Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/9215

Karar No

2023/3438

Karar Tarihi

1 Haziran 2023

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/494 Esas, 2021/1198 Karar

HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2015/431 E., 2018/25 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Kocaeli ili, Dilovası ilçesindeki Dilderesi ıslah çalışması kapsamında 2 adet DN300 çelik borunun ''deplaseve demontaj'' işini yapmak için dava dışı Gökten İnşaat Sanayii ve Tic. Ltd. Şti. ile sözleşme imzaladığını, ilgili sözleşmede sadece iki taraf olup, Gökten İnş... Şti. işveren, müvekkili şirketin ise yüklenici olduğunu, müvekkili şirket ile davalı ... arasında 3 üncü şahıslara karşı mali sorumluluk sigorta poliçesi düzenlendiğini, müvekkili şirketin işe başladığı ve 09.09.2014 tarihinde Dilderesi ıslah çalışması sırasında montajı yapılacak olan borunun vinç vasıtası ile taşınırken boruların vinçten kurtularak mevcut olan boru hattının üzerine düştüğünü ve mevcut olan boru hattında kırılmalar oluştuğunu bu olay nedeniyle üçüncü kişi dava dışı Çolakoğlu Metalurji A.Ş.'ye ait boru hattının hasarlandığını ve ilgili şirketin zararının oluştuğunu, müvekkili şirketin hasarı gidermek için harcamalar yaptığını, davalı şirkete 08.12.2014 tarihinde bildirimde bulunulduğunu ve hasar dosyası açıldığını, sigorta şirketince hasarın poliçe teminatı dışında kaldığı belirtilerek ödeme yapılmayacağının bildirildiğini, müvekkili ile Çolakoğlu firması arasında iş ilişkisi bulunmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 207.670,00 TL alacağın rizikonun gerçekleştiği 09.09.2014 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın iddialarının aksine bahsi geçen işin yapılması amacıyla Dilovası Organize Sanayi Bölgesinde yer alan firmalar ile dava dışı yüklenici Gökten İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında sözleşme imzalandığını, sözleşmede, sözleşmenin taraflarından bir tanesi de yapılan çalışma esnasında boruları zarar gören dava dışı Çolakoğlu Metalurji A.Ş. olduğunu, bu sözleşmede Gökten İnşaat Ltd. Şti.'nin ise yüklenici pozisyonunda olduğunu, bu sözleşmeden sonra, Gökten İnşaat Ltd. Şti. ile davacı arasında 01.09.2014 tarihli sözleşme imzalandığını, yapılan su borularının deplase edilmesi işinde boruları hasarlanan dava dışı Çolakoğlu Metalurji A.Ş. işveren, davacının ise alt yüklenici pozisyonunda olduğunu, bu sebeple boruları hasarlanan dava dışı Çolakoğlu Metalurji A.Ş.'nin üçünçü kişi durumunda olmadığını, aksi durumda dahi davacı sigortalının adamları tarafından çalıştıkları bina ve araziye verdikleri zararların teminat dışında bırakıldığını, müvekkilinin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, hasar tutarına %10 oranında muafiyet uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı Çolakoğlu Metalurji A.Ş.'nin 3 üncü kişi konumunda olmayıp asıl işverenlerden olduğu, davacının alt yüklenici olduğu talep edilen bedelin teminat dışında olduğu, bilgilendirmeye ilişkin def'inin ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1423 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı Çolakoğlu Metalurji A.Ş.'nin 3 üncü kişi konumunda olduğunu, 01.09.2014 tarihli sözleşmeye göre, müvekkilin rizikonun gerçekleştiği mahalde yaptığı işin işvereni dava dışı Gökten İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. olduğunu, müvekkil ise bu işin yüklenicisi olduğunu, yerel mahkeme tarafından kabul edildiğinin aksine; ilgili sözleşme, tarafları ve tarihleri açısından incelendiğinde, Dilderesi'nde alt yapısı bulunan diğer tüm şirketler gibi Çolakoğlu Metalurji firması da risk altında bulunan üçüncü kişi niteliğindeki bir şirket olduğunu, davalı tarafça; Çolakoğlu Metalurji A.Ş.'nin üçüncü kişi konumunda olmadığı, tarafımızca sözleşme akdedilen dava dışı Gökten İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin, 24.09.2014 tarihinde dava dışı Çolakoğlu Metalurji A.Ş. ile arasında sözleşme akdedildiğini, bu nedenle Çolakoğlu firmasının asıl işveren, Gökten İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin yüklenici, davacı müvekkil şirketin ise alt yüklenici olduğu ileri sürülmüş; mahkeme tarafından da bu husus yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın kabul gördüğünü, oysaki; taraflar arasındaki sözleşmelerin tarihine bakıldığında dahi; söz konusu iddianın gerçek dışılığı ortaya çıkacağını, zira, "yüklenici" sıfatında olduğu iddia edilen Gökten İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin öncelikle 01.09.2014 tarihinde alt yüklenici ile sözleşme akdedip; asıl işi ise 24.09.2014 tarihinde aldığı mantık kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, müvekkil şirketin imzası bulunmayan, bilgisi dışındaki bir sözleşme delil gösterilerek davanın reddine dair hüküm kurulması; hukuka ve usule aykırılık teşkil etmekte olduğunu, davalı ..., aydınlatma yükümlülüğünü ihlal ettiği halde Mahkemece bu durum dikkate alınmaksızn hüküm kurulduğunu sigorta sözleşmelerinde bilgilendirmeye ilişkin yönetmelikte belirtilen bilgilendirmenin davalı tarafından yapıldığını gösteren bir belge dosyada bulunmadığından bilgilendirmenin yapılmadığı ve zararın poliçe kapsamında kaldığı kabul edilmesi gerektiğini, sigortacı tarafından sigorta sözleşmesinin müzakeresi, kurulması ve devamı sırasında bilgilendirme yükümlülüğü gereği gibi yerine getirilmemiş ise sigorta ettiren uğradığı zararın tazminini talep edebileceğini, bu nedenle de davalı ... şirketinin meydana gelen zarardan sorumluluğunun tam olduğunu, ancak yerel mahkemece kurulan hükümde, taraflar arasındaki poliçe tarihinden önce yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1423 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre aydınlatma açıklamasının verilmemesi halinde sigorta ettirenin sözleşmenin yapılmasına 14 gün içerisinde itiraz etmemiş olması nedeniyle sözleşmenin poliçede yazılı şartlarla yapılacağının kabulü ile davacı tarafın şartlara ilişkin bir itirazının davalı tarafa bildirildiğine dair bir delilin dosyada bulunmaması nedeniyle davacının bilgilendirme konusunda yapmış olduğu itirazın kabul edilmediğinin belirtildiğini, ancak; 6102 sayılı Kanun'un 1423 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, süresi içinde itirazda bulunulmadığı takdirde sözleşmenin poliçede yazılı şartlarla kurulmuş olacağının hüküm altına alındığını, sözleşmenin tarafların üzerinde anlaştığı; iradelerinin uyuştuğu şartlarla kurulduğunu, bu şartlar bakımından poliçenin bir ispat aracı olduğunu, bu hususun 6102 sayılı Kanun'un 1424 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında anlaşıldığını, kaldı ki, 6102 sayılı Kanun'un 1425 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca poliçenin içeriği teklifnameden veya kararlaştırılandan farklıysa, poliçede yer alıp da farklı olan ve sigorta ettirenin, sigortalının ve lehtarın aleyhine olan hükümlerin geçersiz olduğunu, bu hükmün 6102 sayılı Kanun'un 1423 üncü maddesinin ikinci fıkrası bağlamında da uygulanacağını, dolayısıyla düzenlemede yer alan “poliçede yazılı şartlar”, taraflarca kararlaştırılan, üzerinde anlaşılan, taraf iradelerinin karşılıklı olarak uyuştuğu şartları ifade ettiğini, gerek poliçenin yalnızca bir ispat aracı olması, gerekse 6102 sayılı Kanun'un 1425 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü karşısında, belirtilen cümleye bunu aşan bir anlam yüklenmesinin mümkün olmadığını, hiç itiraz edilmediği yahut itirazın 14 günlük süre içinde ileri sürülmediği durumlarda, sigorta sözleşmesinin tarafların sözleşmenin müzakeresi safhasında üzerinde anlaştıkları koşullarla kurulmuş olacağını, bu koşulların ise poliçe ile ispatlanacağını, ancak poliçede yer alan bazı hükümler kararlaştırılandan farklı ve sigorta ettirenin aleyhine ise bu hükümlerin geçersiz sayılacağını, bu ise, aydınlatma açıklamasının verilmesinden bağımsız bir şekilde zaten ve her hâlde söz konusu olan hukuki durum olduğunu,ayrıca mahkeme kararında belirtilen 6102 sayılı Kanun'un 1423 üncü maddesinin ikinci fıkrası maddesinde 14 günlük sürenin ne zaman işlemeye başlayacağının belirtilmediğini, 6102 sayılı Kanun'un sigortaya ilişkin hükümlerinin, sigorta ettiren lehine nispi emredici hükümler niteliğinde olduğu düşünüldüğünde ise, mahkeme tarafından söz konusu hükmün davacı lehine yorumlanması gerekmekteyken aksi yönde yorum yaparak davanın reddine hükmetmesi kanunun lafzına ve hakkaniyet ile nefaset kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, ayrıca taleplerinin haklılığına karar verilecek olması halinde, bilirkişilerce belirlenen zarar miktarına ilişkin itirazlarını tekrar ettiklerini davanın kabulü halinde zararların itirazlaır dikkate alınarak hesap edilmesini talep ettiklerini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dilderesi ıslah işini konu alan ve yüklenicisi Gökten İnşaat Ltd. Şti. olan 29.09.2014 tarihli sözleşmede, işveren olarak Dilovası Organize Sanayi Bölgesi İdaresi ile su hattı yapılacak 10 adet firmanın gösterildiği, 10 adet firma arasında Çolakoğlu Metalurji A.Ş.’nin de olduğu, bu kez Gökten İnşaat Ltd. Şti.’nin işveren, davacı şirketin ise yüklenicisi olduğu aynı işi konu alan 01.09.2014 tarihli sözleşmenin imzalanmış olduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, nitekim, davacı tarafından davalı ... şirketine hitaben yazılan 23.12.2014 tarihli hasar bildiriminde, “…iş yaptığımız Gökten İnşaat firmasının taahhüdünde yapılan Çolakoğlu Metalurji fabrikasına ait boru deplase ve montaj işinde 09.09.2014 tarihinde hasar meydana gelmiştir..” denildiği, taraflar arasındaki 3 üncü şahıs Mali Sorumluluk Poliçesi genel şartları 3 üncü maddesinin b bendinde, bir mukavelenin ifasına veyahut hususi bir anlaşmava dayanan işler sonucu oluşan hasarların teminat dışı olduğunun belirtildiği, dava dışı Çolakoğlu Metalurji A.Ş.’nin 3 üncü kişi konumunda olmayıp, asıl işveren, dava dışı Gökten İnşaat Ltd. Şti.’nin üst yüklenici, davacı şirketin ise alt yüklenici olduğu, hasar gören boru ve bağlantılı malzemelerin asıl işveren dava dışı Çolakoğlu Metalurji A.Ş.’ye ait olduğundan ve hasarın işin ifası sırasında meydana geldiğinden poliçe teminat kapsamında kalmadığı gibi, tacir sıfatını haiz olan davacının imzasının bulunduğu poliçede açıkça sigorta sözleşmesi ile kapsam dahilinde alınmış riskler ile kapsam dışı bırakılmış risklerin yer aldığı sigorta genel şartlarını ve klozlardan haberdar edilmiş olduğu belirtildiğinden İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, 3. şahıs Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi kapsamında ödenen zararların rücuen tazmini istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkararistinaftemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:55:49

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim