Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/197

Karar No

2023/3808

Karar Tarihi

15 Haziran 2023

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2018/2671 Esas, 2021/1491 Karar

HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2017/188 E., 2018/202 K.

Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesi ile unvan terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin KORTÜRK ibareli markaları bulunduğunu, davalı şirket tarafından şekil+ KORTÜRK markasındaki KORTÜRK ismi ve markasının Grup Kortürk .. Ltd. Şti. unvanı içinde, grupKORTURK olarak da binanın dış cephesinde, yazılı evraklarda, web sitesinde, her türlü reklam faaliyetlerinde ve ticari faaliyetlerinde kesintisiz olarak kullandığını ve kullanılmakta olduğunu, faturalarda basılı evrakta KORTURK markasını kullandığını, inretnet facebook, ınstagramda KORTURK markasını kullanmakta ve kullanmaya devam ettiğini, ,ayrıca müvekkili şirketin müşterilerine gönderilen haberler ve çekilen mesajlar ile müvekkili şirketin yeni yerinde hizmet verdiği ve group ilave edilerek daha büyük bir oluşum ve organizasyon dahilinde çalışıldığı ve asıl şirketin de bu şirket olduğu yolunda intiba uyandırdığını, davalı şirketin müvekkili şirketin marka hakkına tecavüzünün sabit olduğunu ileri sürerek davalı şirketin müvekkili şirketinin marka hakkına yapmış olduğu tecavüzün durdurulmasına ve ref'ine, davalı şirketin iş yerinin dış cephesindeki (varsa iç mekandaki) ''grupKORTURK'' yazısının ve tabelasının kaldırılmasına, imha edilmesine, KORTÜRK markası ile logolu markasını tek başına ya da eklentilerle kullanılan davalı şirket yedindeki tüm ürünlere el konularak imha edilmesine, KORTÜRK markası ile logolu markasını tek başına ya da eklentilerle kullanılan tabela, ilan ve reklam amaçlı her türlü materyal, fatura ve fiş gibi mali hukuki her türlü evrak gibi eşyalara el konulularak imha edilmesine, web sitesi, facebook sayfası, instagram erişiminin engellenmesine, davalı şirketin ticaret unvanının sicilden terkinine, hükmün yurt çapında yayımlanan bir gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz kişiler tarafından açıldığını, davacının marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığını, Kortürk markasının müvekkili şirketin kurucusu ve müdürü ...'ün tescilsiz markası olduğunu, öncelik hakkının müvekkili ...'e ait olduğunu, Kortürk isminin müvekkili şirketin tescilli unvanı olduğunu, davacı şirketin markayı tescilinden önce 04.07.2013 tarihinde ticaret siciline kayıt yaptırıldığını, müvekkilinin tescilli unvanını kullanmasının yasal koruma altında olduğunu, marka hakkına tecavüz, haksız rekabet halinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket adına kayıtlı olan marka ''KORTÜRK'' ve ''+ŞEKİL, KORTÜRKGROUP'' ibareli, 2012/48869 nolu 19, 20 ve 37 sınıflarda kayıtlı; 19, 20, 35 ve 37 sınıflarda kayıtlı markaların davacı şirket adına kayıtlı ve geçerli bulunduğunu, somut çekişmenin ise davalı tarafın ''KORTURK'' ibaresini farklı bir logoyla birlikte kullanmasından ileri geldiği, davalı, gerek şirket gayri menkullerinin duvarlarında, tabelalarında gerekse internet ortamında ''group KORTURK'' +ağaç kutur logosu şeklinde marka kullandığı, ayrıca davalı şirketin ticaret unvanında kılavuz sözcük olarak ''Grup Kortürk'' ibaresinin yer aldığı, çekişmenin bir kısmının da iltibasa yer veren ünvan terkini olduğu, davacının marka tescil sahibi olduğu Türk Patent Kurumundan getirtilen kayıttan; ticaret unvanında öncelik sahibi olduğu ise ticaret sicilden getirtilen kayıttan anlaşıldığı, davacı şirket 16.08.1984 tarihinde sicile kayıt edilmiş olup, ticaret ünvanının kılavuz sözcüğü bakımından öncelik sahibi olduğu, kuruluşta faaliyet alanının kereste ve benzeri orman ürünleri konusunda olduğu, öte yandan davacı şirketin markalarında esas unsurun ''KORTÜRK'' ibaresi olduğu, davalı şirketin ise davacı şirketten sonra kurulduğu ve sicile kayıt edildiğinin sabit olduğu, iki şirketin aynı alanda faal oldukları ticari sicil iştigal kayıtları, internet ortamındaki beyanlar ve ikrarları ile sabit olduğu, sonradan kurulan şirketin ticaret unvanında ''KORTÜRK'' ibaresinin yer almasının şirketler arasında karışıklığa yol açacağını, iltibas fiilen gerçekleşmese bile tehlikesinin varlığı, öncelik hakkının korunmasını gerektirdiğini, bu bakımdan 04.07.2017 tarihinde kurulan Grup Kortürk... Ltd. Şirketi'nin ticaret ünvanındaki Kortürk ibaresinin terkininin gerektiği, şirketin ortakları ve temsilcisi arasında yer alan ...'ün daha önce davacı şirkette ortak olarak yer almasının bu sonucu değiştirmediğini, ...'ün davacı şirketten hisse devri yaparak ayrıldığı, tarafların üzerinde tartışmadığı bir vakıa olduğu, ancak taraflar arasında şirket tasfiyesi, pay devriyle ilgili uyuşmazlıklar bulunduğu, pay devriyle ilgili olarak düzenlenen ve dosyaya sunulan 01.06.2013 08.06.2013 tarihli protokollerde şirketten çıkış karşılığı olarak mal paylaşımı ve bedel ödenmesi kararlaştırıldığı, davalı şirketin kurucusu ...'ün 02.08.2013 tarihinde gönderdiği ihtarname ile anılan protokollerle bağlı olmadığını bildirmesinin ise marka uyuşmazlığında sonuca etkili olmadığı, şirketten ayrılma sırasında marka ile ilişkinin kesilmiş olduğu, işletme devri anlamına gelen pay devri, açıkca aksi belirtilmediği durumda marka devrini içermek suretiyle hukuki sonuç doğurduğu, ayrılan ortağın şirket markasındaki hakkını da devir etmiş olduğu, şirket gayrimenkul ve menkulleri ile ilgili tasfiye uyuşmazlığı genel mahkemelerce çözümlenecek olsa da ayrılan ortağın herhangi bir çekince koymaksızın protokolleri imzalaması ve payını alması nedeniyle davacı şirketin Levent Şentürk'e kaldığı, davacı şirkete ait olan ve marka ihlali ile ünvan terkini bakımından dayanak oluşturan markaların geçersizliği yönünde herhangi bir dava açılmadığı, davalı şirketin sonradan marka başvurusu yaptığı, 2017/73339 nolu ''şekil+groupKORTURK'' ibareli 35 ve 40 sınıfta kayıtlı marka ise eylemi bakımından meşruiyet sağlamayacağı,alınan teknik rapora göre davacı markalarındaki emtia ile davalının faaliyetinin çakıştığı, bu nedenle, davacının önceki tarihi taşıyan markalarındaki esas unsurla aynı unsurun sonradan başvuru konusu edilerek tescillenmesinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 155 inci maddesi gereğince korunmayacağı, davalının, 15.08.2017 tarihinde başvurarak elde ettiği başvuru haklarının davanın açıldığı 30.11.2017 tarihi itibarıyla tescil ile sonuçlanmaması nedeniyle dava tarihinde tescilsiz marka kullandığının sabit olduğu, davalı şirketin kurucusunun, ayrıldığı şirkete ait tescillerle karışacağını öngörebilecek durumda olmasına rağmen; ayrılış sırasında marka üzerinde hak ileri sürmemesine, (çekince koymamasına) göre seçtiği unvan ve kullandığı marka ile marka hakkına tecavüz ettiği, davalı kullanımlarının, Kortürk tescilleriyle karışabilecek mahiyette markasal, ''GroupKorturk, Kortürk'' şeklinde olduğu, sonradan elde edilen tescil de önceki tescilsiz kullanımları davacı tescilleri kapsamına iltibas yaratıcı mahiyette olduğundan hukuka aykırılığı ortadan kaldırmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı tarafın ''KORTÜRK, KORTURK'' ibarelerini kullanmasını marka hakkına tecavüz, haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, tecavüzün durdurulmasına, ibareyi içeren tabela, dış cephe, araç giydirme, katalog, broşür gibi benzeri markasal kullanımların kaldırılmasına, tecavüzün giderilmesine, tecavüzlü tanıtım gereçlerine el konularak imhasına, internet ortamında alan adı, internet reklamlarında, sosyal medya alanlarında davalı kullanımlarının kaldırılmasına, erişimin engellenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ekinde yer alan vekile ait vekaletin davacı şirketin temsil yetkisi sona eren müdürü tarafından çıkarılan vekalet olup eski vekalete dayalı olarak açıldığını, işbu dava açıldığında şirket kayyum tarafından yönetilmekte olup kayyum tarafından verilen bir dava vekaleti bulunmadığını, eksikliğe rağmen davanın devam ederek karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkil unvanındaki ilgili kısmın ticaret sicilinden terkini yönünde verilecek karar kesinleşmeden aynı zamanda tecavüzün varlığının kabul edilerek tecavüzün de kaldırılması yönünde karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu,

davacının marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığını, müvekkilinin ticaret unvanının tescil tarihi davacının markasının tescil tarihinden daha öncesine dayalı olup müvekkil aleyhine marka hakkına dayalı olarak talepte bulunmasının mümkün olmadığını, kaldı ki KORTÜRK ibaresi “şekil+groupKORTURK” olarak 15.08.2017 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile 01.03.2018 tarihinde davalı müvekkil şirket adına tescil edilerek koruma altına alındığını, müvekkil şirket, tescilli markası için bir kısım sınıflar yönünden talepte bulunmuş, marka tescil başvurusu TPE tarafından incelenmiş ve bir kısım sınıflar yönünden reddedilmiş ve 35 40 emtia sınıflar yönünden kabul edildiğini, müvekkil şirketin unvansal kullanımı ile davacının markasal kullanımının farklı hukuki düzenlemelere konu edildiğini, müvekkilin unvansal kullanımı da hukuki koruma altında olduğunu, davacının markasının tescili daha önceki tarihli tescil edilmiş olsa dahi müvekkilin kullanımı markasal değil unvansal olduğundan markaya karşı bir iltibastan söz edilmesi mümkün olmadığını, davacı taraf müvekkil şirket unvanının kendi markaları ile hemen hemen aynı olduğu ve benzerlik arz ettiği iddiasında bulunduğunu, müvekkil şirket unvanı ya da tescilli markası davacı şirket markası ile aynı yada benzer olmadığını, davacının tescilli markası ile müvekkil şirketin tescilli markası aynı ve benzer olmadığı gibi aynı hizmet sınıfları içinde de olmadığını, tescilli olan hizmet sınıfları dikkate alındığında bu hizmet sınıfından fayda sağlayacak kişiler bilinçli, seçici ve dikkatli kişilerden olduğu nazara alındığında markaların karıştırılması da söz konusu olmadığını, “KORTÜRK” ibaresi üzerinde müvekkili şirketin kurcusu ve müdürü ...'ün öncelik hakkı bulunduğunu, KORTÜRK isminin tanınması ve herkes tarafından bilinir hale getirilmesi müvekkil şirket kurucusu ve müdürü ... sayesinde olduğunu, müvekkilin bu isim üzerinde korunmaya değer hakkı bulunduğunu, müvekkilinin, kurmuş olduğu şahıs firması ile orman ürünleri alanında çalışmaya 1970’li yıllarda başladığını, faaliyete başladığında şahıs firmasını kurmasında yardımcı olan ...’nun soyadından ve ...'ün soyadından esinlenerek KORTÜRK ismini verdiğini, davacı şirketi kuran ve bu şirkete Kortürk adını veren müvekkil şirket kurcusu ve müdürü ... olduğundan; Kortürk şirketinin kayyum aracılığıyla veya diğer ortak aracılığı ile açmış olduğu davasının haklı olmadığını, davalı müvekkil kurucusunun ve şirket müdürünün öncelik hakkı nazara alındığında davacı şirketin hakkının korunmaya değer olmadığını, yapılan yargılamada müvekkilin öncelik hakkının olup olmadığının değerlendirmeye alınmadığını, müvekkil şirket, orman ürünü alıp satmakta ve almış olduğu orman ürünlerine herhangi bir marka ya da ticaret şirket unvanına dair bir işaret yapıştırmadığını, müvekkil Kortürk adını marka olarak kullanmamakta ticaret unvanı olarak kullanmakta ve bu kullanım aynen ticaret sicilinde kayıtlı olduğu şekli ile ve yasal mevzuatın öngördüğü usul çerçevesinde hukuka uygun olarak kullandığını, tescilli bir ticaret unvanının mevzuata uygun olarak kullanılması, başkasının marka hakkının ihlal etmeyeceği gibi haksız rekabet de oluşturmayacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacı adına 19, 20, 35, 37 nci sınıflarda tescilli markaların esaslı unsuru “KORTÜRK” ve "kortürk" ibaresi olduğu, davalı şirketin markası ise yargılama sırasında 01.03.2018 tarihinde 35 ve 40. sınıflarda tescil edilmiş olup “ groupKORTURK” asıl unsurundan oluştuğu, davalının tescilli markası ile davacının markalarının tescilli olduğu emtia ve hizmetler arasında sınıfsal benzerlik bulunduğu, davalı şirket tarafından tescil edildiği şekilde kullanılması halinde tescilli markası geriye doğru başvuru tarihi olan 14.08.2017 tarihinden itibaren koruma sağlayacağı, dava dosyasındaki belgelerden, soruşturma dosyasındaki 14.10.2016 tarihli tutanaktan, davacı tarafça ibraz edilen fotoğraflardan ve internet çıktı belgelerinden, davalının markasını tescil edildiği şekliyle bire bir değil tescil edildiği halinden farklı olarak davacının markalarına yakın ve yanaşarak iltibas uyandıracak biçimde kullandığı, davalı şirketin Kortürk ibarelerini davacının markalarının tescillendiği sınıflarda ve iştigal alanına giren konularda markasal olarak başvuru tarihi olan 14.08.2017 tarihinden önce ve sonra da kullandığı, davalının kılavuz kelime olarak ticaret unvanında, tabelasında, alan adında, web sitesi içerisinde, sosyal medya hesaplarında, korturk kortürk ibaresini kullanmasının markasal kullanım olduğu, davalının fiili kullanımlarının davacının “KORTÜRK” ve "kortürk" ibareli markalarına tecavüz oluşturduğu, davalının markasını tescil edildiği şekliyle bire bir değil tescil edildiği halinden farklı olarak davacının markalarına yakın ve yanaşarak kullanması nedeniyle de davalı markasının hükümsüzlüğü için açılan davanın bekletici mesele yapılması gerekmediği sonucuna varılmakla; mahkemece marka hakkına tecavüz olduğunun kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, somut olayda, davalının ticaret unvanının 04.07.2013 tarihinde tescil edildiği, tescil tarihinden yaklaşık 1 ay 23 gün sonra davacı şirketin 27.08.2013 tarihli ihtarname ile davalıya ticaret ünvanındaki KORTÜRK ismini kaldırmasını ihtar ettiği, ihtarnameden sonra yaklaşık 3 yıl sonra 14.10.2016 tarihinde Menderes C.Başsavcılığına şikayette bulunduğu, şikayet tarihinden sonra 30.11.2017 tarihinde dava açtığı anlaşılmakla; davacının ticaret ünvanındaki Kortürk ibaresinin kullanılmaması konusunda devam eden bir karşı koyması bulunup muaraza çıkardığından ve şikayet tarihinden dava tarihine kadar yaklaşık 1 yıllık bir süre geçtiğinden sessiz kalma yoluyla hak kaybı şartlarının oluşmadığı, davacının davalının ünvanın terkinini isteme hakkının mevcut olduğu, bu durumun 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 inci maddesine aykırılık da teşkil etmediği sonucuna varılmakla; mahkemece davalı şirketin ünvanında yer alan ''KORTÜRK'' ibaresinin terkinine karar verilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin bu husustaki istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, davalı vekili, müvekkili şirket kurucusu ve müdürü ...'ün Kortürk markasını oluşturduğunu, ilk olarak kullandığını, uzun yıllar bu isimle faaliyette bulunarak KORTÜRK ismini herkes tarafından bilinir tanınır hale getirdiğini, bu nedenle “KORTÜRK” ibaresi üzerinde müvekkili şirket kurucusu ve müdürü ...’ün öncelik hakkı bulunduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekte ise de; davalı şirketin kurucusu ve müdürü ...'ün davacı şirketten ayrılırken marka hakkını ayrık tutmadığı ve imzaladığı protokoller ile marka hakkını korumadığı, şirketten ayrılması sırasında marka ile ilişkisinin kesildiği, işletme devri anlamına gelen pay devrinin, açıkca aksi belirtilmediği durumda marka devrini de içermek suretiyle hukuki sonuç doğurduğu, ayrılan ortağın şirket markasındaki hakkını da devir etmiş olduğu kabul edilmekle; davalı şirketin marka üzerinde öncelik hakkının bulunmadığı kanaatine ulaşıldığı, davalı vekilinin bu hususlara ilişkin istinaf itirazlarının da reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilini istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek, davacının, marka hakkına/haklarına tecavüzün durdurulmasına ve refine karar verilmesini talep etmiş olup müvekkilin ticaret unvanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) uyarınca koruma altında olup ticaret unvanının sicilden terkini yönünde kesinleşmiş bir karar olmaksızın tecavüzün durdurulmasına ve refine dair dava açılması ve bu yönde karar verilmesinin mümkün olmadığını ,müvekkil unvanındaki ilgili kısmın ticaret sicilinden terkini yönünde verilecek karar kesinleşmeden aynı zamanda tecavüzün varlığının kabul edilerek tecavüzün de kaldırılması yönünde karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, bu hususta yapılan istinaf talibinin de reddinin hukuka uygun olmadığını, müvekkilin ticaret unvanını tescil tarihi, davacının markasının tescil tarihinden daha öncesine dayalı olup müvekkil aleyhine marka hakkına dayalı olarak talepte bulunmasının mümkün olmadığını, KORTÜRK ibaresi “şekil+groupKORTURK” olarak 15.08.2017 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile 01.03.2018 tarihinde davalı müvekkil şirket adına tescil edilerek koruma altına alındığını, müvekkili şirketin, tescilli markası için bir kısım sınıflar yönünden talepte bulunmuş, marka tescil başvurusu TPE tarafından incelenmiş ve bir kısım sınıflar yönünden reddedilmiş ve 35 40 emtia sınıflar yönünden kabul edildiğini, müvekkil şirketin unvansal kullanımı ile davacının markasal kullanımının farklı hukuki düzenlemelere konu edildiğini, müvekkilinin unvansal kullanımının da hukuki koruma altında olduğunu, davacının markasının tescili daha önceki tarihli tescil edilmiş olsa dahi müvekkilin kullanımı markasal değil unvansal olduğundan markaya karşı bir iltibastan söz edilmesinin mümkün olmadığını ,davacı taraf müvekkil şirket unvanınının kendi markaları ile hemen hemen aynı olduğu ve benzerlik arz ettiği iddiasında bulunduğunu , müvekkil şirket unvanı ya da tescilli markası davacı şirket markası ile aynı ya da benzer olmadığını, davacının tescilli markası ile müvekkil şirketin tescilli markası aynı ve benzer olmadığı gibi aynı hizmet sınıfları içinde de olmadığını, tescilli olan hizmet sınıfları dikkate alındığında bu hizmet sınıfından fayda sağlayacak kişiler bilinçli, seçici ve dikkatli kişilerden olduğu nazara alındığında markaların karıştırılması da söz konusu olmadığını, kullanılan ticaret unvanı, mevzuata uygun olarak kullanılmakta ve markasal bir etki doğmamakta ise, başkasının marka hakkını ihlal etmeyeceği gibi haksız rekabet de oluşturmadığını,“KORTÜRK” ibaresi üzerinde müvekkil şirket kurcusu ve müdürü ...'ün öncelik hakkı bulunduğunu, önceye dayalı hak sahibi olan kişi, markanın tesciline itiraz etmemiş veya yapılan tescil aleyhine hükümsüzlük davacı açmamış olsa bile, tescili marka hakkı sahibi, bu işareti önceden beri, marka veya sair bir tanıtma işareti olarak kullanan kişiyi, bu tanıtma işaretini önceki kapsamı ile kullanmaktan men edemeyeceğini, KORTÜRK isminin tanınması ve herkes tarafından bilinir hale getirilmesi müvekkil Şirket kurucusu ve müdürü ... sayesinde olmuştur. Her tacir 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bir ticaret unvanı seçmek ve kullanmak zorundadır, 6102 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesi uyarınca ticari işletmesini ve ticaret unvanını ticaret siciline tescil ve ilan ettirmekle yükümlü olduğunu, yasal düzenlemeler uyarınca müvekkil ticaret unvanını seçmiş ve kullanmadan önce 6102 sayılı Kanun'un 45 inci ve 46 ncı maddesi uyarınca denetimlerden geçmiş ve akabinde tescilinin sağlandığını, 6102 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca her tacir ticari işletmesine ilişkin işlemleri, ticaret unvanıyla yapmak ve işletmesiyle ilgili senetlerle diğer belgeleri bu unvan altında imzalamak zorunda olduğunu, müvekkilinin ticari işletmesinin dışında tabelasında da yer almış olup 6102 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasında tescil edilen ticaret unvanının ticari işletmenin görülebilecek bir yerinde okunaklı bir şekilde yazılması, internet sitesinde kullanımının yasa gereği olduğunu, müvekkil şirket, orman ürünü alıp satmakta ve almış olduğu orman ürünlerine herhangi bir marka ya da ticaret şirket unvanına dair bir işaret yapıştırmadığını, müvekkil Kortürk adını marka olarak kullanmamakta ticaret unvanı olarak kullanmakta ve bu kullanım aynen ticaret sicilinde kayıtlı olduğu şekli ile ve yasal mevzuatın öngördüğü usul çerçevesinde hukuka uygun olarak kullandığını , tescilli bir ticaret unvanının yasal mevzuata uygun olarak kullanılması başkasının marka hakkını ihlal etmeyeceği gibi haksız rekabet de oluşturmayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesi ile unvan terkini istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkararistinafkorturktemyizvı.kararı“kortürk”mahkemesikortürkgroup''onanmasınakorturk''''+şekil''kortürk''derecekortürk''kortürk''korturk''

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:49:35

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim