Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/8367
2023/2303
13 Nisan 2023
MAHKEMESİ: Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2021/273 Esas, 2021/538 Karar
HÜKÜM: Ret
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.04.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat Mithat Taner İpek ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalının dava dışı şirketin kullandığı ticari krediye müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, borcun ödenmemesi üzerine, hesabın kat edildiğini ve muhataplara ihtarname keşide edilerek icra takibi başlatıldığını, davalının takibin tamamına itiraz ettiğini belirterek haksız yapılan itirazın iptali ile karşı tarafın %20 inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olup olmadığı hususunda tereddütü olduğunu, imza kendisine ait olsa dahi kefalet nedeni ile borçlandığı miktarın daha sonra ödendiğini, bir kimsenin kefaletinin ancak imzaladığı miktar kadar sınırlı olduğunu, bu imzasından dolayı daha sonra üretilen borç ve miktarlardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını savunarak haksız açılan davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 19.11.2014 tarih, 2013/557 E. ve 2014/462 K. sayılı kararı ile Adli Tıp Kurumunun 24.09.2014 tarihli raporu uyarınca, söz konusu sözleşme altındaki imzanın açıkça davalıya ait olmadığının belirlendiğini, bu nedenle sözleşmenin davalıyı bağlamayacağı gerekçesiyle davanın reddine, davacının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Birinci Bozma Kararı
Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 22.11.2016 tarih, 2016/2329 E. ve 2016/15010 K. sayılı ilamıyla, sözleşme tarihi olan 13.12.2011 tarihinden önceki günlere ait davalı tarafından resmi merciler önünde atılmış imza asıllarının getirtilip, huzurda alınan imzalar ile birlikte usulüne uygun olarak imza incelemesi yaptırılması gereğine işaret edilerek bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 31.10.2018 tarih, 2017/110 E. ve 2018/735 K. sayılı kararı ile; Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca genel kredi sözleşmesindeki davalıya atfen atılan imzaların eli ürünü olmadığı tespit edildiği, bu sözleşmeyle davalının sorumlu tutulamayacağı, bir güven kurumu olan davacı banka sözleşmeye imzalar atılırken imzaların atan kişiye aidiyeti noktasında gerekli dikkat ve ihtimamı göstermek mecburiyetinde olduğu ve kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olup olmadığını da bilebilecek durumda olan davacı bankanın, imzanın davalıya ait çıkmaması durumunda kötüniyetli olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın reddine ve davalı lehine kötüniyet tazminatına karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
D. İkinci Bozma Kararı
Dairenin 27.01.2021 tarih, 2020/3353 E. ve 2021/525 K. sayılı ilamıyla mahkemece alınan medari tatbik imzaların incelenmek ve davacının itirazlarını da karşılayacak şekilde Adli Tıp Kurumundan yeniden rapor alınması gerekmekle eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmediği belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 22.09.2021 tarih 2021/273 E. ve 2021/538 K. sayılı kararı ile 13.12.2011 tarihli genel kredi sözleşmesindeki davalı adına atılan imzanın davalı eli ürünü olmadığı Adli Tıp Kurumunun 02.08.2018 tarihli ve 13.07.2021 tarihli raporlarıyla sabit hale geldiği, raporlar değerlendirildiğinde inceleme yöntemlerinin, kullanılan aletlerin açıkça bildirildiği, raporda kanaate yer vermeyecek kesinlikte sonuca ulaşıldığı görülmekle hüküm kurmaya elverişli olduğu kanaatine varıldığı, 18.12.2017 tarihli celsede davalı açıkça 15.05.2009 tarihli genel kredi sözleşmesindeki imzasını kabul etmediği, bu nedenle 15.05.2009 tarihli sözleşmenin incelemeye alınmasının mümkün olmadığı, davanın dayanağının 13.12.2011 tarihli sözleşme olduğu ve bu sözleşmedeki imzanın davalıya ait olmadığının Adli Tıp Kurumu raporlarıyla kesin bir şekilde tespit edildiği, kredi sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olup olmadığını davacı banka bilebilecek durumda olup, huzurunda atılması gereken imzadan bilgi sahibi olduğunun kabul edilmesinin gerektiği, buna göre imzanın davalıya ait çıkmaması durumunda davacının kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; mahkemece bozma ilamına uyulduğu belirtilmişse de bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmediğini, adli tıp raporuna itirazın değerlendirilmeden, yazı örnekleri incelenmeden karar verildiğini, adli tıp raporunda farklı belgelere dayanılarak iki inceleme yapıldığını ve 15.05.2009 tarihli genel kredi sözleşmesi, 22.04.2011 tarihli belge ve 15.05.2010 tarihli hazirun cetveli dikkate alınarak yapılan incelemede imzanın davalıya ait olduğunun tespit edildiğini, 15.05.2009 tarihli ve 13.12.2011 tarihli genel kredi sözleşmelerine dayanılarak takip yapıldığını, her iki sözleşmedeki imzann davalı eli ürünü olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, davalının başka bankalar nezdindeki imzalarını da reddettiğini, kötüniyetli olduğunu, davalının 18.12.2017 tarihli duruşmada davalının imzaları kabul ettiğini, sözleşmelerdeki davalı ismi üzerinde yazı incelemesi yapılması gerektiğini, davalının takibe itirazında açıkça imza inkarında ulunmadığını, kendisinin de tereddüt yaşadığını, bu durumda bankanın kötüniyetinden söz edilemeyeceğini, kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesine dayalı olarak yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi
- Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:15:57