Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/991

Karar No

2023/4022

Karar Tarihi

22 Haziran 2023

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/908 E., 2021/1339 K.

HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2019/423 E., 2021/115 K.

Taraflar arasındaki markanın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına Türk Patent nezdinde tescilli olan 2013/100118 numaralı "bebito" ibareli markanın tescil tarihinden bu yana 5 sene içerisinde kullanılmadığını ileri sürerek Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde davalı adına tescilli olan 2013/100118 numaralı "bebito" ibareli markanın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 9 uncu maddesi uyarınca iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Kanun'un 9, 26, 192, geçici 4 üncü maddeleri uyarınca iptal talebi ile dava açmış ise de, sonradan yürürlüğe giren yasa hükmünün geçmişe yürütülemeyeceğini, müvekkilinin 2013 yılında aldığı markayı hiç kullanmamış olsa dahi, 10 yıl süre ile kullanma hakkının bulunduğunu, aksi yönündeki davacı itirazlarının da reddinin gerektiğini ayrıca ''bebito'' adlı markanın tescilden itibaren 5 yıl süre ile kullanılmadığı yönündeki davacı iddialarının asılsız olduğunu, söz konusu markanın tescilinden itibaren kullanıldığını, broşürler bastırıldığını, fuarlarda tanıtımları yapıldığını, üretimi ve satışının yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı adına tescilli 2013 100118 tescil nolu "bebito" adlı markanın 5.ve 35. sınıflardan tescilli olduğu, ancak markanın tescilli olduğu emtialardan sadece 5.sınıf içinde bulunan bebek bezi ürünleri yönünden kullanıldığı, markanın tescili içinde bulunan diğer ürün ve hizmetler yönünden kullanılmadığı, davalı adına tescilli 2013 100118 tescil nolu "bebito" adlı markanın, bebek bezi ürünleri yönünden, dava tarihinden itibaren geriye dönük 5 yıl içinde Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmadığı, netice itibariyle davalı adına tescilli 2013 100118 tescil nolu "bebito" adlı markanın, tescilli olduğu tüm emtialar yönünden dava tarihinden itibaren geriye dönük 5 yıl içinde Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmadığının belirtildiği ,tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının davasının kabulü ile TPMK nezdinde davalı adına tescilli olan markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıldır kullanılmaması sebebiyle 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi uyarınca iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Türk Patent Marka Kurumu nezdinde davalı adına tescilli olan 2013/100118 numaralı "bebito" ibareli markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıldır kullanılmaması sebebiyle 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi uyarınca iptaline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, müvekkil şirket adına 07.12.2013 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle tescilli olan "bebito" adlı markanın tescil tarihinden itibaren 5 sene içerisinde kullanılmamış olması iddiası ile daha sonra 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Kanun uyarınca iptalini talep etmiş olsa da kanunların geçmişe yürütülmeyeceği, etkili olmayacağı genel hukuk ilkesi gereğince davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olmasının bir bozma / kaldırma nedeni olduğunu, yerel mahkemenin hüküm kurmaya elverişsiz bilirkişi raporuna dayanarak karar verdiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi uyarınca, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği, anılan maddede öngörülen kullanma yükümlülüğünün 6769 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce tescil edilen markalar yönünden de geçerli olduğu, davalı tarafça, hükümsüzlüğü istenilen markanın, tescilli olduğu sınıflar bakımından yasanın aradığı biçimde kullanıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının, müvekkil şirket adına 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye (556 sayılı KHK) göre 07.12.2013 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle tescilli olan "bebito" adlı markanın tescil tarihinden itibaren 5 sene içerisinde kullanılmamış olduğu iddiası ile daha sonra 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Kanun uyarınca iptalini talep etmiş olsa da kanunların geçmişe yürütülmeyeceği, etkili olmayacağı genel hukuk ilkesi gereğince davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmiş olmasının bir bozma nedeni olduğunu, 6769 sayılı Kanun ile kaldırılan 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesi, mülga edilmeden önce Anayasa Mahkemesi 14.12.216 tarih 2016/148 E. ve 2016/189 K. sayılı ilamı ile marka hakkının mülkiyet hakkı olduğu, mülkiyet hakkının KHK ile düzenlenemeyeceği gerekçesi ile iptal edildiği, kararın 06.01.2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, Anayasa Mahkemesi daha önce de KHK'nın 42 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendini iptal etmiş olduğu hususu dikkate alındığında 556 sayılı KHK'nın 42 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ve 14 üncü maddelerin iptali ile birlikte tescil edilen markanın kullanımını şart koşan bir hüküm maddesi kalmadığını, dolayısıyla Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı ile 556 sayılı KHK'nın 14 üncü maddesinin 06.01.2017 tarihinden öncesini kapsayacak şekilde ortadan kalktığını, 556 sayılı KHK 'nın yürürlükte olduğu 2013 yılında müvekkil şirket adına tescil edilmiş bulunan markanın 5 yıl süre ile kullanılmasının zorunlu olduğuna ilişkin hükmün bulunmaması Anayasa Mahkemesinin iptali sebebiyle ve sonradan 2017 yılında çıkan yeni 6769 sayılı Kanun'un geriye yürütülmesinin mümkün olmaması sebepleriyle, müvekkil şirketin, kabul anlamında olmamak üzere, söz konusu markayı hiç kullanmamış olsa dahi 10 yıl süre ile kullanma hakkı bulunduğunu, mahkemenin müvekkil adına tescilli markanın 5 yıl süre ile kullanılmadığından bahisle vermiş olduğu iptal kararı yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiği ortada olmakla istinaf başvurusunun esastan reddi kararının bozulması gerektiğini, yerel mahkemenin kararına dayanak yaptığı bilirkişi raporu denetimden uzak, soyut değerlendirmeler içermekte olup, verilen kararın bu yönüyle de bozulması/kaldırılması gerekmekteyken istinaf talebinin esastan reddine dair karar verilmiş olup verilen iş bu ret kararının bozulması gerektiğini, dosya içerisinde bulunan belge ve bilgiler incelendiğinde, müvekkil şirket adına tescilli markanın ciddi bir biçimde kullanıldığını gösterir tanıtım kitapçığı,ambalaj tasarımı, ambalaj, faturalar gibi görsellerden anlaşılacağı üzere,müvekkil şirketin "bebito" markası ile üretim, satış yaptığı, markayı kullandığının anlaşıldığını ancak karara esas alınan bilirkişi raporunda müvekkil şirketin bebito markası ile 2014 2015 2016 yılında yaklaşık 527.000,00 TL gibi oldukça yüksek olan ve yapılan satışı gösterir fatura bedellerini ciddi bir satış olarak kabul etmemiş olmasının hatalı olduğunu, müvekkil şirket ülkenin ekonomik koşulları, ticari hayatın değişkenliği içeresinde "bebito" markası ile yukarıda belirtilen bedel ile satış yaptığını ve markanın sağladığı tekel hakkını kullanarak aynı zamanda markasının tanıtım ve kullanımını yaptığını, kaldı ki, ilgili yasanan 9 uncu maddesinde "..kullanımına 5 yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verilir" hükmü yer almakta olup müvekkil şirket adına 2013 yılında tescil edilmiş "bebito" markası, 2014 yılında, 2015 yılında üretim ve satış yapıldığı, ciddi anlamda kullanıldığını, gerek tescil tarihi olan 2013 yılından itibaren ve gerekse dava tarihinden geriye doğru 5 yıl içerisinde ilgili marka ciddi bir biçimde kullanıldığını, ciddi kullanım değerlendirmesi için tescil tarihinden itibaren 5 yıla, kesintisiz kullanım için ise dava tarihinden itibaren geriye dönük 5 yıla bakılması gerekmekte olup, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde 2014 2015 2016 yıllarında ciddi bir satış ve kullanım yapıldığını, dava tarihinden geriye doğru 5 yılda marka kullanımında bir kesinti olmadığını, ilk derece mahkemesinin soyut,gerçeklerden uzak ve ticari hayatın akış ve kurallarına aykırı bir biçimde yapılan değerlendirmeyi içeren bilirkişi raporunu kararına esas alması sebebiyle mahkeme kararının kaldırılması/bozulması gerektiğini, istinaf talebinin esastan reddi yönündeki kararın bozulması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalı markasının 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu , 26 ncı ve geçici maddeleri uyarınca kullanmama sebebiyle iptali istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:46:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim