Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/1920

Karar No

2023/4301

Karar Tarihi

10 Temmuz 2023

MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2021/384 Esas, 2021/810 Karar

HÜKÜM: Asıl davanın kısmen kabulü

BİRLEŞEN DAVA: İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/325 E.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak ve menfi tepit davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı asıl davada davalı karşı ve birleşen davada davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Asıl davada davacı karşı ve birleşen davada davalı vekili dava dilekçesinde;müvekkilinin davalı şirketteki hisselerinin tamamını 01.12.2011 tarihli limited hisse devir sözleşmesi ile davalı ...'e 175.000,00 TL bedel karşılığında devir ve temlik ettiğini, müvekkilinin bankalara borcunun olması ve ortağı bulunduğu şirketin bu borçtan etkilenmemesi için şirket hisselerini devretme hususunda davalı ortağı tarafından ikna edildiğini, işbu borcun ödenmesiyle birlikte şirket hisselerini müvekkilinin yeniden devir ve iade alacağının kararlaştırıldığını ancak davalı bu taahhüdüne uymadığından taraflar arasında işbu davanın konusu olan 21.12.2011 tarihli protokolün tanzim edildiğini, ayrıca davalının hisse devir bedeli olan 175.000,00 TL'yi müvekkiline ödediği belirtilmiş ise de, bu bedelin ödenmediğini, anılan protokol ile müvekkiline ait davalıya devrolunan %50 hissesinin gerçek bedeli, ödeme şekli ve diğer koşullarının belirlendiğini, protokol gereğince, hisse devir bedeli olarak 600.000,00 TL’ni davalıların müştereken ve müteselsilen ödemeyi kabul ve taahhüt ettiklerini, 3 adet senet ile ödeme yapılacak olup, senetlerin düzenlenme tarihinin de, hisse devri ve protokol tarihinden önceki bir tarih gösterildiğini, davalının protokole uymadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, taraflar arasındaki limited şirket hisse devir sözleşmesi ve ona bağlı protokol şartlarına davalının uymaması nedeniyle sözleşme şartlarını yerine getirmesi için davalıya uygun bir mehil verilmesine, aksi takdirde protokolde belirlenen tüm alacakların ve senetlerin muaccel hale gelerek en yüksek temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

2.Asıl davada davacı karşı ve birleşen davada davalı vekili karşı davanın ve birleşen davanın reddini istemiştir.

II. CEVAP

1.Asıl davada davalılar birleşen ve karşı davada davacılar vekili cevap dilekçesinde; asıl davanın reddini istemiştir.

2.Asıl davada davalılar birleşen ve karşı davada davacılar vekili karşı davasında; davalının protokolün 9., 12. ve 13. maddelerine aykırı davraması nedeniyle protokol haklı nedenle feshedildiğinden işbu protokol kapsamında müvekkili tarafından ödenmiş olan 130.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren faiziyle tahsilini talep etmiştir.

  1. Asıl davada davalılar birleşen ve karşı davada davacılar vekili birleşen davada ise, davalının şirketteki hisselerinin tamamını 01.12.2011 tarihli limited şirket hisse devri sözleşmesi ile 175.000,00 TL bedel karşılığında müvekkili ...'e devrettiğini, devir bedelinin tamamını nakden ve peşin olarak aldığını, davalının müvekkili ... üzerinde baskı kurup tehdit etmek suretiyle hisse devri ile ilgili başkaca bir hakkı ve alacağı olmadığı halde ek ödeme almak istediğini, müvekkilinin bu baskı ve tehditler nedeniyle 21.12.2011 tarihli protokolü imzalamak zorunda kaldığını, protokolün yasal şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmemesi nedeniyle de geçersiz olduğunu, dolayısıyla bu protokoldeki ödemelerin teminatı olarak alınan üç adet senedin hüküm ifade etmediğini, müvekkili ...'in davalı tarafından düzenlenmiş bulunan senetleri imzalarken her üç senede de davalının talebi üzerine iki adet imzasını attığını, esasen senetlerin sadece müvekkili ... tarafından verilmesine rağmen daha sonra davalı tarafından müvekkili ...'in ikinci imzası üzerine davalı şirketin kaşesi vurulmak ve kendisi tarafından da aynı kaşe üzerine imza atılmak suretiyle müvekkili şirketin de bu senetlerden dolayı borçlu hale getirildiğini, senetlerin şirket yetkilisinin kendisi ile işlem yapma yasağı kapsamında geçersiz olduğunu, müvekkil şirketin protokolün tarafı olmadığını ileri sürerek, protokol ve protokol kapsamında verilen senetlerden dolayı borçlu olunmadığının tespitini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2017 tarihli ve 2014/396 E., 2017/1510 K. sayılı kararıyla; 01.12.2011 tarihli hisse devir sözleşmesi ile davacıya ait hisselerin davalıya devredildiği, her ne kadar limited şirket hisse devri sözleşmesinin noterce yapılması geçerlilik şartı ise de, bu hususun noterde yapılan sözleşmeden önce veya sonra devir şartlarının resmi kayıtlarda belirtilen dışında farklı bir devir şartı öngören ilave sözleşme ve protokollerin yapılmasına engel olmadığı, bu nedenle taraflar arasında akdedilen 21.12.2011 tarihli protokolün limited şirket hisse devrine ek olarak yapıldığı ve geçerli olduğu, söz konusu protokolün davacının baskı ve tehditleri sonucu yapıldığı ileri sürülmüş ise de protokol öncesinde davacının davalıyı tehdit ettiğine yönelik davalı tarafından adli makamlara yapılmış bir başvurunun bulunmadığı, protokolde davacının davalı diğer şirketteki hisselerinin devri karşılığında davalı ...'in davacıya 600.000,00 TL ödeyeceği, bu ödemenin garanti altına alınması için davalı ...'in davacıya 3 adet senet vereceğinin kararlaştırıldığı söz konusu senetleri diğer davalı şirketin de kefil olarak imzaladığı, davalı tarafından davacıya taraflar arasında uyuşmazlık çıkıncaya kadar toplam 130.000,00 TL ödeme yapıldığı, davalı şirketin protokole taraf olmadığı, bu nedenle borçtan sorumlu olmadığı iddia edilmişse de, davacı ve davalı ...'in aynı zamanda davalı şirket ortakları olduğu, davalı şirketin davacı ve davalı dışında başkaca bir ortağı bulunmadığı, söz konusu protokolde davalı tarafından davacıya ödenecek devir bedellerinin bir kısmının şirket hesabından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, ayrıca bu protokol uyarınca davalı tarafından davacıya verilen senetlerde de davalı şirketin avalinin bulunduğu, senetlerin düzenlendiği tarih itibariyle davalı şirketin davalı ... ile davacı ...'un şirket ünvanı altına atacakları müşterek imza ile şirketi temsil edeceğinin belirtildiği, bizzat davalı şirketin yetkilisi olan ...'in de şirket avaline ilişkin şirket kaşesini imzaladığı, şirketin iki ortaklı olup, her iki yöneticinin de söz konusu bono altındaki şirket avaline ilişkin kaşeyi imzaladıkları, dolayısıyla şirketi söz konusu bonolar sebebiyle borçlandırdıkları, diğer hissedar olan ...'in de imza atmak suretiyle işlem yasağına onay verdiği, ayrıca davalı şirketin de protokol uyarınca davacıya yapılan bir kısım ödemeleri bizzat yaptığı ve söz konusu protokol ve senetlere bu şekilde onay da verdiği, her ne kadar dava tarihi itibariyle senetler muacceliyet kesbetmemişse de yargılama aşamasında senetlerin vadelerinin geldiği ve muaccel olduğu, dava açıldığı tarihte bir hakkın istenebilmesi için o hakkın muaccel olması gerekmekte ise de dava açıldıktan sonra söz konusu muacceliyet şartının kendiliğinden yerine geldiği, dolayısıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 115 inci maddesi uyarınca hüküm kuruluncaya kadar bu dava şartı yokluğuna ilişkin eksikliğin giderildiği, bu itibarla artık senetlerin vadesi gelmediği gerekçesiyle davanın reddi hususunun usul ekonomisine uygun olmadığı gerekçesiyle, asıl dava yönünden, davacının davasının 470.000,00 TL yönünden kısmen kabulü ile, bu bedelin 70.000,00 TL'sinin 31.12.2012, 200.000,00 TL'sinin 31.12.2013 ve 200.000,00 TL'sinin ise 31.12.2014 tarihinden itibaren avans faiziyle davalılardan tahsilde tekerrür olmamak şartıyle müteselsilen tahsiline, hüküm kesinleştiğinde kasada bulunan senet asıllarının birlikte ifa kuralı gereği davalı ...'e iadesine, karşı ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalılar karşı ve birleşen davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 31.03.2019 tarihli ve 2018/1076 E., 2019/418 K. sayılı kararıyla; protokolde davacının alacağının ödeme takvimine bağlandığı ve bu alacağın teminatı olarak düzenlenen üç adet senedin dava tarihi itibariyle henüz vadeleri gelmemiş ise de protokol davalı tarafça feshedilmiş olduğundan davacının protokole dayalı ve muaccel olan alacağını talep etmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği, protokolün ve bu protokole dayalı senetlerin davacının tehdit ve zorlaması yoluyla ihdas edildiği iddiasının kanıtlanamadığı, ceza dosyasında davalı tarafça iddia olunan tehdit eyleminin dava konusu protokol tarihinden sonra olduğu, davalının davacıya protokol kapsamında 130.000,00 TL ödeme yaptığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, davalı tarafından gönderilen ihtarnamede, davacının protokoldeki yükümlülüklerini ihlal ettiği gibi edimlerini yerine getirmediğinden protokolün haklı nedenle feshedildiği bildirilmiş ise de, davacının protokole aykırı davrandığının kanıtlanamadığı, davalı şirket tarafından davacıya banka havalesi yoluyla “21.12.2011 tarihli protokol” açıklamalı toplam 130.000,00 TL tutarında ödeme yaptığı, bu durumda, davalı şirketin “21.12.2011 tarihli protokol” açıklamalı banka havalesi yoluyla yapmış olduğu toplam 130.000,00 TL ödemeyi davalı ortağının borcuna ifa etmek üzere üçüncü kişi sıfatıyla yapmış olduğundan, yapılan bu ödemeler geçerli olup, davacıdan istirdadının istenemeyeceği, temsilcinin izinsiz olarak kendisiyle yaptığı işlemin sakat bir işlem olup, bu işlemin temsil olunanı bağlamayacağı, özenli bir temsilcinin, iyi niyet ve sadakat borcu gereği temsil ettiği şirketin çıkarına aykırı olarak bir işlem yaparsa bu işlemin kural olarak temsil görevinin dışında kalacağı, senetlerin davalı müdür ...’in şahsi borcu için diğer davacı müdür ... adına düzenlendiği, senetlerin dayanağı olan borç ilişkisinin davalı şirketin işletme konusu dışında olduğu, davalı şirketin diğer ortağı Hidayet İrdiren’in işleme katılmadığı da gözetildiğinde 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 334 üncü maddesi gereğince söz konusu senetlerdeki aval şerhi geçerli olmayıp, davalı şirketi borç altına sokmayacağı ancak, imzaların istiklali prensibi gereğince davalı ...’in senetlerden dolayı keşideci sıfatıyla sorumluluğu bulunduğu, protokole konu borç için toplam 130.000,00 TL ödeme yapıldığı ihtilafsız olduğundan bu durumda 600.000,00 TL bedelli protokolden dolayı davacının bakiye 470.000,00 TL alacağı olup, bu bakiye borç tutarından protokole taraf olmayan ve alacağın teminatı olarak düzenlenen senetlerde geçerli avalisti bulunmayan davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden, davalı ...'in istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı şirketin istinaf başvurusunun kabulü ile bu davalı yönünden ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davacının davasının davalı ... yönünden kısmen kabulü ile 470.000,00 TL'nin 70.000,00 TL'sinin 31.12.2012, 200.000,00 TL'sinin 31.12.2013 ve 200.000,00 TL'sinin ise, 31.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, hüküm kesinleştiğinde kasada bulunan senet asıllarının birlikte ifa kuralı gereği davalı ...'e iadesine, davalı şirket aleyhindeki davanın reddine, karşı davada istinaf başvurusunun esastan reddine, birleşen davada istinaf başvurusunun davacı ...'in yönünden reddine, davacı şirketin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak birleşen dava hakkında yeniden karar verilmesine, davacı ...'in davasının reddine, davacı şirketin davasının kabulü ile dava konusu her biri 29.11.2011 tanzim ve 200.000,00 TL bedelli 30.12.2012, 30.12.2013 ve 30.12.2014 vade tarihli üç adet senetten dolayı davacının davalı tarafa bakiye 470.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Dairemizin 11.02.2021 tarih, 2019/2627 E. ve 2021/1105 K. sayılı kararıyla mahkemece taraflar arasında akdedilen 21.12.2011 tarihli protokol uyarınca asıl dava tarihi olan 03.09.2012 itibariyle ödenmesi gereken miktar belirlenerek, ödenmesi gereken ancak ödenmeyen işbu miktar yönünden davanın kabul edilmesi, kalan kısım yönünden henüz muacceliyet söz konusu olmadığından ve sözleşmede muacceliyet şartı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken henüz muaccel olmayan kısım yönünden de kabul kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, alacağın tahsiline karar verilmesi halinde dava konusu senetlerden ilki olan 29.11.2011 tanzim, 200.000,00 TL bedel ve 30.12.2012 vade tarihli senedin arkasına, davalı tarafından ödenen 130.000,00 TL ve kararla hüküm altına alınması gereken kısım kadar bedelsiz olduğunun şerh edilmesine karar vermek gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile protokolde 2012 yılı için şirkete ait Mercedes marka aracın Ocak 2012'de banka kredi borcu kapatılarak 85.000,00 TL bedel karşılığı devredileceğinin düzenlendiği, ancak aracın devrinin yapılmayıp bunun karşılığında bedelinin ödendiği, yine protokolde 2012 yılı boyunca her ayın 1. ve 5. günlerinde olmak üzere Ocak ve Eylül ayları arasında nakit 12.000,00 TL bedelin ödenmesi gerektiği, dava tarihi olan 03.09.2012 tarihi itibariyle Eylül ayında ödenmesi gereken nakit bedelin de henüz vadesinin gelmediği, dava tarihine kadar olan süreçte davalı tarafın muaccel olan borcunun 85.000,00 TL araç bedeli ve Ocak Ağustos ayları arasındaki 8 aylık vadesi gelen bedelin 8 x 12.000,00 = 96.000,00 TL olduğu, 85.000,00 TL araç değeri eklendiğinde muaccel olan alacak bedelinin 181.000,00 TL olduğu, bu dönem içerisinde davalı tarafından davacıya toplam 130.000,00 TL'lik ödeme yapıldığı, davacının dava tarihi itibariyle 51.000,00 TL yönünden muaccel olmuş alacağının kaldığı, diğer senetler yönünden ise, uyulan bozma ilamı doğrultusunda henüz senetlerin vade tarihleri gelmediği ve muaccel olmadığından muacceliyet şartı oluşmadığından kalan kısımlar yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği, ancak bu ret sebebinin muacceliyetin oluşmamasından kaynaklanması sebebi ile davacının muaccel olmamış senetler yönünden muacceliyet tarihinden sonra yeniden başvuru yapılabilmesi için esasa ilişkin kesin hüküm oluşturmamak şartı ile ret kararı verildiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, 51.000,00 TL'nin 03.09.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısımlar yönünden davanın henüz senetlerin ve protokolde belirtilen ödeme tarihlerinin gelmemesi sebebiyle muacceliyet şartı oluşmadığından bu nedenle kalan kısımlar yönünden davanın reddine, (esasa ilişkin kesin hüküm oluşturmamak kaydıyla) davacı tarafça tahsil edilen 130.000,00 TL ile hüküm altına alınan 51.000,00 TL'nin 30.12.2012 vade tarihli, 29.11.2011 tanzim tarihli, 200.000,00 TL bedelli senet arkasına toplam 181.000,00 TL kadar kısım için bedelsiz kaldığının şerh edilmesine, karar kesinleştiğinde senetlerin davacı ...'a iadesine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı birleşen ve karşı davada davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Asıl davada davalı birleşen ve karşı davada davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; reddedilen dava değeri bakımından lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ancak hükmedilmediğini, karar ve ilam harcının davalıya yükletildiğini, protokolün geçerli olmadığını, noterden yapılması gerektiğini, ancak şekil kurallarına uyulmadığını, senetlerin de bu nedenle geçersiz olacağını, korku ve tehdit ile imzalandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava, protokol gereğinin yerine getirilmemesine dayalı olarak alacak, karşı dava protokolün geçersizliği nedenine dayalı olarak protokol kapsamında yapılan ödemelerin iadesi, birleşen dava ise protokolde geçen senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

  2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  3. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, asıl davada davalı birleşen ve karşı davada davacı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

  4. Mahkemece bozma ilamına uyularak dava tarihinde henüz muaccel olmayan senet bedelleri yönünden davanın reddine karar verildiğine göre reddedilen miktar üzerinden davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi hatalı olup, A.A.Ü.T. 7/2 nci maddesi gereğince vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken asıl davada davalı ... yararına vekâlet ücreti verilmemesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Asıl davada davalı birleşen ve karşı davada davacı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

  1. Asıl davada davalı birleşen ve karşı davada davacı ... vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasına 9.bent olarak "Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 7/2 nci maddesi gereğince 4.080,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecikabulükararistinafcevapdüzeltilerektemyizyargılamabozmadankısmendavanınkararıasılmahkemesionanmasınaderecesonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:41:58

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim