Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/5165
2023/2569
2 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2018/2614 Esas, 2021/1036 Karar
HÜKÜM: Ret
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin başvurusunun ise kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle 2005/30653 sayılı marka hakkındaki dava bakımından karar verilmesine yer olmadığına, davaya konu diğer markalar hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Kırım bölgesinde yetişen “CABERNET SOUVJGNON” adlı siyah üzümden elde edilen ve konsantre gıda takviyesi olarak kullanılan “ENOANT” isimli ürünün tüm haklarına sahip olduğunu, bu ürünü 90'lı yılların sonu itibarı ile seri üretime konu ederek Ukrayna, Rusya, Azerbaycan gibi ülkelere ihraç etmeye başladığını ve ENOANT (Kiril alfabesinde yazıldığı şekliyle EHOAHT ya da ЭHOAHT ) markasını, 23.01.2001 tarihinde Ukrayna ve Rusya'da adına tescil ettirdiğini, 15.06.2005 tarihinden itibaren WIPO nezdinde marka olarak tescil ettirdiğini, ürünün müvekkili ve müvekkilinden doğrudan mal temin eden çeşitli firmalar tarafından 2001 yılından itibaren Türkiye'ye de ihraç edildiğini, ihraç edilen ürünün şişe ve kutularında Latince ENOANT yazdığını, ürünün onkoloji dalında çalışan doktor ve tüm eczane depolarında tanındığını, davalı tarafından da 2003 tarihinden beri aralıklarla bu ürünün davacıdan ya da ürünü sattıkları Kabba isimli Ukrayna şirketinden veya diğer şirketlerden satın alınarak ithal edildiğini, 2013 yılından itibaren ürünün Türkiye’den ithali için herhangi bir sipariş olmaması üzerine durumu araştıran müvekkilinin davalının 2003/30653 sayılı "EONAT", 2006/52756 sayılı "ENONAT", 2013/81802 sayılı "ЭHOAHT" ve 2013/81793 sayılı "EHOAHT" markalarını adına tescil ettirdiğini öğrendiğini, söz konusu markanın müvekkiline ait olduğunu bilen davalının kötü niyetli olduğunu, "ENONAT" ibaresinin Kiril alfabesindeki yazım şekli olan "ЭHOAHT" ve "EHOAHT" ibarelerini de tescile konu ederek bu marka ve ürünü kendisine mal etmeye ve müvekkilinin Türkiye'deki ticari faaliyetlerini engellemeye çalıştığını, müvekkili markasının gerek Türkiye'de gerekse de dünya çapında tanınmış olduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 4 adet markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, müvekkili şirket ortağının dava konusu EONAT isimli ürünü bir iş ziyareti sebebiyle gittiği Kırım Özerk Cumhuriyeti'nde 2001 yılında tanıdığını, ürünün çeşitli faydalarını görerek Türkiye'ye ithal etmek istediğini ve mümessillik için davacı firmaya başvurduğunu, davacının mümessillik talebinin hemen kabul ettiğini ancak kendilerinin ihracat yapmayı bilmediklerini, bu işleri organize edecek personelleri bulunmadığı için ürünü müvekkiline Yalta'da teslim edeceklerini bildirdiklerini, bunun üzerine müvekkilinin Ukranya'da mukim Kabba isimli bir firmayla anlaşarak ürünü bu firmadan ithal etmeye başladığını, bu suretle ürünün Türkiye mümessili olan müvekkilinin 2002 yılından itibaren ürünü tanıtmak için çok yoğun bir şekilde faaliyette bulunduğunu ve bu çalışmalar sonucunda ürünü ülkemizde tanınır hale getirdiğini ve 12.05.2003 tarihinde www.eonat.net alan adını adına tescil ettirdiğini, müvekkilinin marka ve alan adını tescil ettirmeden önce davacı firmaya ürünün Türkiye'de marka olarak tescil ettirilmesi gerektiğini defaten ilettiğini ancak küçük ölçekli bir işletme olan davacının bu hususu önemsemeyip gereksiz gördüğünü, bu durum üzerine markayı korumasız bırakmayan istemeyen müvekkilinin basiretli bir tacir olarak ürünü marka olarak tescil ettirdiğini ve yatırım yaptığı markayı koruma altına altına aldığını, müvekkilinin Eonat markasının özellikle ülkemizdeki gerçek hak sahibi olduğunu, zira markanın tanınması ve maruf hale getirilmesi için çok yoğun emek ve sermeye harcadığını, davacının en başından itibaren marka ve alan adı tescilinden haberdar olduğunu zira müvekkilinin bu hususu davacıya defaten bildirdiğini, davacının ürünün dünya çapında tanınır olduğu ve ülkemizde de kendisi tarafından yapılan faaliyetlerle tanınmış hale getirildiği şeklindeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını zira davacının ürünü Türkiye'den başka bir ülkeye satmadığını, ürünü ülkemizde tanınır hale getirenin de müvekkili olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, 26.02.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle; cevap dilekçesini ıslah ettiğini bildirerek müvekkilinin ENONAT isimli ürünü resmi bir kurum olan Magaraç Enstitüsü'nce üretildiği dönemde bir başka Türk şirketi olan Kabba firması aracılığıyla ithal ettiğini, bu sırada davacı şirketin varlığından dahi haberdar olmadığını, davacı şirket ile müvekkili arasında doğrudan bağlantıyı gösteren hiçbir yazışma, sözleşme ve belge bulunmadığını, esasen müvekkilinin ilk ithal yaptığı dönemde davacı şirketin henüz kurulmamış olduğunu, dosyada mübrez vekaletnameden davacı şirketin 07.10.2014 tarihinde kurulduğunun anlaşıldığını, bu durumun davacının 2001 tarihli marka tescilini de şüpheli hale getirdiğini, kaldı ki davacının Rusya ve İngiltere'deki tescilinin "ЭHOAHT" ibaresine ilişkin olup EONAT ibaresinin halen davacı adına tescilli olmadığını, ürünün 2007 ila 2013 yılları arasındaki ithalatının ve tanıtımının müvekkilinin yan kuruluşu olan Doğal Gıda...Ltd. Şti. isimli şirket tarafından yapıldığını, bu şirket tarafından yapılan tanıtım faaliyetlerinin de dikkate alınması gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin, davacı şirkete aidiyetini bildiği ENOANT ürününü Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) tescil başvurusu yapmadan önce ithal ettiğinin ispatlandığı, uygulamada markanın aidiyetinin başka bir şirkete ait olduğunu bilerek kendi adına tescil yaptırmanın başlı başına kötü niyetin varlığına işaret etttiği, öte yandan ENOANT ürününün Kril alfabesinde yazılış tarzı olan EHOAHT ya da ЭHOAHT şekillerini de marka olarak 2013 yılında davalının kendi adına tescil ettirmiş olması hususları bir arada değerlendirildiğinde davalının tescilde iyi niyetli olmadığı, bu açıdan davalının sessiz kalma yoluyla hak kaybı savunmasında bulunamayacağı, bilirkişi raporundan davacı markasının tanınmış marka olmadığının anlaşıldığı bu nedenle davalının davacının faaliyet göstermediği sınıflarda marka tescilinde bulunabileceği, dosyada toplanan tüm deliller ve hükme dayanak alınan son bilirkişi raporu ile birlikte incelendiğinde davacının üzerinde gerçek hak sahibi olduğu ancak tanınmış olmayan markası yönünden belirli sınıflar yönünden hükümsüzlük isteminin kabülünün gerektiği, diğer sınıflar yönünden ise davacı markası tanınmış olmadığından davacının faaliyette bulunmadığı alanlar yönünden hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2003/30653 sayılı marka hakkındaki davanın reddine, diğer markalar hakkındaki davanın ise kısmen kabulü ile markaların kararda tek tek gösterilen mal ve hizmetler bakımından kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kötü niyetli tescilin söz konusu olmadığını, Yargıtay uygulamasında "aynı sektörde bulunan tacirlerin, tanınmış markaları kendi adlarına tescil ettirmesi halinde" kötü niyet karinesinin varlığının kabul edildiğini, müvekkilinin bu ürünü henüz daha davacı şirketinin varlığından dahi haberdar değilken ve henüz kurulmamışken, resmi bir kurum olan Magaraç Enstitüsü’nce üretildiği sıralarda ve adı geçen Enstitü tarafından ihracat işlemlerinin nasıl yapılacağı dahi bilinmediğinden, bir başka Türk şirketi olan Kabba şirketi vasıtasıyla ülkemize ithalini gerçekleştirdiğini ve yatırım yaptığını, hiçbir şekilde davalı şirketin adı ve unvanı ürün üzerinde kullanılmadığını, davacının markasının tanınmış olmadığı gibi, markayı ülkemizde tanıtan ve uzun yıllardır emek ve para harcayan tarafın müvekkili olduğunu, davacı ile müvekkil arasında hiçbir zaman bir distribütörlük veya ticari mümessillik veya vekillik sözleşmesi bulunmadığını, müvekkilinin, markanın kullanılmaya başlandığı tarihlerde davacının “ENOANT” ibaresi üzerinde hak sahibi olup olmadığını bilmediğini, bilmesinin de mümkün bulunmadığını, kaldı ki salt başka bir markanın varlığından haberdar olmanın da kötü niyetin varlığı için tek başına yeterli olmadığını, Mahkemece verilen kararın ülkesellik prensibine aykırı olduğunu, ülkesellik prensibinin hiçbir istisnasının huzurdaki davada uygulanamayacağını, ENOANT ibaresinin davacı adına herhangi bir ülkede tescilli olmadığını, dava dosyasına ibraz edilen belgelerin incelenmesinde 23 Ocak 2001 rüçhan tarihli Rusya Federasyonu’ndan alınmış marka tescil belgesinde markanın ENOANT olarak değil “ЭHOAHT” olarak 537999 no ile tescil edildiğini,WIPO nezdinde yapılan başvuru ile İngiltere seçilmek suretiyle 15 Haziran 2005 tarihinde tescil edilen markanında “ЭHOAHT” olduğunu, ENOANT olarak tescil edilmediğini, 2013/81793 sayılı EHOAHT ile 2013/81802 sayılı ЭHOAHT ibareli markalar bakımından henüz zamanaşımı süresi dolmamış ise de, 2006/52756 tescil sayılı ENOANT markasının tescili üzerinden yaklaşık 10 yıllık bir süre geçmekle, bu marka bakımından zamanaşımı süresi dolduğunu, sessiz kalma yoluyla hak kaybı gerçekleştiğini, müvekkilinin ENOANT markasının 11.11.2003 tarihinde başvurulmak suretiyle 5. sınıfta adına tescil ettirdiğini, 10 yıl müddetle yoğun bir şekilde kullandığını, 2006 yılında bu kez 05, 29 ve 32. sınıflarda yine ENOANT kelime markası için tescil başvurusunda bulunduğunu ve ilk tescil edilen 2003/30653 sayılı markayı bahsi geçen ikinci başvuru nedeniyle süresi dolduktan sonra yenilemediğini, Mahkemece müddet olan bu marka hakkında hüküm kurulmasının yanlış olduğunu, ancak 2003 yılından itibaren dava tarihine kadar yaklaşık 13 yıl boyunca markayı fiilen kullandığını ve tanıtımı için de yatırım yaptığını, davacının dava dilekçesinde 2013, cevaba cevap dilekçesinde ise 2015 yılında öğrendiğini bildirdiği markaların varlığından, bundan çok daha önce haberdar olması gerektiğini, davacının müvekkilin markaları gibi, tescilli alan adlarından da haberi olmadığını ileri sürmesinin mümkün olmadığını, zamanaşımından farklı bir hukuki kavram olan sessiz kalma yoluyla hak kaybının, tüm markalar bakımından gerçekleşmesine rağmen, mahkemece bu savunmanın da reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
- Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince davalının kötü niyetli olduğu kabul edilmesine rağmen kötü niyetin bölünmesi suretiyle kısmen kabul kararı verilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu 2003/30653 sayılı "ENOANT" markasının koruma süresi içerisinde yenileme işlemi yapılmadığından müddet olduğu ve bu marka hakkındaki davanın konusuz kaldığı, davacı tarafın Türkiye'de tescilli markası bulunmadığı, "ЭHOAHT" ibareli markanın 15.01.2003 tarihinden itibaren 05/35 ve 41. sınıflarda yer alan mallar için Rusya'da ve 15.06.2005 tarihinden itibaren WIPO nezdinde davacı adına tescil edildiği, davacı markasının tanınmış marka olduğu ispatlanamadığı gibi markanın tanınmış olmadığının İlk Derece Mahkemesinin de kabulünde olduğu, davacı vekilinin, ürününün 2001 2002 yılından itibaren Türkiye'ye ihraç edilerek satıldığını, davalının da müvekkilinden yada müvekkilinin ürününü satan şirketlerden temin ederek Türkiye'de ürünü sattığını ileri sürdüğü ancak markasını taşıyan ürünleri 2001 2002 yıllarında Türkiye'ye ihraç ettiği ve sattığına dair fatura ve ihraç belgelerini sunmadığı, davalı vekilinin cevap dilekçesinde, ENOANT markalı üzüm ekstresini 2001 yılında Kırım Özerk Cumhuriyetinde resmi bir kurum olan MAGARRACH (Magaraç) Enstitüsü’nce yapılan Konferansta tanıdığını, mümessillik almak için davacıya başvurduğunu, davacının ise ihracat yapmayı bilmediklerinden Yalta/Kırım'da teslim edebileceklerini söylediğini, kendilerinin de Ukrayna'da yerleşik KABBA Ltd. Şti.'den bu ürünü almaya başladıklarını beyan ettiği ve faturalar ile ithalat beyannameleri sunduğu, davacı vekilinin davalının 2003 yılından itibaren Ukrayna menşeili Kabba Şirketinden ürün temin ettiğini kabul ettiği ancak ürünü Kabba şirketine kendisinin sattığını beyan ettiği ancak bu hususu ispat eder nitelikte delil sunamadığı, dava dilekçe ekinde sunulan 10.10.2003 tarihli gümrük belgesinde davacının unvanının yazılı olmadığı, Kabba şirketi ve davalının adının yazılı olduğu, markanın ülkeselliği prensibi gereğince, davacı tarafça markanın Türkiye'de davalının tescil tarihlerinden önce ilk defa fiilen kullanılarak hak sahibi olunduğu ispatlanamadığından, davacı tarafın kullanımdan kaynaklanan öncelik hakkının bulunmadığı, davalı tarafın tescilden ve kullanımdan kaynaklanan öncelik hakkının bulunduğu, davalı tarafın dilekçelerindeki beyanlarından, marka tescil tarihleri itibarıyla, davacının üzüm ekstresi üzerinde ENOANT markasının, Kiril alfabesi ile yazılı şeklinin kullanıldığını bildiği anlaşılıyorsa da, taraflar arasında, ticari mümessillik, distrübütörlük gibi bir ticari ilişki bulunmadığı gibi, ENOANT markasının ilk olarak tescil başvurusunun yapıldığı tarihte de davacı markasının tanınmış marka olmadığı, sırf başkasına ait yurt dışında tescilli markanın aynısı yada çok benzerinin aynı sınıf mal ve hizmetlerde tescil edilmesinin Yargıtay'ın emsal kararlarında da açıklandığı üzere, davalının kötü niyetli olduğunu göstermeyeceği, davalının bu markaları kötüniyetli tescil ettirdiğini gösteren somut veriler bulunmamasına rağmen, mahkemenin davalının kötüniyetli olduğunun tespiti kararının yerinde olmadığı, davalının markanın tescilinden itibaren tanıtım faaliyetlerine giriştiği, fuarlara katıldığı, markayı bilfiil ve aralıksız olarak (2007 2010 yıllarında kurucu ortakları Vedat Akyol ve Osman Zafer Aksu olan dava dışı Doğal Gıda Katkı, Sağlık ve Kozmetik Ürünleri Pazarlama Tanıtım Ltd.Şti. tarafından olmak üzere) ithal ettiği ürünler üzerinde kullandığı, bu nedenle markayı yedekleme, davacının Türkiye'de markasını tescil ettirmesi yada kullanmasını önleme, şantaj yapma gibi amaçlarla tescil ettirmediğinin anlaşıldığı, kötüniyet koşullarının bulunmadığı, davacının 2003/30653 sayılı ENOANT markası ile 2006/52756 sayılı ENOANT markası yönünden, 5 yıllık dava açma süresini geçirdiği, davacı adına tescilli 2006/52756 sayılı ENOANT markasının 05/29/32. sınıflarda tescilli olduğu, hükümsüzlüğe konu 2013/81802 sayılı ЭHOAHT markası ve 2013/81793 sayılı ЭHOAHT markasının, aynı sınıf ve alt sınıflarda ve ENOANT ibaresinin Kiril alfabesiyle yazılması sureti ile elde edildiği anlaşılmakla, davalı tarafça markanın ayırt edici unsurlarının değiştirilmeksizin seri markalar oluşturulmak istendiği, davalı aynı sınıflarda tescilli 2006/52756 sayılı ENOANT markasından kaynaklanan müktesep hakkından faydalanacağından hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin başvurusunun ise kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle 2003/30653 sayılı marka hakkındaki dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davaya konu diğer markalar hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin aksine davalının markayı bir fiil ve aralıksız kullanmadığını ve davaya konu markaları yedekleme amacıyla tescil ettirdiğini zira davalının 12 yıllık süreç boyunca davaya konu üründen sadece 31.805 adet ithal ettiği gibi markaya yaptığı yatırımın da sadece 5.440,49 TL olduğunu, davalının 2006 ila 2013 yılları arasında ürünü ithal dahi etmediğini, dava dışı Doğal Gıda...Ltd. Şti. tarafından yapıldığı iddia edilen fuar katılımlarını davalıya mal edilmesi ve ona göre hüküm kurulmasının son derece hatalı olduğunu, kaldı ki dava dışı şirketin ticari defterleri ve sunulan belgelerin de bilirkişilerce incelediği ancak Enoant markasına yönelik belgeli herhangi bir kanıta ulaşılmadığı, bilirkişi raporlarında, dava dışı şirketin katıldığını iddia ettiği fuarlara "Enoant" ürünü için katıldığına yönelik herhangi bir belgeye rastlanmadığı belirtilmesine rağmen davalının beyanına itibar edilerek karar verilmesinin doğru olmadığını, davalının müvekkiline ait markanın ülkemizde kullanılmasını engelleme kastı bulunduğunu, müvekkiliyle aralarındaki sözleşmeler doğrultusunda markaya konu ürünleri ülkemizde satan firmalara karşı suç duyurusunda bulunmasının bunun en büyük göstergesi olduğunu, davalının kötü niyetine ve amacına yönelik diğer bir hususun da daha önce dosyaya sundukları, davalının işbu dava açıldıktan sonra kendi kurduğu "enoant.com" sitesinden alınan görseller olduğunu, söz konusu görsellerde açıkça görüleceği üzere müvekkilinin Türkiye’ye ihraç ettiği ürünün kutu ve şişelerinde ENOANT ve kiril alfabesindeki şekliyle ЭHOAHT ibarelerinin yazdığı, bunun yanında müvekkil, şirketin adının da açıkça görüldüğü, (РЕССФУД), bu beyandan sonra davalının apar topar ilgili görselleri siteden kaldırdığını, davalının açıkça sadece ENOANT markasını değil, müvekkilinin şişe ve kutu tasarımını da sanki kendisininmiş gibi internet sayfasında pazarlama yoluna gitttiğini, yargılama sürecinde görüşlerine başvurulan üç bilirkişi heyetince de davalının kötü niyetli olduğu sonucuna ulaşıldığını, müvekkilinin ihraç ettiği ürünlerin üzerinde yazan ЭHOAHT ve EHOAHT ibarelerin de davalı tarafından marka olarak tescil ettirilmesinin tesadüf olmadığını ve açıkça davalının kötü niyetini gösterdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu markaların hükümsüz kılınması koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 188 inci maddesi, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin ikinci fıkrası ile aynı KHK'nın 35 ve 42 nci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi.
- Değerlendirme
1.Dava, kötü niyet, gerçek hak sahipliği ve tanınmışlık hukuki sebeplerine dayalı marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı gerekçeyle İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne dair kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2.Davalı vekili, yukarıda özetlenen cevap dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu "Eonat" markasının davacıya ait olduğunu bildiğini hatta davacının Türkiye mümessili olmak istediğini, davacı şirketin ithalat yapmayı bilmemesi sebebiyle ürünü, davacının yönlendirmesiyle başka bir firmadan satın alarak ithal ettiğini, ürünü ülkemiz piyasasına bu suretle soktuktan sonra "Eonat" markasına ciddi tutarlarda yatırım yaptığını ve belli bir tanınmışlık seviyesine ulaştırdığını, tüm bu gelişmelerden sonra davacıya başvurarak ürünü ülkemizde marka olarak tescil ettirmesini istediğini ancak davacının buna yanaşmadığını, bunun üzerine yatırımını korumak amacıyla "Eonat" ibaresini kendi adına marka olarak tescil ettirdiğini, davacının en başından bu yana marka tescilinden haberdar olduğunu belirtmiş, akabinde mahkemeye hitaben sunduğu 26.02.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle ise cevap dilekçesini ıslah ettiğini bildirerek savunmasını değiştirmiş, müvekkilinin "Eonat" isimli markanın davacıya ait olduğunu bilmediğini hatta davacı şirketin varlığından dahi haberdar olmadığını, ürünün Magaraç isimli bir enstitüye ait olduğunu savunmuştur.
3.Bölge Adliye Mahkemesince, davalının ıslah dilekçesiyle değiştirip geliştirdiği savunmasına itibar edilerek yazılı gerekçeyle davalının kötü niyetli olmadığı sonucuna ulaşılmış ise de davalı yan, cevap dilekçesiyle, "Eonat" isimli markanın davacıya ait olduğunu bildiğini hatta davacının Türkiye mümessili olmak istediğini ikrar etmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre maddi bir hatadan kaynaklanmadıkça ikrardan dönülmesi mümkün olmayıp ikrar, ıslah ile dahi geçersiz kılınamaz. ( Baki Kuru, Burak Aydın, Medeni Usul Hukuk El Kitabı C.II., Ankara, İkinci Baskı, 2021, s.1213) Davalı yan, cevap dilekçesindeki ikrar niteliğindeki beyanlarının maddi bir hatadan kaynaklandığını ispat edemediğine ve ikrar edilen vakıalar çekişmeli olmaktan çıktığına ( 6100 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin birinci fıkrası) göre somut uyuşmazlığın ve özellikle de davalının kötü niyetli olup olmadığının cevap dilekçesinde ikrar edilen vakıalara göre çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
4.HGK’nın 29.06.2022 tarih, 2020/11 699 E., 2022/1093 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, gerek 556 sayılı KHK’da gerekse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nda hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel olarak kötü niyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötü niyetin varlığında önem kazanmaktadır. Örneğin, gerçek hak sahibi olmamakla birlikte başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimse kötü niyetli sayılacaktır. Yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markaları kötü niyetli marka başvurusu olarak değerlendirmelidir. Ayrıca başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme ve marka ticareti yapmak ya da şantaja yönelik başvuruda bulunmak ve tescil ettirmek de kötü niyetli olarak kabul edilmelidir. Görüldüğü üzere kötü niyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur. Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötü niyet iddiası ileri sürülmüş ise 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi gereğince kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir.
-
Yapılan açıklamalar ve davalının cevap dilekçesiyle ikrar ettiği vakıalar ışığında, davalının davaya konu markaları kötü niyetli olarak tescil ettirip ettirmediğinin incelenmesine gelince, somut olayda, davalının davaya konu markanın davacıya ait olduğunu bildiği hatta davacının Türkiye'de ticari mümessilliğini yapmak amacıyla "Eonat" markasını taşıyan ürünleri dava dışı Kabba şirketi aracılığıyla davacıdan dolaylı olarak ithal edip sattığı kendi ikrarıyla sabittir. Davalı, "Eonat" ibaresini, bu ibarenin gerek Latin Alfabesi gerekse de Kril alfabesindeki yazım şekilleriyle adına tecil ettirmiş olup ( dava konusu 2013/81802 sayılı marka davacı adına yurt dışında tescilli olan "ЭHOAHT" ibaresini aynen içermekte ve münhasıran bu ibareden oluşmaktadır.) davaya konu 2003/30653 sayılı marka, süresinde yenilenmeyip müddet hale gelmiştir. Bunun yanında, davalı her ne kadar davacının marka tescilinden haberdar olduğunu ve bu hususa muvafakat ettiğini savunmuşsa da davacı, bu iddiayı yalanlamış davalı ise bu savunmasını ispat eder herhangi bir delil sunamamıştır. Zikredilen hususlar hep bir arada gözetilecek olursa davalının başkasına ait olduğunu bildiği markayı gerçekte kullanma amacı olmaksızın kendi adına mal etmek, davacının bu markayla ülkemizde ticaret yapmasını engellemek ve yedekleme amacıyla adına marka olarak tescil ettirdiğinin ve tescilde kötü niyetli olduğunun kabulü gerekir.
-
Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, davalının marka tescilinde kötü niyetli olduğu, kötü niyetin varlığı halinde sessiz kalma yoluyla hak kaybının söz konusu olmayacağı ve kötü niyetin bölünemeyeceği, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin ikinci fıkrası ve aynı KHK'nın 42 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile ticari vekil veya temsilcisinin marka sahibinin izni olmaksızın markayı adına tescil ettirmesinin bir nispi ret ve hükümsüzlük sebebi olarak öngörüldüğü gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:12:07