Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/9143
2023/294
16 Ocak 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR: Asıl davanın kısmen kabulü, birleşen davanın reddi
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen menfi tespit davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıdan satın aldığı 4 adet araç karşılığında verilen 8 adet çekin, araçların devrinin yapılmaması nedeniyle bedelsiz kaldığını belirterek 8 adet çek nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davaya konu 8 adet çekin davalı bankalara lehtar Güney Şirketi'nin kullanmış olduğu kredilerin teminatı olarak rehin cirosu ile devredildiğini, teminat fonksiyonu olmadığından davalıların kambiyo hukukundan doğan hakları kullanamayacağı gibi iyi niyetli hamil olmadıklarından keşideci ile lehtar arasındaki def'ilerin davalılara karşı ileri sürülebileceğini ileri sürerek davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı şirket, cevap vermemiştir. Davalı şirket yetkilisi tarafından verilen 24.06.2019 tarihli dilekçe ile davanın kabul edildiği beyan edilmiştir.
2.Birleşen davada davalı Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; keşidecisi davacı, lehtarı asıl davada davalı Güney Şirketi olan 20.06.2014 tarihli ve 35.000,00 bedelli takip konusu çekte rehin cirosunun söz konusu olmadığını, müvekkili bankanın iyi niyetli hamil olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3.Birleşen davada diğer davalılar vekilleri, duruşmada davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 14.04.2015 tarih, 2014/177 E. ve 2015/203 K. sayılı kararı ile davacı ile davalı arasında akdedilen araç satım sözleşmesi uyarınca teslim edilmesi gereken araçların teslim edilmediği, sözleşme uyarınca davalıya verilen çeklerin dahili davalı bankalara kredi teminatı olarak ciro edildiği, dahili davalıların iyi niyetli hamil olmadıkları, çeklerin toplam bedeli 351.000,00 TL ise de, davacı defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesiyle davacının davalıya daha önceden borçlu olduğu, tespit edilen miktarın mahsubu ile davacının fazladan 163.681,43 TL miktarındaki çeki davalıya verdiğinin anlaşıldığı, bu kısım yönünden en ileri tarihli çekten başlamak üzere çeklerin bedelsiz kaldığı gerekçesiyle davanın 163.681,43 TL yönünden kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve bir kısım dahili davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 07.04.2016 tarih, 2015/14004 E. ve 2016/6043 K. sayılı kararı ile hükmün davanın taraflarına yönelik kurulması gerektiği, dava dilekçesinde davanın taraflarının, davacı ile davalı Güney Otomotiv Tur. ve Dış Tic. A.Ş. olarak gösterildiği, ıslah yoluyla da olsa bir davada taraf değişikliği yapılamayacağı, dahili dava şeklinde davanın taraflarında değişiklik yapılmasının usule aykırı olduğu, Mahkemece davanın tarafları olmadıkları hâlde dahili davalı olarak gösterilen Yapı Kredi A.Ş., Odea Bank A.Ş., Finansbank A.Ş., Türk Ekonomi Bankası A.Ş. ve Denizbank A.Ş. aleyhine hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, kabule göre de davanın kısmen kabulüne konu 4 adet çekten 2 tanesinin dahili davalı ...Ş.'nin, 2 tanesi de dahili davalı ...Ş.'nin elinde bulunduğu hâlde tüm davalıları kapsayacak şekilde menfi tespit hükmü kurulmasında da isabet görülmediği gerekçesiyle bozumuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirket ile davalı şirketin ticari ilişkilerinin olduğu, davacı şirketin davalı şirketten bir adet Mercedes marka araç ile dört adet Ford marka aracı satın alma hususunda anlaştığı, buna karşılık dava konusu çekleri verdiği, sözleşme uyarınca davacıya teslim edilmesi gereken araçların teslim edilmediği, davalı Güney Otomotiv'in davacı ile yaptığı araç satım sözleşmesine uymadığı, bu davalı yönünden çeklerin bedelsiz kaldığı, davaya konu çeklerin miktarlarının 315.000,00 TL olduğu, davacı defterleri üzerinde yapılan incelemeye göre davacının davalıya daha önceden de borcu bulunması nedeniyle mahsup yapıldığında davacının fazladan 163.681,43 TL miktarında çeki davalı Güney Otomotiv Şirketi'ne verdiğinin anlaşıldığı, çeklerin tamamının davacının defterlerine işlendiği, bunun dışında davalı tarafça kesilen faturaların da defterlere işlendiği, bu durumda karşılıksız kalan çeklerden davacının 163.681,43 TL miktarında borçlu olmadığı, bunun için de en ileri tarihli çekten başlayarak davacının borçlu olmadığının tespiti gerektiği, asıl dava yönünden dahili davalılar olarak gösterilen bankalara karşı usulüne uygun açılmış bir dava olmadığı, birleşen 2018/277 E. sayılı dosyası yönünden yapılan incelemeye göre, davalı bankaların teminatla kredi veren kredi kuruluşları olduğu, bu davalıların çekin ilk verildiği lehtar ile borçlu arasındaki kişisel def'ilerden ari olduğu, kambiyo evrakının sebepten mücerret olması sebebi ile davacının ticari ilişki kurduğu Güney Otomotiv Şirketi'ne karşı ileri sürebilecek olduğu kişisel def'ileri iyi niyetli kredi kurumu olan davalı bankalara karşı ileri süremeyeceği gerekçesiyle asıl davanın davalı Güney Otomotiv şirketi yönünden kısmen kabulü ile kararda yazılı çeklerden dolayı davacının davalı Güney Otomotiv Şirketi'ne borçlu olmadığının tespitine, diğer davalılar aleyhine açılan usulüne uygun bir dava olmadığından bu davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dosya yönünden davanın tüm davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı Güney Otomotiv Şirketi'nin tüm malvarlığının icraen satıldığını ve bu satışlardan birleşen dosya davalılarının kredi bedelleri borçlarının karşılanmış olduğunun yargılama sırasında ileri sürülmesine rağmen hiçbir bankadan teminata aldıkları çeklerden dolayı kredilerin kapanıp kapanmadığının sorulmadığını, Mahkemece yazılan yazılara cevap verilmediğini, bu şekilde hem kredi sözleşmesinden hem de davaya konu çeklerden dolayı mükerrer tahsilat olacağını, davanın tüm davalılar yönünden kabulü gerektiğini belirterek kararın bozulmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı tarafından davalı Güney Şirketi'ne, Güney Şirketi tarafından da birleşen dosya davalılarına verilen çeklerin bedelsiz kaldığından bahisle borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 659 uncu maddesi.
- Değerlendirme
1.Asıl davada davalı şirket hakkında kısmen kabul kararı verilmiştir. Davalı şirket yetkilisi bozmadan sonra davayı kabul ettiğine dair 24.06.2019 tarihinde dilekçe vermiş olup davanın kabulü beyanı doğrultusunda değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2.Birleşen davada davacı, dava konusu çeklerin davalı Güney Otomotiv Tur. ve Dış. Tic. A.Ş. tarafından alınan krediler için teminat olarak verildiğini iddia etmiştir. Çekte rehin cirosu olamayacağından davacının bu iddiası doğrultusunda davalı şirket Güney Otomotiv Tur.ve Dış.Tic.A.Ş. ile diğer davalı bankalar arasında kredi kullandırılmasına ilişkin sözleşmeler, banka kayıtları, çek tevdi bordroları bilirkişi marifetiyle incelenerek dava konusu çeklerin davalı bankalara (rehin) teminat olarak verilip verilmediği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
16.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
K A R Ş I O Y
Dava, davacının Güney Otomotiv A.Ş.'den aldığı 5 adet araç karşılığında verilen 8 adet çekin araçların devrinin davalı şirket tarafından yapılmaması nedeniyle çeklerin bedelsiz kalması nedeniyle borçlu olmadığını tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi asıl davayı davalı şirket yönünden kısmen kabul etmiş, birleşen davayı ise reddetmiştir.
Dairemizce yapılan değerlendirme sonucu İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
1 nolu bozma yönünden çoğunluğun görüşüne katılıyorum. Ancak birleşen davaya yönelik 2 nolu bozma açısından çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.
Şöyle ki sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf, çekte hamil sıfatını taşıyan davalı bankalar yönünden zımni rehin cirosu bulunup bulunmadığı tartışmasından kaynaklanmaktadır.
KAMBİYO SENETLERİNDE CİRO
Kambiyo senetlerine özgü temel kaideler poliçe başlığı altında düzenlenmiştir. Sıra bono ve çeke geldiğinde ise daha çok poliçe ile ilgili hükümlere atıfla yetinilmiştir.
Bu meyanda bonoda rehinle ilgili poliçe hükümlerine açık atıf bulunulurken çeke dair herhangi gönderme bulunmamaktadır.
Çekin bir ödeme vasıtası olup belirli bir vadeyi içermemesi; görüldüğünde ödenmesi ve rehin cirosuyla devredilebilirliğine dair açık bir düzenleme bulunmaması nedeniyle gerek uygulamada gerekse öğretide rehin maksadıyla devredilemeyeceğine dair genel bir kabul oluşmuştur.
Zaten sayın çoğunluk ile aramızda bu yönde görüş aykırılığı bulunmamaktadır.
Tartışma daha ziyade çek arka yüzündeki ciroda “rehin” veya “teminat” ibaresinin yazılmamasına rağmen (beyaz ciroyla devralan banka yönünden) yorum yoluyla rehin cirosu olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği hususunda toplanmaktadır.
Şöyle ki, bankalar çoğu kez kredi verdikleri borçlulardan müşteri çeki almakta ve borçlunun temerrüde düşmesi üzerine de bakiye borç tutarı kadar kambiyo senetlerine mahsus takip yöntemiyle çek keşidecisine müracaat etmektedirler.
Banka ile arasında temel ilişki bulunmayan keşideciler ise senet tevdi bordrosundaki “teminat” ibaresinden veyahut “kredi borç bakiyesi” kadar takibe uğramaktan dolayı bu çeklerin teminat maksadıyla verildiğini iddia ederek bankanın meşru hamil olmadığı savunmasında bulunmaktadırlar.
Sıkı şekil şartlarına tabi olan kambiyo senetleriyle ilgili TTK’da açık düzenlemeler mevcuttur. Ciro ve türlerine ilişkin hükümlerde rehin cirosunun ne şekilde oluşacağı açıkça tarif edilmiştir (TTK. m. 689). Buna göre ya “bedeli teminattır” veyahut “bedeli rehindir” ibarelerinden birini içermesi gerekmektedir. Bundan başka “tahsil” maksadıyla da temlik edildiğine dair bir kayıt düşülmediyse asıl olan “temlik” cirosudur.
Konumuzu ilgilendiren rehin cirosu, senet metninde açıkça görülebilen ve senet hamilinin senedi temlik alırken çıplak gözle görebileceği mutlak def'i kapsamında kalıp keşideci tarafından herkese karşı ileri sürülebilecektir.
Bir senedin hangi hâllerde rehin cirosuyla temlik edildiğinin teşhisi için başvuracağımız kanuni dayanak TTK'nın 689. maddesidir. Buna göre senette ya “bedeli teminattır” veyahut “bedeli rehindir” ibarelerinin yazılması gerekmektedir.
Aksi hâlin sair delillerle ispatına cevaz verilmesi “Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin de senetle ispatı gerektiği hususundaki HMK'nın 201. maddesine de aykırı düşecektir.
Eğer bankaya yapılan ciroda bu ibareler varsa bu senet metninden kaynaklanan bir mutlak def'i olup herkese ve dolayısıyla son hamil olan bankaya karşı da ileri sürülebilir.
Ama bunun dışında keşideci, tarafı olmadığı lehtar olan şirketle banka arasındaki senet tevdi bordrosuna veyahut kredi sözleşmesine dayanarak örtülü rehin cirosu iddiasında bulunamaz.
Bu durum, TTK'nın 687. maddesinde yer alan “poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun” şeklindeki hükme de aykırılık oluşturacaktır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:45:11