Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/5882
2023/441
23 Ocak 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
HÜKÜM: Esastan ret
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin 05.05.2011 tarihinden 20.04.2012 tarihine kadar davalıya ait işyerinde dışarıdan şirket müdürü atanarak çalıştığını, işverenin 20.04.2012'de hiçbir sebep göstermeksizin iş akdini tek taraflı olarak feshettiğini, müvekkilinin çalıştığı dönemde davalı şirket tarafından kendisine vadedilen aylık 7.500,00 TL maaş ve aylık 500,00 TL temsil ve ağırlama masraflarının çalıştığı sürece kendisine hiçbir zaman ödenmediğini, davalı şirketin, müvekkilinin alması gereken maaş ücreti alacağını, fazla mesai ücret alacaklarını ödemediğini ileri sürerek sözleşmenin haksız feshinden doğan gerçek maaşı üzerinden 12 aylık maaş alacağından fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'sinin, 1.000,00 TL temsil ve ağırlama giderinin, ihbar tazminatının, hafta tatilinde, resmi tatillerde ve bayram tatillerinde çalışmasına karşılık alacaklarının davalı şirketten faizleri ile tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 20.05 2016 tarihli ıslah dilekçesiyle netice i talebini artırarak toplam 95.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının istifa ederek işten ayrıldığı 30.04.2012 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilân edilmesine rağmen tescil tarihinden beri herhangi bir itiraz ileri sürmediğini, davacının şirketlerinden hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını, dava dilekçesinde belirtilen tarihlerde davacının başka yerde sigortalı olduğunu, davacının talep ettiği ücretin gerçek dışı olduğunu, davacının şirketten istifasından sora gerçekleşen ve 01.08.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilân edilen karara göre bile müdürler kurulu üyelerine ücret verilme yetkisinin aylık 5.000,00 TL'yi geçmemek kaydıyla alınacak genel kurul kararıyla ortakların onayına bırakılmasının kararlaştırıldığını, davacının fiilen çalışmasının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile limited ortaklıklarda da uygulanması gereken mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 333 üncü maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 394 üncü maddesi gereğince tutarı esas sözleşme ile veya kurul kararı ile belirlenmesi şartı ile huzur hakkına dayalı ücretin ödenebileceği, bu kapsamda davacı müdürün ücrete hak kazanabilmesi yönünden esas sözleşmede hüküm bulunması yahut ortaklar kurulu tarafından alınmış bir kararın bulunması gerektiği, ayrıca müdür olan taraf ile şirket arasında bir vekâlet akdi meydana geldiği, bu konuda uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) vekâlet sözleşmesine yönelik hükümleri ile genelde bir hizmet sözleşmesi olduğu da nazara alındığında, vekilin ücrete hak kazanması için fiilen çalışmasının gerektiği, somut olayda davalı şirketin sözleşmesinde ve davacının talebine konu dönem itibari ile ortaklar kurulu kararlarında davacıya ödenmesi gereken herhangi bir ücretin kararlaştırılmadığı, ayrıca Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarına göre davacının aynı dönem itibari ile dava dışı şirketlerde (Atlas Emlak Yatırım A.Ş., Metro Ticari ve Mali Yatırımlar A.Ş.) 30 gün üzerinden sigortalı çalışmasının tespit edildiği, davalı şirket nezdinde tam zamanlı müdür olarak fiilen görev yapılması iddiasının hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiği, davacı taleplerinin sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddi gerekçesinin yerinde olmadığını, 6102 sayılı Kanun'un 394 üncü maddesinde anonim şirket yöneticilerinin mali haklarına ilişkin açık düzenleme yer alıp limited şirket müdürleri yönünden açık bir düzenleme bulunmadığını, müvekkilinin davalı şirkette müdür olarak çalıştığının ispat edildiğini, davanın reddi kararı üzerine davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin usuli müktesep hak ihlali olduğunu belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ücret, temsil ve ağırlama gideri ödeneceğine dair davalı şirket esas sözleşmesinde hüküm bulunmadığı gibi bu konuda alınmış genel kurul kararı da bulunmadığı, davacının davalı şirkette dışarıdan atanan müdür olarak görev yaptığı dönemde davalıdan farklı tüzel kişiliğe sahip şirketlerde SGK'da kayıtlı olarak çalıştığına dair kaydı bulunduğu, aynı dönemde davalı tarafından davacıya maaş veya temsil ağırlama ödemesi de yapılmadığı anlaşıldığından Mahkemece davanın reddi yönünde verilen karar ve gerekçesinin isabetli olduğu, aksi yöndeki davacı istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, daha önce davacı lehine davanın kısmen kabulü yönünde verilen kararın davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine Dairelerinin kaldırma kararı ile dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, kaldırma kararı sonucu yeniden yapılan yargılama sonucu İlk Derece Mahkemesince bu istinaf incelemesine konu kararın verildiği, İlk Derece Mahkemesince kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine ıslahla arttırılan müddeabih miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) esaslarına göre nispi vekâlet ücreti tayininde isabetsizlik olmadığından buna ilişkin davacı istinaf nedeninin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mevzuatta limited şirketler için anonim şirketlerde olduğu gibi yönetim kurulu üyelerinin mali hakları doğrudan düzenlenmemişse de limited şirket müdürlerine yapılacak ödemelerin dolaylı olarak ifade edildiğini, limited şirket ile müdürler arasındaki ilişkinin niteliği vekâlet sözleşmesi de olsa hizmet sözleşmesi de olsa ücretin müdürler için bir hak olduğunu, davacının davalı şirkette çalıştığı dönemde ücret almaya hak kazandığını, Anayasa’nın 18 inci maddesine göre de angaryanın yasak olduğunu, 6102 sayılı Kanun'da limited şirket müdürlerine huzur hakkı, ikramiye ve prim ödenmesini yasaklayan bir hüküm bulunmadığını, limited şirketlerde genel kurul yapma zorunluluğunun ve ücret ile ilgili bir karar alma zorunluluğunun bulunmadığını, şirket ortağı müdürlerine ücret ödenmemesi mümkün ise de dışarıdan atanmış müdüre ücret ödenmemesinin ticari hayatın akışına aykırı olduğunu, dosyadaki delillere göre davacının davalı şirkette müdür olarak çalıştığı dönemde çalışmasının varlığının kabulü gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.01.2015 tarihli kararında açıklanan hususlara göre davacı müdürlük görevini fiilen yerine getirdiğinden ücrete hak kazandığının sabit olduğunu, şirket genel kurulu tarafından ücret ödenmemesine dair verilmiş bir karar olmadığı gibi davacının da bu konuda herhangi bir feragatinin söz konusu olmadığını, tanık ifadelerinin de davacıya ücret verilmesinin kararlaştırıldığı yönünde olduğunu, dava ile ilgili olarak daha önce davacı lehine hüküm kurulduğu hâlde davalı tarafça istinaf yoluna başvurulmadığını, o kararda davalı lehine ücrete karar verilmediği hâlde temyize konu kararda davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmekle usulü müktesep hakka aykırı karar verildiğini, istinaf mahkemesi kararında gerekçe bulunmadığını belirtilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket müdürü olan davacının maaş, temsil ücreti ve işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline yönelik alacak davasıdır.
- İlgili Hukuk
1.1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (1982 Anayasası) 82 nci maddesi.
2.6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesi.
3 6098 sayılı Kanun'un 502 nci maddesi.
- Değerlendirme
Dava, limited şirket müdürünün şirkette çalıştığı dönem için ücret alacağı istemine ilişkindir. Dairemizin yerleşik kabulüne göre şirket müdürü ile şirket arasındaki ilişki, vekâlet ilişkisidir. 6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca şirket müdürlerine ödenecek ücretin belirlenmesi yetkisi, limited şirket genel kurulunun devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır. Öte yandan 1982 Anayasası'nın 18 inci maddesi uyarınca angarya yasak olup vekâlet sözleşmesine ilişkin 6098 sayılı Kanun'un 502 nci maddesi açısından da şirket müdürlerine bir ücret ödenmesi gerekir. Bu durumda, şirket yöneticilerinin alacağı ücretin şirketle yapacağı sözleşme ile belirlenmesi gerekir ise de, taraflar arasında böyle bir sözleşme bulunmaması hâlinde Mahkemece işçilik hukukundan ayrı olarak kıdem ve ihbar tazminatı söz konusu olmaksızın görev yaptığı dönemde, şirketin işlem hacmi, kârlılık durumu, davacının fiilen icra ettiği faaliyetler de dikkate alınarak makul düzeyde bir ücret belirlenerek bu miktara hükmedilmesi gerekirken davalının başka şirketlerde sigortalı göründüğü gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karara karşı Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan ret kararı doğru olmamış, İlk Derece Mahkemesi kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
- İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
MUHALEFET ŞERHİ
Dava sebebini karşılar şekilde yazılan gerekçe ile kurulan hüküm hukuka uygun olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına hükmetmek gerekirken bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:43:46