Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/8963

Karar No

2023/3000

Karar Tarihi

16 Mayıs 2023

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/1067 Esas, 2021/1767 Karar

HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2020/316 E., 2021/93 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulune karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine davalı tarafından kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin takibe konu senetten haberdar olmayıp hatırladığı kadarıyla imzanın da müvekkiline ait olmadığını, konuyla ilgili cumhuriyet savcılığına şikayette bulunduklarını ve 19.03.2015 tarihli dilekçesiyle de dava açarken senedin cirantası olan ...'in taraf olarak gösterilmesinin sehven unutulduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ...'in taraf olarak eklenmesini ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız yere açıldığını, imzanın davacıya ait olduğunu, senedin hile ile alındığı iddiasının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/30 E. sayılı kesinleşmiş dosyasında da belirtildiği şekilde İstanbul 33. İcra Müdürlüğünün 2015/5670 E. sayılı dosyasında icra takibine konu edilen senedin boş imzalı bir kağıda sonradan uydurularak tanzim edilmiş olduğu, bu şekilde oluşturulan senet bakımından olayı baştan beri planlayan ...'ün samimi arkadaşı ve ticari birçok ilişkisi bulunan ...'in senedin alacaklısı olarak gösterildiği, iyi niyetli 3 üncü kişi olarak hukuki güvenden yararlanılmak amacı ile ... ve ...'in ortak arkadaşları olan ...'na senedin ciro edildiği, ... tarafından da ... aleyhine icra takibine konulduğu, ...'nun iyi niyet savunmasında bulunamayacağı, senedin sonradan oluşturulduğunu bilerek kötü niyetli olarak icra takibine konu etmiş olduğu gerekçesiyle davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına, %20 kötü niyet tazminatı olan 154.569,23 TL davalı ...'ndan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın 1 numaralı hüküm fıkrasına itiraz etmediklerini, kötü niyet tazminatına dair hükmün hatalı olduğunu, mahkemenin bu konuda vardığı sonucun hiçbir yasal dayanağı bulunmadığını, senedin sonradan ve kötü niyetle doldurulduğuna dair sübut etmiş hiçbir maddi olgu bulunmadığı gibi bu yönde dosyada kesin delil mahiyetinde hiçbir ispat aracı da bulunmadığını, yerel mahkemenin bu konuda Adli Tıp raporuna atıfta bulunduğunu, oysa bu rapora açıkça itiraz ettiklerini, kaldı ki davacı tarafın icra dosyasında borca ve imzaya yönelik itiraz dahi etmediğini, müvekkilinin muteber bir iş adamı olup 550 den fazla çalışanı bulunduğunu, işletmelerinin nakit akışının sağlanması amacıyla yakınlarıyla borç olarak nakit alışverişinde bulunduğunu, müvekkilinin davacının senedi doldurduğunu iddia ettiği davalılar ...ve ...'in ortak arkadaşları olması mülahazasıyla hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğunu, senedin sıhhati konusunda şüphe olmadığını, senedin sonradan doldurulduğu kabul edilse dahi lehtar ilk ciranta ile hamilin birbirini tanıyor olmasının senedin sonradan doldurulduğunu biliyor olduğu anlamına gelmeyeceğini, davacı tarafın icra takibinden feragatten önce müvekkilleri hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini, mahkemenin bu hususu göz ardı ettiğini, şikayetten vazgeçme üzerine takipsizlik kararı verildiğini, ve bu kararın da davacının itirazına rağmen kesinleştiğini, esasen davacının yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle sorumlu tutulması gerektiğini, mahkemenin bu konudaki gerekçesinin yasal dayanağının olmadığını, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'nun davacı aleyhine senede ve ihtiyati haciz kararına dayalı olarak toplam 772.846,19 TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü yolla icra takibi başlattığı, takibe konu senedin 10.04.2014 tanzim ve 10.12.2014 vadeli, 753.000,00 TL bedelli olup keşidecisinin davacı, lehtarının ise davalı ... olduğu, ...'in de cirosu ile senedi ... ...'na verdiği, alacaklı vekillerinin 19.07.2016 tarihli dilekçesi ile icra takibinden feragat ettikleri yolunda beyanda bulundukları, adli tıp kurumundan alınan raporda; inceleme konu senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğu, inceleme konusu senedin makbu senetlerden olmayıp üst kenarının formel kesim olmadığı, imzada kullanılan kalem ile senedin tanziminde kullanılan kalemin farklı olduğu, imzadan faydalanılarak senet haline dönüştürüldüğü yolunda kanaat bildirildiği, davalı ...'nun ve ...'in ayrı ayrı vermiş oldukları dilekçeler ile davacıdan olan alacak ve her türlü haklarından feragat ettikleri, hiçbir hak ve alacakları olmadığı yolunda beyanda bulundukları, ayrıca davalı ...'nun senedi icra müdürlüğünden alıp imha ettiğini ve hiçbir şekilde takibe konulmayacağını ve ciro edilmeyeceğini, bu senetten dolayı davacı aleyhine bir takip veya talep yöneltilmesi halinde tüm sorumluluğun kendisine ait olduğu yolunda beyanda bulunduğu, davacı vekilince 30.03.2015 tarihli dilekçe ekinde haber bültenlerinin sunulduğu, söz konusu haberde ... ve Koç ailelerinin çocuklarını evlendirdikleri, düğünde ... ...'nun davetlileri ile tek tek ilgilendiği, davetliler arasında ...'in de bulunduğunun yazılı olduğu, yine 23 Ağustos 2011 tarihli bir haber çıktısında ...'in dostlarına iftar verdiği, bu iftara ... ...'nun da katıldığı, her ne kadar Ceza Mahkemesi tarafından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verilmişse de ceza dosyasındaki beyanlar ve mahkemenin kabulü ayrıca dava konusu senedin Adli Tıp Kurumu raporuna göre boş imzalı bir kağıdın sonradan senede dönüştürüldüğü, olayın baştan beri planlı bir şekilde icra edildiği, davalı ... ile davalı ...'nun yakın arkadaş oldukları hususları birlikte değerlendirildiğinde davalı ...'nun takibinde kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlığın davacı aleyhine açılan takibin kötü niyetle açılıp açılmadığı ile senetteki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 176 ncı ve 180 inci maddeleri, aynı yasanın 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:04:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim