Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3765
2023/3696
12 Haziran 2023
MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2019/414 Esas, 2021/966 Karar
HÜKÜM: Asıl ve karşı davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki itirazın iptali ve alacak davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 28.02.2008 tarihinde Dual Trak Plus ergitme sisteminin 187.000 euro + KDV bedelle satımı konusunda anlaşıldığını, sözleşmenin 5 inci maddesine göre kur farkı talep edilebileceğini, sözleşmeye uygun olarak düzenlenen kur farkı faturasının davalı şirkete gönderildiğini, davalı tarafça faturanın iade edildiğini, davalı aleyhine icra takibi yapıldığını ileri sürerek davalının icra takibine itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; tarafların iki adet döküm ocağı satımı konusunda anlaştıklarını, anlaşma uyarınca davacının ocakları teslim ettiğini, ocaklar kurulduktan sonra ocaklardaki eksikliklerin farkedildiğini, davacı tarafa bildirildiğini, maldaki ayıp ve eksiklikler nedeniyle davacının talep ettiği bedelden daha fazla zararı olduğunu, maldan yeterince yararlanamaması nedeniyle de uğradığı zararı bulunduğunu ileri sürerek asıl davanın reddini ve %40 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, karşı davanın kabulü ile 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. 23.02.2012 tarihli ıslah talebi ile karşı davadaki talebini 44.800,00 TL arttırarak 49.800,00 TL 'ye ıslah etmiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 21.05.2015 tarih, 2014/340 E. ve 2015/352 K. sayılı karar ile taraflar arasında davaya konu ergitme sisteminin 187.000,00 euro + KDV bedelle satımı hususunda sözleşme yapıldığı, sözleşmenin 5 inci maddesine göre ödemelerin euro olarak ya da ödeme tarihindeki Merkez Bankası kuru üzerinden TL'ye çevrilecek şekilde ödeneceği ve ödemelerin tamamlandığı tarihte, euro/TL kuru sözleşmenin imzalandığı tarihle farklı miktarda ise kur farkı tahsil edileceğinin kararlaştırıldığı, davalının sözleşmenin 5 inci maddesi kapsamında kur farkından dolayı 17.497,29 euro borcunun bulunduğu, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun
'un (3095 sayılı Kanun) 4 a maddesi gereğince faiz talep edilebileceği, işlemiş faize yönelik talebin bir cari hesap sözleşmesi bulunmaması, alacağın ispata muhtaç olması nedeniyle yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne; karşı davada ise teknik bilirkişi raporuna göre davacı tarafından teslim edilen ekipmanlarda bulunan eksik ve ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu, baştan beri bulunan imalat hatasının olduğu, yapılan tamir işlemlerinin yeterli olmadığı, davalının ihbar görevini zamanında ve yerinde yaptığı, 49.800,00 TL (KDV dahil) tamirat bedeli zararın doğduğu, bu bedelin davacı karşı davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsili gerektiği gerekçesiyle karşı davanın kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 21.03.2019 tarih, 2019/71 E. ve 2019/1909 K. sayılı kararıyla, karşı davada davacının, tamir bedeli ve ayrıca kâr olmak üzere alacak talebinde bulunmasına rağmen tek bir rakam belirlediği ve ıslah ederken de davasını tek bir rakam gösterdiği, Mahkemece alacak kalemlerinin tek tek hangi miktarda olduğu karşı davacıya açıklattırılmadan yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, asıl davada, kur farkına esas faturada asıl alacağın yanı sıra devlete ödenen KDV tutarının da hesaba dahil edilmemesi gerektiği gözetilmeksizin toplam tutar üzerinden kur farkının hesaplanmasının isabetsiz olduğu belirtilerek karar bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla tarafların Dual Trak Plus ergitme sisteminin 187.000,00 euro + KDV bedelle satımı hususunda anlaştıkları, aralarındaki sözleşmenin 5 inci maddesine göre ödemelerin euro olarak ya da ödeme tarihindeki Merkez Bankası kuru üzerinden TL'ye çevrilecek şekilde ödeneceği ve ödemelerin tamamlandığı tarihte euro/TL kuru sözleşmenin imzalandığı tarihle farklı miktarda ise kur farkı tahsil edileceğinin düzenlendiği, davacı tarafından sözleşme hükmüne uygun olarak 393.458,85 TL (220.660,00 euro karşılığı) fatura gönderildiği, davalı şirketin çeşitli tarihlerde 201.162,71 euro ödediği, ödemeler tamamlandıktan sonra KDV dahil 41.346,65 TL bedelli kur farkı faturasının noter kanalı ile 01.06.2009 tarihinde davalı şirkete gönderildiği, davalı tarafından faturaya itiraz edildiği ve noter kanalıyla iade edildiği, bilirkişi raporuna göre davacının 13.844,26 euro KDV hariç kur farkı alacağının bulunduğu, karşı dava yönünden ise, karşı davacı taraf taleplerinin tamir gideri olarak 4.950,00 TL, mahrum kalınan kâr olarak da 50,00 TL olarak açıklandığı, bilirkişi raporuna göre teslim alınan ekipmanlarda bulunan ayıpların gizli ayıp olduğu, baştan beri bunun imalat hatası olduğu, yapılan tamir işlemlerinin yeterli olmadığı, ayıp nedeniyle ihbarın süresinde yapıldığı, karşı davacının bundan kaynaklı olarak 49.800,00 TL zararının bulunduğu, tamir gideri yönünden talebin ıslah ile 49.750,00 TL'ye yükseltildiği, tamirat bedeline ilişkin bu zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle (tarafların tacir olması nedeniyle) birlikte karşı davalıdan tahsili gerektiği, mahrum kalınan kâr yönünden davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2009/21103 sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, takibin 13.844,26 euro üzerinden devamına, takipte asıl alacağa 3095 sayılı Kanun'un 4 a maddesi uyarınca devlet bankalarının euro cinsinden 1 yıllık mevduata uygulamış olduğu en yüksek mevduat faizi oranında faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca asıl alacağın %40'ı oranında (12.009,61 TL) icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karşı davanın kısmen kabulüne, tamir bedeline ilişkin olarak 49.750,00 TL'nin karşı dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte karşı davalıdan alınarak karşı davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kur farkının, 01.06.2009 tarihli fatura tarihindeki kur üzerinden değil, kur farkı halen ödenmemiş olduğundan güncel kur üzerinden hesaplanması gerektiğini, kur farkına KDV eklenmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 inci maddesi uyarınca karşı davacının ayıp ihbarını süresinde bildirmediğini, ayıp olduğu belirtilen arızaya yönelik sözleşme hükümlerine uygun hareket etmediğini, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine öncelik verilmesi gerektiğini, ancak bilirkişi raporunda sözleşme hükümleri değerlendirilmeksizin görüş hazırlandığını, arıza giderim bedelinin somut veri olmaksızın belirlendiğini, karşı davacının, arızaya ilişkin sözleşme hükümlerine uymadan hareket etmesi sebebi ile zararın artmasına kendisinin sebebiyet verdiğini, karşı davacının taleplerinin, ayıba karşı tekeffülle ilgili düzenlemeler dikkate alındığında zamanaşımına uğradığını, karşı davalının, talep kalemlerine ilişkin olarak, ispatı zor olan kâr mahrumiyetini 50,00 TL olarak belirtmesinin bunun yanı sıra ayıplı tazminattan kaynaklı alacak miktarını yüksek tutmasının kabul edilebilir olmadığını, bilirkişi raporunun da karşı davacının taleplerine göre hazırlandığını, montajın uzaması sebebiyle ocakların 01.11.2018 tarihinde devreye alınmış olmasından bahisle bu süreçte yapılan yazışmaların ayıp ihbarı olarak kabulünün mümkün olmadığını, makinanın devreye alınmasından yaklaşık 10 ay sonra yapılan eksiklik bildiriminin, bilirkişi tarafından 2 inci kez yapılan ayıp ihbarı olarak kabulünün mümkün olmadığını, makinanın devreye alınmasının bildirimin yapıldığı iddia olunan tarihe kadar kullanım olduğu halde, müvekkili şirket tarafından kur farkı gönderilmesinden sonra karşı tarafça eksiklik bildiriminin yapılmasının usulüne uygun yapılmış bir ayıp ihbarı olarak değerlendirilemeyeceğini, karşı davacı tarafça usulüne uygun süresinde yapılmış bir ayıp ihbarından bahsedilemeyeceğinden davalının seçimlik haklarını kullanmasının da söz konusu olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda, makinanın KDV bedelinden eksik ödeme yapıldığına dair tespitin hatalı olduğu, KDV alacağının döviz üzerinden hesaplanmasının doğru olmadığını, davacı karşı davalının düzenlediği faturada dahi KDV bedelinin TL olarak yazıldığını, makine bedeli dışındaki ödemelerin TL olarak KDV alacağından mahsubu ile kalan KDV alacağının olup olmadığının belirlenmesi gerekirken karşı tarafın KDV dahil alacağının döviz üzerinden hesaplanarak 203.776,76 euronun ödendiği KDV alacağının 33.600,00 euro olduğu bunun da 16.883,24 eurosunun ödenmediği şeklindeki tespitin hatalı olduğunu, makine bedelinin tamamı, makine bedeline ilişki fatura tarihinden önce ödenmiş olduğundan davacı karşı davalının artık kur farkı talep etmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi raporu da bu yönde olmasına rağmen Mahkemece aksi yönde karar verildiğini, kur farkı alacağında KDV ilave edilmemesi yönünde lehlerine usuli müktesep hak oluştuğunu ancak henüz belirli olmayan bir alacaktan dolayı KDV hesaplanmasının doğru olmadığını, bu durumda müvekkilinin alacağına da KDV ilave edilmesi gerektiğini, dava konusu alacağın likit olmadığını, aleyhlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin yapılan yargılama ile davacı karşı davalıdan daha fazla alacağı olduğunun ortaya çıktığını; karşı davaları yönünden, müvekkilinin ocakları kullanamamasından kaynaklanan zararları konusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, kur farkı alacağının tahsili için başlatılan takipte 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesine dayalı itirazın iptali istemine; karşı dava ise eksik ve ayıplı ifa nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesi.
-
2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi.
-
Değerlendirme
6100 sayılı Kanun'un 'Hükmün Kapsamı' başlıklı 297 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca hükmün "Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" kapsaması gerekmektedir. Temyiz incelemesine konu gerekçeli kararın dava ve cevap kısımları işbu dava ile ilgili olmadığı gibi, gerekçe kısmında yer verilen 25.06.2021 tarihli bilirkişi raporunun da yine bu dava ile ilgili olmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, kabule göre de, hükme esas alındığı belirtilen bilirkişi raporuna göre belirlenen kur farkı alacağına hükmedildiği belirtilmişse de, dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporunda, hükümde belirlenen meblağa rastlanmadığından, hükmedilen alacağa nasıl varıldığının gerekçede açıklanmamış olması da mezkûr 297 nci maddenin birinci fıkrasının (c) bendine aykırı olup, yerel mahkeme kararının resen bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:52:17