Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/8793
2023/3412
31 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44.Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/495 Esas, 2021/996 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2013/60 E., 2017/742 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı karşı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde; davalıların Almanya'dan ucuz alüminyum kaplamalı kağıt getirme teklifine tekstil işi uğraşması nedeniyle sıcak bakmadığını, buna rağmen davalıların bir şekilde davacı şirketin hiçbir teklif veya talebi olmadan davacı şirket adına ve hesabına Almanya'dan Alminyum Feron GMBH&CO.K.C isimli firmadan bir tır dolusu alüminyum kaplama kağıt getirttiğini, bu duruma sinirlenen davacıya, davalıların söz konusu malların bedelini peşin ödediklerini, kendisinin hiçbir sorumluluğu olmayacağını ve davacıdan malları gümrükten çekmesini istediklerini, sonrasında davacının Feron isimli firmayla irtibata geçtiğini, Feron yetkililerinin ise davacıyı tanımadıklarını malları ...'a gönderdiklerini söylediklerini, ticari ilişkide resmiyette davacı şirket ile Aluminium Feron GMBH&CO.KG şirketi ticari ilişkide bulunmuş gibi bir tablo ortaya çıktığını ancak söz konusu ürünleri davalıların teslim aldığını, sonrasında Feron firmasının alacağını tahsil etmek amacıyla davacı şirkete icra takibi yürüttüğünü, davacının bu borca itiraz ettiğini, bunun üzerine açılan itirazın iptali davasında davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, bunun üzerine davacının asıl borçlu olan davalılara müracaat ettiğini ve davalıların taahhütnameyle borcu kabul ettiklerini, ancak ilam gereğince davacı şirkete hacze gidildiğini ve 120.000,00 TL değerinde menkul malın haczedildiğini ve borcun ödenmesi yönünde taahhüt alındığını bu şekilde davacının borç altına girdiğini ve ticari itibarının zedelendiğini, sonrasında müvekkilinin durumu tekrar davalılara ilettiğini, davalılar ile birlikte alacaklı Feron firması arasında 24.02.2012 tarihli ödeme protokolü düzenlendiğini, protokolde davalıların kefil göründüğünü ancak bu ödemeyi davacının tek başına yaptığını, taksitlerin zamanı geldiği halde davalıların borçlarını ödemediğini, müvekkilinin daha sonrasında borcun asıl sahibi olan davalılara icra takibi yürüttüğünü, davalıların icra takibine ekli belgelerdeki imzalara da kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini, icra takibinin bunun üzerine durduğunu, davacının hiçbir ilgi ve alakası olmayan ticari ilişki nedeniyle maddi ve manevi zararlara uğradığını ileri sürerek haksız haciz ve muhafaza işlemi sonucu müvekkilinin iş yerinden satışa sunmak üzere alınan 120.000,00 TL bedelli mal nedeniyle uğradığı zararla ilgili 120.000,00 TL, söz konusu menkul mallar muhafaza altına alınmasaydı müvekkilin bu malları satması sonucu elde edileceği fakat malların muhafazası nedeniyle mahrum kaldığı (müsbet zarar) malların değerinin asgari %20'si olan 24.000,00 TL’nin, müvekkilinin haksız icra takibi/dava/haciz/muhafaza işlemleri nedeniyle uğradığı manevi zararlar nedeniyle 30.000,00 TL manevi zarar olmak üzere toplamda 174.000,00 TL tazminatın muaccel olduğu tarihten ödeme tarihine kadar ticari (avans) faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar karşı davacılar vekili cevap dilekçesinde; 15.09.2011 tarihli taahhütnamede bu davalının şahsen imzasının bulunmadığı ve şirket adına imza attığını, bu nedenle davanın ... yönünden husumet reddi gerektiğini, ayrıca davacının rızası ile malların gümrükten alındığını, basiretli bir tacirin kendi iradesi ile yaptığı iş ve işlemlerden sorumlu olması gerektiğini, ayrıca mal bedelllerinin dava dışı Feron’a ödenme üzere davacıya verildiğin, davacı tarafın delil olarak sunduğu protokolde de belirtildiği üzere 20.000,00 TL bedelin davalı şirket tarafından ödendiğini, ayrıca 15.000,00 TL’nin çek, 7.000,00 TL’nin davacı şirket çalışanına havale ile ve 8.000,00 TL’nin ise kumaş olarak ödendiğini, dava dışı Feron şirketi tarafından davacı aleyhine başlatılan icra takibi sırasında Feron şirketinin ödemeyi aldığı halde takip başlattığını düşündüklerinden ödeme protokolü ve taahhütnameyi imzaladıklarını savunarak asıl davanın reddini istemişler; karşı davada ise, ithal edilen malların bedelinin dava dışı Feron şirketine ödenmek üzere davacıya verildiğini, davacı karşı davalının taraflar arasındaki şifahi sözleşmeye aykırı davranarak tahsil ettiği ödemeleri iade etmesi gerektiği ileri sürülerek, 20.000,00 TL nakit, 15.000,00 TL çek, 7.000,00 TL davacı şirket çalışanına havale ve 8.000,00 TL kumaş olmak üzere davalı şirket tarafından yapılan toplam 50.000,00 TL’lik ödemenin davacı karşı davalıdan tahsilini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; davacının davalılar ile yaptığı anlaşma uyarınca, davalıların dava dışı Alüminyum Peron GMBH&CO.K.C isimli firmadan bir tır dolusu alüminyum kaplama kağıt ithal ettiği ve bu ürünlerin fiili ithalatını gerçekleştirdiği, resmi kanallardan davacı tarafından ithal edilen ürünlerin bedelinin ödenmemesi üzerine dava dışı Aluminyum Peron GMBH&CO.K.C isimli firmanın davacı aleyhine ilamsız icra takibine giriştiği, davacı tarafından borca yapılan itiraz nedeniyle dava dışı Aluminyum Peron GMBH&CO.K.C firmasının itirazın iptali istemli davada mahkemece davacı olan Devsan Teks. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti firması açısından davanın kısmen kabul edildiği,yargılama sırasında davalılar tarafından imzalanan 15.09.2011 tarihli taahütname ile icra dosyasındaki borcun üstlenildiği, itirazın iptali kararı sonrasında takibin devam ettiği ve 23.02.2012 tarihinde davacının işyerinde bulunan ve icra müdürlüğü tarafından 120.000,00 TL değer biçilen 50 top likralı kumaşın haczedilerek borçlu davacı şirket yetkilisi ...'e yediemin olarak teslim edildiği, akabinde 24.02.2012 tarihli ödeme protokolü ile borcun ödemesinin yapılandırıldığı ve davalı şirketin icra dosyasındaki borca kefil olduğu, söz konusu icra takibinin takipsiz bırakıldığı ve Mahkeme kararının da kesinleştirilmediği, haczedilen mallar üzerindeki haczin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 106 ncı ve 110 uncu maddeleri uyarınca düştüğü ve malların 04.01.2013 tarihinde davacı şirket yetkilisi ...'e yediemin olarak teslim edildiği, haczedilen malların değerinin tespiti için keşif yapıldığı, ancak davacı tarafından gösterilen kumaşların haczedilen kumaşlar olmadığı, buna göre davacının haczedilen kumaşları haciz düştükten sonra elinden çıkardığı, bu durumda haciz kalkıp malların mülkiyeti davacıya geçtiğinden davacının maddi zararından bahsedilemeyeceği, ayrıca davalıların verdikleri taahhütnameye aykırı davranarak davacının işyerinde fiili haciz yapılmasına sebebiyet verdikleri, ancak yapılan haczin haksız olduğundan söz etmek mümkün olmadığı, çünkü davacının kendi isteği ile davalıların yurt dışından ithal ettiği ürünlerin alımını kendi adına yapmış olduğu ve bunun sonuçlarına da katlanması gerektiği, bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 58 inci maddesinde öngörülen manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı dava yönünden ise; talep edilen ödemelerin yapılıp yapılmadığının davalı karşı davacının kendi ticari defterlerini sunmaması nedeniyle belirlenemediği, ödeme planı çerçevesinde yapılan 20.000,00 TL tutarındaki ödemenin kim tarafından yapıldığının ödeme planı adlı belgeden açıkça anlaşılamadığı, bu ödemenin kefil sıfatıyla karşı davacı tarafından yapıldığının kabul edilmesi halinde dahi 15.09.2011 tarihli taahhütname kapsamında icra dosyası borcunun üstlenilmiş olması gözetildiğinde bu ödemeyi istemenin mümkün olmadığı, yine aynı şekilde karşı davacı vekili tarafından sunulan ödeme belgelerinde geçen paranın ne amaçla ödendiği belli olmamakla birlikte bu ödemelerin davacı karşı davalıya yapıldığının kabul edilmesi halinde dahi bunun 15.09.2011 tarihli taahhütname kapsamında icra dosyası borcunun üstlenilmiş olması nedeniyle yapılan ödeme olduğunun kabul edilmesi gerektiği ve yapılan ödemelerin ödeme planında belirlenen borç miktarını aşmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından iş yerinden haczedilen malların kendisine iade edilmiş olması dosyadaki borçlu olduğu tutarı ödemediği anlamına gelmeyeceğini aksine alacaklıya dosya borcunu tümüyle ödeyip kapattığı için alacaklı vekilince hacizli malları üzerindeki haczin kaldırılarak iadesine muvafakat edildiğini, bu nedenle Mahkemece davacının dava dışı Peron GMBH&CO.K.C isimli şirkete ödemek zorunda kaldığı tutar belirlenip davalıların da kabul ettikleri 15.09.2011 tarihli taahhütname ve 24.02.2012 tarihli ödeme protokolündeki taahhütleri kapsamında sorumlu oldukları parasal tutarın belirlenip ona göre karar vermesi gerekirken, hukuki nitelemede hataya düşerek tazminat talebinin zarar oluşmadığı gerekçesi ile reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalıların asıl davaya konu ithalat işlemi nedeni ile davacının alacaklı Peron GMBH&CO.K.C isimli şirkete ödemek zorunda kaldığı para ve her türlü zararı karşılayacaklarına dair taahhüt ve ödeme sözleşmeleri bulunduğunu ve bu nedenle sorumlu olduklarını, müvekkiline ait 120.000,00 TL kumaşların 23.02.2012 04.01.2013 tarihleri arasında yaklaşık bir yıl boyunca hacizli olduğunu ve müvekkilinin bu hacizli mallarla ilgili hiçbir tasarrufta bulunamadığını, 120.000,00 TL'lik malın bir yıl hacizli olarak beklemesi nedeniyle oluşacak kazanç kaybının tespiti ve buna bağlı oluşacak manevi tazminatın belirlenmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık asıl davada; taraflar arasında imzalanan taahhütnameye aykırı olarak davalıların üstlendikleri icra borcunu ödememeleri sonucunda davacının haczedilen malların tasarrufunun engellenmesi nedeniyle uğranılan maddi zararın tahsili ile manevi tazminat istemine, karşı dava ise davalı karşı davacı tarafından davacı karşı davalıya yapılan ödemelerin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesi istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı karşı davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:57:16