Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/2060

Karar No

2023/4423

Karar Tarihi

31 Aralık 2023

MAHKEMESİ: Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2019/2445 Esas 2022/222 Karar

HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2016/922 Esas 2019/365 Karar

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden kabulüne, davalı banka yönünden reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.07.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan ... arasında ticari bir alışveriş yapılması hususunda görüşülüp ...'a 30.10.2016 keşide tarihli, 500.000,00 TL bedelli çekin teslim edildiğini, taraflar arasında ticari ilişkinin gerçekleşmemesi üzerine ...'ın sözü edilen çeki iade edeceğini, çek nedeniyle herhangi bir hak alacağının bulunmadığını beyan ettiğini ayrıca çekin tahsili için ... Erzurum şubesine teslim ettiğini, çeki ilgili bankadan geri alarak davacı firmaya teslim edeceğini kabul ve taahhüt ettiğini, buna ilişkin 16.09.2016 tarihinde tutanak düzenlendiğini, davalı ...'ın çeki iade edeceğini kabul etmesine rağmen bu taahhüdünü yerine getirmediğini, dava konusu 500.000,00 TL bedelli çekin bedelsiz kaldığının ve çek nedeniyle davalılara müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile dava konusu çekin iptaline, karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı banka vekili cevap dilekçesinde, davalı ...'ın müvekkiline olan kredi borçlarına karşılık dava konusu çeki verdiğini, dava konusu çekin bankaya temlik cirosu ile verildiğini, hamilin kötü niyeti olduğu kanıtlanmadıkça keşideci ile lehdar arasındaki şahsi defilerin iyi niyetli hamile karşı ileri sürülmesinin mümkün olmadığını beyanla, davacı tarafça açılan davanın reddine ve %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

  1. Diğer davalı ... davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasındaki tutanak gözönünde bulundurulduğunda; davalı ...'ın söz konusu çek nedeniyle davacı tarafın borçlu olmadığını baştan beri kabul ettiği, bu nedenle ...'a yönelik menfi tespit davasında dava açılmadan dahi davacının bu çek nedeniyle borçlu olmadığını kabul etmekte olduğu, diğer davalı banka yönünden ise; alınan bilirkişi raporları tümden değerlendirildiğinde söz konusu banka şubesine dava dışı asıl borçlu ......Ltd. Şti.'ne davalı ...'ın kefilliğinden kaynaklı dava tarihi olan 10.11.2016 tarihi itibariyle 757.025,71 TL borcunun bulunduğu, bundan dolayı davalı bankanın dava konusu 500.000,00 TL 'lik çeki davalı ...'ın kefalet borcundan dolayı rehin, hapis, takas ve mahsup hakkının olduğu ve çeklerin rehin cirosu ile devri de mümkün olmadığı, çek temlik cirosu ile devredilmişse hamilin kötü niyetli olduğu kanıtlanmadıkça, keşideci ile lehtar arasındaki şahsi def'ilerin iyi niyetli hamile karşı ileri sürülebilmesinin mümkün olmadığı, davalı bankanın sözü edilen çeki kredi borcundan dolayı uhdesinde tutmasında sözü edilen davacının zararına ve kötü niyetle hareket ettiğine ilişkin herhangi bir delilin davacı tarafça sunulamadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın kabulüne, davalı bankaya yönelik davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın mevzuat gereği temlik cirosuyla aldığı kıymetli evraka ilişkin teslim bordrolarını sunması ve çekin temlikinden sonra depozito ve teminatlar hesabında izlediğine dair yükümlülüğünü yerine getirdiğini belgelemesi gerektiğini, kıymetli evrakı temlik cirosu ile aldığına dair bordrolarını sunamayan ve dava konusu evrakı depozito ve teminat hesaplarında izlemeyen evrak nedeni ile diğer davalı ...'ın borcundan mahsup yapmayan davalı bankanın iyi niyetli olmadığını, bankanın rehin, hapis, takas veya mahsup hakkını kullandığına dair mahkeme gerekçesi ve hüküm tesisi hukuka aykırı olduğunu, davalının bu yönde beyanının olmadığını, bankanın çeke ilişkin rapor düzenlemek ve çeki hangi hesaba aktardığını belgelemek zorunda olduğunu, bu nedenlerle davacı tarafın Türk Ekonomi Bankası'na yönelik menfi tespit davasının reddine dair kısmının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının yargılama sırasında haksız olduğunu, bu nedenle de davacının davasının reddine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesinin inkâr tazminatı noktasında verdiği ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sadece inkar tazminatı yönünden ret edilen kısmının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, yargılamanın usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre istinafa başvuran tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık; çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 659 ve 689 uncu maddeleri.

  1. Değerlendirme

  2. 6102 sayılı Kanun’un 689 uncu maddesinde “Ciro, “bedeli teminattır”, “bedeli rehindir” ibaresini veya rehnetmeyi belirten diğer herhangi bir kaydı içerirse, hamil, poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir” hükmü yer almaktadır. Rehin cirosu, esasen bono veya poliçenin içerdiği alacak üzerinde rehin hakkı kurmak için yapılmaktadır. Bono veya poliçeyi rehin cirosu ile devir alan hamil bono/poliçeden doğan tüm hakları kullanabilmektedir. Rehin cirosunda kişisel defiler bakımından ise 6102 sayılı Kanun’un 689 uncu maddesinin ikinci fıkrasında genel ilkenin geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre rehin cirosu yapan cirantaya karşı mevcut olan kişisel defiler hamile karşı ileri sürülemez ancak, hamil poliçe/bonoyu iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması hali ayrık tutulmuştur. Ancak çek hakkında uygulanacak poliçe hükümleri arasında 6102 sayılı Kanun’un 689 hükmüne yer verilmediği görülmekte olup Yargıtay yerleşik içtihatlarında ve doktrinde hakim görüş tarafından çekte rehin cirosuna cevaz verilmediği ve çeki rehin cirosu ile elinde bulunduran hamilin yetkili hamil olmayacağı kabul edilmiştir. Çekte rehin cirosu yapabilmek yolunun kapatılmasının sebebi, çekin, bir ödeme vasıtası olmasıdır. Kısa süre içinde ödenmesi şart bulunan bir senedin, teminat kabilinden ciro edilmesi uygun görülmemiştir.

2.Somut olayda davacı, dava konusu çeklerin davalı ... tarafından ... İnş. Ltd. Şti’nce alınan krediler için teminat olarak verildiğini iddia etmiştir. Çekte rehin cirosu olamayacağından davacının bu iddiası doğrultusunda dava dışı şirket ... İnş. Ltd. Şti. ile diğer davalı banka arasında kredi kullandırılmasına ilişkin sözleşmeler, banka kayıtları, çek tevdi bordroları bilirkişi marifetiyle incelenerek dava konusu çeklerin davalı bankaya (rehin) teminat olarak verilip verilmediği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.07.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

K A R Ş I O Y

Dava, bedelsiz kalan çekin, diğer davalı bankaya ciro edilmesinden dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.

İlk derece mahkemesi davayı, ... yönünden kabul ederken, davalı bankanın kötüniyetle temlik aldığı ispatlanamadığından ret kararı vermiştir.

Somut vakıada bedelsizlik def’ini kabul eden lehtar yönünden herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.

Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf, çekte hamil sıfatını taşıyan davalı banka yönünden, zımni rehin cirosu bulunup bulunmadığı tartışmasından kaynaklanmaktadır.

KAMBİYO SENETLERİNDE CİRO

Kambiyo senetlerine özgü temel kaideler Poliçe başlığı altında düzenlenmiştir. Sıra Bono ve Çeke geldiğinde ise daha çok Poliçe ile ilgili hükümlere atıfla yetinilmiştir.

Bu meyanda bonoda rehinle ilgili Poliçe hükümlerine açık atıf bulunulurken, Çeke dair herhangi gönderme bulunmamaktadır.

Çekin bir ödeme vasıtası olup, belirli bir vadeyi içermemesi; görüldüğünde ödenmesi ve rehin cirosuyla devredilebilirliğine dair açık bir düzenleme bulunmaması nedeniyle gerek uygulamada gerekse öğretide rehin maksadıyla devredilemeyeceğine dair genel bir kabul oluşmuştur.

Zaten sayın çoğunluk ile aramızda bu yönde görüş aykırılığı bulunmamaktadır.

Tartışma daha ziyade Çek arka yüzündeki ciroda “rehin” veya “teminat” ibaresinin yazılmamasına rağmen (beyaz ciroyla devralan banka yönünden) yorum yoluyla rehin cirosu olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği hususunda toplanmaktadır.

Şöyle ki, bankalar çoğu kez kredi verdikleri borçlulardan müşteri çeki almakta ve borçlunun temerrüde düşmesi üzerine de bakiye borç tutarı kadar kambiyo senetlerine mahsus takip yöntemiyle çek keşidecisine müracaat etmektedirler.

Banka ile arasında temel ilişki bulunmayan keşideciler ise senet tevdi bordrosundaki “teminat” ibaresinden veyahut “kredi borç bakiyesi” kadar takibe uğramaktan dolayı bu çeklerin teminat maksadıyla verildiğini iddia ederek bankanın meşru hamil olmadığı savunmasında bulunmaktadırlar.

Sıkı şekil şartlarına tabi olan kambiyo senetleriyle ilgili TTK’da açık düzenlemeler mevcuttur. Ciro ve türlerine ilişkin hükümlerde rehin cirosunun ne şekilde oluşacağı açıkça tarif edilmiştir (TTK. 689).Buna göre ya “bedeli teminattır” veyahut “bedeli rehindir” ibarelerinden birini içermesi gerekmektedir. Bundan başka “tahsil” maksadıyla da temlik edildiğine dair bir kayıt düşülmediyse asıl olan “temlik” cirosudur.

Zira, bir başka kambiyo senedi olan Bono özelinde gündeme gelen ciro ile ilgili 05.11.1969 gün ve 1969/6, 1969/7 Tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu kararında:“İster kapalı ve ister açık olsun, temlik cirosu ile iktisap olunan senet ( teminat ) olmayıp bankanın mamelekine geçmiş bir haktır. 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun ticari senetlere ait hükümleri 1930 ve 1931 senetlerinde Cenevrede tekrar ele alınıp mükemmelleştirilen 1910 ve 1912 Lahey projelerine dayanmaktadır. Bu beynelmilel projelerin derpiş ettiği gaye, uluslararası geniş bir tedavül sahasını haiz olan ticari senetler için beynelmilel bir hukuk statüsü temin etmektir. Kanun yapıcının tedavül sahası milli sınırları aşan ve bu itibarla uluslararası önem arzeden ticari senetler için, beynelmilel anlaşmaları ve projeleri gözönünde bulundurarak tedvin ettiği Ticaret Kanunu hükümlerini, gayelerine ve dayanakları olan uluslararası projelere uygun şekilde tatbik etmek zarureti vardır. Binaenaleyh; Ticaret Kanunu`nun terhine müteallik açık hükümlerine rağmen temlik cirosu ile ciro edilmiş, ihtiva ettiği haklar kayıtsız şartsız hamilin mamelekine geçmiş bir bono veya poliçeyi ( rehin ) telakki etmeye imkan yoktur.

Burada özetle; temlik cirosu ile devredilmiş senedin rehin olarak kabulünün mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.

KAMBİYO SENETLERİNDE BORÇLUNUN (KEŞİDECİNİN) DAYANABİLECEĞİ DEFİLER.

Burada uzun uzadıya senet borçlusunun dayanabileceği mutlak ve nispi defilerden söz edilmeyecektir.

Konumuzu ilgilendiren rehin cirosu, senet metninde açıkça görülebilen ve senet hamilinin senedi temlik alırken çıplak gözle görebileceği mutlak defi kapsamında kalıp, keşideci tarafından herkese karşı ileri sürülebilecektir.

Bir senedin hangi hallerde rehin cirosuyla temlik edildiğinin teşhisi için başvuracağımız kanuni dayanak TTK 689. Maddesidir. Buna göre senette ya “bedeli teminattır” veyahut “bedeli rehindir” ibarelerinin yazılması gerekmektedir.

Aksi halin sair delillerle ispatına cevaz verilmesi “Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin de senetle ispatı gerektiği hususundaki HMK 201 maddesine de aykırı düşecektir.

Eğer bankaya yapılan ciroda bu ibareler varsa bu senet metninden kaynaklanan bir mutlak defi olup herkese ve dolayısıyla son hamil olan bankaya karşı da ileri sürülebilir.

Ancak bunun dışında keşideci, tarafı olmadığı lehtar olan şirketle banka arasındaki senet tevdi bordrosuna veyahut kredi sözleşmesine dayanarak örtülü rehin cirosu iddiasında bulunamaz.

Hakeza bu durum, TTK 687 maddesinde yer alan “poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun” şeklindeki hükme de aykırı düşecektir.

ÇEKDE REHİN CİROSUNUN MÜMKÜN OLMADIĞI TEZİNİ TARTIŞMALI HALE GETİREN GELİŞMELER

Yukarıda değinildiği üzere çekte rehin cirosunu yasaklayan herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak rehinle ilgili Poliçe hükümlerine atıfta bulunulmaması, bir ödeme vasıtası olup görüldüğünde ödenmesi nedeniyle rehne konu yapılamayacağı hususunda bir görüş birliği oluşmuştur.

Ne var ki 5941 sayılı Çek Kanununun Geçici Madde 3/5 maddesi “31/12/2023 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.” denilmekle uygulamada çekin de tıpkı bono gibi bir kredi aracı haline getirildiği gözlemlenmektedir.

Bu madde 2008 yılında oluşan küresel ekonomik kriziyle gündeme gelmiş, geçici madde başlığı altında düzenlenmesine rağmen, her seferinde uzatılmak suretiyle ( En son 2023 Aralık sonu) bir nevi “kalıcı” hale getirilmiştir.

Dolayısıyla çekte rehin cirosunun yapılamamasının temel dayanaklarından biri olan “görüldüğünde ödenir” gerekçesinin fiilen bertaraf olduğu görülmektedir.

EKONOMİK GEREKÇELER

Bankalar, kullandırdıkları kredileri geri dönüşünü garanti altına almak için ayni veyahut şahsi teminat alırlar. Ayni teminat kapsamında kalan ipotek verilmesi belirli aşamalarla gerçekleşir. Gayrımenkul değerleme raporları gibi bir hayli emek ve mesai gerektiren çabalar açılacak krediye önemli bir maliyet kalemi olarak yansır. Rehne konu gayrımenkulun aile konutu çıkma ihtimalinden kaynaklanan sorunlar ile kefalet sözleşmelerindeki eş rızasının bulunup bulunmaması gibi ilerde doğacak uyuşmazlıkların caydırıcılığı da cabası.

Bunun yerine ciro yoluyla bankaya devredilecek bir müşteri çeki kredi maliyetini azaltmanın yanı sıra amaca hızlı erişim açısından da her iki taraf açısından tam da bir kazan kazan durumu oluşturmaktadır.

Ticari ilişkide taraflar tacirdir. Her biri sözleşmenin müzakere sürecinde kendi çıkarlarını maksimize etmeye çalışır en nihayetinde ortak bir ortak noktada buluşurlar. Bu uzlaşı, taraflar arasındaki menfaat dengesini açıkça ihlal etmiyorsa müdahaleden sarfınazar edilmelidir.

Çekte örtülü rehin cirosu gibi varsayıma dayalı bir kabulün yol açacağı bir başka mesele de halen bankaların teminat maksadıyla elinde tuttukları çeklerin bir anda işlevsiz hale gelmesidir. Bundan hareketle mevcut krediler için ek teminat istenmesi, karşılanmaması halinde hesap kat işlemlerine muhatap kalmak gibi; ekonomik kriz nedeniyle zaten zar zor ayakta duran birçok işletmeye ilave maliyet kalemi olarak yansıması kuvvetle muhtemel olacaktır.

Bu bakımdan yargı mercileri, karar sürecinde takdir yetkilerini kullanırken, potansiyel yansımalarını ve doğuracağı ekonomik ve sosyal sonuçları da hesaba katmak zorundadırlar.

Diğer yandan yıllardır bu tür uyuşmazlıklara bakıp istikrarlı bir şekilde temyize konu karar doğrultusunda ilke belirleyen Yargıtay (Kapatılıp 11.Hukuk Dairesiyle birleştirilen) 19. Hukuk Dairesinin müktesebatının yok sayılması, Yargıtay’ı kurumsal bir bütün olarak algılayan, finansal piyasalar ve hukuk caiması nezdinde hukuk güvenliği ilkesini de tartışmalı hale getirecektir.

Açıklanan gerekçelerle yerinde görülen Bölge Adliye Mahkemesi karanın onanması gerektiği kanaatiyle aksi yönde tezahür eden sayın çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karargerekçeleristinafgetirenkararımahkemesikeşidecininkambiyodereceortadanteziniolmadığıçekdemümküntemyizcirosununvı.seneerindedayanabileceğigelişmelerborçlununrehinekonomiktartışmalıcevapkaldırılmasınabozulmasınadefiler

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:31:47

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim