Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/8988
2023/2681
3 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1950 Esas, 2021/1559 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2018/749 E., 2020/419 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.05.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ..... ile davalı vekili Avukat...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya verdiği taşıma hizmeti için düzenlenen fatura bedelleri ödenmeyince başlatılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu, takipten önce yapılan kısmî ödeme düşünce müvekkilinin 31.363,31 euro alacağının bulunduğunu ileri sürerek itirazın 31.363,31 euro üzerinden iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 20.11.2017 tarihli sözleşme ile davalının sözleşme konusu ürünleri Slovakya’da faaliyet gösteren Carcoustics Slovakia Novaky S.R.O unvanlı şirkete taşımayı üstlendiğini, bu amaçla davacı ile dava dışı Cenova Loj. İth. İhr. Ltd. Şti. arasında alt taşıma ilişkisi kurulduğunu, müvekkilinin ürünlerin en geç 19.06.2018 tarihinde teslim edilmesi gerektiğini bildirmesine, davacının da bu hususu taahhüt etmesine rağmen taahhüt edilen tarihte teslimin yapılmadığını, 28.06.2018 tarihli ihtarnamede müvekkilinin geç teslim nedeniyle kendisine bir cezai şart uygulanması halinde bu tutarın davacıya rücu edileceğini belirttiğini, geç teslim sebebiyle ithalatçının müvekkiline cezai şart uygulayıp bu hususta fatura düzenlediğini, 31.363,31 euro tutarındaki cezai şartın davacıya rücu edildiğine ve davacının alacağından mahsup edildiğine dair 24.10.2018 tarihli ihtarnamenin davacıya gönderildiğini, taraflar arasındaki sözleşmede de terminli yüklerin termin tarihinde teslim yerine varılamaması durumunda alıcının müvekkiline yansıtacağı tüm masrafların taşıyıcıya fatura edileceğinin düzenlendiğini, gecikmenin müvekkili ile hiçbir ilgisi olmayıp davacı ile alt taşıyıcı arasındaki bir uyuşmazlıktan kaynaklandığını, Eşyaların Karayolundan Uluslar Arası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi’nin (CMR Konvansiyonu) 29 uncu maddesi uyarınca davacının zararı tazminle yükümlü olduğunu, müvekkilinin cezai şartı davacıya rücu etmesi ve takas mahsup hakkını kullanarak borcu bu miktarda sona erdirmesi sebebiyle müvekkilinin davacının ileri sürdüğü taşıma alacaklarından bir borcunun bulunmadığını savunarak davanın reddini, kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile emtianın geç tesliminden dolayı sadece yansıtma faturası ile doğan zararın istenebileceği, takas mahsup işleminde kullanılabilmesinin CMR Konvansiyonu’nun 23 üncü maddesine göre geç teslimat yapılan işe dair düzenlenen faturaya yönelik olması şartının bulunduğu, zamanında eksiksiz ve de hasarsız teslim edilen diğer taşımalardan doğmuş cari alacağın takas mahsubunda kullanılamayacağı, davacının CMR Konvansiyonu’nun 26 ncı maddesine göre taşıyıcının sınırsız sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, davaya konu edilen faturaların tamamı yönünden gecikmeli, eksik ya da hasarlı teslimin iddia edilmediği, yalnızca savunmada geçen teslimat bakımından gecikme savunmasında bulunulduğu, davalının söz konusu defiyi talebe konu tüm taşımalara yönelik olarak ileri sürdüğü CMR Konvansiyonu’nun 41 inci maddesi hükmü gereğince gecikme halinde cezai şart öngörülemeyeceği, oysa takas mahsup defi ile sağlanmaya çalışılan şeyin cezai şartın yasaklandığı 41 inci madde kapsamında kaldığı, zararın da somut olarak ortaya konulamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin 31.363,31 euro üzerinden ve bu meblağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar işletilecek 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca euro cinsi bir yıl vadede hesaba uygulanan en yüksek faiz ile birlikte devamına, 31.363,31 euronun takip tarihindeki kur karşılığı olan 196.334,32 TL üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişinin görev alanını aşarak yaptığı hukuki değerlendirmelere dayalı hüküm tesis edilemeyeceğini, bilirkişinin hukuki değerlendirme yapamayacağını, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkilinin takas mahsup hakkını hukuka uygun kullandığını, takas mahsup için aynı hukuki ilişkiden kaynaklanma şartının bulunmadığını, karşılıklı alacakların aynı cins olduğunu, taraflar arasında aktedilen sözleşme uyarınca dahi davacının bütün zarardan sorumlu tutulması gerektiğini, CMR Konvansiyonu’nun orijinal metni gereği davacının sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağını, sundukları belgelerle somut zararın ortaya konduğunu, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince; dosyaya getirilen deliller kapsamında talimat kanalıyla uzman bilirkişiden alınan bilirkişi raporunda emtianın geç tesliminden dolayı sadece yansıtma faturası ile doğan zararın istenebileceği, takas mahsup işleminde kullanılabilmesinin CMR Konvansiyonu’nun 23 üncü maddesine göre geç teslimat yapılan işe dair düzenlenen faturaya yönelik olması şartının bulunduğu, zamanında eksiksiz ve de hasarsız teslim edilen diğer taşımalardan doğmuş cari alacağın takas mahsubunda kullanılamayacağının ve davacının CMR Konvansiyonu’nun 26 ncı maddesine göre taşıyıcının sınırsız sorumluluğundan bahsedilemeyeceğinin tespit edildiği, davalı tarafça davaya konu edilen faturaların tamamı yönünden gecikmeli eksik ya da hasarlı teslim edildiği iddiasında bulunulmadığı, yalnızca savunmada geçen teslimat bakımından gecikme savunmasında bulunulduğu, davacının takibe konu ettiği 19 adet faturanın incelenmesinde hiçbirinin savunmada geçen taşıma ve teslimata ilişkin olmadığı, CMR Konvansiyonunun 23 üncü ve 26 ncı maddelerine göre bilirkişi tespitlerinin yerinde olduğu, takas mahsup definin davalı tarafından yapılan işe dair düzenlenen faturaya yönelik olması şartının bulunduğu, oysa davalının söz konusu defiyi talebe konu tüm taşımalara yönelik olarak ileri sürdüğü, bu neden ve gerekçelerle davanın kabulüne ve alacak likit olduğundan davalının icra inkar tazminatına mahkumiyetine şeklinde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı, davalının istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında süregelen taşıma işlemleri ve cari hesap bakiyesi bulunduğundan müvekkilinin takas mahsup defini kullandığını, CMR Konvansiyonu’nun 23 üncü maddesinde takas mahsup işlemine veya geç teslim halinde diğer taşımalardan doğmuş cari alacağın takas mahsup definde kullanılamayacağına dair düzenleme bulunmadığını, zaten davacının sınırlı sorumluluğu kalktığından anılan maddenin de uygulanamayacağını, takas mahsup hakkının hukuka uygun kullanıldığını, gerekli şartların oluştuğunu, takas mahsup için aynı hukuki ilişkiden kaynaklanma şartının bulunmadığını, karşılıklı alacakların aynı cins olduğunu, taraflar arasında aktedilen sözleşmede yüklerin termin tarihinde teslim edilmemesi halinde alıcının müvekkiline yansıtacağı masraflardan davacının sorumlu tutulduğunu, davacının sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağını, CMR Konvansiyonu’nun 29 uncu maddesinin değerlendirilmediğini, sundukları fatura ve belgelerle somut zararın ortaya konduğunu, bilirkişinin görev alanını aşarak yaptığı hukuki değerlendirmelere dayalı hüküm tesis edilemeyeceğini, bilirkişinin hukuki değerlendirme yapamayacağını, rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin kararının gerekçe içermediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 139 uncu maddesi.
- CMR Konvansiyonu'nun 23 üncü, 26 ncı, 29 uncu, 41 inci maddesi.
4.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
- Değerlendirme
Davacı, navlun ücretinin tahsili amacıyla başlattığı takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini talep etmiş, davalı ise davacının emtianın alıcısına geç teslimi sebebiyle uğradığı zararı takas ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, takas mahsup işleminin CMR Konvansiyonu’nun 23 üncü maddesine göre geç teslimat yapılan işe dair düzenlenen faturaya yönelik olması şartının bulunduğu, zamanında eksiksiz ve de hasarsız teslim edilen diğer taşımalardan doğmuş cari alacağın takas mahsubunda kullanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de taraflar arasında 01.01.2018 31.12.2018 tarihlerini kapsayan Uluslararası Karayolu Taşıma Sözleşmesinin aktedildiği ve dava konusu taşımaların bu sözleşme kapsamında gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda öncelikle aynı sözleşme kapsamında gerçekleştirilen taşımalar nedeniyle davalı taşıtanın zarar gördüğünü ispatlaması halinde CMR Konvansiyonu'nun 23 üncü maddesinde düzenlenen şartlar dahilinde takas hakkını kullanabileceğinin kabulü gerekir. Öte yandan davalı, nakliye ilgili bilgi talep ettiğinde, davacı taşıyanın taşımayı fiilen gerçekleştirilen alt taşıyıcının sürücüsünün taşıma esnasında işi bıraktığı ya da araçta arıza meydana geldiği yönünde çelişkili cevaplar verdiğini, davalı ile alt taşıyıcı arasındaki uyuşmazlıktan dolayı malların geç teslim edildiğini, alt taşıyıcının kötü ve kusurlu hareketi yüzünden zarara uğradığını, davacı taşıyanın CMR Konvansiyonu'nda sorumluluğunu sınırlandıran hükümlerden yararlanamayacağını ileri sürmüştür. CMR Konvansiyonu'nun 29 uncu maddesinde hasarın, taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurundan ileri gelmesi halinde taşımacının, sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan yahut da kanıt yükünü karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden yararlanamayacağı, bilerek kötü hareket veya kusurun taşımacının vekil veya çalışanları tarafından görevleri sırasında işlenmesi halinde aynı hükmün uygulanacağı, bundan başka, böyle bir durumda adı geçen vekillerin, çalışanların ve diğer kişilerin kişisel sorumlulukları yönünden 1 inci paragrafta belirtilen bu bölüm hükümlerinden yararlanamayacakları düzenlenmiştir. Bu durumda Mahkemece somut olayda CMR Konvansiyonunun 29 uncu maddesi kapsamında davacı taşıyanın sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan hükümlerden yararlanıp yararlanamayacağı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususta bir değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde karar tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
-
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
-
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:11:26