Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/431

Karar No

2023/3503

Karar Tarihi

5 Haziran 2023

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2019/320 Esas, 2021/1400 Karar

HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2015/377 E., 2018/503 K.

Taraflar arasındaki ortaklıktan çıkma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkete 11.09.2012 tarihinde hisse devriyle ortak olduğunu, ancak ortaklığının kağıt üzerinde kaldığını, müvekkilinin şirketle ilgili olarak hiçbir zaman bilgilendirilmediğini, şirketin faal olup olmadığının ve fiilen hangi ticari faaliyette bulunduğunun dahi bilinmediğini, müvekkiline ödenmiş bir kâr payı bulunmadığını, müvvekkilinin şirket defter ve kayıtlarını inceleme talebinin sürekli geri çevrildiğini, müvekkilinin fiilen katılmadığı ortaklar kurulu toplantıları düzenlenerek müvekkiline hisse devri yapıldığını, ana sözleşme değişikliği yapılarak sermaye artırımına gidildiğini, şirketin kamuya ve özel sektöre borçlandırıldığını, müvekkili kredi başvurusunda bulunduğunda yönetimine hiçbir şekilde dâhil edilmediği mezkur şirketten kaynaklanan riskleri bulunduğundan bahisle başvurularının reddedildiğini, diğer ortaklar ve sorumlu müdürün müvekkili talebine rağmen iletişim kurmaktan kaçındığını, davalı şirketin 11.06.2013 tarihinden bu yana ortaklar kurulu toplantısı yapmadığını, şirketin aktif ticari faaliyetinin bulunmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 638 inci maddesine göre müvekkilinin ortaklıktan çıkma haklı sebeplerinin bulunduğunu belirterek müvekkilinin haklı nedenlerle davalı şirket ortaklığından çıkmasına, bu talepleri kabul edilmediği takdirde yasal şartları oluştuğundan 6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesi uyarınca şirketin feshine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili süresinde cevap dilekçesi vermemiş, beyan dilekçelerinde davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 16.01.2017 tarihli bilirkişi raporunda, davalı şirketin 11.06.2013 tarihinden itibaren ortaklar kurulu toplantısının yapılmadığı, karar defterine göre 2012, 2013 ve 2014 yıllarında alınan kararlarda davacının imzalarının bulunduğu, davalı şirketin 2012 yılından itibaren her yıl cirosunun ve kârlılığının sürekli azalmakta olduğu, 2015 yılında ise satış cirosunun olmadığı ve yılı zararla kapatmış olduğu, davalı şirketin faaliyetinin bulunduğu ve fesih koşullarının oluşmadığı sonucuna varıldığının belirtildiği, davacı vekilinin rapora karşı beyanında, müvekkilinin İzmir’e hiç gitmediğini, imzaladığı iddia edilen ortaklar kurulu kararları ve karar defterlerindeki imzaların sahte olduğunu, bu konuda inceleme yaptırılmasını istediklerini belirttiği bilahare 07.12.2017 tarihli dilekçesi ile ise imza incelemesi isteğinden vazgeçtiği, 15.01.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda, davacının, davalı şirketin 31.12.2013 tarihli toplantısına davet edildiğine ilişkin bir belgenin bulunmadığını, 2013 yılı toplantısının yapılmadığı, 28.07.2015 tarihinde yapılan 2014 yılına ilişkin toplantıya davet edildiğine ilişkin belgenin de bulunmadığı, davalı şirkette 2012 yılı için kâr dağıtımı yapılmamasına karar verildiğini, 2013 yılı için böyle bir kararın bulunmadığını, kâr dağıtımının da yapılmadığını, 2014 yılına ilişkin genel kurulda kâr dağıtmama kararının bulunduğunun belirtildiği, davacının, davalı şirkete İzmir 21. Noterliğinde düzenlenen 11.09.2012 tarihli limited şirket hisse devir sözleşmesi ile ortak olduğu, aynı noterlikte düzenlenen 05.06.2013 tarihli işlem ve davalı şirketin 04.06.2013 tarihli, 2013/01 sayılı kararı ile şirket ortaklarından Uğur Nasır'ın 40 payını devralarak davacının davalı şirketteki payının 80'e ulaştığı, davacının 04.06.2013 tarihli ve 22.04.2014 tarihli kararlara imza attığı, 11.06.2013 ve 31.12.2013 tarihli toplantılara katıldığı, 28.07.2015 tarihli toplantı gününün ve gündeminin davacıya bildirildiği ancak davacının bu toplantıya katılmadığı, ispat yükünün davacıda olduğu, davacı vekilinin iddialarının aksine davalı şirket defter ve belgelerinin incelenmesi ya da davalı şirketin toplantıya çağırması gibi konularda izlenecek yol ile ilgili olarak 6102 sayılı Kanun'da düzenleme bulunduğu ve davacı tarafça bu yola gidilmesinin mümkün olduğu, defter ve belgeler incelenmek için istendiği ya da şirketle ilgili bilgi verilmediği yönündeki iddia ile ilgili olarak davacı tarafça yeterli delil sunulmadığı, davalı şirketin faaliyetinin bulunmadığı ileri sürülmüş ise de bilirkişi raporuna göre davalı şirketin ticari faaliyetine devam ettiği, şirketin kârlılığı azalmakta olduğundan ve şirkette kâr payı dağıtmama yönünde karar alındığından, yani keyfi olarak kâr payı dağıtılmaması ya da diğer ortaklara dağıtılıp davacıya dağıtılmaması gibi bir durumun söz konusu olmadığı, sahte olduğu ileri sürülen belgeler yönünden inceleme talebinden vazgeçildiği, bu kararlar ile ilgili olarak imkanları bulunmasına rağmen iptali konusunda açılan davanın da bulunmadığı, dinlenen tanık anlatımının davacı iddialarının ispatı noktasında yetersiz kaldığı, davacı vekilinin gerek müvekkilinin davalı şirket ortaklığından çıkması, gerekse davalı şirketin feshi yönündeki talepleri yönünden haklı sebeplerin varlığı konusunda üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği hususunda dosyaya sunulan delillerinin değerlendirilmediğini, davacının hiçbir ortaklar kurulu toplantısına davet edilmediği bilirkişi ek raporunda belirtildiği halde Mahkemece müvekkilinin 31.12.2013 tarihli toplantıya katıldığı, 28.07.2015 tarihli toplantıya ise davet edildiği halde katılmadığı yönünde tespitte bulunduğunu, şirket belgelerindeki imzalar için inceleme yapılmasına gerek olmadığını, zira bilirkişi raporuna göre toplantıya davet edilmediği belli olan müvekkilinin imzasının da olamayacağını, dosyadaki belgeler incelendiğinde imzanın müvekkiline ait olmadığının çıplak gözle de görülebileceğini, davalı şirketçe toplantıya davet usullerine uyulmadığını, şirketin bilanço itibarı ile kâr payı da dağıtamayacağını, müvekkilinin ayrılma akçesi de istemediğini, davalı şirket ve ortaklarının davacıya takındıkları hasımane tutum karşısında davacını şirkette kalmaya zorlanamayacağını, şirketin feshi şartlarının oluştuğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporları ve dosya kapsamına göre davacının 11.09.2012 tarihinde hisse devri suretiyle davalı şirkete ortak olduğu 2012 yılı genel kurul toplantısının 31.12.2013, 2014 yılına ait genel kurul toplantısının davanın açıldığı 14.03.2015 tarihinden sonra

28.07.2015 tarihinde yapıldığı, dosyaya sunulan 13.03.2015 tarihli iadeli taahhütlü olağan kurul toplantısına çağrı içerikli belge, dava tarihinden önce düzenlenmiş ise de, belgede hangi yıla ait olduğu bilgisinin yer almadığı, tebliğine ilişkin bir belge de bulunmadığı, 2013 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısının yapıldığına yönelik dosyaya belge sunulmadığı, getirtilen sicil kayıtlarında da yer almadığı, davacının toplantılara çağrıldığına ilişkin bir belge sunulmadığı, 31.12.2013 tarihinde yapılan 2012 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısının 4. maddesinde; “2012 yılı şirket karının ortaklara dağıtılmayarak, şirket bünyesinde bekletilmesine" karar verildiği, 2013 yılında toplantı yapılmadığından 2013 yılına ait kâr dağıtımının yapılmadığı, yargılama aşamasında 28.07.2015 tarihinde yapılan 2014 yılına ait Olağan Genel Kurul Toplantısında; şirket kârından kanun ve esas sözleşme gereği yapılması gereken miktarlar ayrıldıktan sonra kalan kısmının dağıtılmasına karar verildiği, davalı şirketin ortaklarına kâr payı ödemesi yapmadığı, defterlerin usule uygun tutulduğu, borçlandırıcı işlem yapıldığına ilişkin bir kayıt ve belge bulunmadığı, bilirkişi raporunda şirketin, ticari faaliyetlerini mevcut olduğu ve fesih koşullarının oluşmadığının belirtildiği, davacı tanığının davacının çalışanı olması, davalı şirketle ilgili bir bilgisinin bulunmaması, davacının kendisine aktardığını ifade etmesi nazara alındığında, tanığın tarafsız olamayacağı ve ifadelerini de ispat için yeterli nitelikte olmadığı, davacının dava dilekçesindeki iddialarına yönelik olarak 6102 sayılı Kanun hükümleri ve ana sözleşme çerçevesinde şirkete karşı haklarını kullanmadığı gibi, dava yoluna da gitmediği, aksine, 2013/01 no.lu 04.06.2013 ve 2013/2 no.lu 11.08.2013 tarihli ortaklar kurulu kararlarında davacının imzasının bulunduğu, 2013/2 no.lu kararda dağıtılmayan kârlar hesabında yer alan 104.642,88 TL'nin şirket sermayesine ilave edilmesinin ortaklarca kabul edildiği, 2014 yılına ait karar defterinin 1 inci sayfasında fabrikanın kiralanmasına yönelik ve 2 nci sayfasında şirketin temsil ve ilzamına yönelik 22.04.2014 tarihli, 2014/1 no.lu ve 28.04.2014 tarihli 2014/2 no.lu kararlarda davacının imzası bulunduğu, davacı vekili imza incelemesine ilişkin isteklerinden vazgeçmiş olduğundan kararlardaki imzaların davacıya ait olduğunun kabulü gerektiği, davacının ortaklıktan çıkma haklı sebeplerinin var olduğunun ispatlanamadığı, hükme esasa alınan bilirkişi raporunda davalı şirketin 2015 yılında satış cirosu bulunmadığı ve yılı zararla kapattığı belirtilmiş ise de şirketin ticari faaliyetlerinin mevcut olduğu, ayrıca fesih şartlarının oluşmadığının belirtildiği, Mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararların imza incelemesi hususunda toplandığını ancak diğer ortaklar tarafından müvekkiline karşı işlenen haksız filler sebebiyle devam eden ceza yargılamasının dahi inceleme konusu yapılmadığını, davalı şirket tarafından alınan karralardaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, bunun için bilirkişi incelmesine gerek olmadığını, maddi gerçekliğin müvekkilinin toplantılara usulüne uygun davet edilmediğinden anlaşılabileceğini, kaldı ki dosya içindeki vekâletnamede yer alan imzadan da toplantı tutanaklarındaki imzanın aynı olmadığının anlaşılabileceğini, toplantıya usulüne uygun davet edilmeyen müvekkilinin tutanaklarda da doğal olarak imzasının bulunamayacağını, müvekkilinin davanın uzamaması için imza incelemesine muvafakat etmediğini, müvekkiline ait aracın davalı şirket ortakları tarafından haksız bir şekilde alıkonulduğunu, buna dair ihtarnameyi dosyaya sunduklarını, davalı şirketin yeni ortağı tarafından müvekkilinin tehdit edildiğinin tanık beyanı ile de ortaya konulduğunu, şirketin aktif bir faaliyetinin bulunmadığını, hiç kâr payı dağıtılmadığını, taraflarınca gösterilen sebepler dışında Mahkemece 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi gereği takdir yetkisi kullanılarak haklı sebebin varlığının belirlenebileceğini, davalı şirkete ortaklığı nedeniyle maddi manevi zorda olan müvekkilinin ortaklıkta kalmasına mecbur kalmasının kabul edilemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, limited şirket ortağı olana davacını ortaklıktan çıkmasına izin verilmesi, talep kabul edilmediği takdirde davalı şirketin feshine karar verilmesi istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesinin üçüncü fıkrası, 638 inci maddesinin ikinci fıkrası.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:55:08

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim