Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/543
2023/3947
21 Haziran 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/1356 Esas, 2021/1760 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2015/91 E., 2018/424 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 117.960,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı bankaya ait, 90.000,00 TL bedelli, 10.02.2010 keşide tarihli, davacıya ait bir adet çekin 12.01.2010 tarihli protokol ile teminat olarak dava dışı Ak İnn Dış Tic. Ltd. Şti.'ne verildiğini, dava dışı bu şirket yetkilisinin 10.11.2010 tarihinde müvekkilini arayarak verilen çeki düşürdüğünü veya çaldırdığını, hemen bankaya haber verilmesi gerektiğini bildirmesi üzerine, müvekkili şirket yetkilisinin durumu davalı bankaya bildirdiğini, davalı bankanın yönlendirmesiyle dava dışı şirket yetkilisinin savcılığa şikayette bulunduğunu ve ifade tutanakları ile savcılık şikayetini davalı bankaya faksladığını, davalı bankanın çekte tahrifatın çok açık olmasına ve müvekkilinin uyarılarına rağmen çeki ödediğini, davalı bankanın kusursuz da olsa sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek 90.000,00 TL’nin çekin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket cevap dilekçesinde, davacının yaklaşık dört yıl gibi uzun bir süre boyunca sessiz kalarak müvekkiline herhangi bir itirazda bulunmadığını, dava konusu çekte tüm yasal unsurlar mevcut olup ciro silsilesinin doğru olduğunu, keşide tarihi üzerindeki düzeltmenin ise keşideci tarafından onanarak düzeltildiğini, ödeme tarihi itibari ile davacı tarafından çekte tahrifat olduğuna dair bir itirazda bulunulmadığını, bu nedenle müvekkilinin ödeme yapmasının hukuka uygun olduğunu, dava dışı ciranta tarafından çekin kaybedildiği iddia edilmesine rağmen herhangi bir çek iptali davası açılmadığını, davacının çekin ödenmemesi yönünde yazılı bir talimatının bulunmadığını, müvekkilinin çekin ödenmesi ile ilgili bir kusuru veya ihmali bulunmadığını, çeki tahrif edene davanın yöneltilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarından çekin keşide tarihi itibariyle yetkilisinin ... olduğu, dava konusu çekin keşide tarihi üzerinde bulunan paraf imzasının ...'e ait olduğunun Adli Tıp Kurumu'nun (ATK) 28.11.2017 tarihli raporu ile tespit edildiği, çekte tahrifat bulunmadığı, davalı bankaca çek bedelinin ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının sorumluluğunun kusur sorumluluğundan farklı olarak objektif sorumluluk olduğunu, davalı bankanın tahrif edilmiş çeki ödediğini, objektif sorumluluk nedeniyle bankanın sahte veya tahrif edilmiş çekteki bu durumu fark etmemiş olsa bile ödemeyi yapması sebebiyle keşideciye karşı sorumlu olduğunu, çek yaprağı çalınmış veya kayıp edilmiş olup buna ilişkin tutanakların faks yoluyla davalıya bildirildiğini, davalı bankanın çeki ödemek suretiyle kendisine yüklenen özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, çeki ibraz eden kişinin meşru hamil olup olmadığını, ciroların düzenli olup olmadığını, çekteki keşideci imzasının gerçek hesap sahibine ait olup olmadığını kontrol etmek zorunda olduğunu, ödeme nedeniyle düzenleyenin kusuru var ise bunu ispat yükünün bankaya ait olduğunu, dava konusu çekte keşide tarihinde tahrifat yapılması nedeniyle ibraz süresi geçtiğini, zayi davası açma haklarının bulunmadığını, çekten cayma beyanının dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekin önceki keşide tarihi 02.10.2011 iken 10.02.2011 olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin de davacı şirket yetkilisi tarafından paraf edildiği, çekte bir tahrifat bulunmadığı, çek nedeniyle dava dışı kişiye ödeme yapan muhatap bankadan çek bedelinin talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarına ek olarak, dava konusu çekte iki defa tahrifat yapıldığını, keşide tarihi yakınındaki imzanın davacı yetkilisine ait olmadığını, çekin ödenmemesine ilişkin davalıya bildirimde bulunulduğunu, kendisine faks yollanan banka çalışanının tanık olarak dinlenmesi gerektiğini, çekte yapılan her bir değişiklik için ayrı ayrı paraf alınması gerektiğini, bankanın kusursuz olarak sorumlu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tahrif edildiği iddia edilen çekin ödenmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 812 nci maddesi.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:47:33