Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
11. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/2834
2023/2293
13 Nisan 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2016/317 Esas, 2022/25 Karar
HÜKÜM: Kısmen kabul
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, 09.09.2009 tarihi itibariyle 9.248.189,43 TL olan alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin davalının itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takip konusu alacak tutarının doğru olmadığını, faiz oranının fahiş olduğunu, davalının temerrütünün gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 05.06.2014 tarih, 2014/17282 E. ve 2015/6460 K. sayılı kararı ile davacının alacaklı olduğu asıl alacak ve işlemiş faiz tutarının belirlendiği, masraf adı altında talep edilen alacak için dekont sunulmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, takibin toplam 653.565,82 TL üzerinden devamına karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 30.04.2015 tarih, 2014/17282 E. ve 2015/6460 K. sayılı kararıyla taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 10 ve 19 uncu maddelerinde faiz oranları konusunda düzenleme yapıldığı, sözleşme hükümlerinin tarafları bağlayıcı nitelikte olduğu, Mahkemece konusunda uzman bankacı bilirkişiler tarafından banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak davacı bankanın uyguladığı temerrüt faizi oranları, hesap kat tarihi itibariyle davalının sorumlu olacağı miktar konusundan tarafların itirazlarını karşılayacak, gerekçeli ve denetime elverişli olacak şekilde düzenlenecek bilirkişi raporu sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlık konusunda uzmanlığı bulunmayan yetersiz bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle karar verilmesi doğru olmadığına işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip talebinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 100 üncü maddesi uygulanması, yani ödemelerin öncelikle faizden düşülmesi talep edilmiş ise de, takip tarihinden sonra tahsilatların sağlandığı ve takip tarihinden sonra yapılan tahsilatların 6098 sayılı Kanun'un 100 üncü maddesi gereği öncelikle faiz ve masraflardan düşmesi gerektiği halde davacının hesaplarında ana paradan düştüğünün tespit edildiği, itirazın iptali davalarının takip dosyası ile sıkı sıkıya bağlı olduğu ve taleple bağlılık ilkeleri çerçevesinde, davacının takip dosyası ile asıl alacak olarak 83.620,97 TL talep ettiği, takip dosyasında tahsil edilen tutarların, öncelikle ana paradan düşülmesi gerektiğinin kabul edildiği, temerrüt faiz oranın, davacı tarafından %135 olarak talep edildiği, genel kredi sözleşmenin temerrüte ilişkin 19 uncu maddesinde temerrüt faizinin en yüksek akdi faiz oranının %50 fazlası olarak ifade edildiği, davacının temerrüt tarihindeki en yüksek akdi faizin %90 olduğu tespit edildiğinden, temerrüt faizinin %135 olarak talep edilmesinin sözleşmeye uygun olduğu, takipte talep edilebilecek asıl alacağın bulunmadığı, 31.12.2002 tarihi itibari ile işlemiş faiz ve ferilerinin 5.196.670,52 TL, fazla ödenen tutarın 2.730.127,48 TL ve toplam borç tutarının 2.446.543,04 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne takibin 2.446.543,04 TL işlemiş faiz ve bu alacak kalemine takip tarihinden itibaren işleyecek %135 temerrüt faizi yönünden devamına icra inkâr tazminatı isteminin reddine, kötü niyet tazminatı isteminin kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda 27.04.2000 temerrüt tarihi itibarıyla bakiye alacak tespiti 1.302.498,09 TL olarak yapılmış olmakla birlikte talebe bağlılık ilkesi gereği 27.04.2000 tarihli bakiye alacağın 09.09.2009 tarihli icra talebine esas anapara alacağı olan 83.620,97 TL olarak esas alınması talebe bağlılık ilkesi ile bağdaşmadığını,
83.620,97 TL tutarlı anapara alacağı 17.04.2000 09.09.2009 tarihleri arasında davalıdan sağlanan alacak girişleri sonucu 09.09.2009 tarihi itibarıyla tespit edilen anapara alacağı olduğunu, 17.04.2000 tarihi itibarıyla firma ve diğer borçlulara keşide edilen hesap kat ihtarında tespit edilen alacak tutarı dikkate alınarak alacak tespiti yapılması gerektiğini, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan itirazlar dikkate alınmadığını, dosyaya sunulan fişler incelendiğini, borçlu lehine kullandırılan GSM 102 kredisine ilişkin yapılan değerlendirmede dosya kapsamında sunulan 15 adet swift mesajının 7 adedinin kat tarihinden önce bir tarih olduğu bu nedenle sağlıklı bir değerlendirme yapılamadığı belirtildiğini, bilirkişi tarafından ibraz edilen dekontların üzerinde yer alan muhasebe skontlarının incelenmediği, fiş açıklaması yeterli olmayan dekontlar ile ilgili bilirkişi tarafından davacı beyanlarının dikkate alınmadığını, hesap hareketleri bilirkişi tarafından dikkat alınmadığını, 16.01.2007 tarihinden sonraki toplam 83.620,97 TL borç girişinin hesaplamalara dahil edilmediğini, sonuç olarak hükme esas bilirkişi raporunda 17.04.2000 tarihi itibarıyla 1.293.528,38 TL’lik davacı alacağını esas alınmak suretiyle %135 temerrüt faiz oranı üzerinden 83.620,97 TL davacı anapara alacağının hesaplamalara dahil edilerek yapılacak hesaplama ile 09.09.2009 tarihli davacı alacağının tespit edilmesi gerekirken bu hesaplama yapılmadığını ve davacı alacağının eksik hesaplandığı ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı bankanın davalıdan olan kredi alacağının miktarı noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
- Değerlendirme
1.Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Önceki Mahkeme kararı, hesap kat tarihi itibarıyla tarafların itirazlarını karşılayacak şekilde bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesine işaret edilerek bozulmuş olup Mahkemece bilirkişi raporu ve ek raporlar alınmış ise de bozmaya uyulması nedeniyle davalının hesap kat tarihi itibarıyla sorumlu olduğu miktar belirlenmesi gerekirken, dikkate alınmayarak takip tarihi itibarıyla davacı tarafından takip talebinde talep konusu yapılan asıl alacak esas alınarak hesaplama yapılması doğru olmamıştır.
Bozma ilamında da belirtildiği üzere konusunda uzman bankacı bilirkişiler tarafından banka kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak, davacının bilirkişi raporlarına itirazları da dikkate alınmak suretiyle hesap kat tarihi itibariyle alacağın belirlenmesi, kat tarihinden sonra davalı tarafından yapılan ödemelerin davacı banka tarafından asıl alacaktan mahsubu yönünde uygulama olduğundan ödemelerin öncelikle her ödeme tarihindeki asıl alacaktan mahsubuyla işlemiş faizin de her ödeme tarihine kadar dönem dönem asıl alacağa faiz oranı uygulanarak her bir ödeme tarihi itibariyle işlemiş faiz miktarının tespit edilerek, takip tarihi itibariyle işlemiş faizin buna göre belirlenmesi ve taleple bağlılık ilkesinin bu sonuç hesaba göre nazara alınması gerekirken kat tarihindeki asıl alacak miktar daha fazla belirlenmesine rağmen takip tarihinde istenen asıl alacak miktarı ile bağlı kalınarak bu miktarın asıl alacakmış gibi değerlendiren bilirkişi raporu benimsenerek karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Kabule göre de 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 104 üncü maddesinin üçüncü fıkrasına 6098 sayılı Kanun'un 121 inci maddesinin üçüncü fıkrası) aykırı olarak ve ayrıca talep de aşılarak faize faiz yürütülecek şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
-
Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:15:57