Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/8401
2023/2425
25 Nisan 2023
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2018/1765 Esas, 2021/1050 Karar
HÜKÜM: Davanın kısmen kabulü ( Esas hakkında yeniden karar verilmesi suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2016/751 E., 2017/255 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkete aralarındaki sözleşme gereğince 4 adet avans çeki verdiğini, ancak davalı şirketin sözleşme hükümlerine riayet etmemesi sebebiyle çeklerin bedelsiz hale geldiğini, davalı şirkete gönderdikleri ihtarnameyle sözleşmeyi feshedip çeklerin iadesini istediklerini, davalı şirketin cevabi ihtarnamesinde, çeklerin bedelsiz hale geldiğini kabul etmekle beraber kullanılan kredilerin teminatı olmak üzere rehin cirosuyla davalı bankaya devrettiğini bildirdiğini, çekte rehin cirosu caiz olmadığından davalı bankanın yetkili hamil olmadığını ileri sürerek müvekkilinin davaya konu çeklerden dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket temsilcisi cevap dilekçesinde; çeklerin bedelsiz hale geldiğini belirterek davayı kabul ettiklerini bildirmiştir.
- Davalı banka tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu çeklerin davalı bankaya dava dışı Anka Grup Demir Çelik... Tic. Ltd. Şti. tarafından beyaz ciro ile ciro edilerek teslim edildiği, adı geçen şirketle davalı banka arasında kredi ilişkisi bulunduğu, davalı bankanın çekleri kullandırılan kredinin teminatı olmak üzere iktisap ettiğinin anlaşıldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 818 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin yollamasıyla çekler hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 687 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince bedelsizlik definin kişisel bir defi olduğu ve hamile karşı ancak çeki iktisap ederken kötü niyetli olması halinde ileri sürülebileceği, dosya kapsamında davalı bankanın çeki bu şekilde iktisap ettiğini kabule imkan verecek bir delil bulunmadığı, davalı şirketçe açılan davanın kabul edildiği gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın kabulüne, davalı banka hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı bankanın davaya konu çekleri rehin cirosuyla devraldığını, bu hususun dosyada mübrez çek teslim bordrosundan açıkça anlaşıldığını, keza davalı bankanın çeklerin toplam tutarı kadar kredi kullandırmasının da bu hususu tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ispat ettiğini, çekte rehin cirosu caiz olmadığından davalı bankanın yetkili hamil olmadığını aksi yöndeki mahkeme gerekçesinde isabet bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile poliçe ve bononun aksine çekte rehin cirosunun mümkün olmadığı, davacı yanca, davalı bankanın çekleri rehin cirosuyla iktisap ettiği ileri sürülmüş ise de davaya konu çeklerin 6102 sayılı Kanun'un 689 uncu maddesinde belirtildiği şekilde "bedeli teminattır", "bedeli rehindir" ibaresini ya da rehnetmeyi belirten diğer her hangi bir kaydı içermediği, bu nedenle davalı bankaya yapılan beyaz cironun rehin cirosu olarak kabulünün mümkün olmadığı, İlk Derece Mahkemesince, davalı banka hakkındaki davanın belirtilen gerekçeyle reddi gerekirken yazılı gerekçeyle reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davalı şirket hakkındaki davanın kabulüne, davalı banka hakkındaki davanın ise kararda gösterilen gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı bankanın davaya konu çekleri rehin cirosuyla devralıp devralmadığı ve buradan varılacak sonuca göre yetkili hamil olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 inci maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 689 uncu maddesi.
- Değerlendirme
1.Dava, davaya konu 4 adet çeke dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
2.Poliçeye ait olup çek hakkında da uygulanması mümkün bulunan 6102 sayılı Kanun'un 818 inci maddesinde, rehin cirosu ile ilgili aynı Kanun'un 689 uncu maddesine yapılmış bir atıf bulunmadığından çekte rehin cirosu caiz olmayıp, rehin veya bunun sonucunu elde etmeye yönelik olarak teminat amacıyla çekin ciro ile elde edilmesi halinde çeki devir alan kişi çeke dayalı hakları kullanamaz. Nitekim Dairemizin yerleşik uygulaması da bu şekildedir. (Dairemizin 11.04.2018 tarihli, 2016/15070 E. – 2018/2588 K. sayılı ve 26.09.2017 tarihli, 2016/7396 E. 2017/4744 K. sayılı ilamları)
-
Keşidecisi davacı, lehtarı davalı şirket olan davaya konu çeklerin, davalı şirket tarafından dava dışı Anka Grup Demir Çelik...Tic. Ltd. Şti'ye, adı geçen şirket tarafından da davalı bankaya beyaz ciro yoluyla devredildiği görülmektedir.
-
Davaya konu çekler üzerinde, "bedeli teminattır", "bedeli rehindir" ibareleri ya da rehnetmeyi belirten başkaca herhangi bir kayıt bulunmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Ancak davalı bankanın, çekleri, dava dışı Anka Grup Demir Çelik...Tic. Ltd. Şti.'nin kredi borçlarının teminatı olmak üzere ciro yoluyla devraldığı anlaşılmaktadır. Nitekim bu husus davalı bankanın da kabulünde olup davalı banka vekili 26.10.2016 tarihli dilekçesinde; dava dışı Anka Grup Demir Çelik...Tic. Ltd. Şti.'nin, çekleri, müvekkili bankaya olan kredi borçlarının teminatı olmak üzere ciro yoluyla müvekkiline devrettiğini belirtmiştir. Bunun yanında, 07.06.2016 tarihli Çek Tevdi Bordrosu'nda çeklerin teminat olarak alındığı belirtildiği gibi davalı bankanın, çekleri devraldıktan bir gün sonra dava dışı Anka Grup Demir Çelik...Tic. Ltd. Şti.'ne davaya konu çeklerin toplam tutarı olan 450.000,00 TL tutarında kredi kullandırdığı da anlaşılmaktadır.
-
Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu çekler üzerinde, "bedeli teminattır", "bedeli rehindir" ibareleri ya da rehnetmeyi belirten başkaca herhangi bir kayıt bulunmadığından bahisle davalı bankaya yapılan cironun rehin cirosu olarak kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmış ise de yukarıdaki (2) numaralı bentte de ifade edildiği üzere çekin, rehin sonucunu elde etmeye yönelik olarak teminat amacıyla ciro yoluyla elde edilmesi de caiz olmadığından davalı bankanın yetkili hamil olarak kabulü mümkün olmayıp, aksi yöndeki gerekçe isabetli değildir.
-
Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı bankanın yetkili hamil olmadığı gözetilerek davalı banka hakkındaki davanın da kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi
K A R Ş I O Y
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olduğundan davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle kararın onanmasını düşündüğümden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:14:38