Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1114
2023/3887
19 Haziran 2023
MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/1142 Esas, 2021/621 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Samandağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2016/129 E., 2019/129 K.
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen genel kurul kararlarının iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davalarda davacı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalar davacı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 16.01.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısı ile ilgili toplantı yeri, zamanı, gündemi ve kararlarının usulüne göre ilan ve ya tebliğ edilmediğini 62 ortak olmasına rağmen katılan sayısının çağrının usulsüz olmasından dolayı 40'da kaldığını, toplantı nizamına uyulmadığını, yönetim kurulunun ibrasında yönetim kurulu üyelerinin oy kullandığını, sermaye artırımının esas sözleşme değişikliği olduğunu, dürüstlük kuralına aykırılığı nedeniyle karşı oy kullanılarak muhalefet şerhi düşüldüğünü, 6 ortağın daha karşı oy kullandığını, sermaye artırımının küçük pay sahiplerini zarara uğratmak, ortaklıktaki kâr, tasfiye payı ve oy oranlarını azaltmak amacıyla yapıldığını, davalının sermaye artırımın tescilini ve yayınlanmasını talep etmeden ortakları rüçhan hakkını kullanmaya davet ettiğini, sermaye artırımı ile ilgili olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 351 inci maddesi doğrultusunda işlem denetçisinin denetleme ve doğrulama yapmadığını, toplantıda alınan kararların hissedarlara imzalatılmadığını ileri sürerek genel kurul toplantısına çağrının usulüne uygun yapılmaması ve toplantının şirket merkezinden başka yerde yapılmış olması sebebiyle iptaline ve hükümsüz sayılmasına, sermaye artırım kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı dava dilekçesinde asıl davada ileri sürülen sebeplerden dolayı genel kurul toplantısına çağrının usulüne uygun yapılmaması ve toplantının şirket merkezinden başka yerde yapılmış olması sebebiyle 16.01.2016 tarihli toplantının iptaline ve hükümsüz sayılmasına, toplantıda alınan sermaye artırım kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili cevap dilekçelerinde; toplantıya davet ve gündem bildiriminin usulüne uygun olduğunu, davalı şirketin büyük sermayeli işler yaptığını, giderlerin kredi ile karşılandığını, bankalardan yeterli kredi kullanımı için sermaye artırımına gitmek zorunda kaldıklarını, davacının davayı açmaktaki asıl sebebinin kendi hissesini değerinden yüksek bedelle şirket ortaklarına satmak olduğunu, toplantıda alınan alınan kararların Ticaret Sicilinde yayımlanarak ilan edildiğini, ödeme planının katılan ortaklara iletildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 22.05.2017 tarihli bilirkişi raporuna göre genel kurul toplantısının toplantı yeri bakımından kanuna aykırılık bulunmadığı, toplantıya çağrı konusunda hukuki şart ve sürelere uygun bilgilendirme yapıldığı, sermaye arttırımı konusunda rüçhan haklarının kullandırılmasına ilişkin herhangi bir usulü hatanın tespit edilmediği, sermaye arttırımı kararının dürüstlük kurallarına aykırı olarak değerlendirilmesinin uygun olmayacağı, hastane inşaatı için kullanılan kredinin yanında şirket ortaklarının başvuruları sermaye artışına gidilmesi henüz faaliyete geçmemiş ve yatırım aşamasında olan ve maliyetleri artan bir şirket yapısının her türlü olumsuzluk karşısında ihtiyatlı davranarak sermayesini arttırmasının makul bir davranış olduğu, işlem denetçiliği kurulunun 6102 sayılı Kanun'da düzenlenmediği, 6102 sayılı Kanun'un 410 uncu maddesinde düzenlenen toplantıya çağırma ve katılmaya ilişkin usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, sermaye arttırım kararının maliyetleri artan şirket yapısı dikkate alındığında yerinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalar davacı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl davanın davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, dosyada alınan bilirkişi raporunun yeterli olmadığını, hastane inşaatına ilişkin olduğu belirtilen ve davalı ticari defterlerine geçen meblağın gerçeği yansıtmadığını, davalı ile inşaatı üstlenen şirket arasında açılan davanın bekletici mesel yapılması yönündeki taleplerinin kabul görmediğini, davalı şirketin sermaye artırımı kararının küçük hisseli paydaşların paylarının daha da küçülmesine yönelik olduğunu, dava konusu toplantıdan 2 ay evvel yine hastane inşaatından dolayı sermaye artırımına gidildiği, bankadan kredi çekildiği ve o kararda tüm süreç başka bir maliyet ortaya çıkmayacak şekilde detaylandırıldığı halde 2 ay sonra tekrar sermaye artırımına gidilmesinin kötü niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
- Birleşen davanın davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, 22.0.5.2017 tarihli bilirkişi raporuna itirazları doğrultusunda ek rapor alınmasnıa karar verilmiş olduğu ve mezkur ara karardan dönülmediği halde ek rapor alınmadığını, toplantının ana sözleşmede ve mevzuatta belirlenen yerde yapılmadığını, Samandağ yerine Hatay İlinde yapıldığını, toplantıya çarı için gereken bildirimin müvekkiline toplantı tarihinden iki hafta önce ulaşmadığını, sermaye arıtımı için gerekçe gösterilen hastana yapım işi ile ilgili olarak toplanmasını istedikleri belge ve bilgilerin toplanmadığını, bekletici mesele yapılmasını talep ettikleri davanın incelenmediğini, sermaye artırımı kararının gereksiz olduğunu ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davaya konu 16.01.2016 tarihli genel kurul toplantısının Antakya/Hatay'da bakanlık temsilcileri gözetiminde gerçekleştiği, toplantı gün ve gündeminin Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği ve pay sahiplerine iadeli taahhütlü mektupla bildirildiği, toplantı nisabının sağlandığı, toplantı gündeminin 10 maddeden oluştuğu, asıl dava davacısı ...'in asaleten, birleşen dava davacısı ...'nin ise temsilcisi ile toplantıya katıldığı, şirket ana sözleşmenin 9 uncu maddesinde, genel kurulun şirketin merkez adresinde veya yönetim merkezinin bulunduğu şehrin elverişli bir yerinde toplanır hükmü bulunduğundan ve toplantı da Antakya/Hatay'da yapıldığından davacıların toplantının olması gereken yerde yapılmadığı iddiasının yerinde görülmediği, 31.12.2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ve toplantı tutanağından genel kurul ilanının toplantıdan iki hafta önce olmak üzere yayımlandığı ve ortaklara iadeli taahhütlü mektupla gönderildiği, toplantı ve karar nisaplarının bulunduğu anlaşıldığından çağrı usulsüzlüğü iddiasına dayalı iptal ve hükümsüzlük iddialarının yerinde görülmediği, 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre, şirket yönetim kurulu üyelerinin, ibralarına ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy hakkını kullanamayacağı, somut olayda yönetim kurulunun ibrasına ilişkin 6 ncı maddede yönetim kurulu üyelerinin de oy kullandığı ve oyçokluğu ile ibra edildikleri, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmasının doğrudan iptal sebebi olmadığı, oy kullanmalarının alınan karara etkili olması halinde alınan kararın iptali gerektiği, bilirkişi raporu ve toplantı tutanağından yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmaması halinde ibra yönünde olumlu oy verenlerin oranının %68 olduğu, karar nisabı sağlandığından davacıların ibraya yönelik iddiaları da yerinde görülmediği, 6102 sayılı Kanun'un 455 inci maddesinin son cümlesine göre sermayenin artırılması açısından tescilin kurucu nitelikte olduğu, 18.20.2016 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde ortakların rüçhan hakkını kullanmaya davet edildiği ve ilan metninde ayrıca sermaye artırımı ile ilgili bilgilere yer verildiği, bu haliyle toplantıdan 32 gün sonra sermaye artırım kararının tescil ve ilan edildiği anlaşıldığından, davacıların davalının usulsüz olarak sermaye artırımı tescili ve yayınlanmasını talep etmeden ortakları rüçhan hakkını kullanmaya davet ettiğini iddialarının da yerinde olmadığı, 6012 sayılı Kanun'un 351 inci maddesinde düzenlenen "İşlem Denetçisi Raporu"nun 26.06.2012 tarihinde yürürlükten kalktığı, genel kurul ve dava tarihinde işlem denetçiliği kurumu bulunmadığından davacı tarafın bu hususa ilişkin istinaf sebebininde yerinde olmadığı, 08.11.2018 tarihli ek bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, yatırımların şirketin öz sermayesi yanında banka kredileri ile finanse edildiği, şirketin bu dönemde fiilen faaliyete geçmediği ve gelirinin bulunmadığı, hastane inşaatı için kullanılan kredi yanında şirket ortaklarına başvurularak sermaye artışına gidilmesinin makul bir davranış olup, dürüstlük kuralına aykırılık olarak değerlendirilmesinin uygun olmadığı anlaşıldığından, davacıların sermaye artırımına ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalar davacı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davalar davacı vekilleri temyiz dilekçelerinde özetle; istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek istinaf mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen davalar, davacıların hissedarı olduğu şirketin 16.01.2016 tarihli genel kurul kararlarını iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
2.6102 sayılı Kanun'un 436 ve 455 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davalar davacı vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:48:54