Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/877
2023/4318
10 Temmuz 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/2474 Esas, 2021/1829 Karar
HÜKÜM: Ret Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2014/781 E., 2018/988 K.
Taraflar arasındaki alacak davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı karşı davalı vekili vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 17.03.2010 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, sözleşme 5 yıl süreli olmasına ve haklı sebeplerin varlığı halinde 3 ay önceden bildirimde bulunarak feshe dair hüküm bulunmasına rağmen davalının 01.04.2011 tarihi itibariyle müvekkili şirkete su verme işlemini durdurmakla sözleşmeyi fiilen feshettiğini, müvekkili şirketin görev alanındaki alt bayilere bildirimde bulunmak suretiyle artık müvekkili şirketle çalışmayacağını bildirdiğini, müvekkili şirketin davalı şirket tarafından zarara uğratıldığını, bu zararların distribütörlük sözleşmesinden doğan görevleri yerine getirmek için müvekkili şirket tarafından yapılan masraflar, hizmet alımı nedeniyle başka kişi ve kuruluşlarla yapılan sözleşmelerden doğan taahhütler, faaliyet nedeniyle alınan ya da kiralanan tüm mal ve araçların işe yaramaz hale gelmesi, 5 yıl süreyle mahrum olunan kâr, şirketin içine düştüğü bu durum nedeniyle itibar kaybının yarattığı zararlar, sıfırdan oluşturulan bayi ağı ve sistemin tesisi bunun değer kaybı, bu bayi ağının davalı şirketçe kullanılması sebebiyle taraflarında oluşan artı değer, cari hesap nedeniyle doğan alacaklar, bayilerden geri ödenmeyen alacaklar, bayilerin taahhütlerinden doğan alacaklar, diğer tüm maddi ve manevi zararlar olduğunu belirterek taraflar arasındaki sözleşmenin davalı şirketin yapmış olduğu haksız davranışlar ve işlemler sonucunda fiilen sona erdirildiğinin tespiti ile ıslah ve ek dava açma hakları saklı tutulmak kaydıyla zararlarının her biri için şimdilik 1.000,00 TL olmak üzere 9.000,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile dava değerini 283.458,04 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; distribütörlük sözleşmesi hükümleri uyarınca davacı karşı davalının, müvekkilinin hak ve menfaatlerini koruma taahhüdünü ihlal ettiğini, davacı tarafın kendisinden önceki dönem ile kendi dönemi arasındaki satışlarda %59,5 oranında kayba sebebiyet verdiğini, davacı tarafın gerektiği gibi çalışmadığı için yıllık hedefe ulaşma zorunluluğuna uymadığını, sözleşmedeki mali duruma ilişkin bilgilendirme şartını yerine getirmediğini, ödemeleri geç yaptığını, fesih olgusunun 19.04.2011 tarihli ihbarname ile gerçekleştiğini, feshin haklı nedene dayandığını, davacı tarafa su verilmesi işleminin azaltma yoluna gidilmesinin, davacının gerçekleştirdiği satış oranları dikkate alınarak yapılmış bir işlem olduğunu, sözleşmenin feshi ile az su verilmesinin söz konusu olmadığını, davacı tarafın, sözleşme şartlarına riayet etmemesi sebebiyle müvekkili firmanın markası olan Durusu'nun pazarda kötü tanınmasına neden olduğunu, manevi zarar oluştuğunu savunarak davacı karşı davalının davasının reddine, sözleşmeden kaynaklı tüm zararlarına karşılık olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davacı karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 06.02.2013 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalı karşı davacının davacıya mal göndermemesi nedeniyle 01.04.2011 tarihinden itibaren taraflar arasındaki cari hesabın işlememiş olması nedeniyle sözleşmenin bu tarih itibariyle davalı karşı davacı tarafından fiilen feshedildiği ve bu haliyle somut olayda feshin olağan üstü fesih niteliğinde gerçekleştiği bu nedenle davalı karşı davacının bu fesih hakkını kullanırken haklı nedene dayanması gerektiği halde davalı karşı davacının fiili olarak gelişen olağan üstü fesih hakkını kullanmakta haklı olduğunun dosya kapsamıyla ispat edemediği, davalı karşı davacı her ne kadar davacının satış oranlarının azalmasını haklı neden olarak dile getirmiş ise de Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.04.2017 tarih, 2015/14094 E. ve 2017/2215 K. sayılı kararındaki "...acentelik sözleşmesinin feshinde portföy azalmasının haklı neden olmayacağı..." şeklindeki içtihat karşısında salt satış miktarının istenilen orana ulaşmamış olmasının haklı fesih nedeni olarak kabul edilemeyeceği, fesih nedeniyle davacının yoksun kaldığı kâr nedeniyle fesihten sonra elde etmesi muhtemel kâr mahrumiyeti nedeniyle zararı tespit edilememiş ise de fiili zararının 98.627,30 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin feshinin haklı nedenlere dayandığını, karşı davaları açısından taleplerinin değerlendirilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, taraflar arasında faturaya dayalı açılmış itirazın iptali davasında verilen kesinleşmiş karar bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşme süresinin 5 yıl olduğu, taraflardan herhangi birinin haklı sebeple ve 3 ay önceden diğer tarafa yazılı ihbarda bulunmak kaydıyla dilediği zaman sözleşmeyi feshedebileceği, davacı tarafça davalıya gönderilen 12.04.2011 tarihli ihtarnamede, sözleşmenin 5 yıl süreli olduğu, fesih sebepleri ve şeklinin belirtildiği halde 01.04.2011 tarihi itibari ile davacıya usulüne ilişkin hiçbir bildirimde bulunmadan davalının su vermeyi durdurdu ve davacı şirket görev alanındaki bayilerine bildirimde bulunmak suretiyle artık distribütörle çalışılmayacağı, yeni su temin yerlerinin nereleri olduğunun bildirildiği, bu bayilere suyu başka bir yolla temin etmeye başladıklarının anlaşıldığı, bu şekilde davranmak suretiyle taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı davranıldığı gibi aradaki anlaşmanın davalı tarafça fiilen sona erdirilmiş olduğu, davacı şirketin, bu eylemler sonucu uğramış olduğu zararın tazmininin talep edildiği, davalı tarafın 19.04.2011 tarihli cevabi ihtarnamesinde 01.04.2011 tarihi itibari ile sözleşmenin feshedildiği olgusu ve başka bir distribütörle çalışıldığı olgusunun gerçeği yansıtmadığı, davacının, yıllık satış rakamları doğrultusunda ürün gönderimi kararı alındığı ve bu doğrultuda hareket edildiği, davacı tarafından sözleşmeye aykırı hareket edilmesi nedeniyle Durusu AŞ’nin maddi ve manevi zarara uğradığı, davacı ile akdedilen sözleşmenin bu nedenlerle ihtarname tarihinden 3 ay sonrasında yürürlüğe girmek üzere feshedildiği ve sözleşmede öngörülen 200.000,00 TL cezai şart bedeli ile uğradıkları ve uğrayacakları maddi manevi tüm zararlarının ödenmesinin bildirildiği, Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/307 E. ve 2014/462 K. sayılı dosyasında, davacının Sapanca Durusu Kaynak Suyu Pazarlama Ticaret A.Ş. davalının Şans Sağlık ve Kozmetik Ürünleri Pazarlama Ltd. Şti. olduğu, davacı tarafça taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalıya satışı yapılan mallara ilişkin faturalı alacağın davalı tarafça ödenmediğinden bahisle alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın davasının kabulüne karar verildiği derecattan geçerek kesinleştiği, işbu davada davacının ilk talebinin sözleşmenin feshedildiğinin tespiti olup, talep ettiği zarar kalemleri sözleşmenin haksız feshi halinde istenebileceği, bilirkişi raporlarında davalı tarafça davacıya en son 29.03.2011 tarihinde su satışı yapıldığı, 01.04.2011 tarihinden itibaren yapılan bir satış bulunmadığının tespit edildiği, davalı tarafça, davacı su sipariş etmediği için satış yapılmadığının savunulduğu, davacı tarafın ise sözlü olarak istemelerine rağmen su verilmediğini iddia ettiği, dosya kapsamında, davalının başka bir gerçek ya da tüzel kişiye davacının bölgesinde distribütörlük verdiği veya davacının satış bölgesine fiilen kendisinin veya başka bir şekilde su vermeye devam ettiğine dair delil bulunmadığı gibi, 01.04.2011 12.04.2011 tarihleri arasında davacı tarafça davalıdan su verilmesinin istendiğine dair de herhangi bir yazılı delil bulunmadığı, Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/307 E. ve 2014/462 K. sayılı kararına göre sözleşmenin devamı sırasında davacının davalıya olan borçlarını kısmen ödemediği nazara alındığında borç ödenmeden su verilmemesinin sözleşmenin feshi anlamına gelmeyeceği, davacı ihtarından önce davalı tarafça davacıya gönderilen yazılı bir fesih de bulunmadığı dikkate alındığında, sözleşmenin davalı tarafça 01.04.2011 tarihinde fiili olarak feshedildiği iddiası ile feshin sonuçlarına bağlı tazminat talebinde bulunulmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı, bu hali ile sözleşmenin davalı tarafça 01.04.2011 tarihinde feshedildiğinin ispatlanmadığı, öte yandan, davalı tarafça, davacıya gönderilen cevabi ihtarnamede, sözleşmenin ihtarname tarihi itibarı ile ancak 3 ay sonra yürürlüğe girmek üzere feshedildiği bildirilerek fesih iradesinin ortaya konulduğu, davalı tarafça gönderilen ihtarnamenin 19.04.2011 tarihli olduğu, işbu davanın ihtarnamede belirtilen 3 aylık süre dolmadan 10.05.2011 tarihinde açıldığı, dolayısıyla dava tarihi itibari ile sözleşmenin ayakta olduğu, sözleşmenin devam ettiği süre içerisinde davacı ve davalı karşı davacı tarafça ileri sürülen taleplerin incelenmesinin mümkün olmadığı, karşı dava sonucu itibarı ile doğru ise de gerekçesinin isabetli olmadığı gerekçesi ile davalı karşı davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan, karşı davalırına yönelik istinaf başvurusunun usulden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça 01.04.2011 itibarıyla su verilmeyerek fiilen feshedilmiş olduğunu, 12.04.2011 tarihli davalı ihtarnamesi ile zarar tazmininin talep edildiğini, 19.04.2011 tarihli ihtarname ile de sözleşmenin feshedilmiş olduğunun bildirildiğini, istinaf mahkemesi kararına göre, sektörün özellikleri dikkate alındığında 3 ay gibi bir süre tüketicilere su verilmemesinin normal görüldüğünü, ancak İstanbul ilinde davalı tarafça su satışının yapılmaya devam ettiğini, dolayısıyla gerekçede belirtildiği üzere davalının başka bir distrübütörlük anlaşması yapmadığı ya da başka kazallarla su dağıtımı yapmadığı tespitinin hatalı olduğunu, taraflara arasındaki uygulamada su siparişlerinin yazılı değil günlük ihtiyaca göre sözlü belirlendiğini, taraflar arasındaki ilişki süresince kimi zaman davalının kimi zaman davacının alacaklı ya da borçlu konumda olduğunu, bu sebepten dolayı bir fesih gerçekleşecekdiyse davalının bunu o tarihlerde de gerçekleştirebileceğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, taraflar arasında akdedilen distribütörlük sözleşmesinin haksız fesih edildiğinin tespiti ile haksız fesih nedeniyle uğranılan zararların tahsili; karşı dava ise sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan zararların tahsili istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı karşı davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:41:58