Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/871
2023/4163
5 Temmuz 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi
HÜKÜM: Bir kısım talep yönünden karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince bir kısım talep açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle bir kısım talep açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... A.Ş.'den satın alınan araçta yaklaşık 3 ay sonra yağmurlu bir havada sol ön kapıdan su almaya başladığını, ayıbın öğrenilmesinden sonra ayıbın giderilmesi için Mengerler Tic. A.Ş... Şubesine teslim edildiğini, aracın kapasında onarım yapılarak iade edilmesine rağmen birkaç gün sonra sol ön kapıdan ve sağ ön kapıdan su almaya başladığı, durumun davalılara bildirildiği ve parça değişikliği yapılarak aracın kendilerine iade edildiği, ancak bir süre sonra aynı kapılardan ve ayrıca tavan kısmından su almaya başladığı, tamirden beklenen fayda sağlanamayacağından aynı gün misli ile değiştirilmesi veya bedelinin iadesini talep ettiklerini, talebe olumsuz cevap verilmesi üzerine ihtarname gönderilerek, ayıplı aracın kullanılmadığı süreler için emsal ve benzer bir araç kiralanacağının ve bedellerinin talep edileceğinin diğer hususlarla birlikte ihtar edildiğini, Mengerler Tic. A.Ş. tarafından araçta herhangi bir kusur olmadığının ve taleplerini reddettiklerinin bildirildiğini, müvekkilinin araçtan satın aldığı günden bu yana hiç faydalanamadığını, onarıma rağmen arızaların tekrar ettiğini, araç kiralamak zorunda kaldıklarını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 386.000,00 TL araç bedeli, şimdilik 100,00 TL güncel araç değeri farkı, 21.004,00 TL bir aylık araç kiralama bedeli, 5.400,00 TL kasko primi, 756,99 TL zorunlu trafik sigorta primi, 7.524,00 TL 2017 yılına ait MTV bedeli olmak üzere toplam 420,784,99 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 30.04.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile araç değer farkı bedeli 35.897,00 TL, MTV bedeli için ödenen tutar düşüldüğünde kalan 7.524,00 TL ve kiralama ücreti 127.440,00 TL olmak üzere toplam 170.861,95 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri ayrı ayrı cevap dilekçelerinde; davacının ayıp ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının servis başvurusunda seçimlik hakkını onarım yönünde kullandığını, bedel iadesi şartlarının her durumda oluşmadığını, arıza giderilmesine rağmen aracın 08.01.2018 tarihinde 3 üncü kez servise getirilmesinin hakkın kötüye kullanılarak dava açılmasına yönelik olduğunu, üretimden kaynaklı su girme iddiasını kabul etmediklerini, ayıp kabul edilse bile sözleşmeden dönmenin hakkaniyete uygun olmadığını, güncel değer farkı talebinin yasada ve uygulamada bir karşılığının bulunmadığını, ayrıca sözleşmeden dönme halinde kullanımına engel bir durum olmadığı halde keyfiyetle yetkili servise bırakılan aracın fatura bedeli için faiz istenmişken ayrıca bırakma tarihinden itibaren araç kiralama bedelinin talep edilmesinin kabul edilemeyeceğini, aksi durumun yasada yeri olmadığı gibi davacı lehine fahiş bir sebepsiz zenginleşme durumu yaratacağını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu aracı davalılara 08.01.2018 tarihinde teslim etmiş olduğu, davacının davası ile sözleşmeden döndüğü ve araç bedelinin tarafına ödenmesi seçimlik hakkını kullanmış olduğu, davalıların araçtaki ayıbı kabul ederek davacının aracı kendilerine teslim ettiği tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte araç bedelini ve ayrıca davacının çekmiş olduğu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren davacının ödemiş olduğu motorlu araç vergisi ile kasko ve trafik sigortası poliçeleri ödemelerinin yarısını avans faizi ile birlikte davacıya ödemiş olduğu, davacının seçimlik hakkında sözleşmeyi fesh ederek araç bedelinin ödenmesini talep ettiği, bu durumda davacının aracı teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile araç bedelinin tahsili ve teslimden sonraya denk gelen sigorta bedelleri ile motorlu araçlar vergisinin kalan kısmı dışında davalılardan güncel araç değeri farkı ve aracı kullanamadığı süreye ilişkin kira gideri isteyemeyeceği, davacının araç bedeline ilişkin davasının davalılar tarafından yapılan ödeme nedeniyle konusuz kaldığı gerekçesiyle araç bedeli talebi açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aracın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesi veya bedelinin iadesi taleplerini ihtarname ile karşı tarafa bildirdiklerini, cevap olarak araçta bir sorun olmadığını ihtarname ile bildirdiğini ancak dava açıldıktan sonra aracın ayıplı olduğunu kabul ederek ödemede bulunulduğunu, satılan ve bedel karşılıklı olarak iade olunmadığı için sözleşmeden dönmenin henüz gerçekleşmediğini, bu nedenle araç bedelinin, faizinin, bütün zarar ve masrafların taraflarına ödenmesi gerektiğini, ancak araç kiralama bedeli ve güncel araç değer farkının ödenmediğini, munzam zararlarının söz konusu olduğunu ve karşılanmadığını, satış bedelinin zamanında taraflarına iade edilmesi halinde araç kiralamak zorunda kalmamış olacaklarını, hiçbir sorun çıkmadan eğer arabayı ayıpsız bir şekilde kullanmaya devam ediyor olsalardı ve aracı satabilselerdi şuan piyasa fiyatına göre kâr etmiş olacaklarını, fakat kusurlu davranan davalı tarafın şuan hakkaniyete aykırı bir şekilde müvekkiline kâr mahrumiyeti yaşattığını, zararın temerrüt faizi ile karşılanamayan bir zarar olduğunu, davalı tarafın kısmi kabul ile müvekkilinin haklılığını kısmen kabul ettiğini, davadaki hükme göre 170.861,95 TL’lik kısmın reddedildiğini, 439.021,04 TL’lik kısmın kabul edildiğini, buna göre davalılar lehine 38.345,32 TL vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, müvekkili lehine 31.510,84 TL ve davalılar lehine 16.201,72 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, kısmi kabul olduğu için yargılama giderlerinin de buna göre paylaştırılması gerektiğini belirterek hükmün kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331 inci maddesi hükmü uyarınca konusuz kalan kısım yönünden tarafların dava açıldığı tarihteki haklılık durumlarına göre vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiği, ayıp iddiası davalı tarafça kabul edildiğine göre konusuz kalan kısım yönünden davacının davasında haklı olduğu, ancak kurulan hükümden davalıların haklı kabul edildiklerinin anlaşıldığı, bu durumda İlk Derece Mahkemesince karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taraflar lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken sadece davalı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı, ayrıca davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin de tarafların haklılık durumlarına göre paylaştırılması gerekirken tamamının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesinin de doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, araç bedeli talebi açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına ve davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; aşamalardaki beyanlarına ilaveten, satılan aracın kusursuz bir misli ile değiştirilmesini veya iade alınarak güncel satış bedelinin taraflarına ödenmesinin aksi takdirde benzer ve emsal bir araç kiralanacağının karşı tarafa ihtar edilmesine rağmen taleplerinin önce kabul görmediğini, ancak yargılama sırasında kısmen kabul ile kusurlarının ve aracın ayıplı olduğunun kabul edilerek ödemede bulunulduğunu, ancak ödenmeyen araç kiralama bedeli ve güncel araç değer farkının da ödenmesi gerektiğini, davalı tarafın bütün zararlarını temerrüt faiziyle karşılanabilecek zarar kalemi içine dahil etmesinin hukuka, hakkaniyet ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ayıplı araç satışı nedeniyle sözleşmeden dönme, araç bedeli, sigorta primi, vergi bedellerinin tahsili ile araç değer farkı ve ikame araç bedelinin tazmini istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 227 nci maddesi.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:43:23