacı tarafından bu karinenin aksine olarak, dava konusu çeklerin satın alınan mal bedeline karşılık avans olarak verildiği ve malın teslim edilmediği yönündeki iddianın ispat edilemediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının haklı fesih nedenlerinin oluşmadığını, davalı firmanın sunmuş olduğu müşteri şikayeti içerikli mektup içeriklerine bakıldığında ... yönünden davalı tarafın mal teslimatı yapılmadığını, aynı ürün için davalıya 2 defa ödeme yapıldığını, ...nın da mal teslimatı yapılmadığını, mektubun para iadesi yapıldıktan sonra yazıldığını, yine bunun dışında..., ... ve...isimli müşterilere de mal teslimatı yapılmadığından para iadesi yapıldığını, davacının borcu değil alacağı olduğunu, sahte senet düzenlendiği iddiasının asılsız olduğunu, beraat kararı verildiğini, davacı firma ortaklarından ...'in vekaletnameyle eşi ... üzerine kayıtlı taşınmazı davalı firma sahibi ... 'a devrettiğini, buna rağmen bilirkişi tarafından hesaplamaya dahil edilmediğini yine çek, havale ve diğer ödemelerin hesaplamaya dahil edilmediğini, bilirkişi raporlarına itirazlar dikkate alınmadan düzenlendiğini, davacının alacağı varken bono ödemesi yapılmadığından bahisle feshin haklı olduğunun söylenemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporlarına göre davacının davalı tarafa 20.905,92 TL borçlu olduğu, bu noktadan sonraki uyuşmazlığın davacı tarafın, davalıya olan borçlarına karşılık, davacı şirket ortağının eşi adına kayıtlı taşınmazın, resmi satış senedi ile davalı şirket temsilcisine devredilip devredilmediği noktasında olduğu, davalı tarafı her ne kadar bu devir işleminin davacının borçları ile ilgili olmadığını savunmuş ise de; 25.01.2018 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davalı şirketin 01.10.2010 31.12.2010 tarihli cari hesap ekstresinde, davacı şirketin 05.10.2010 tarihinde "Adana'daki ev satışından gelen" olarak 58.000,00 TL lik kayıt yapıldığı, davalı şirketin kendi kayıtlarında yer aldığı üzere, ev satışı nedeniyle alınan paranın ürün bedeline sayılması gerektiği, böylelikle davalı tarafın bu devir işleminin davacının borçları ile ilgili olmadığı iddiasının doğru olmadığı, taşınmaz devir bedeli ve yapılan ödemeler dikkate alındığında, davacının davalıya toplamda 609.548,00.TL ödeme yaptığı ve davacının davalıdan dava tarihi itibariyle 47.094,08.TL alacağının olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın cezai şart alacağı, menfi tespit ve maddi tazminat talepleri yönünden ayrı ayrı reddine, alacak talebi yönünden davasının kabulüne, 10.000,00 TL' nin dava tarihi olan 13.01.2012 tarihinden itibaren değişken oranlı avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yasal koşulları oluşmadığından davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilen yönlerden, istinaf sebepleriyle temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya içeriğinde taşınmaz devrinin davacının müvekkile olan borcu kapsamında devredildiğini ortaya koyan dosya içeriğinde herhangi bir delil bulunmadığını, taşınmazın borca karşılık değil, hisse devrine karşılık olarak devredildiği iddiasını kanıtlar başka bir hususun söz konusu hisselerin devri karşılığında hissedara ne zaman ve ne kadar ödeme yapıldığına ilişkin olarak iddiayı çürütecek herhangi bir evrakın ya da ödeme kaydının dosyaya sunulmadığını, bu nedenle söz konusu taşınmaz devrinin davacının davalı müvekkil şirkete olan borcu için müvekkil şirkete değil de sahibine devredildiğinin kabul edilebilmesinin mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, bayilik sözleşmesinin feshine dayanan menfi tespit, alacak ve maddi tazminat istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,

2.Davacı vekilinin temyizi yönünden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkararistinaftemyizvı.kararımahkemesionanmasınareddinederece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:39:26

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim