Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/4119

Karar No

2023/4499

Karar Tarihi

1 Ocak 2023

MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2014/709 Esas, 2015/881 Karar

HÜKÜM: Davanın kısmen kabulü

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... Mirasçıları ..., ..., ..., ... vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ..., davalı ... ve davalı ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) 2014/13 ve 51 sayılı kararları ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimine el konulan Uzan Grubu şirketlerinden biri olan şirketin, TMSF tarafından göreve getirilen yeni medya grubu yönetimince muhasebe kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacı şirketin kasasında olması gereken nakit ve çek tutarları ile mevcutlar arasında fahiş fark bulunduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine şirket kayıtları üzerinde yapmış olduğu incelemede söz konusu kasa açığının sermaye borçlarının ödenmemesine rağmen ödenmiş gibi gösterilmesinden, yani fiili olarak ödenmemesine rağmen fiktif olarak ödenmiş gösterilen apel ödemeleri ile belgesiz harcama formları düzenlenerek kanunen kabul edilmeyen giderlerin muhasebeleştirilmesinden kaynaklandığının rapor edildiğini, apel ödemelerinin fiktif gösterilmesinden kaynaklı şirket zararının 7.300.000,00 TL belgesiz harcamalardan kaynaklanan zararın ise 403.200,00 TL olduğunu, bu zarardan resmi kayıtlarda ortak olarak görülmemelerine rağmen şirket yönetimini elinde bulunduran hakim ortaklar, şirket kayıtlarında ortak görülenler, yönetim kurulu üyeleri, denetim kurulu üyeleri, şirket yöneticileri ve diğer çalışanlar olan davalıların sorumlu olduklarını ileri sürerek apel ödemelerden kaynaklı zarar yönünden fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.476.000,00 TL zararın apel ödemelerin ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, belgesiz harcamalardan kaynaklı 403.200,00 TL zararın ise zarar tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte şirketin hakim ortakları, resmi görülen ortakları, yönetim ve denetim kurulu üyeleri, şirket yöneticileri ve diğer çalışanlar olan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.04.2006 havale tarihli dilekçesinde özetle, ödenmediği halde ödenmiş gibi gösterilen apel ödemelerinden kaynaklı 1.879.000,00 TL tazminat talebini 5.421.000,00 TL artırmak suretiyle 7.300.000,00 TL ye çıkartıp bu tutarın zararın meydana geldiği tarihlerden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili aleyhine hiç bir kanıt göstermeden soyut olarak ithamda bulunduğunu, müvekkilinin Star Televizyonu ile belirli süreli hizmet sözleşmesi ile sinematografik olarak çalıştığını, 29.12.2023 tarihinde hizmet sözleşmesinin karşılıklı olarak feshedildiğini, idari ve mali yetkisi bulunmadığını, müvekkilinin Star Televizyonunun sadece sanatsal ve görsel yayını ile ilgili olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı sıfatına itiaz ettiklerini, açılan davanın soyut alacaklara ilişkin olduğunu, şirketi zarara uğratan yada sermaye borcunu ödemeyen birbirinden farklı eski veya yeni ortak bulunmadığını, dava hakkının alacaklılara ait olduğunu, denetçilerin ortakların tümüne karşı şirketi zarara uğrattıkları iddiası ile dava açamayacağını, dava hakkının alacaklılara ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı temlik veren şirketinin hissedarı veya yönetici olmadığını, apel ödemelerinden sorumlu kişilerin belli olduğunu, şirket ortaklarının fiillerine iştirak ederek usulsüz işlemlerde bulunmak gibi soyut ve ispatı olmayan nedenlerle davanın açıldığını, müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun olmamasıyla birlikte yönetim kurulu üyeleri ile şirket ortaklarının sorumluluklarının söz konusu olması için yükümlülüğün ihlali nedeniyle bir zararın doğması, zararından yükümlülüğün ihlalinden kaynaklandığının davacı tarafından ispatı gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

4.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacı temlik veren şirkette 1996 tarihinde finansman müdürlüğüne bağlı olarak vezne sorumlusu olarak işe başladığını, 2005 tarihinden şirket satıldığından dolayı görevinden ayrıldığını, çalıştığı zaman zarfında görevinin fiili olarak kasa giriş çıkışlarından ibaret olduğunu, davacı tarafından tespit edilen açıklarla hiçbir ilgisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

5.Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekilinin cevap dilekçesinde; Mahkemenin dava görülmekte iken taraflardan birinin müddeabihi 3 üncü kişiye devretmiş olan davacının davasını reddetmesi gerektiğini, ıslah talebinin zamanaşımı geçtikten sonra verildiğini, TMSF'nin davalılar arasında herhangi bir ayrım yapılmadan iddiasını tüm davalılar üzerinde 7.300.000,00 TL olarak genişletmesine muvafakatlerinin olmadığını savunarak temlik alan vekilinin açtığı davanın reddini istemişlerdir.

5.Davalı ... cevap dilekçesinde; aktif husumet itirazları olduğunu, davacı şirketin davacı sıfatı olmadığı gibi adı geçen şirketin hissedarı, denetçisi olmadığından apel ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

6.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacı şirkette güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, davada hasım olarak gösterilmesinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

7.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin temlik veren şirketle hiç bir bağının olmadığını, yönetim kurulu üyesi olmadığı gibi şirketinde ortağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

8.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yeminli mali müşavir olarak Uzan Gurubu şirketlerde herhangi bir görev ve sorumluluk üstlenmeden veri danışmanlığı verdiğini, davacı şirketin ise müvekkilinin danışmanlık yaptığı şirketlerden olmadığını, zamanaşımı itirazlarının olduğunu, adı geçen şirkette denetçi, hissedar, yönetici veya çalışanı olmadığından apel ödemelerinden sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

9.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin temlik veren şirketin hissedarı veya yöneticisi olmadığını, apel ödemelerinden sorumu kişilerin belli olduğunu, aktif ve pasif husumet yönünden davanın reddi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

10.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; denetim kurulu raporuna istinaden davanın açıldığını, ancak raporun ibraz edilmediğini, müvekkilinin şirketin yönetim kurulunda olmamakla birlikte şirketin ortağı olduğunu, apel ödemeleri nedeniyle kanuni değişiklik gereğine ödenmesi gereken bir tutarın mevcut olmadığını, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 309 uncu maddesi gereğinde, kuruluştan doğan sorumluluk uyarınca ızrar edilmesi halinde bundan zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dava hakkı olduğunu, davacının sıfat yokluğundan reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

11.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın denetçiler tarafından açıldığını, kanun gereğince genel kurulun dava açılmasına özel olarak karar vermesi gerektiğini, bu nedenle aktif husumet yönünden davanın reddi gerektiğini, müvekkilinin davacı şirkette hissedar ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, 12.12.200 tarihinde yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini, daha sonrasında şirket hisselerini devrettiğini, apel ödemelerini düzenli olarak yaptığını, görev yaptığı süre boyunca kasa açığı bulunmadığını, yönetim kurulu üyesi ve şirket ortaklarının sorumlu olabilmesi için yükümlülüklerinin ihlali nedeniyle bir zararın doğması, oluşan zararın yükümlülüğün ihlalinden kaynaklandığının davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, temlik veren şirketin genel kurullarında şirket hesaplarının ve yönetim kurulu üyelerinin ibra edildiğini, bu nedenle sorumluluk davası açmanın mümkün olmadığını, belgesiz harcama iddialarına yönelik olarak ise, belgesi harcam formlarını düzenlemenin şirketin işleyişinin bir gereği olduğunu, bu harcamalara ilişkin gerekli onayların alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.

12.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkilinden hangi dönem için ne kadar tazminat talebinde bulunduğunun açık ve net olmadığını, davanın zaman aşımına uğradığını, davacının davacı sıfatı olmadığını, müvekkilinin adı geçen şirketin hissedarı, denetçisi, yöneticisi veya çalışanı olmadığını, aktif ve pasif husumet itirazlarının olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

13.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin şirket yönetim kurulu üyesi olmamakla birlikte şirket ortağı olduğunu, sermaye şirketlerinde aksi sözleşme ile kararlaştırılmamışsa, yönetim ve denetimden kişilerin değil organların mesul olduğunu, ilgili organlarda bulunmayan ortakların herhangi bir sorumluluğunun olmadığını, apel ödemeleri yönünden kanuni değişiklik nedeniyle ödenmesi gereken bir tutarın olmadığını, 6762 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi gereğinde, kuruluştan doğan sorumluluk uyarınca ızrar edilmesi halinde bundan zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dava hakkı olduğunu, davacının sıfat yokluğundan reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

14.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Uzan Şirketler Gurubunda olan Medya Pazarlama A.Ş.'nin genel müdürü olduğunu, davacının iddiasındaki mevcut kasa açığından müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

15.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Star TV'nin yönetim kurulunda n 18.10.2001 tarihinde istifa ettiğini, 19.06.2002 tarihinde yapılan genel kurulda yönetim kurulu üyesi olarak ibra edildiğini, Nisan 2022 tarihinde ise şirketteki tüm hisselerini devrettiğini, apel borcunun olup olmadığının ortaklar pay defterine bakılarak anlaşılabileceğini, yapılan harcamalar ile ilgili kendisinin vermiş olduğu sözlü veya yazılı bir onayın olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

16.Davalı ... Arı cevap dilekçesinde; davacı tüzel kişiliğin aktif husumet ile temsil yeteneğinin bulunmadığını, dava dönemine ait genel kurullarda bilançoların tasdikinin ve ibralarının olduğunu, Star TV de herhangi bir unvan veya sıfatla bir muamele yapmadığını, Telsim Mobil Telek. A.Ş.'de 31.05.2004 tarihine kadar çalıştığını, dava dilekçesinde anıldığı gibi herhangi bir zarar ile hiçbir illiyet bağının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

17.Davalı ... cevap dilekçesinde; haksız açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

18.Davalı ... cevap dilekçesinde; Uzan Gurubunda 23.10.1995 31.10.2033 tarihleri arasında Medya Pazarlama A.Ş.'de 01.11.2003 04.06.2004 tarihleri arasında Star Telekomünikasyon A.Ş.'de, 05.06.2004 23.11.2004 tarihleri arasında Star TV'de çalıştığını, görevinin muhasebenin sevk ve idaresinden sorumlu olduğunu, şirketin apel ödemelerinin fiili olarak yapılıp yapılmadığını veya sonrasında şirketin kasasından çekilip çekilmediğini bilmesinin mümkün olmadığını, davacının aktif husumet sıfatı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

19.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacı şirketin hissedarı ya da yöneticisi olmadığını, şirketteki görevinin finans koordinatörü olarak gösterildiğini, şirketi temsil ve ilzama yetkili bir görev olmadığını, görev yaptığı süre içerisinde iddia edildiği gibi kasa açığı oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

20.Davalı ... Uslu cevap dilekçesinde: davacı şirkette yönetici, ortağı veya denetçi olarak bulunmadığını, şirketin görevli personeli olarak görev yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.

21.Davalı ... Soner vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirkette Teknik Hizm. Dış İlişkiler Müdürü olarak görev yaptığını, şirketin yönetiminde veya denetiminde hiç bir şekilde söz sahibi olmadığını, idari ve mali işlem yapmadığını, iddia edilen kasa açığının oluşmasına katılmasının mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

22.Davalı ... Akıllıoğlu vekili cevap dilekçesinde; haksız açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

23.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı şirkette muhasebe çalışanı olarak çalıştığını, şirket alacakları ve şirkete ödenmesi gereken veya şirket tarafından yapılacak ödeme ve tahsilatlarla ilgisinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

24.Davalı Erdoğan Çağatay Çoşkun cevap dilekçesinde; Uzan Gurubuna bağlı Star Digital İletişim A.Ş. de muhasebe müdürü olarak çalıştığını, davacı şirket bünyesinde ne br hizmet sözleşmesine ne de bir vekaletnameye dayanarak çalışmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

25.Davalı Nesliah Taşer vekili cevap dilekçesinde; davacının hangi davalıdan hangi dönem için ne miktarda tazminat talebinde bulunduğunun açık ve net olmadığını, davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, aktif ve pasif husumet itirazlarının olduğunu, müvekkilinin adı geçen şirketin hissedarı, yöneticisi veya denetçisi olmadığını ve apel ödeme yükümlülüğünün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

26.Davalı Çoşkun Çoroğlu vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından dayanaksız, hukuki delil niteliği bulunmayan ve tek taraflı olarak kendi elemanlarına hazırlattıkları bir takım yazılarak dayanarak davanın açıldığını, apel ödemelerinin şirketin verdiği imzalı makbuzlarla ödenmiş olduğunu ve kayıtlarda göründüğünü, müvekkilinin sermaye borcunu şirkete ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

27.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirketin hissedarı ve yöneticisi olmadığını, hangi sıfatla müvekkiline dava açıldığını bilmediklerinin, aktif ve pasif husumet itirazlarının olduğunu, müvekkilinin şirket ortağı olmadığından herhangi bir apel ödemesi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

28.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin temlik veren şirketin ortağı olmadığını, yönetim ve denetlim kurulu üyesi de olmadığı gibi çalışanı da olmadığnı, Uzan Gurubuna ait Rumeli Telekom A.Ş.'de 21.10.1997 26.04.2004 tarihleri arasında koordinatör olarak çalıştığını, davacı tarafından sunulan deliller içerisinde müvekkilinin adının geçmediğini, aktif ve pasif husumet itirazlarının olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

29.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde müvekkilinden talep edilen rakamın açık ve net olmadığını, taleplerin zaman aşımına uğradığını, genel kurullarda oy birliğiyle ilgili hesap dönemlerine ilişkin bilançoların tasdiki ve ibra kararlarının mevcut olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile TMSF tarafından davacı şirkete 14.02.2004 tarihinde el konulduğu, 23.12.2004 tarihinde kasa açıkları inceleme raporunun, 2005 yılı içerisinde ise denetim raporunun düzenlendiği, davacı şirketin o dönemdeki defterlerinin düzgün ve intizamlı tutulmadığı, el koyma tarihinde kasa sayımı yapılıp rapor düzenlenmediğinden apel ödemelerinin fiktif olmasından kaynaklı şirket zararının bilirkişi kurulunun kök ve ek raporunda belirtildiği üzere 619.807,99 TL olduğu, belgesiz harcamalardan kaynaklı şirket zararının ise 403.200,00 TL olduğu, apel ödemelerinin fiktif olmasından kaynaklı kasa açığı zararından şirketin hakim ortakları ve yönetim kurulu üyesi olan davalılar ... ve Hakan uzan hakim ortaklar ..., ..., ... ve ...; şirket ortağı ve yönetim kurulu üyeleri olan ..., ..., ... ve ...; yalnız şirket ortakları olan ..., ..., yargılama sırasında ölen ... mirasçıları ..., ..., ... ve ... ve yine şirket ortakları ..., ... ve Oktay Eser Yağar, yalnız yönetim kurulu üyeleri olan ... ve ..., şirket denetçileri ... ve ...'ın mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı Kanun) hükümleri gereği müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, belgesiz harcamalardan kaynaklı şirket zararından ise Davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ile denetim kurulu üyeleri olan ... ve Aysun Santaş'ın sorumlu oldukları, davalılardan ... ile ...'in görev sürelerinin 03.07.2003 tarihinde sona erdiği, dolayısıyla bu davalıların görevlerinin sona erdiği tarihte doğan söz konusu zararın 144.550,00 TL'lik kısmından sorumlu oldukları yine davalılardan ...'nın da görev süresinin sona erdiği 28.07.2003 tarihinde doğmuş olan söz konusu zararın 262.550,00 TL'lik kısmından sorumlu olduğu, diğer davalıların olayda kusurlarının olduğunun tespit edilemediğini, yani söz konusu zararların doğumuna sebep olmadıkları, davacı taraf fiktif ödemelerinden kaynaklı kasa açığı zarara ilişkin talebi dikkate alındığında bu yönden fazla talep bulunduğu zira belirtilen tutar kadar kasa açığı zararının olduğunun tespit edilemediği, davalılardan ...'ın ise davanın açılmasından önce öldüğü, davalı tarafça şirkete el konulduğu tarihte kasa sayımı yapılıp tutanak tutulmadığını, kasa sayımı raporunun el koyma tarihinden yaklaşık 10 ay sonra yapıldığını, dolayısıyla varsa açığın el koyma tarihinden önce ki döneme mi yoksa sonra ki döneme mi ait olduğunun belli olmadığını, dolayısıyla zararın el koyma tarihinden önce doğduğunun davacı tarafından ispatlanamadığını, ayrıca zararında olmadığını ileri sürmüşse de; bilirkişi raporunda belgesiz harcamalardan kaynaklı kasa açığı zararı net olarak belirtildiği, diğer kasa açığı zararının da kısmen apel ödemelerinin fiktif olmasından kaynaklandığının kök ve ek raporda belirtildiği, bilirkişi raporunda tespit edilen 619.807,99 TL açığın tamamının apel ödemelerinin fiktif olmasından kaynaklandığı rapordaki "kısmen" ifadesi nedeniyle tam olarak tespit edilemediği düşünülse bile; belirtmek gerekirse, bu durumda söz konusu kasa açığının apel ödemelerinden mi yoksa başka bir nedenden mi kaynaklandığının tam ve kesin olarak tespit edilememiş olduğu düşünülse bile, bunun sebeplerinden birinin, şirkete el konulduğu tarihte kasa sayımının yapılmaması ve dolayısıyla el koyma tarihindeki bilançosunun çıkartılmaması, ancak asıl neden olarak düşünülen diğer nedeninin ise şirket defter ve belgelerinin mevzuata uygun tam ve intizamlı tutulmaması olduğu, 6762 sayılı Kanun'un 325 inci maddesi vd hükümlerine göre anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin ticari defter ve belgelerini düzgün ve intizamlı tutmakla mükellef olduğu, yönetim kurulu üyelerinin bu görevlerini yerine getirmemelerinin yaptırımının ise sorumluluk hallerini düzenleyen 6762 sayılı Kanun'un 336 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre, yönetim kurulu üyeleri kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması veya bunların intizamsız bir surette tutulmasından yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olacakları, 6762 sayılı Kanun'un 359 uncu maddesi gereğince de denetim kurulu üyelerininde sorumlu olacağının düzenlendiği, dosya kapsamına göre hem yönetim kurulu hem de denetim kurulu üyelerinin vazifelerini kanuna uygun olarak yapmadıkları gibi diğer üst düzey görevlilerinde görevlerini tam olarak yapmadıkları, bu itibarla, dava konusu zararın doğmasında bizzat kendilerinin kusurlu olmadıklarını ispat etmeleri gerektiği, söz konusu kasa açığının olup olmadığı ile hangi sebepten kaynaklandığını davalı tarafların ispatlaması gerektiği, davalı tarafın ise kasa açığı zararının olup olmadığını ve sebebini açıklayıp ispat edemediğinden söz konusu kasa açığının apel ödemelerinden kaynaklandığının ve tutarının da 619.807,99 TL olduğunun tespit edildiği, belgesiz harcamalardan kaynaklandığı iddia edilen zarar yönünden de belirtilen hukuki nedenlerden dolayı ispat yükünün davalı tarafta olduğu, davalı tarafça aksi ispatlanamadığı gerekçesiyle davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında açılan davaların işlemden kaldırıldıkları 27.10.2011 tarihinden itibaren yenilenmediklerinden dolayı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 inci maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, belgesiz harcamalardan kaynaklı zararın tanzimine ilişkin davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ile denetim kurulu üyeleri olan ... ve ... haklarında açılan davaların ıslah edilmiş hali ile kısmen kabulü ile belgesiz harcama ile ortaya çıkan 403.200,00 TL zararın davalılardan ... ile ... in görev sürelerinin sona erdiği 03.07.2013 tarihindeki zarar miktarı olan 144.550,00 TL ile davalılar ... nın ise görevinin sona erdiği 28.07.2013'deki 262.550,00 TL zararla sınırlı olmak üzere, kök raporun 21 inci sayfasının 9 uncu maddesinde belirtilen her bir zararın doğum tarihlerinden itibaren işleyecek değişik oranlardaki avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davanın açılmasından önce öldüğü belirtilen ... hakkındaki davanın husumet yönünden reddine, apel ödemelerinin fiktif olmasından kaynaklı kasa açığı zararının tanziminine ilişkin şirketin hakim ortakları ve yönetim kurulu üyesi olan davalılar ... ve ..., hakim ortaklar ..., ..., ... ve ...; şirket ortağı ve yönetim kurulu üyeleri olan ..., ..., ... ve ...; yalnız şirket ortakları olan ..., ..., yargılama sırasında ölen ... mirasçıları ..., ..., ... ve ..., yine şirket ortakları ..., ... ve ...; ... yönetim kurulu üyeleri olan ... ve ...; şirket denetçileri ... ve ...'ın haklarında açılan davanın da ıslah edilmiş hali ile kısmen kabulü ile 619.807,99 TL tazminatın ek raporda belirtilen sermaye ödemelerinin yapılması gereken tarihlerden itibaren işleyecek değişik oranlardaki avans faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın ise ispatlanmamasından dolayı reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... Mirasçıları ..., ..., ..., ...vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ..., davalı ... ve Davalı ... ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu apel ödemelerine ilişkin bilirkişi raporlarınındaki tespitlerin şirket kayıtları ile uyumlu olduğu, apel ödemelerinin şirket kasasına nakit olarak girişinin yapıldığının tespit edildiğini, diğer yandan dönemin şirket yöneticileri olan davalıların şirketi yönettikleri dönemde 403.200,00 TL belgesiz harcam a yöntemi ile usulsüz olarak şirket zararına sebebiyet verecek şekilde şirket dışına çıkarıldıklarının tespit edildiğini, bilirkişi raporunda şirket çalışanları olması sebebiyle yönetici, müdür ve denetçi sıfatına haiz olmayan diğer davalılar hakkında kusurlu oldukları ispat edilemediğinden sorumlulukları cihetine gidilemeyeceği belirtilmiş ise de, şirketlerin gerçekte ödenmeyen sermayesinin ödenmiş gibi gösterilmesine neden olan usuluz filleri organize ve iştirak eden, onaylayan, yürüten ve talimat veren, şirket muhasebe, finans ve diğer ilgili departmanlarda şirket çalışanlarının da şirket zararından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, bu davalıların kusursuzluklarını ispatlayamadıklarını, ispat külfetinin davalılar üzerinde olduğunu, gerekçeli kararın hüküm bölümünde davalılar lehine 411 sayılı Bankacılı Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 133 üncü maddesi gereğincemaktu vekalet ücretine hükmetmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedildiğini, davalılardan ... yönünden bir taleplerininde olmadığını, 04.01.2018 tarihli dilekçe davalı ... yönünden; 08.01.2019 tarihli dilekçe ile de davalı ... yönünden temyiz taleplerinden vazgeçtiklerini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın müvekkil yönünden kısmen (619.807,99 TL) kabulü yönündeki hükmün müvekkil bakımından kabul edilen tutar yönünden bozulması gerektiğini, Mahkemenin gerekçeli kararında, ödenmediği iddia olunan apel tutarının tam olarak tespit edilemediğini kabul ettiğini, varsayımsal olarak "soyut" zarar tespitinde bulunduğunu, apel zararının ne olduğunun tam olarak belirlenemediğini gerekçesinde belirttikten sonra sadece ortak olması sıfatı ile müvekkile kuruşu kuruşuna 619.807,99 TL'lik "ödenmeye apel" sorumluluğu yüklediğini, Raporda kasa açığı olarak davacı tarafından şirket defterine yazılan tutarın 619.807,99 TL olduğu; davacı her ne kadar 7,3 milyon TL'lık apel açığı talep etmişse de böyle bir meblağın kasa açığı olarak bizzat davacı tarafından şirket defterine yazılmadığını, bilirkişilerin raporlarında zarara ilişkin davacı beyanı dışında dosyada herhangi bir delil olmadığı tespitinin yapıldığını, bilirkişi raporuna göre, apel ödemesi bakımından 31.08.2003 tarihinde şirket ortağı olmayan müvekkiline apel sorumluluğu yüklenemeyeceğini, şirket kayıtları ile bilirkişiler tarafından tespit edildiği üzere bu tarihte ortak olmadığını ve sermaye artırımına katılmadığını, Apel ile ilgili ortaklara yöneltilebilecek sorumluluk 550.000,00 TL’nın üzerinde olamayacağını, Apel ile ilgili faizin başlangıç tarihi 31.08 2003’den geriye alınamayacağını, Yargıtay kararı uyarınca, aylarca yapılmayan kasa sayımı, bizzat davacı tarafından hazırlanan rapor, kasa açığının delili olamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

3.Davalı ... Mirasçıları ..., ..., ..., ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; tüm dosya kapsamından, TMSF nin şirkete 14.02.2004 tanihinde el koyduğu, ancak el koyma tarihinde kasa sayımı yapılmadığı, buna ilişkin tutanakta tutulmadığı, kasa sayımı raporunun 23.12.2004 tarihinde, denetim raporunun ise 16.08.2005'de düzenlendiğini, davacı şirketin o dönemdeki defterlerinin düzgün ve iltizamlı tutulmadığı, yani kanuna uygun tutulmadığı açıkça görülmekte şirketin zararı bulunduğuna dair belirlemenin TMSF'nin 'Denetleme Raporu ile' ileri sürüldüğünü, Bu bağlamda; zararın el konulma tarihinden önce oluştuğunun belge ile ispatlanamadığını, şirket zararı ile davalılar arasında illiyet bağıda kurulamadığını, Davalı eski yöneticilerin ve denetçilerin zarardan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, davanın reddi gerekirken aleyhe kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, emsal Yargıtay kararlarınında bu yönde olduğunu, kasa açığı ile zararın varlığına neden olanın müvekkili olduklarına ilişkin kararda gerekçelendirilemediğini, hükme esas alınan raporda 619.807,99 TL açığın tamamen apel ödemelerinin fiktif olmasından kaynaklanmış olabileceğinin şeklinde belirtildiğini, muğlak ifadelerle raporun tanzim edildiğini, ancak Mahkemenin gerekçeli kararın kesin ifade ile gerekçesinde belirtildiğini, aleyhe hükmedilen nisbi vekalet ücretinin de usulsuz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

4.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkeme esasında gerekçeli kararında ileri sürdükleri itiraz nedenlerini tek tek saymasına rağmen yasal olmayan gerekçelerle esasa ilişkin itirazlarının Yargıtay içtihatına da aykırı olacak şekilde itibar etmediğini, Emsal nitelikte Yargıtay kararlarına aykırı olarak karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da, 13.02.2004 tarihi itibarı ile kasada görünen 619.807,99 TL tutarındaki kaydi bakiyenin fiilen bu tarihte kasada bulunmadığını davacı taraf beyanları ile sınırlı olarak kanıtlandığının kabul edilmesi halinde demek sureti ile de esasen TMSF'nin usulune göre ve el koyma tarihinde tutulmuş bir kasa sayım tutanağının olmayıp, bu iddianın da sadece davacı beyanlarına göre olduğunu Sayın Mahkeme’ye sundukları raporda açıkça belirtildiğini, davacı talebinin ancak 619.807,00 TL'lik kısmının davacı taraf beyanları ile sınırlı olarak kanıtlandığının kabul edilmesi halinde şartına bağlı olarak fiktif olarak kabul edilebileceğini ve bundan da 01.06.2000 31.06.2003 tarihleri arasında görev yapan yönetim kurul üyesi ve denetçilerin sorumlu olacağını beyan edildiğini, Salt davacı tarafın beyanı ile zararın ispatlanamayacağını, hükme esas alınan rapordaki el koyma tarihinde fiili olarak kasa sayımının yapılmadığını, buna ilişkin tutanak bulunmadığına ilişkin tespit Sayın Mahkemece Yargıtay’ın son içtihatlarına uygun olarak değerlendirilmediğini, müvekkilinin 04.01.2001 tarihinde yönetim kurulu üyesi olması nedeni ile yönetim kurul üyesi olmadığı önceki 01.06.2000,12.12.2000 dönemi için sıfat yokluğu nedeni ile de sorumluluğunun bulunmadığını, aynı şeklide 03.07.2003 tarihinde de yine yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiği için 31.08.2003 tarihli dönem için de sıfat yokluğu nedeni ile de sorumluluğunun bulunmadığını, Mahkemece bu hususlar dikkate alınmaksızın karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

4.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece, davacı şirketin yönetim ve denetim kurulu üyelerinin dava konusu alacaklardan sorumlu olacağı hususu gerekçeli kararda da açıkça hüküm altına alındığını, bir kısım davalı hakkında davacı şirkette yönetim/denetim kurulu üyesi olmadıkları gerekçesiyle, diğer bir kısım davalı hakkında ise davanın ispatlanamamış olması nedeniyle ret kararı verildiğini, her ne kadar Mahkemece hükme esas alınan hatalı Bilirkişi raporunda müvekkil hakkında hatalı görev değerlendirilmesi yapılmak suretiyle dosya kapsamında alınan hangi bilgi ve belgeye dayalı olarak tespit edildiği belirli olmayan müvekkilin davacı şirket bünyesinde yönetim kurulu üyesi olduğu sonucuna varılmışsa da, bu hususun doğru olmadığını, müvekkilinin iş akdine göre sorumluluk alanının TV Kanalları'nın yayın içeriği olup bu kapsamda müvekkile başkaca bir sorumluluk yüklenemeyeceğini, davacı şirkette usulsüz fiilleri organize eden, yürüten ve talimat veren bir hukuki ya da fiili konuma sahip olmadığını, müvekkilimin nasıl bir kusur işleyerek davacının mezkûr zararına sebebiyet vermiş olduğu, müvekkilimin bu fiili organize eden mi, bu fiile iştirak eden mi, bu fiilleri yürüten mi, yoksa bu fiilleri onaylanan kişi mi olduğu ispat edilemediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

5.Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; davacı şirkette esas olarak güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, Uzan gurubu yöneticilerinin kendi yönetim ve denetiminde bulundukları şirketlerde çalışan çaycı, güvenlik görevlisi, sekreter, şoför gibi çalışanları şirkete ortak yaptıklarını, kendisininde bu şekilde davacı temlik eden şirketin ortağı olduğunu, bu nedenle sermaye taahhüdü ve apel ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, denetim raporları ile dava dilekçesinde ileri sürülen tabloda adının geçmediğini, bu nedenlerle aleyhine kurulan kararın hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen alacaktan kimin ne kadar sorumlu olduğunun belirlenmediğini, ispat yükünün yer değiştirdiğine ilişkin Mahkeme gerekçesinin usule aykırı olduğunu, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini, zamanaşımı ve husumet itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

6.Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; davacının 6762 sayılı Kanun'un 336 ncı maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna gidebilmesi için apel borcunun tahsil edilmesi hususunda kanuna aykırı hareket edildiğini ispat etmesi gerektiğini, TMSF tarafından şirketin el konulduğu tarihte herhangi bir tutanak ile teslim alınmadığını, o tarihte ne kadar para bulunduğu tespit edilemediğini, kasa açığının fiktif ödemelerine dayandığı iddiasına dayandığını ancak ispatlanamadığını, Yargıtay'ın emsal kararlarına aykırı karar verildiğini, Bilirkişi raporunun denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, ayrıca adli yardım taleplerininde olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

7.Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; şirkette 6762 sayılı Kanun bağlamında gerçekte denetçi görevinin bulunmadığını, TMSF tarafından el konulduğu tarihte kasa sayımı yapılmadığını, buna ilişkinde tutanağın tutulmadığını, kasa sayım raporunun el koyma tarihi olan 14.02.2004 tarihinden sonra 23.12,2004 tarihinde düzenlendiğini, denetim raporunun 16.08.2005 tarihinde düzenlendiğini, şirket zararının bulunduğuna dair iddianın sadece davacı TMSF'nin denetleme raporunda ileri sürüldüğünü, zararın el konulma tarihinden önce oluştuğunun ispatlanmadığını, şirket zararı ile davalılar arasında illiyet bağının da kurulamadığını, bu nedenlerle söz konusu zarardan yönetici ve denetçilerin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay emsal kararlarına aykırı karar verildiğini, şahsının hangi fiilden sorumlu tutulduğunun belirsiz olduğunu, gerek el konulmadan önce, gerekse sonrasında davacı tarafından şirket zararı iddiası ileri sürülen ..., ..., ..., ..., ... hakkında TMSF hiçbir gerekçe göstermeksizin dava hakkından vazgeçtiğini, 28.07.2003 tarihindeki genel kurulda, kağıt üzerindeki denetçiliğinden açık ibra edilmek üzere azledildiğini, aleyhine hüküm verilen ve tamamı 2003 yılı faaliyet alanına ilişkin olan işlemlerden illiyet bağı olmadığından belgesiz harcamalar ve apel ödemelerini de içeren hesabını verecek kişinin kendisinin olmadığını, ... olduğunu, Müdür olan ...'in talimatı ile gerçekte denetçi yetkisi olmadığı halde denetçi seçildiğini, Uzan gurubunda çalışan olduğumdan gerçekte bir denetçi olmasının mümkün olmadığını, Mahkemenin eksik incelemeye dayalı olarak alınan bilirkişi raporuna göre karar verdiğini, davacı şirketin tüm sermayesinin ödenmiş olduğunu ve Radyo Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) sıkı denetimine tabi bir şirket olduğunu, aleyhine hükmedilecek vekalet ücretinin maktu vekalet ücreti olması gerektiğini ve adli yardım talebinde bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, apel ödemelerinin fiktif olmasından doğduğu iddia edilen şirket zararı ile gerçek olmadığı halde belgesiz olarak gösterilen harcamalardan doğan şirket zararının şirket yönetimini elinde bulunduran hakim ortaklar, kayıtlarda görünen resmi ortaklar, yönetim ve denetim kurulu üyeleri, şirket yöneticileri ve diğer çalışanlar olan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 336 ve 337 nci maddeleri ile 359 uncu maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi.

  1. Değerlendirme

İlk Derece Mahkemesince şirket defter ve belgelerinin mevzuata uygun tam ve intizamlı tutulmaması nedeniyle yönetim kurulu üyeleri ve denetim kurulu üyelerinin de sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, Uzan Grubu şirketlerinden olan Star Televizyonları Hizmetleri A.Ş.'ye TMSF tarafından el konulması sırasında eski yöneticiler ile TMSF tarafından atanan yöneticiler arasında fiili kasa sayım tutanağı, devir tutanağı gibi bir belge düzenlenmemiş, kasa açığı bulunduğuna dair belirleme TMSF tarafından yapılan denetleme raporu ile ileri sürülmüştür. Kasa günlük olarak tutulduğundan geriye dönük olarak kasa açığının hangi tarihte oluştuğunun tespiti gerekmekte olup, zarar ile sorumlular arasındaki illiyet bağının da kurulması gerekirken, kasa açığının el koyma anında mevcut olduğu hususu tespit edilememiş ve davalılar ile zarar arasında illiyet bağı kurulamamış olduğundan mevcut kasa açığından davalıların sorumlu tutulamayacağı gözetilmeksizin, mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Mahkeme kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde taraflara iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

13.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkarartemyizv.mahkemekararıbozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:47:50

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim