Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/5561

Karar No

2023/4103

Karar Tarihi

4 Temmuz 2023

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/372 Esas, 2021/413 Karar

HÜKÜM: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2017/595 E., 2019/1134 K.

BİRLEŞEN DAVA: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/53 E.

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davalarda davalı şirketin 29.05.2014 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davada davacı ... yönünden aktif husumet yokluğundan reddine, davacı ... yönünden de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

Kararın asıl davada davacı, birleşen davada ... ile asıl davada davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacının asıl dava yönünden genel kurul kararının yokluğu ile birlikte karar verilmesini istediği diğer taleplerinin tedbir niteliğinde olduğu ve bu tedbir talepleri yönünden yapılan inceleme sonucunda verilen kararında 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamında olduğu anlaşılmakla; asıl davada davacının asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir

Asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin karşı dava yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

  1. Asıl davada davacı dava dilekçesinde; dava dışı İbrahim Uğurlu'nun 2014 yılında şirkete nakit finansman sağlamak vaadiyle şirket ortakları olan ...'ın % 48 ve kardeşi ...'ın % 1 hissesi ile eşi olan ...'da bulunan vekaletname ile şahsına ait % 1 hisseyi noterden devir aldığını, fakat vaadini yerine getirmediği için genel kurulun yapılmadığını, daha sonra şirket ortaklarına haber verilmeden, çağrısız ve tebligat yapılmadan, gıyabında bir genel kurul tutanağı hazırlanıp imzasının taklit edildiğini, taklit imza ile genel kurulun yapıldığını, 06.06.2014 tarihinde tescilinin gerçekleştirildiğini, şirketin bünyesinde bulunan Bursa Uludağ'da bulunan Atasu Otelin 3 üncü kişilere kiraya verildiğini, kendisinin otele alınmadığını, Aksaray Güzelyurt İlçesi Yaprakhisar mevkinde bulunan şirkete ait otel şantiyesinde bulunan tüm malzemelerin 3 üncü kişilere satıldığını, İbrahim Uğurlu'nun 2014 yılında ticaret sicildeki ortaklık sıfatını aldığı tarihten itibaren şirket menfaatine ilişkin hiçbir işlem yapmadığını, şirkete zarar verdiğini, İbrahim Uğurlu'nun Bakırköy 15. Noterliğinin 31.01.2017 tarihli imza sirkülerinin dondurulması yine bu imza sirküleri ile Sıddık Uğurlu'ya yaptığı Uludağ'da ki kiracılardan alacağının devri temlik sözleşmesinin iptali, 29.08.2015'de yapılan genel kurulun kararlarının iptali nedeni ile Aksaray 2. Noterliğinin 26.08.2015 tarihli imza sirkülerinin geçersizliği nedeni ile bu imza sirkülerine dayanak olan işlemlerin geçersizliğine, ayrıca 23.11.2017 tarihli duruşma günü ve saatinin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanmasını talep etmiş, 29.05.2014 tarihli Genel Kurul toplantısına ilişkin çağrı yapılmadığı, genel kurul kararların altındaki tüm imzaların şirket ortaklarından kendisine ait olmadığını, sayılan iddialarla ilgili genel kurul kararlarının butlanına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen 2018/53 E. sayılı davada davacılar dava dilekçesinde; İbrahim Uğurlu isimli şahsın 2014 yılında şirkete nakit finansman sağlamak vaadiyle şirket ortakları olan ...'ın %48 ve ...'ın %1 hissesi ile ...'a ait %1 hisseyi noterden devir aldığını, fakat vaadini yerine getirmediği için genel kurul yapılmadığını, daha sonra kendilerine ve diğer ortaklara haber verilmeden, çağrısız ve tebligat yapılmadan 29.05.2014 tarihinde haberleri olmadan gıyablarında ve düzmece bir genel kurul tutanağı hazırlanıp imzalarının taklit edilerek bir genel kurul yapıldığını, akabinde İstanbul Ticaret Odasından 06.06.2014 tarihinde tescil gerçekleştirildiğini, ilan yapılmadığını, bu genel kurul toplantısı için yapılmış bir çağrı ilanı olmadığını, bu genel kurulun şirket ortakları ..., ... ve ...'ın gıyabında yani habersiz yapıldığını, bu genel kurulda alınan tüm kararların altındaki imzaların şirket ortaklarından ... ve ...'a ait olmadığını, yani 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 447 nci maddesine göre butlanı ifade ettiğini, bugüne kadar vaadlerini yerine getirmesini talep ettiklerini fakat karşılığında tehdit gördüklerini, şirket ortağı sıfatında görünen İbrahim Uğurlu'nun şirket aleyhine ve 3 üncü şahıslara verdiği ve vermekte olduğu zararlar nedeni ile bu davanın açılmasının zaruri hal aldığını, İbrahim Uğurlu'nun şirkete zarar veren sözleşmeler ve temlikler yaptığını, bu temliklerin sahte olduğunu, temlik yapılan kişilere şirketin herhangi bir borcu bulunmadığını, düzmece faturalar ile şirketi arkadaşı olan kişilere borçlandırarak sahtecilik suçu işlediğini, ayrıca şirketin üzerindeki işyerlerinde çalışmadıkları halde akrabalarını ve arkadaşlarını giriş yaparak Sosyal Güvenlik Kurumunu (SGK) kurumunu dolandırdıklarını, bununla ilgili SGK kurumunun Hitit İnşaat ve ... hakkında sürdürdüğü soruşturma olduğunu ileri sürerek öncelikle Mahkemenin 2017/595 dosya numarası ile devam etmekte olan Hitit İnşaat San.ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin 29.05.2014 tarihli genel kurulunda alınan kararların butlanı davası ile birleştirilmesine, 6102 sayılı Kanun'un 448 inci maddesi gereği Hitit İnşaat San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti. nin 29.05.2014 tarihli genel kurulunda verilen kararların butlanı davası açıldığının ticaret sicil gazetesinde yayınlanmasına ve duruşma gün ve saatinin ilanen üçüncü şahıslara tebliğine, bu nedenle Ticaret Sicil Memurluğuna müzekkere yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından aynı konuda açılan ve İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/873 E sayılı dosyasından devam eden ve kesinleşmemiş davanın mevcut olduğunu, bu nedenle bu davanın dinlenmesinin mümkün olmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin dolduğunu, davacı yanın iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu, yapılan genel kurulun usulüne uygun olduğunu, yine İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/315 E sayılı dosyasından atanan kayyım tarafından genel kurulun toplantıya çağrıldığını ve toplantının gerçekleştirildiğini, bu toplantıya davacının katılmadığı gibi mazeret de sunmadığını, davacı adına hiçbir imza da atılmadığını, sahte imza atıldığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, dava dilekçesinde adı geçen İbrahim Uğurlu'nun davalı Hitit İnşaatın %76 hisse sahibi ve şirketi tek başına temsil ilzam etmeye yetkili müdür olduğunu, bu nedenle dava dilekçesinde bahsi geçen İbrahim Uğurlu’nun şirket ile hiçbir bağının olmadığı yönündeki iddiaların asılsız olduğunu, şirketin iç işleyişiyle genel kurulun iptali ayrı konular olup, bu nedenle dava dilekçesinde iddia konusu yapılan iş ve işlemlerin bu davada ileri sürülmesinin de doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılardan ...’ın davalı şirketin hissedarı olduğundan, yapılan genel kurul toplantısına usulüne uygun olarak çağrılması gerektiği, davalı şirket tarafından anılan davacının usulüne uygun olarak genel kurul toplantısına çağrıldığına ilişkin dosyada herhangi bir somut delile rastlanmadığı, davalı tarafın dava konusu genel kurulda alınan kararlardaki imzanın davacı ...’a ait olduğunu ileri sürüldüğünden genel kurul tutanağındaki imzanın anılan davacıya ait olup olmadığı hususunda alınan ve itibar edilen rapora göre, davalı şirket adına düzenlenmiş 28.12.2012 tarihli 27855 yevmiye numarası ile 29.05.2014 tarihli “1 2” numaralı karaları da içerir 2 sayfadan oluşan kurul karar defterinde ... adına atılmış imzaların davacı ...'ın eli ürünü olmadığının tespit edildiği, iki ortaklı davalı şirketin her iki ortağın dava konusu 29.05.2014 tarihinde yapılan genel kurulda 10 yıl süreyle ve müşterek imza ile şirketi yetkili müdür atanmış oldukları ve tarafların menfaat dengeleri de dikkate alınarak, kötü niyet iddiasının kabulü mümkün olmadığından dava konusu 29.05.2014 tarihli genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olduğu, birleşen 2018/53 E. sayılı davada, 29.05.2014 tarihli genel kurul kararının iptalinin istendiği, birleşen dava için, pay sahiplerinin (oydan yoksun olanlar dahil) dava açma hakkının paya bağlı ve emredici kanun hükmüne dayalı bir hak olduğu, dava hakkı paya bağlı bir hak olduğundan dava açılması sırasında ve davanın devam ettiği sürece pay sahipliğinin devam etmesi gerektiği, şirket genel kurulu kararının iptali için açılan davada davacının şirket ortağı olması bir dava şartı olup, dava şartının davanın sonuçlanmasına kadar devam etmesi gerektiği, ancak; somut olayda, davacılardan ... ve ...’ın davalı şirkette hissedarlıkları bulunmadığından taraf ehliyetlerinin de bulunmadığı, davanın 12.01.2018 tarihinde açıldığı, davacı ...'ın dava tarihinde şirket ortağı olmadığı hissesinin bulunmadığından bu davacı yönünden davanın usulden reddi gerektiği, her ne kadar diğer davacı ...'ında dava açılış tarihi itibariyle şirkette hissedarlığının bulunmadığı bu sebeple aktif dava ehliyetinin bulunmadığı tespit edilmiş ise de, davayı takip etmemesi nedeni ile davanın 20.12.2018 tarihinde yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve bu tarihten itibaren 3 aylık yasal süresi içinde dava yenilenmediğinden davacı ... yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 inci maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl dava bakımından 29.05.2014 tarihli genel kurulda alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince yoklukla malul olduğunun tespitine, davacı ...'ın diğer taleplerinin reddine, birleşen 2018/53 E. sayılı dosya bakımından ise ...'ın dava tarihinde şirket ortağı olarak gözükmediğinden aktif husumetten reddine, ...'ın da 20.12.2018 tarihli duruşmada müracaata bıraktığı ve yenilemediği de anlaşılmakla 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları ve aynı Kanun'un 320 nci maddeleri uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı, birleşen davada ... ile asıl davada davalı vekili ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

  1. Asıl davada davacı istinaf dilekçesinde özetle; şirketin eski hisse durumuna döndüğünü, %51 ... , %48 ..., %1 ...'a ait olduğunu ancak İbrahim Uğurlu'nun hukuka aykırı işlemleri ile şirkete zarar vermeye devam ettiğini, şirketi temsil yetkisinin devam ettiği müddetçe hukuka aykırı işlemleri sonucu otel sözleşmesinin fesih olma tehditi altında olduğunu, İbrahim Uğurlu'nun şirket yönetimini eline geçirdikten sonra şirketin SGK ve vergi borcunu ödemediğini, Orman Bakanlığından kiralanan Uludağ'daki otel için ödeme yapmadığını ve Orman Bakanlığının kira alacakları dolayısıyla icra başlattığını, şirkete ait belge ve bilgilere ulaşılmasının engellendiğini, Uludağ ve Aksaray ilindeki otellere ait demirbaşların ve mobilyaların satıldığını, otellerin borçlandırıldığını, borcun ödenmediği için haciz işlemleri konulduğunu, şirketin İbrahim Uğurlu isimli şahsın yönetimi eline geçirdiği tarihten sonra hiçbir ticari faaliyette bulunmadığını, yatırımların durdurulduğunu, 2015 2019 yılları arası şirket BA BS formları, mizanları ve vergi beyanlarında kayda girmiş hiçbir faaliyet ve beyanları bulunmadığını, şirketin mal varlıklarını şahsi menfaatleri için elden çıkartmaya ve alacaklarını şahsi hesaplarına aktarmaya yoğunlaştığını, şirketin çıkarları doğrultusunda hiçbir çalışma yapılmadığını, İbrahim Uğurlu'nun şirket müdürlüğünün sona erdirilmesi gerektiğinden yerel mahkeme kararının Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescil ve ilanının sağlanmasını, 29.05.2014 tarihli 2 no.lu genel kurul toplantı tutanağında alınan karar ile İbrahim Uğurlu'ya şirketi 10 yıl süre ile müştereken temsil etme yetkisi veren kararın ihtiyati tedbiren uygulamasının geri bırakılmasını, şirketin temsil yapısının ve yetki dağılımının eski haline dönmesinin sağlanmasını, kararın Ticaret Sicil Müdürlüğünde tescilin ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanının sağlanmasını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davaların kabulüne karar verilmesini istemiştir.

  2. Asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu edilen genel kurul tarihi olan 2014'te ortaklığın aile şirketi konumunda olduğunu, bilirkişi tarafından yapılan imza incelemesinde imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiğini, ancak süreç ve gelinen aşamada bunun öneminin kalmadığını, davacı ...'ın iki ayrı tarihte yapılan iki ayrı noter sözleşmesi ile paylarını İbrahim Uğurlu'ya devrettiğini, davacı ...'ın dava konusu genel kuruldan haberdar olduğunu beyan ettiğini, İbrahim Uğurlu'nun devir sözleşmeleri sonucunda şirkette %76 pay oranında ortaklık sıfatına sahip olduğunu, davalı şirkette ortaklık sıfatına haiz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davaların reddine karar verilmesini istemiştir.

3.Birleşen davada ... istinaf dilekçesinde özetle; 29.05.2014 tarihli genel kurul tarihinde ..., ... ve ...'ın şirketin tüm hisselerinde pay sahibi olduklarını, bu genel kurul toplantısı ile ... ve ...'ın pay sahibi olmaktan çıkartıldığını, İbrahim Uğurlu isimli şahısa hisse devri yapılabilmesinin ancak ..., ... ve ...'ın bir toplantıya katılması ve imzası ile mümkün olacağını, genel kurulda yokluğunda ve irade dışında imzaların taklit edilmesi suretiyle yapılmış olan genel kurul toplantısında alınan kararların şirketteki pay sahipliğinin ve temsil yetkili müdürlüğün sona erdirilmesinin hükümsüz olduğunu, husumet yokluğunun söz konusu olmadığını, istinafa konu 2 no.lu kararın kaldırılmasını, yeniden karar verilmesini, 29.05.2014 tarihli genel kurul toplantısında alınan karaların 2018/53 E. sayılı birleşen dava açısından da yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini, 29.05.2014 tarihli 1 no.lu genel kurul toplantı tutanağında 5 no.lu karar ile kaldırılan şirket müdürlüğünün geri verilmesini, 29.05.2014 tarihli 2 no.lu genel kurul toplantı tutanağında alınan karar ile İbrahim Uğurlu'ya şirketi 10 yıl süre ile müştereken temsil etme yetkisi veren kararın ihtiyati tedbiren uygulamasının geri bırakılmasını, şirketin temsil yapısının ve yetki dağılımının eski haline dönmesinin sağlanmasını ve ticaret sicil müdürlüğünde tescilin ve ticaret sicil gazetesinde ilanın sağlanması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davaların kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yok hükmünde olduğunun tespiti istenen davaya konu genel kurul toplantıları dosyada bulunan bilgilere göre çağrısız genel kurul toplantısı olduğu, davalı şirket genel kurulun çağrılı olduğunu, ortaklara usulüne uygun çağrı yapıldığını savunmadığı ve ispat edemediği, dosyada alınan bilirkişi raporuna göre davaya konu 29.05.2014 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlarda bulunan imzanın davacının eli ürünü olmadığı, buna göre davacının anılan genel kurul toplantılarına katıldığının ispatlanamadığı, söz konusu çağrısız genel kurul toplantısına tüm pay sahipleri katılmadığından genel kurul toplantısının ve alınan kararların usulüne uygun olmadığından bu toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğu, bu nedenle davalı vekilinin istinaf istemlerinin yerinde görülmediği, birleşen dava davacısı ...'ın istinafı yönünden ise, hukuki yararın bulunması halinde genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitinin talep edilebileceği, davacının davalı şirkette bulunan hissesini davadan önce devrettiği, davanın açıldığı tarihte şirket ortağı olmadığı anlaşıldığından genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitini talep etmede hukuki yararının bulunduğunu da ispatlayamadığından Mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olduğu, asıl dava davacısının istinaf istemleri yönünden ise, asıl davacı dava dilekçesinde neticei talep olarak 29.05.2014 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitini istediği, dava dilekçesinde belirttiği diğer hususların ihtiyati tedbir talebine ilişkin olup, ihtiyati tedbir kararı ile iligili olarak İlk Derece Mahkemesince karar verilip, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesince incelenerek bu konuda kesin olmak üzere karar verildiği, Mahkeme de talep gibi genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verildiğinden asıl davada davacı ile birleşen davada davacı ... ve asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı ile asıl davada davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Asıl davada davacı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

  1. Asıl davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalar, davalı şirketin 29.05.2014 tarihinde yapılan genel kurullarında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile 414 üncü maddesi ve 416 ncı maddesinin ikinci fıkrası,

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalı vekilince asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Yukarıda açıklanan sebeplerle;

A. Asıl davada davacının asıl davaya yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE,

B. Asıl davada davalı vekilinin asıl davaya ilişkin temyizi yönünden

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden asıl davada davalıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgili asıl davada davacı ...'a iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararcevapistinaftemyizvı.kararımahkemesionanmasınareddinederece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:44:51

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim