Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/175
2023/4150
5 Temmuz 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
HÜKÜM: Esastan ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 27.04.2004 tarihinden beri devam eden bayilik sözleşmesinin 18.09.2010 tarihinde sona erdiğini, 19.09.2010 tarihinde 5 yıllık yeni bir sözleşme imzalandığını, 2015 yılında taraflar arasında devam eden alış veriş teamülüne aykırı olarak müvekkili şirketten 600.000,00 TL değerinde teminat mektubu istendiğini, teminat mektubunun davalıya verildiğini, bu teminat mektubunun şartları oluşmadan 02.07.2015 tarihinde davalı tarafından nakte çevrilmek istenmesi üzerine müvekkilinin ticari itibarının zedelenmemesi için teminat mektubunun bedelini nakit olarak hesaba yatırdığını, davalının da vadesi gelmemiş alacak açıklaması ile mektup bedelinin hesaptan çekildiğini, 09.07.2015 tarihinde gönderilen ihtarname ile satış ve ödeme tahsilat sistemine riayet edilmesi ve haksız yere el konulan 600.000,00 TL'nin iadesinin istenildiğini, sonuç alamayınca da icra takibi başlatıldığını, davalının haksız itirazıyla takibin durduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptali ile müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı taraftan alacaklı konumda olduğunu, teminat bedelinin davacıdan olan alacaklarından mahsup edildiğini, taraflar arasında ticari hesap ilişkisi tasfiye edilmeden nakte çevrilip bekletilen teminatın iadesinin talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddi ile müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki satış yeri çerçeve protokolünün teminatı düzenleyen 6 ncı maddesi uyarınca bayinin teminat mektubu vermesinin zorunlu olduğu, teminat mektubunun süresinin 02.07.2015 tarihine kadar uzatıldığı, davalının 02.07.2015 tarihinde dava konusu teminat mektubunun tahsili için bankaya başvurduğu, protokolün 6. maddesi uyarınca süreli teminat mektubu verilmesi halinde sona erme tarihinden en az 15 gün önce miktarı ve içeriği değiştirilmeksizin uzatma veya yenileme işlemlerini yerine getirmeyi, aksi taktirde BP'nin mevcut teminat mektubunu nakte dönüştürerek uhtesinde nakit olarak tutabileceğinin düzenlendiği, ancak taraflar arasındaki sözleşme feshedildiğinden teminat olan 600.000,00 TL'nin istirdadının kural olarak istenebileceği bu nedenle talep şartlarının doğup doğmadığının değerlendirilmesi gerektiği, her ne kadar kira sözleşmesi 26.01.2011 tarihli ise de sözleşmede fiili akaryakıt satışının başlama tarihinin kira başlangıcına gönderme yaptığı, fiili akaryakıt satış tarihinin 19.09.2010 olarak kabulünün gerektiği, böylece 5 yıllık sürenin 19.09.2015 tarihinde sona ereceği, davacının kira sözleşmesini ikinci dönem olan 4 yıllık devre yönünden yazılı olarak yenileme iradesini bildirmediği, böyle olunca kira bedeli olarak 2. dönem için ödenen 866.712,00 TL'nin davacı şirketin uhdesinde kaldığı, davacının ilk dönem kira bedeli kapsamında 26.11.2011 günü 5 yıllık kira bedeli olan 1.052.436,00 TL, ikinci dönem kapsamında da yine aynı gün 866.712,00 TL'lik faturalar düzenlediği, davacı tarafından bu tutarların eksik ödendiği ileri sürülmüşse de bu paranın davacı hesabına havale edildiğinin davacının ticari kayıtlarında görüldüğü, sözleşmenin 7 nci maddesinde de kiralayanın ikinci kira dönemine ilişkin kabul iradesini yazılı olarak göstermeyerek iş bu sözleşmenin ilk 5 yıllık kira sözleşmesi hitamında tek taraflı olarak feshedilmesi halinde kira sözleşmesinin sona erdiği tarihte kira dönemi sonuna kadar işlemiş süre olarak kabul edilerek döneme tekabül eden toplam 866.712,00 TL tutarındaki kira bedelinin iş bu kira sözleşmesinin imza tarihinde geçerli "12 aylık USD Libor + 5 yıl süre üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte ödemesi gerekeceği" nin sözleşme ile düzenlenmesi karşısında her halükarda davalının elinde tuttuğu 600.000,00 TL tutarlı teminatın hesaplama yapılmaksızın dahi davacının riskini karşılamaya yetmediği, bu nedenle davalının teminat mektubu bedelini tutmakta haklı olduğu, takip tarihi itibariyle davacının haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; teminat mektubunun bayilik sözleşmesi kapsamında mal alım satımına ilişkin olarak verildiğini, işlememiş döneme ait kira bedelinin teminatı olmadığını, teminat mektubunun nakde çevrildiği tarih itibariyle müvekkilinin davalıya borcunun bulunmadığını, ancak mahkemece alınan bilirkişi raporunda bu hususun göz ardı edildiğini, satış yeri çerçeve protokolünün 6. maddesi gereğince teminat mektubunun bayilik işletim sözleşmesi kapsamında verildiğinin anlaşıldığını, maddenin devamındaki ibarelerin garanti sözleşmesi koşullarına aykırı olması ve davalının konumu nedeniyle geçersiz olduğunu, bu nedenle tarafların bayilik sözleşmesi kapsamında alacak borç durumunun tespitinin gerektiğini, ancak bilirkişinin kira bedelini borca dahil ettiğini, önceki kira sözleşmesinin süresi 15 yıl ve kira bedeli 125.000,00 USD olarak belirlenmiş iken 18.09.2010 tarihli fesih protokolünde bakiye süre için 270.000,00 USD kabul edilmesinin müvekkiline protokolün hile veya hata ile imzalatılması ile mümkün olduğunu, ayrıca bu durumun Rekabet Kurulu kararına uygunluğunun incelenmesi gerektiğini, taraflar arasındaki ilişkinin tamamiyle tasfiye edilmediğini, teminat mektubunun koşulları oluşmadan haksız olarak nakde çevrildiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile satış yeri çerçeve protokolünün 6 ncı maddesinde bayinin, işbu protokol, bayilik sözleşmesi ve sair taahhütlerinden doğan her türlü borç ve taahhüdünün garantisini teşkil etmek üzere teminat mektubu vereceğinin ve süreli teminat mektubunun bayi tarafından süre bitiminden en az 15 gün önce uzatılmaması veya yenilenmemesi halinde BP'nin teminat mektubunu nakde çevirebileceğinin hüküm altına alındığını, teminat fonksiyonunun sadece bayilik sözleşmesi kapsamında mal alışverişi ile sınırlandırılmadığı, peşin ödenmiş olan bakiye süreye isabet eden kira bedelini de kapsadığının açık olduğu, süresi dolan teminat mektubunun yenilenmesi veya süresinin uzatılması yönünde davacının da bir girişiminin bulunmadığı, davacının teminat mektubunun nakde çevrilmesini istemesinin sözleşmeye aykırılık olarak değerlendirilemeyeceği, davalının, davacıdan sözleşmelerden kaynaklanan bakiye alacağının bulunduğunun tespit edildiği ve sözleşmelerin yenilenmeyerek sona erdirildiği, davalıya ödenmiş olan mektup bedelinin iadesinin talep edilmesinin mümkün görülmediği, kaldı ki davalının teminat mektubunun nakde çevrilme başvurusu üzerine davacı tarafından ihtirazi kayıt konulmaksızın mektup tutarının davalının hesabına yatırıldığı, davacı tarafça sözleşmenin hata veya hile ile müvekkiline imzalatıldığı ileri sürülmüşse de bu hususta herhangi bir delil ibraz edilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı tarafından başlatılan icra takibine davalının itirazının iptali istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:43:23