Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/2644
2023/2316
13 Nisan 2023
MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/862 Esas, 2020/655 Karar
HÜKÜM: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2015/467 E., 2018/732 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın kredili müşterisine 4 adet genel kredisi taahhütnamesi gereğince ticari kredi kullandırdığını, davalı ...'in kredi sözleşmelerini müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödememesi üzerine icra takibine geçildiğini, itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek davalıların itirazlarının iptaline, takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinde; takibe konu borçlu şirkete 24.10.2011 tarihli hisse devir sözleşmesi ile %1'lik hisse ile ortak olduğunu, bu ortaklığı 06.03.2013 tarihine kadar sürdürdüğünü, bu tarihte hissesini devrederek borçlu şirketle ilişkisini bitirdiğini, şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra kefillik sıfatının bankaya ihtar ettiğini, 25.07.2013 tarihli taahhütnameyi imzalamadığını, 14.08.2013 tarihli taahhütnamenin kefalet sözleşmesi geçerlilik şartlarını taşımadığını ileri sürerek davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirket ile davacı şirket arasındaki genel kredi taahhütnameleri devam ettiği süreçte taraflar arasındaki kredi sözleşmesine göre müvekkili şirketin davacıya kredi sözleşmesi kapsamında bugüne kadar yapması gerekli tüm ödemeleri yaptığını, müvekkili şirkete gönderilen ihtarnamenin usulsüz olduğunu savunarak davanın reddi istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile davalı borçlu Teknolojik Yapılar Şirketi arasında 27.04.2012, 27.04.2012 ve 14.08.2012 tarihli genel kredi sözleşmelerinin imzalandığı ve bu sözleşmeleri davalı ...'in müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davacı banka ile davalı borçlu Teknolojik Yapılar Şirketi arasında imzalanan 25.07.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde ise davalı ...'in kefalet imzasının bulunmadığı, bu sözleşmeler kapsamında davacı banka tarafından davalı asıl borçluya krediler kullandırıldığı, 27.02.2015 tarihinde kredilerin yapılandırılmak suretiyle taksitlendirildiği, davalı ...'in 10.05.2013 tarihinde davacı bankaya tebliğ edilen ihtarnamesi ile kefaletten istifa ettiğini bildirdiği, davacı banka tarafından cevabi ihtarname ile 10.05.2013 tarihi itibariyle asıl borçlu şirketin 616.075,00 TL nakdi, 2.167.538,00 USD ile 6.270,00 TL gayrinakdi borcunun bulunduğunun belirtildiği, davalı ...'in verdiği kefaletlere yönelik olarak eş muvafakatının bulunmadığı belirtilmekle birlikte Mersin 1. Aile Mahkemesi'nin 2012/400 E. sayılı dosyasında açılan dava nedeniyle bu iddianın yerinde görülmediği, kefaletinin geçerli olduğu, icra takibinin dayanağı gayri nakdi kredilerin asıl borçlu şirkete 21.05.2012, 22.06.2012 ve 27.06.2012 tarihlerinde kullandırılması göz önüne alınarak kefaletten istifa beyanının bankaya ulaşmasından sonra asıl borçlu şirkete kullandırılan gayri nakdi kredi olmadığından, kullandırılan gayrinakdi krediler kefilin kefaletten dönme beyanının bankaya ulaştığı tarihten önce kullandırılmış olduğundan, takip tarihi itibariyle mevcut olan gayrinakdi kredilerden davalı kefilin sorumlu olması gerektiği davalı kefilin kefaletten dönmesinin 01.07.2012 tarihinden sonra yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 599 uncu maddesi göz önüne alınarak mümkün olduğu, nakdi krediler yönünden, davalı borçlu kefilin kefaletten dönme iradesini bankaya bildirdikten sonra davalı asıl borçlu şirkete kullandırılmış olan kredilerin 05.05.2014 tarihi itibariyle tamamen tahsil edilerek sıfırlandığı, kefilin kefaletten istifasından sonra 29.05.2014 ve 19.07.2014 tarihlerinde asıl borçlu davalı şirkete davacı banka tarafından yeni kredi hesapları açılarak krediler kullandırıldığı, davacı bankanın takip tarihi itibariyle talep ettiği nakdi kredi alacakları yönünden kefaletten istifa eden davalı kefil ...'in sorumluluğunun mümkün olmadığı, bu kapsamda nakdi krediden kaynaklı olarak davalı kefil ...'in aleyhine açılan itirazın iptali davasının reddi gerektiği, yeterli görülerek hükme esas alınan 06.11.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre takip tarihi itibariyle davacı bankanın davalı asıl borçludan talep edebileceği tutarın nakdi krediden toplam 620.845,13 TL, gayrinakdi kredilerden kaynaklı olarak 1.803.908,00 TL, dövize natık teminat mektupları bedeli ve iki adet çek için 2.400,00 TL çek depo bedeli olmak üzere toplam 1.806.308,00 TL olduğunun tespit edildiği, nakdi krediden kaynaklanan asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren %30 oranında temerrüt faizi hesaplanmasının gerekeceği, mahkemelerince yazılan müzekkere üzerine icra takibinde gayri nakdi alacak olarak talep edilen 994.284,00 TL (371.000 USD karşılığı) ve 426.120,00 TL (159.000 USD karşılığı) teminat mektupları yönünden davasının dava tarihinden sonra bu teminat mektuplarının kapatıldığı, bu kapsamda bu teminat mektupları yönünden dava açıldıktan sonra davanın konusunun kalmadığı, 383.508,00 TL (143.100 USD karşılığı) teminat mektubunun ise bankaya ibraz edilmediği ve iki adet çekten kaynaklı 2.400,00 TL çek depo bedeli yönünden her iki davalının sorumlu olup, davalıların itirazlarının bu kısımlara yönelik iptali gerektiği anlaşıldığından, davacının davalı ... ve Teknolojik Yapılar Tic. Ltd. Şti. yönünden 994.284,00 TL (371.000 USD karşılığı) ve 426.120,00 TL (159.000 USD karşılığı) teminat mektupları yönünden davasının dava tarihinden sonra bu teminat mektuplarının kapatıldığı ve konusu kalmadığı anlaşıldığından bu teminat mektupları yönünden davanın esasıyla ilgili karar verilmesine yer olmadığına, davacının davalı ... ve Teknolojik Yapılar Tic Ltd Şti yönünden 383.508,00 TL (143.100 USD karşılığı) teminat mektubu ve 2.400,00 TL çek depo bedeli yönünden davasının kabulüne, davacının davalı borçlu ... aleyhine 00002 hesap nolu taksitli ticari krediden kaynaklı nakde ilişkin itirazın iptali davasının reddine, davacının davalı borçlu Teknolojik Yapılar Ltd. Şti. 00002 hesap nolu taksitli ticari krediden kaynaklı nakde ilişkin itirazın iptali davasının kabulüne, davacı alacaklı vekili tarafından davalı borçlu Teknolojik Yapılar şirketi aleyhine Mersin 6. İcra Müdürlüğü'nün 2015/9352 E. sayılı takip dosyasında 00002 hesap nolu taksitli ticari krediden kaynaklı olarak 593.200,01 TL asıl alacak 26.328,68 TL işlemiş %15 akdi faiz, 1.316,40 TL %5 BSMV olmak üzere toplam 620.845,13 TL alacağın takip tarihinden tahsil tarihine kadar ana para tutarına yıllık %30 temerrüt faizi, faizin gider vergisi, avukatlık ücreti ile birlikte tahsilde tekerrüre esas olmamak üzere tahsiline ilişkin icra takibine yönelik davalı borçlu Teknolojik Yapı... Şirketinin itirazının iptali ile takibin devamına, aynı takip dosyasına yönelik olarak davalı borçlular ... ve Teknolojik Yapılar Tic Ltd Şti'nin 383.508,00 TL (143.100 USD karşılığı) ve 2.400,00 TL çek depo bedeli olmak üzere toplam 385.908,00 TL gayri nakdi risk bedellerinin tüm ferileri ile birlikte genel kredi sözleşmeleri hükümleri uyarınca alacaklı banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesaba depo edilmek üzere avukatlık ücreti ve icra masrafları ile birlikte tahsiline yönelik icra takibine iptali ile takibin aynı şartlarda devamına, icra inkar tazminatının niteliği dikkate alınarak asıl alacak üzerinden hükmedilmesi gerektiğinden 593.200,00 TL asıl alacağın %20'si olan 118.640,00 TL icra inkar tazminatının davalı borçlu Teknolojik Yapılar.. şirketinden alınarak davacı alacaklıya verilmesine, davalı ...'in icra inkar tazminatı talebinin icra takibinin haksız olmakla birlikte kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden koşulları oluşmadığından reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkemece Teknolojik Yapılar Ltd. Şti.'ye karşı açılan davanın kabul edildiğini; ancak davalı ...'e karşı açtıkları ticari krediden kaynaklı nakde ilişkin itirazın iptali davalarını reddine karar verildiğini, reddine karar verilen hükümlerin kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, müteselsil kefil ...'in 27.04.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi ile 14.08.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunu, bu kredilerin yapılandırma usulüyle ödendiğini, söz konusu kredilerin ticari açık kredi hükmünde olmasından dolayı kefilin imzaladığı kredinin kapandığını belirtilmesinin hatalı olduğunu, kefalet ilişkisinin 10 yıl süreyle tatbik edildiği göz önüne alındığında borçlu ...'in 2022 ye kadar sorumlu olacağını, davalının kefaletten dönmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki davalının kefaletten dönebileceği kabul edilse dahi 6098 sayılı Kanun'un 599 uncu maddesi gereğince müvekkili şirketin zararlarını karşılaması gerktiğini ileri sürerek eksik inceleme neticesinde tanzim edilmiş olan hükümde reddine karar verilen hüküm maddelerinin kaldırılarak; borçlu ... aleyhine 00002 hesap nolu taksitli ticari krediden kaynaklı nakde ilişkin itirazın iptali davasının davalı ...'in nakdi borçlardan da da sorumlu olduğu sebebiyle kabulüne, davalı ... aleyhine asıl alacağın %20sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin sorumlu tutulduğu gayri nakdi risk olan ve temlik eden bankaya iade edilmeyen 143.000 USD bedelli teminat mektubuna ilişkin kabul kısmi kabul kararı ile reddedilen taksitli krediden kaynaklı nakdi değere ilişkin müvekkili lehine hükmedilmeyen kötü niyet tazminatı hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden ve hangi rapora üstünlük tanındığı açıklanmadan karar verildiğini, kefil olan müvekkilinden depo talebinde bulunulamayacağını, müvekkilinin kefaletten istifa ettiğini, buna ilişkin ihtarın 10.05.2013 tarihinde tebliğ edildikten sonra davacının hiçbir kredisini geri çağırmadığını, hatta yeni krediler açtığını, teminat mektuplarını istemediğini, riskin devamına izin verdiğini, müvekkilinin zarara uğratıldığını, Akbank ile Hayat Varlık Yönetim A.Ş. arasındaki devir sözleşmesinin gayri nakdi alacakları kapsamadığını, diğer taraftan müvekkili hakkındaki nakit alacaklara ilişkin talebin red edilmesine rağmen kötü niyet tazminat talebine karar verilmediğini, oysa bankanın hesap hareketlerine hakim olduğunu 2012 yılında kullanılan kredilerin 2013 yılında kapatılmasına rağmen yeni krediler kullandırıldığını, üstelik daha öncesinde davacının kefillikten döndüğünü, bankanın 2014 yılında kullandırılan kredilerden dolayı müvekkilinin sorumlu olmadığını bildiği halde ihtiyati haciz kararı alarak maaşına haciz koydurttuğunu, bankanın kötü niyetli olduğunu ileri sürerek Yerel Mahkeme kararının istinaf ettikleri yönü ile kaldırılmasına davanın müvekkili yönünden tümü ile reddine karar verilmesini istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf sebepleri yönünden değerlendirme yapıldığında: gerek ikinci gerekse üçüncü raporlarda tablolar halinde hangi sözleşmeden dolayı ne miktar kredi kullanıldığı ve ne zaman ödeme yapıldığı ve kredilerin hangi tarihlerde kapatıldığının açıklandığı, 27.04.2012 tarihli sözleşmeden dolayı kullandırılan 125.000,00x4=500.000,00 TL tutarındaki kredinin 22/01/2013, 21.02.2013, 25.03.2013 ve 29.04.2013 tarihlerinde nakden tahsil edilerek kapatıldığı, 04.05.2012 tarihinde 27/04/2012 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırılan 250.000,00 TL tutarındaki kredinin aynı sözleşmeye istinaden 28.06.2013 tarihinde kullandırılan 525.000,00 TL tutarındaki kredi ile kapatıldığı, 25.07.2013 tarihinde (27.04.2012 ve 25.07.2013 tarihli sözleşmelere istinaden) kullandırılan 600.000,00 TL kredi ile 525.000,00 TL'lik kredinin kapatıldığı, bu kredi de en son 05.05.2014 tarihinde yapılan ödeme ile tamamen kapatıldığı, borçlu şirketin 10.01.2014 tarihinde 25.07.2013 tarihli sözleşmeye istinaden 68.000,00 TL kredi kullandığı, bu kredi borcu nakit ödemeler ile 10.07.2014 tarihinde kapatıldığı, 29.05.2014 tarihinde 542.000,00 TL ve 14.07.2014 tarihinde 100.000,00 TL tutarında iki adet kredinin davalı ...'in imzası bulunmayan 25.07.2013 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırıldığı, bu kredilerin 27.02.2015 tarihinde yapılandırılarak 25.07.2013 tarihli sözleşmeye istinaden kullandırılan 593.200,00 TL tutarındaki kredi ile kapatıldığı, icra takibine konu edilen nakit alacağın 3800002 numaralı krediden kaynaklanan 593.200,00 TL tutarındaki bu krediye ilişkin alacak olduğu, bu kredi davalı ...'in kefaletinin bulunmadığı bir sözleşmeye istinaden kullandırıldığı için davalının nakdi alacaktan dolayı sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, eşinin imzası bulunmayan 14.08.2012 tarihli sözleşmeden dolayı kullandırılan ve takibe konu edilen bir nakit borcun ise bulunmadığı, bu sebeplerle davalının kefaletten istifasının geçerli olup olmamasının sonuca etkili yönü bulunmadığı ve davacının istinaf talebinin yerinde görülmediği, davalı ... vekilinin istinaf sebepleri yönünden değerlendirme yapıldığında; davalı her ne kadar kefil olarak depo taleplerinden sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de, 27.04.2012 tarihli sözleşmelerin 17. md.de; bankaya kefiller yönünden de depo talep etme imkanı verildiği, diğer taraftan davalı ... Mersin 11. Noterliğinden keşide edilen 06.05.2013 tarihli 1634 yevmiye numaralı ihtarname ile kefaletten döndüğünü bildirdiği ve bu ihtar 10.05.2013 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, teminat mektupları kefaletten dönülmesinden önce ve 27.04.2012 sözleşmelere istinaden düzenlendiği, bu sözleşmelerin 17/5. md.de açıkça BK'nın 490. maddesindeki haklar ile kefaletten kurtulma imkanı veren 493 ve 494 üncü maddelerindeki haklardan feragat edildiğinin belirtildiği, B.K.'nın 493 üncü ve 494 üncü maddeleri emredici nitelikte bulunmadığından kefilin anılan yasa hükümleri ile kendisine tanınan haklardan başlangıçta vazgeçmesinin olanaklı olduğu (Yargıtay 19.HD 2017/4953 E. 2019/5618 K.), davacının kötü niyetli olduğu ve davalı ... hakkındaki nakit alacaklar hakkındaki talebin red edilmesine rağmen kötü niyet tazminatına hükmedilmediği istinaf sebebi olarak getirtilmiş olup, dava tarihi itibariyle nakit alacaklar yönünden ... hakkındaki davanın haksız olduğunun sabit olduğu, ancak davacının kötü niyetli olduğu konusunda herhangi bir delil bulunmadığı, kaldı ki çok sayıda kredi kullanılması bu kredilerin çoğunun yeni krediler kullanılmak veya yapılandırılmak suretiyle kapatılması sebebiyle davacının kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediği ileri sürülmüş ise de; raporlar arasındaki görüş aykırılıklarının bir kısmının hukuki nitelikte olduğu, ilk derece mahkemesince veya dairelerince resen gözetilebileceği, nakit alacaklar yönünden yapılan hesaplamalardaki faklılıkların ise sonucu etkilemediği, keza davalı ...'in nakdi kredilen sorumlu tutulmadığı, diğer davalının ise istinaf yoluna başvurmadığı, Hayat Varlık Yönetim A.Ş.'nin gayri nakit alacakları temlik almadığının beyan edildiği, davacı ...A.Ş.'nin dava tarihinden sonra Beyoğlu 38. Noterliğinde düzenlenen 03/01/2018 tarihli 137 yevmiye numaralı temlikname ile dosya alacağının tamamını Hayat Varlık Yönetim Anonim Şirketine temlik ettiği, temliknamenin ekindeki listede Mersin 6.İcra Müdürlüğü'nün 2015/9352 esas sayılı dosyası açıkça belirtildiği gibi bu dosyalar ile ilgili hak ve alacakların tamamen temlik edildiğinin belirtildiği, temliknamenin devamında ayrıca "takip konusu yapılmayan nakit alacakların da" devredildiğinin belirtildiği, oysa dava konusu edilen alacakların icra ve dava konusu yapıldığı, açıklanan nedenlerle; davacı ve davalı ... vekilinin İstinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, ilk derece mahkemesinin kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf ilamında belirtilen "...davalı ...'in kefaletinin bulunmadığı bir sözleşmeye istinaden kullandırıldığı için davalının nakdi alacaktan dolayı sorumlu tutulması mümkün değildir." ifadesinin hukuka ve kefalet sisteminin ticari hayata kattığı güvenirliğe aykırı olduğunu,davalı ...'in, davaya konu kredi sözleşmelerinin 22. 23 ve 24. sayfalarındaki kefil beyanı bölümlerinin kendisi tarafından el yazısı ve imzası ile tanzim olunduğunu, söz konusu kredilerden 10 yıl boyunca 10.000.000,00 TL ye kadar kefil olarak sorumlu bulunduğunun imza olunduğunu, ayrıca yine 27.04.2012 tarihli 5.000.000,00 USD bedelindeki kredi sözleşmesinde aynı şekilde imzasının mevcut olduğunu, kredi sözleşmelerinin genel hükümlerinde yer alan: "Banka, anılan kredileri yeniden finansmanı amacıyla da kredi kullandırabilir... Banka, Müşteri'ye tahsis ettiği nakit kredileri Sözleşme'nin imzalanmasını müteakip yukarıda belirtilen şekil ve şartlarda kullandırabileceği gibi, kredinin bir bölümünü veya tamamını Müşteri'nin alacaklı cari veya diğer borçlu cari hesaplarına re'sen virman yapmak suretiyle ve/veya alacaklı cari hesaplarının borçlu cari hesaba dönüştürülmesi şeklinde de kullandırabilir. Banka, ayrıca bakiyesi sıfıra inmiş cari hesapların ve diğer türlerdeki kredilerin yeniden işletilmesine ve açılmış borçlu cari hesaplarla diğer türlerdeki kredileri dilerse kapatarak veya kapatmadan belirlediği limitlerle müşteri ile mutabık kalınan her türde yeni kredi veya cari hesap açmak suretiyle kullandırmaya yetkilidir...''bölge adliye mahkemesince genel hükümlerdeki bu kısmı dikkate almadığını, hiçbir bankanın, kendisine daha önce ticari müteselsil müşterek kefalet ile kefil olunmuş bir kredi sözleşmesinin kapatılması için açılacak olan yeni krediye o kefil dışında bir kefil şartı aramayacağını, somut olayda 27/04/2012 tarihinde iki adet sözleşme mevcut olduğunu ve davalı ...'in her iki sözleşmede de kefil olarak imzasının mevcut olduğunu, davalı ...'in yeni kredilerdeki sorumluluğunun da bu şekilde devam ettiğini, zira hem davalı ...'in 10 yıllık bir kefalet ilişkisine imza atması hem de 6098 sayılı Kanun'un 599 uncu maddesinin ikinci fıkrasının bunu amaçladığını, bölge adliye mahkesinin ilamında belirtilen "Eşinin imzası bulunmayan 14/08/2012 tarihli sözleşmeden dolayı kullandırılan ve takibe konu edilen bir nakit borç ise bulunmamaktadır. Bu sebeplerle davalının kefaletten istifasının geçerli olup olmamasının sonuca etkisi yoktur." ifadesinin hukuka aykırı olduğunu, 14.08.2012 tarihinde boşanma davası süren davalı ... ayrı yaşama hakkını kazandığı ve bu sebeple eşinin rızasının almasına gerek olmadığının hukuken gözlenmesi gerekirken istinaf incelemesinde hukuka aykırı olarak dikkate alınmasığını, mezkur tarihli sözleşmeden kaynaklanan kefalet bağını her ne kadar davalı ... dönme yöntemiyle iptal ettiği öne sürülse de bunun kabul edilemeyeceğini, yapılan sözleşmelerin 17.maddesinde kefaletten dönülemeyeceği hükmünün yer aldığını, aksi düşünülse dahi 6098 sayılı Kanun'un 599 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince müvekkili şirketin uğranılan müspet menfi tüm zararını tazminine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin müvekkil aleyhinde verilen kısmi kabul kararı yanında reddedilen asıl alacak nedeni ile müvekkil lehine hükmedilmeyen kötü niyet tazminatının istinaf incelemesine konu edildiğini ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf taleplerinin reddedildiğini, bölge adliye mahkemesi kararı usul ve yasaya aykırı olmak ile bozulması gerektiğini, dosya içerisinde alınan raporlar birbiri ile çelişik olup bu çelişkinin giderilmediğini, üstünlük tanınan raporun niçin hükme dayanak alındığının belirlenmediğini, bu yönü ile her iki kararın da hatalı olup bozulması gerektiğini, müvekkilin kefil sıfatı taşıması nedeni ile kefalet sorumluluğu kapsamında teminat mektupları depo bedellerinin kefilden talep edilemeyeceğini, bu bakımdan kefil sıfatı taşıyan davalı müvekkilinin hiçbir teminat mektubu depo bedelinden sorumlu olmaması gerektiğini, temlik alan Hayat Varlık Yönetim A.Ş. ile temlik eden Akbank T.A.Ş arasında temlik sözleşmesi imzalandığını, temlik eden asıl davacı ...A.Ş.’nin gayrinakdi teminatları temlik etmediğini, temlik eden davacı bankanın, diğer davalı tarafından kullanılan 2014 yılındaki kredilerde de davalı ...’in bir sorumluluğunun olmadığını bildiğini, bankanın kendisine yapılan ihtara rağmen (kefillikten istifa) daha sonra kullandırılan kredilerden müvekkil kefili sorumlu göstererek takip yapmasının kötü niyetli olduğunu, bu nedenle koşulları oluştuğu halde haksız olduğu halde kötü niyetli olduğu ispat edilmediği gerekçesi ile verilmeyen kötü niyet tazminatı için de her iki kararı da temyiz ettiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
-
Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı ... vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ...'e yükletilmesine,
Davacı (temlik alan) Hayat Varlık Yönetim A.Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı Hayat Varlık Yönetim A.Ş.'ye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:15:57