Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1088
2023/4359
11 Temmuz 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/557 Esas, 2021/2167 Karar
HÜKÜM: Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 20.12.2018
SAYISI: 2017/175 E., 2018/365 K.
Taraflar arasındaki markanın kullanmama nedeniyle iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin adına tescilli 2010/06292 sayılı "INFINITY" ibareli markayı 5 yılı aşkın süredir tescilli olduğu 28. sınıfta yer alan mallarda ciddi bir şekilde kullanmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli 2010/06292 sayılı markanın kullanma nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, müvekkilinin davaya konu markayı gerek bağımsız olarak gerekse de adına tescilli diğer markalarla birlikte ciddi bir şekilde kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihinden önce yürürlükte olan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 14 üncü maddesiyle markanın kullanılması zorunluluğunun getirildiği ve tescil tarihinden itibaren 5 yıl süreyle kullanılmamasının iptal yaptırımına tabi tutulduğu ancak anılan hükmün Anayasa Mahkemesinin 14.12.2016 tarihli kararıyla iptal edildiği ve böylece iç hukukumuzda markanın kullanılması zorunluluğunun ortadan kaldırıldığı, 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 9 uncu ve 26 ncı maddeleriyle; markanın kullanılması zorunluğu tekrardan getirilip kullanılmaması iptal yaptırımına tabi tutulmuş ise de Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı ile Sınai Mülkiyet Kanunun yürürlüğe girmesi arasında 4 günlük bir sürenin mevcut olduğu, bu durumun kullanmama nedeniyle marka iptalinde belirtilen 5 yıllık sürenin hangi tarihte başlatılacağı konusunu tartışmalı hale getirdiği, geçmişe etkili olacağı belirtilmediği sürece her Kanun'un kural olarak ileriye etkili olmak üzere hüküm ve sonuç doğuracağı, aksinin hukuk güvenliği ile bağdaşmayacağı, Anayasa Mahkemesi'nin 556 sayılı KHK'nin 14 üncü maddesini iptal etmesi nedeniyle Türk Hukukunda markanın kullanılmasını zorunlu kılan bir düzenleme kalmamış olup, 6769 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte de böyle bir hüküm bulunmadığı, 6769 sayılı Kanun ile hem markayı kullanma zorunluluğu düzenlendiği hem de buna aykırı davranılmasına bazı sonuçlar bağlandığı, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının Resmi Gazete’de yayınlandığı 6 Ocak 2017 tarihi itibariyle tescilli bir markanın kullanılmamasına bağlı iptalini düzenleyen hükmün iptal edildiği, bu sebeple artık markadan doğan mülkiyet hakkı üzerinde kullanılmamaya bağlı bir yaptırımın söz konusu olmadığı, dolayısıyla 7 Ocak 2017 günü marka sahibine karşı markasını 5 yıldan uzun süredir tescilli olmasına rağmen kullanmaya başlamadığı gerekçesiyle dava açılamayacağı gibi, 10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu ve 26 ncı maddelerinin geçmişe de etkili olacağı açıkça belirtilmediğinden, bu Kanun ile markanın kullanılmamasına sonuç bağlandığı gerekçesiyle Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihteki kullanmama haline, geçmişe etkili olarak sonuç bağlanması ve dava açılmasının da mümkün olmadığı, tüm bu nedenlerle, 6769 sayılı Kanun ile getirilen kullanmama nedeniyle marka iptalinin, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte iç hukuk sistemimizde yer almadığından ve Anayasa Mahkemesi kararı ile tüm sonuçları ile daha önce ortadan kalkmış olduğundan, 5 yıllık kullanmama süresinin de Sınai Mülkiyet Kanununda yeni getirilen düzenleme ile yeniden başlayacağı, bu Kanun ile ilk defa getirilen kullanma zorunluluğuna bağlanan sonucun ancak Kanunun yürürlüğe girmesinden 5 yıl sonra ortaya çıkabileceği, dolayısıyla 10.01.2022 tarihinden önce açılacak bu tür davaların mevsimsiz dava olmaları nedeniyle reddi gerekeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; markayı kullanma yükümlülüğünün 556 sayılı KHK'nın yürürlüğe girmesinden bu yana Türk Hukukunda mevcut olan ve kanun hükmünde olan Paris ve Trips anlaşmaları gereğince de hep yürürlükte olan bir yükümlülük olup İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin aksine ilk defa 6769 sayılı Kanun ile ihdas edilmiş bir yükümlülük olmadığını, sırf 4 günlük yasal boşluk sebebiyle bu yükümlülüğün ortadan kalktığının kabul edilemeyeceğini, hakkaniyete en uygun çözümün 5 yıllık hoşgörü süresine bu 4 günün eklenmesi olduğunu, nitekim doktrin ve Yargı kararlarının da bu yönde olduğunu, markanın kullanıldığını ispat külfetinin davalıda olduğunu, davalının bu hususta herhangi bir delil sunulamadığını, öyle ki İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi incelemesi yapılmasına dahi gerek görülmediğini, davalının markayı kullanmadığı ve markanın sicili boş yere işgal ettiği tespit edilmesine rağmen hakkaniyete aykırı şekli bir gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iptali talep edilen davalı markasının, 22.03.2011 tarihinde 28. sınıfta yer alan bir takım emtialar için tescil edildiği, davacı tarafından yapılan bir marka başvurusunun davalının anılan markasına dayalı itirazı üzerine reddedildiği gözetildiğinde davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu, kullanılmayan markaların iptal edilerek sicilden silinmesinde kamu yararı bulunduğu, 556 sayılı KHK'nın kullanılmayan markaların iptaline ve hükümsüzlüğüne ilişkin 14 üncü ve 42 inci maddelerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi sebebiyle markayı kullanmamanın yaptırımı konusunda bir yasal boşluk doğmuş ise de Anayasa Mahkemesinin anılan hükümleri mülkiyet hakkına ilişkin bir meselenin KHK ile düzenlenemeyeceği gerekçesiyle iptal ettiği de gözetilecek olursa markayı kullanma zorunluluğunun ortadan kalktığından veyahut böyle bir zorunluluk bulunmadığından söz edilemeyeceği, davalı tarafın Yasal zorunluluk gereğince markayı kullanmak zorunda olduğunu bildiği, bu durumda, İlk Derece Mahkemesince, 5 yıllık sürenin başlangıç tarihi olarak 10.01.2017 tarihinin esas alınmasının yerinde olmadığı, davalı markasının tescil edildiği tarihten davanın açıldığı 27.09.2017 tarihine kadar 6 yıldan fazla bir süre geçtiği, davalı yanca, kullanımın ispatı yönünden katalog ve "insert" açıklamasıyla fatura ve tahsilat makbuzunun ibraz edildiği, ön inceleme duruşmasında dilekçelerde yer alan ve sunulmayan deliller için verilen kesin süreye rağmen başkaca delil ibraz edilmediği, markanın kullanıldığını ispat yükünün davalıda olup, davalı tarafça markanın tescil edildiği sınıf/alt sınıflar için, pazar yaratmak yahut mevcut pazarı korumak amacıyla, temel işlevine uygun olarak, anılan ürünlerin ve hizmetlerin menşeini garanti edecek şekilde ve ciddi biçimde kullanıldığı ispatlanamadığından, sunulan katalog da ispat yönünden yetersiz olduğundan İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ve davalı markasının iptaline karar vermek gerekirken, davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kabulüne, davalı adına tescilli 2010/06292 sayılı markanın 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin birinci fıkrası gereğince iptaline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine dair gerekçesine aynen iştirak ettiklerini, kullanmama nedeniyle iptal davasının 10.01.2022 tarihine kadar açılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin markasını tescilli olduğu sınıflarda kullandığını, bu hususu sundukları katalog ve faturalarla ispat etmelerine rağmen kullanımın ispatlanamadığından bahisle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, öte yandan davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gibi kötü niyetli de olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı adına tescilli markanın kullanmama nedeniyle iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu ve 26 ıncı maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 14 üncü ve 42 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:41:19