Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1295
2023/3772
14 Haziran 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/1544 E., 2021/1869 K.
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2016/468 E., 2018/1101 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili ve duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 13.06.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ...... ile davalı vekili Avukat..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında aktedilen bayilik sözleşmesi kapsamında müvekkilinin 235.000,00 TL bedelli bonoyu ödeme ve keşide günü olmaksızın teminat maksadıyla davalıya verildiğini, yeni dönemde sözleşmenin uzatılmadığını, davalının teminat mektubunu paraya çevirmesinden sonra davacının 112.254,00 TL kalan borcunu da ödeyeceğini, davalının cezai şart alacağı bulunduğundan bahisle teminat senedini iade etmediğini, anılan senedin bono vasfı taşımadığını, müvekkilinin davalıya bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek 235.000,00 TL senetten dolayı davacının borçlu olmadığının tespitini, bononun iptalini, kötü niyet tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili, 27.05.2016 havale tarihli dilekçesi ile icra tehdidi altında ödeme yapıldığını belirterek davaya istirdat davası olarak devam edilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında 22.08.2011 tarihli 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesinden sonra 25.03.2016 tarihli yeni bayilik sözleşmesi ve protokol imzalandığını, müvekkilinin lisans yenileme işlemleri esnasında başka dağıtıcı ile görüşen davacının eski bayilik sözleşmesini sona erdirdiğine dair 31.03.2016 tarihli ihtarnameyi gönderdiğini, fesih ihbarının ulaştığı tarihte davacının 197.267,48 TL cari hesap borcunun bulunduğunu, bu borca kredi kartı komisyon bedeli, vade farkı, otomasyon bakım ve iletişim bedeli, malzeme söküm nakliye bedeli, raf yıpranma bedeli ekleneceğinin davacıya bildirildiğini, bayinin de buna karşılık dava konusu 235.000,00 TL bedelli 21.04.2016 vade tarihli senedi verdiğini, eklemelerin yapılmasıyla müvekkili alacağının 214.061,43 TL’ye ulaştığını, borç ödenmeyince müvekkilinin bu tutar üzerinden takibe geçtiğini, davacının ödemesi ile takip dosyasının kapatıldığını, senet üzerinde teminat ibaresinin yazılmadığını, bu yöndeki iddianın yazılı delille ispatının gerektiğini, süresinden önce fesih sebebiyle müvekkilinin 120.000,00 TL cezai şart faturası kestiğini, davalının iade ettiğini, takip konusu senedin cezai şart ile ilgisinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının takibe konu senedin teminat senedi olduğunu ispatlaması gerektiği, davalı cevap dilekçesinde cari hesap borcuna karşılık davacının 235.000,00 TL tutarında 21.04.2016 vadeli senedi verdiğini, alacak kalemlerinin cari borca ekleneceğinin, sonrasında bu borcun ödenmesi halinde senedin vadesinde işleme konulmadan iade edileceğinin davacıya bildirildiğini, borç ödenmediğinden senedin veriliş amacına uygun olarak cari hesap borcu olan 214.061,43 TL tutarındaki borç kalemi üzerinden takibe geçildiğini beyan etmekle senedin cari hesap borcu nedeniyle verildiğine ilişkin vasıflı ikrarı bulunduğu, vasıflı ikrarın bölünemeyeceği, ispat yükü yer değiştirmemekte ise senedin cari hesaptan kaynaklanan bir borca ilişkin olduğu kabul edildiğinden taraflar arasındaki cari hesap borcunun tespiti yönünde aldırılan son bilirkişi raporunda davacının cari hesaptan kaynaklı 112.254,00 TL borcunun bulunduğu, senede bağlı takibe konu miktarın 214.061,43 TL olduğu, bundan davacı borcunun çıkartılması sonucu bulunan 101.807,43 TL yönünden fazla tahsilat yapıldığının bildirildiği, raporun yeterli bulunduğundan hükme esas alındığı, davacının dava konusu senetten dolayı 112.254,00 TL cari hesap borcu dikkate alındığında, senet bedeline göre bakiye 122.746,00 TL yönünden davalıya borcunun bulunmadığı, bunun 214.061,43 TL'si yönünden takip yapılıp toplam 267.555,00 TL’nin icra tehdidi altında ödendiği, davacının 101.847,43 TL asıl alacak tutarında haksız ödeme yaptığı, bu miktarın ferileriyle birlikte yapılan ödeme olan 267.555,00 TL'ye oranlandığında re’sen yapılan hesaplama sonucu başlatılan icra takibi miktarı gereğince yapılan oranlama üzerinden 127.248,92 TL yönünden yapılan ödemenin istirdadının gerektiği, senet miktarına göre takibe konu olan asıl alacak miktarı toplam senet miktarından düşüldüğünde bakiye kalan 20.938,57 TL yönünden davacının bu senetle ilgili sınırlı borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının 235.000,00 TL bedelli senedin, 20.938,57 TL'lik kısmı yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, bakiye kısım yönünden icra tehdidi altında yapılan 127.248,92 TL'lik ödemenin ödeme tarihinden itibaren taleple bağlı kalınarak işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatı taleplerinin kabulünün gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik harcın tamamlanmadığını, vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, açık ve anlaşılır gerekçe gösterilmediğini, bayilik sözleşmesi ilişkisinin incelenmediğini, anlaşmazlığın esasen teminat mektuplarının tazmininden kaynaklandığını, teminat mektuplarının cezai şart alacağına mahsuben paraya çevrildiğini, buna rağmen teminat mektubu bedellerinin cari hesaptan düşülüp hatalı sonuca ulaşıldığını, üçüncü kişi tarafından ödeme yapıldığından davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 21.04.2016 olan vade tarihi itibariyle davalının defterlerine göre davalının 214.061,43 TL, 06.05.2016 dava tarihi itibariyle ise 99.061,43 TL alacaklı olduğu, aradaki 115.000,00 TL farkın tazmin edilen teminat mektuplarından kaynaklandığı, davalı tarafından ilk olarak 27.04.2016 tarihinde düzenlenen 120.000,00 TL cezai şart faturasının iade edildiği, davalının tuttuğu cari hesapta cezai şart faturası nedeniyle alacakta bir artış bulunmadığı, davacının ticari defterlerinde ise 21.04.2016 olan senet vade tarihi itibariyle davalının 220.943,87 TL, 06.05.2016 dava tarihi itibariyle ise 105.943,87 TL alacaklı olduğu, aradaki 115.000 TL farkın tazmin edilen teminat mektuplarından kaynaklandığı, davalının cezai şarttan kaynaklandığını iddia ettiği 120.000,00 TL alacağını taraflar arasındaki cari hesaba dahil etmesi veya davacının tazmin edilen 115.000,00 TL teminat mektubu bedelini iddia ettiği cezai şart alacağından mahsup etmesinin mümkün olmadığı, senedin taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin teminatı için alındığının, cezai şart alacağını kapsamadığının davalı tarafından da kabul edildiği, takip konusu senetten dolayı davacının davalıya olan sorumluluğunun cari hesap alacağı ile sınırlı tutularak sonuca gidilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacının davalıya 112.254,00 TL borcu olduğunu belirtmesi nedeniyle taleple bağlılık kuralı dikkate alınarak uyuşmazlık konusu senetten 122.746,00 TL borçlu olmadığı kabul edilerek sonuca gidilmesi ve istirdada karar verilmesinin doğru olduğu, davacı borçlu tarafından işbu davanın açılmasından sonra icra dosyası hesabına 267.555,00 TL ödendiği, davacının davalıya olan 112.254,00 TL borcu ile yapılan ödeme oranlanmak suretiyle istirdadı gereken tutara, davacının aleyhine olacak biçimde 127.248,92 TL olarak hükmedilmiş ise de davacının istirdadına karar verilen miktar yönünden açık istinaf itirazı bulunmadığı, kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatı şartlarının oluştuğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 15.08.2017 tarihli raporda senedin vade tarihi olan 21.04.2016’da davacı kayıtlarına davacının müvekkiline 220.943,87 TL, müvekkilinin kayıtlarına göre ise 214.061,43 TL borcu olduğunun ortaya konulduğunu, fesih ihtarnamesinin tebliği tarihinde ise davacının cari hesapta 197.267,48 TL borcu bulunduğunu, diğer bir kısım kalemlerdeki 825,00 TL ve 15.968,95 TL eklendiğinde bu tutarın 214.061,43 TL’ye ulaştığını, bu miktar üzerinden davacı aleyhine takip başlatıldığını, davacının sözleşmeyi süresinden önce feshetmesi sebebiyle sözleşme hükümleri doğrultusunda cezai şartın doğduğunu, cezai şartı da temin eden teminat mektuplarının cari hesaba değil bu cezai şart alacaklarına mahsuben paraya çevrildiğini, anlaşmazlığın esas itibariyle bu tazmin işleminden kaynaklandığını, bu hususların incelenmediğini, bilirkişilerin mektup bedellerini ödemek için senet verdiği cari hesap borcundan düşerek hatalı hesap yaptığını, teminat mektuplarının haksız paraya çevrildiği iddiasının bulunması halinde bunun ayrı bir dava konusu edilebileceğini, 4 kez gönderilen cezai şart faturasının her defasında iade edildiğini, harcın tamamlanmadan yargılamanın sürdürüldüğünü, vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını, kararın açıklama içermediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
-
Değerlendirme
-
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak yekdiğerine verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:50:17