Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

11. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/5953

Karar No

2023/2901

Karar Tarihi

11 Mayıs 2023

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/356 Esas, 2021/500 Karar.

HÜKÜM/KARAR: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2015/1096 E., 2017/648 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı (temlik alan) vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı (temlik alan) vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı (temlik veren) vekili dava dilekçesinde; davacı ile dava dışı İnci Teks. Ürün. San. Tic. A.Ş. arasında imzalanan 27.12.2007 ve 14.10.2010 tarihli genel kredi sözleşmelerinde davalının müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, davacı tarafından davalıya hesap özetlerinin gönderildiğini ancak itiraz edilmediğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalıya hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapılmaması üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra takibinin yetkisiz icra müdürlüğünde başlatıldığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, 17.12.2007 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefillerin yalnızca imzasının bulunduğunu, kefil olan davalının sorumlu olduğu miktarın belirtilmediğini, bu nedenle geçersiz olduğunu, 14.10.2010 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalının kefil olmadığını, hesap kat ihtarnamesinin davalıya gönderilmediğini, takipte talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kredi sözleşmelerinin incelenmesinden davalının 27.12.2007 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefil olarak imzasının bulunduğu, 14.10.2010 tarihli kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığı, davacının konusu kredinin davacının imzası bulunmayan 14.10.2010 tarihli kredi kapsamında kullandırılan krediden kaynaklandığı, davalının kefaleti bulunmayan sözleşmeden kaynaklanan kredi borcundan sorumluluğunun bulunmadığı, kötü niyet tazminatının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı (temlik alan) vekili ve katılma yoluyla davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, bilirkişi raporunda açıkça borçlu ve kefilin borçtan tam sorumlu olduğunu, sözleşmenin giriş bölümünde yer alan kredi limitinin aynı zamanda kefalet limiti olduğunu, kefilin sözleşme kapsamında sorumluluğunun farklı bir anlaşma olmadıkça son bulmayacağını tespit edildiğini, cari hesap alacağına dayalı alacaklar kapsamında taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmelerinin kesin ve süresiz olduğu ve kredinin bir tarihte sıfırlanmış olsa dahi geçerliliğini kaybetmeyeceğine ve kefalet ilişkisinin son bulmayacağını, kefaletten kurtulmanın ancak bankanın vereceği ibraname mümkün olacağının sözleşme şartları gereği olduğunu, banka ile davalılar arasında düzenlenen iki ayrı genel kredi sözleşmesini davalı şirket tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını ve bu sözleşmelere istinaden kredi kullandırıldığını, banka ve davalılar arasında imzalanan 2007 tarihli genel kredi sözleşmelerinin 23 üncü ve devamı maddelerinde, kefiller sözleşmenin amacını bilerek, cari hesap alacak ve borç bakiyelerinden, kefaletten rücu olmadıkça sorumlu olacağını ve tek taraflı rücunun bile sözleşme kapsamında geçerli olmayacağını beyan, kabul ve taahhüt ettiklerini, kefillerin, sözleşme kapsamında taraflar açısından doğumu ve doğacak bütün sorumlulukları sözleşmenin imzalaması sırasında bilmekte olduklarını, kredi sözleşmelerinin süresiz olarak akdedildiğini, kullandırılan kredinin cari hesap alacağı niteliğinde olup genel kredi sözleşmelerinin birbirinin devamı ve ayrılmaz bir parçası niteliğinde olduğunu, kredinin kapanıp tekrar yeni kredi kullandırımı niteliğinde bir işlem söz konusu olmadığını, kullandırılan kredi limitinin arttırılması amacıyla imzalanmış kredi sözleşmeleri söz konusu olduğunu, kredi sözleşmelerinin birbirinin ayrılmaz bir parçası olduğu ve imzalanan kredi limit artırımlarının önceki tarihli imzalanmış genel kredi sözleşmesi kapsamındaki taahhütlerin aynen devam edeceği, teminatlar ve sair koşulların aynen devam edeceği, sonraki işlemlerin önceki işlemin bir devamı olacağı açıkça ifade edildiğini ve bu durumun da davalı tarafından beyan, kabul ve taahhüt edildiğini, bilirkişi raporunda kredinin sıfırlanması ve bağımsız bir kredi sözleşmesi yapılması halinde sözleşmeler arasında atıf yapılmasını gerektiğinden bahisle dava konusu sözleşmeyi incelediğini ve gerekli atfın 2010 tarihli sözleşmede mevcut olduğunu ayrıca ve açıkça tespit ettiğini, bu nedenle sözleşmeler birbirinin ayrılmaz bir parçası olduğunu, kefaletin süresiz olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin bilirkişi raporu kapsamında da tespit edilen bu hususları göz ardı ettiğini, dava dışı asıl borçlu ile davalı kefilin birbirleri ile organik bağlı 2 şirket olduğu ve itirazın kötü niyetli olduğunu, davaya esas teşkil eden sözleşmenin 2007 tarihli sözleşme olduğunu, 2010 tarihli sözleşmenin varlığı ve amacı 2007 tarihli sözleşme ve kefalet teminatı olduğunu, ortada ibra yokken asli sözleşmeyi yokmuş gibi sayarak karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk derece Mahkemesi kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın, davalının 14.10.2010 tarihli genel kredi sözleşmesinde imzası bulunmadığını bilmesine karşın dava konusu alacağı kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını ve dava açtığını bu nedenle, İlk Derece Mahkemesinin kötü niyet tazminatının reddine dair verdiği kararın kaldırılarak kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda, net bir şekilde borcun hangi krediden kaynaklandığı belirtilmemekle birlikte "kullandırılan kredinin 2010 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı düşünülmektedir" beyanı ile rapor düzenlendiği, somut olayda, dava konusu edilen kredi borcunun hangi sözleşmeden kaynaklı olduğu tespit edilmeden kefilin sorumluluğunun belirlenemeyeceği, başlatılan takibe konu alacağın hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığı icra dosyası kapsamından anlaşılamadığı, 2007 tarihinde kullandırılan kredilere ilişkin borcun ödenmiş olması ve yeni kullandırılan kredinin 2010 yılındaki kredi sözleşmesinden sonra kullandırılmış olması nedeniyle ve bilirkişinin icra takibine konu alacağın 2010 yılında kullandırılan krediden kaynaklandığı yönünde tespitte bulunmuş olması karşısında icra takibine konu borcun 2010 yılında kullandırılan sözleşmeden kaynaklandığının kabul edilmesi gerektiği, söz konusu sözleşmede davalının kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı, 2010 yılında imzalanan kredi sözleşmesinin 2007 tarihli kredi sözleşmelerinin limit artırımı sözleşmesi olduğu veya 2007 yılındaki kredi sözlemesine bağlı sözleşme olduğu hususunun davacı tarafından ispat edilemediği, davalının kefil olduğu 2007 tarihli sözleşme nedeniyle kullandırılan kredi borcunun sona ermesinden sonra temlik eden banka ile davalı borçlu şirket arasında yeniden farklı tarihli kredi sözleşmesinin imzalandığı, davalının bu sözleşmeye kefil olmaması nedeniyle kefalet sorumluluğunun bulunmadığı, davalı tarafından davacı alacaklının kötü niyeti ispatlanamadığından davalı taraf lehine kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle taraf vekillerinin isitnaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı (temlik alan) vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.

2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, icra takibine konu kredi borcunun hangi sözleşmeden kaynaklandığı, davalının kefaletinin icra takibine kredi borcunu kapsayıp kapsamadığı, davacının icra takibinde kötü niyetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

  1. İlgili Hukuk

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi

  1. Değerlendirme

  2. İlk Derece Mahkemesince harç istisnası bulunan davacı aleyhine harca hükmedilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.

  3. Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Kabule göre İlk Derece Mahkemesince 2007 tarihli kredi sözleşmesi borcunun ödendiği dava konusu kredinin 2010 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklandığı ve bu sözleşmede davalının kefaleti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de Mahkemece banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan karar verilmiştir. Davacı vekili kredi sözleşmesinin bir an için sıfırlanmasının kredi borcunu sona erdirmeyeceğini, kullandırılan kredinin limitinin arttırılması amacıyla yeni kredi sözleşmesi düzenlendiğini, 2010 tarihli kredi sözleşmesinin 2007 tarihli kredi sözleşmesine teminat teşkil etmek üzere yapıldığını iddia ettiğine göre bu durumda Mahkemece deliller eksiksiz olarak toplanıp bu yönden banka kayıtları üzerinde bankacılık işlemlerinde uzman bilirkişiye inceleme yaptırılıp, davacının takip konusu yaptığı alacağın davalının kefil olduğu sözleşme kapsamında kalıp kalmadığı saptanarak alacak borç durumunun tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararcevapistinaftemyizkaldırılmasınavı.kararımahkemesiderecebozulmasınaortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:06:27

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim