Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2212
2023/4462
13 Temmuz 2023
MAHKEMESİ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/182 Esas, 2022/205 Karar
HÜKÜM: ... yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI: 2020/272 E., 2021/546 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm kurularak ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.07.2023 günü günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalılar ... ve... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın ...Şubesince Özçağ Makina Tasarım Onarım İnşaat Taahhüt Ltd. Şti.'ne Genel Kredi Sözleşmesi gereğince ticari kredi kullandırıldığını, genel kredi taahhütnamesinde davalı ... Havuçcu ve ... 'ın da müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunduğunu, 04.02.2019 tarihli ihtarname ile hesabın kat edildiğini ve ihtarnamenin tüm borçlulara tebliğ edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında ilamsız takip yapıldığını, borçluların itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazların iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine alacağın %20'si oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin alacaklı bankaya herhangi bir borcunun bulunmadığını, zira bu icra dosyasında alacaklı konumunda bulunan Akbank A.Ş. ... Şubesindeki kredi hesabına kredi garanti fonu tarafından ödeme yapıldığını, ...'nun krediye müteselsil kefaleti bulunmadığını, el yazısı ile müteselsil sorumluluk üstlendiğinin yazılmadığını savunarak haksız davanın reddine, takibi yapmakta kötü niyetli olan davacının itiraz konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ın kefaletinin geçerli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 üncü maddesindeki koşulların mevcut olduğu, davalı kefil ...'nun kefalet miktarını, müteselsil kefil olduklarına dair ibareyi el yazısı ile yazmadığı ancak sözleşmeyi imzaladığı, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesindeki koşullar mevcut değil ise de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 7 nci maddesinde ticari teselsül karinesinin düzenlendiği, buna göre, kefalet senedinde kefaletin müteselsil kefalet olduğu açıkça belirtildiği gibi ticari borçlara kefaletin müteselsil kefalet olduğunun da kabulü gerektiği, müteselsil kefalet sözcüklerinin kefillerin el yazısı ile yazılmamış olmasının kefaletlerinin müteselsil kefalet olarak yorumlanmaması sonucunu doğurmayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kefalet sözleşmesinde kefilliğinin müteselsil olduğuna dair el yazısı bulunmadığını, bu eksikliğin sonradan giderilemeyeceğini, ticari teselsül karinesinin aksinin özel kanun ile düzenlendiğini, 6098 sayılı Kanun'da belirtilen kefaletin geçerlilik şartlarının bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını, mahkeme kararının kaldırılarak müvekkili hakkındaki davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesi uyarınca kefalet tarihinin, kefil olunan miktarın ve müteselsil kefil olunması halinde bu yönde bir ibarenin kefilin kendi el yazısı ile yazılması gerektiği, oysa ki davalı ...'nun kefil olarak yer aldığı genel kredi sözleşmesinde kefaletinin müteselsil olduğu hususunun kefilin kendi el yazısı ile yazılmadığı, bu durumda kefaletinin geçersiz olduğu gerekçesiyle davalı ...'nun istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilerek, davalı ... yönünden davanın reddine, davalılar ... ve Özçağ Makina Tasarım Onarım İnş. Taah. Pet. Gıda Tarım Ürün. Paz. San. Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi gereğince ticari teselsül karinesinin geçerli olduğunu, ticari bir krediye kefaletin müteselsil borçluluk yaratacağını, davalının da kredi sözleşmesi taahhütnamesinde kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunu ve ödenmeyen borçlar sorumlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ticari kredide kefilin müteselsil kefil olduğuna dair ibarenin el yazısı ile yazılmasının şart olup olmadığı, ticari teselsül karinesinin geçerli olup olmadığına ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü ve 584 üncü maddesi.
-
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.04.2022 tarihli 2019/(19)11 254 E. 2022/584 K. sayılı kararı.
-
Değerlendirme
1.Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun asıl borçlu ve kefillerden tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ...'nun kefil olarak yer aldığı genel kredi sözleşmesinde kefaletinin müteselsil olduğu hususunun kefilin kendi el yazısı ile yazılmadığı, bu durumda kefaletinin geçersiz olduğu gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
2.Kefalet sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumda, söz konusu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt etmektedir. 6098 sayılı Kanun'un 583 üncü maddesinde, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu düzenlenmiştir.
6102 sayılı Kanun'un “Teselsül karinesi” başlıklı 7 nci maddesinde de, iki veya daha fazla kişinin, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla, diğer bir kimseye karşı birlikte borç altına girerse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemişse müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenmiştir.
Görüldüğü üzere adi işlerde borçlular arasındaki teselsül, kural olarak ancak borçluların alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olduğunu beyan etmeleri hâlinde mümkün iken, ticarî işlerde iki veya daha fazla kimse içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticarî nitelikteki bir iş dolayısıyla alacaklıya karşı müştereken borç altına girerlerse, bu yönde bir irade açıklamaları olmasa dahi, kanunen müteselsilen sorumlu olurlar. Teselsül karinesi uyarınca müteselsil sorumluluk ticarî borçlara kefalet hâlinde, hem asıl borçlular ile kefiller hem de kefillerin kendi arasındaki ilişkilerde de söz konusu olur. Karinenin uygulanması için, borcun ayrıca kefil bakımından da ticarî olmasına gerek yoktur. Buna göre ticarî bir borca kefalet hâlinde, dış ilişkideki sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı sürece, yani müteselsil kefalet açıkça bertaraf edilmediği takdirde, kefiller borçlu ile birlikte müteselsilen sorumlu olurlar. Dolayısıyla alacaklı bu durumda önce asıl borçluya başvurmak veya taşınmaz rehnini paraya çevirmek yoluyla takip yapmak zorunda olmaksızın alacağın tamamı için asıl borçlu ve kefillere başvurabilir. Ancak bu durumda kefil veya kefillerden temerrüt faizi istenebilmesi için, taahhüdün yerine getirilmediğinin veya ödemenin yapılmadığının ihbar edilmesi gerekir.
- Tüm bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; dosya içerisinde yer alan genel kredi sözleşmesinin 21 inci sayfasında davalı ...'nun kefil olarak imzası bulunmaktadır. İlgili sayfada, kefalet tutarı, kefalet tarihi, kefalet süresi el yazısı ile yazılmış olup, matbu halde de "müteslesil kefil olmayı kabul, beyan ve taahhüt eder" ifadesi yer almaktadır. Bu durumda, 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde düzenlenen ticarî teselsül karinesi uyarınca ticarî borçlara kefaletin müteselsil kefalet olduğunun kabulü gerekir. Her ne kadar “müteselsil kefalet” sözcükleri davalının kendi el yazısı ile yazılmamış ise de, somut olaydaki ticarî iş kapsamındaki kefaletin müteselsil kefalet olmadığına ilişkin aksine sözleşmede hüküm bulunmaması ve 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesindeki özel düzenleme nedeniyle, 6098 sayılı Kanun'un müteselsil kefalete ilişkin düzenlemeleri somut olaya uygulanamayacağı gerekçesiyle davalı ...'nun da borca müteselsil kefaletinin bulunduğu gözetilerek değerlendirme yapılması gerektiğinden kararın bu yönüyle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:40:40